Sunday, May 3, 2026

6 - EN'AM

EN’AM 6/1 El hamdu lillahillezi halekas semavati vel erda ve cealez zulumati ven nur summellezine keferu bi rabbihim ya'dilun

( Övgü, o gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı oluşturan Allah içindir. Sonra o inkar edenler Rab’lerine muadil koşarlar. )

6/2 Huvellezi halekakum min tiynin summe kada ecela ve ecelun musemmen indehu summe entum temterun

( Sizi çamurdan yaratan, sonra da vadelendiren O'dur. İsimlendirilmiş belirli vade O’nun indindedir. Sonra siz şüphe ediyorsunuz.  )

6/3 Ve huvellahu fis semavati ve fil ard ya'lemu sirrakum ve cehrakum ve ya'lemu ma teksibun

( Ve göklerde ve yerde o Allah’tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.  )

6/4 Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin

( Ve Rab’lerinin ayetlerinden onlara, onlardan dönenler olduklarının haricinde ayet gelmez. )

6/5 Fe kad kezzebu bil hakki lemma caehum fe sevfe ye'tihim enbau ma kanu bihi yestehziun

( Gerçek kendilerine geldiğinde onu yalanladılar. Artık o alay ettiklerinin haberi yakında onlara gelecektir.  )

6/6 E lem yerav kem ehlekna min kablihim min karnin mekkennahum fil erdi ma lem numekkin lekum ve erselnes semae aleyhim midrara ve cealnel enhara tecri min tahtihim fe ehleknahum bi zunubihim ve enşe'na min ba'dihim karnen aharin

( Onlardan önce, nice nesilden helak ettiğimizi görmediler mi? Size vermediğimiz imkanları yerde onlara verdik. Göğü onların üzerine yağmur olarak gönderdik. Altlarından akan nehirler oluşturduk. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Onlardan sonra diğer nesili inşa ettik. )

6/7 Ve lev nezzelna aleyke kitaben fi kirtasin fe lemessuhu bi eydihim le kalellezine keferu in haza illa sihrun mubin

( Ve şayet sana kağıtta yazı indirmiş olsak da ona elleriyle dokunsalar, o inkarcılar "Bu kesinlikle apaçık sihirdir." diyeceklerdir. )

6/8 Ve kalu lev la unzile aleyhi melek ve lev enzelna meleken lekudiyel emru summe la yunzarun

( Ve "Onun üzerine melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Şayet melek indirseydik, iş bitirilmiş olurdu. Sonra gözetilmezlerdi, bakılmazlardı. )

6/9 Ve lev cealnahu meleken le cealnahu raculen ve le lebesna aleyhim ma yelbisun

( Ve şayet onu melek kılsaydık da onu adam kılardık. O kuşkulandıklarını, üzerlerine kuşku olarak verirdik. )

6/10 Ve lekad istuhzie bi rusulin min kablike fe haka billezine sehiru minhum ma kanu bihi yestehziun

( Ve senden önce de resullerle alay edildi de onlardan o alay edenleri, o alay etmiş oldukları kuşattı.  )

6/11 Kul siru fil erdi summenzuru keyfe kane akibetul mukezzibin

( De ki: "Yerde gezin. Sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın." )

6/12 Kul li men ma fis semavati vel ard kul lillah ketebe ala nefsihir rahmeh le yecmeannekum ila yevmil kiyameti la raybe fih ellezine hasiru enfusehum fe hum la yu'minun

( De ki: “O göklerde ve yerde olanlar kim içindir?” "Allah içindir." O, rahmeti kendi nefsine yazmıştır. Sizi, hakkında şüphe olmayan ayağa kalkış gününde kesinlikle toplayacaktır. O nefislerini hasarlandıranlar, artık onlar inanmazlar.  )

6/13 Ve lehu ma sekene fil leyli ven nehar ve huves semiul alim

( Ve gecede ve gündüzde iskan eden ne varsa O’nadır. O duyandır, bilendir.  )

6/14 Kul e ğayrallahi ettehizu veliyyen fatiris semavati vel erdi ve huve yut'imu ve la yut'am kul inni umirtu en ekune evvele men esleme ve la tekunenne minel muşrikin

( De ki: “Gökleri ve yeri yoktan yaratan, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah’tan başkasını mı edineyim?” De ki: "Kesinlikle ben teslim olan kimselerin ilki olmaya emrolundum." Kesinlikle ortak koşanlardan olma.  )

6/15 Kul inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azim

( De ki: "Eğer Rab’bime isyan edersem, kesinlikle ben büyük günün azabından korkarım." )

6/16 Men yusraf anhu yevmeizin fe kad rahimeh ve zalikel fevzul mubin

( O gün kendinden israf edilip giderilen, harcanan kimseye rahmet edilmiştir. Bu apaçık kurtuluştur. )

6/17 Ve in yemseskellahu bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve in yemseske bi hayrin fe huve ala kulli şey'in kadir

( Ve Allah sana bir zarar dokundurursa, ona O’nun haricinde açacak, kaldıracak yoktur. Eğer sana hayır dokundurursa, O her şeye gücü yetendir. )

6/18 Ve huvel kahiru fevka ibadih ve huvel hakimul habir

( Ve O, kullarının üstünde zorlayandır. O hakimdir, haberdardır. )

6/19 Kul eyyu şey'in ekberu şehadeh kulillahu şehidun beyni ve beynekum ve uhiye ileyye hazel kur'anu li unzirakum bihi ve men belağ e innekum le teşhedune enne meallahi aliheten uhra kul la eşhed kul innema huve ilahun vahidun ve inneni beriun min ma tuşrikun

( De ki: “Şahitlik olarak hangi şey daha büyüktür?” De ki: "Allah, benimle sizin aranızda şahittir ve bana bu Kur'an, onunla sizi ve o ulaştırılanları uyarmam için vahyedildi. Kesinlikle siz, Allah'la beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik mi edeceksiniz?" De ki:  "Ben şahitlik etmem." De ki: "Kesinlikle O tek ilahtır. Kesinlikle ben o ortak koştuklarınızdan beriyim." )

6/20 Ellezine ateynahumul kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehum ellezine hasiru enfusehum fe hum la yu'minun

( O kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. O nefislerini hasarlandıranlar, artık onlar inanmazlar. )

6/21 Ve men azlemu min men iftera alellahi keziben ev kezzebe bi ayatih innehu la yuflihuz zalimun

( Ve Allah’a  yalan uydurandan veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Kesinlikle O zalimleri iflah etmez. )

6/22 Ve yevme nahşuruhum cemian summe nekulu lillezine eşraku eyne şurakaukumullezine kuntum tez'umun

( Ve o gün onların hepsini toplarız. Sonra o ortak koşanlara "Nerede o zannetmekte olduğunuz ortaklarınız?" deriz. )

6/23 Summe lem tekun fitnetuhum illa en kalu vallahi rabbina ma kunna muşrikin

( Sonra, fitneleri, kavrayışları, anlayışları "Ve Allah, Rab’bimiz, biz ortak koşanlar değiliz." demenin haricindeki olmaz. )

6/24 Unzur keyfe kezebu ala enfusihim ve dalle anhum ma kanu yefterun

( Bak, nefisleri üzerine nasıl yalan söylediler. O uydurdukları onlardan saptı. )

6/25 Ve minhum men yestemiu ileyk ve cealna ala kulubihim ekinneten en yefkahuhu ve fi azanihim vakra ve in yerav kulle ayetin la yu'minu biha hatta iza cauke yucadiluneke yekulullezine keferu in haza illa esatirul evvelin

( Ve onlardan seni dinleyenler de vardır. Fakat biz onu anlamasınlar diye kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarının içine ağırlık oluşturduk. Eğer bütün ayetleri görseler bile onlara inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle mücadele ederler. O inkar edenler "Kesinlikle bu ancak evvelkilerin masallarıdır." derler.  )

6/26 Ve hum yenhevne anhu ve yen'evne anh ve in yuhlikune illa enfusehum ve ma yeş'urun

( Ve onlar, ondan menederler ve kendileri de ondan uzak dururlar. Ancak nefislerini helak ederler ve farketmezler. )

6/27 Ve lev tera iz vukifu alen nari fe kalu ya leytena nuraddu ve la nukezzibe bi ayati rabbina ve nekune minel mu'minin

( Ve şayet onların, ateşe vakıf olduklarında "Ey ne olurdu döndürülseydik. Rab’bimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık." dediklerini görsen. )

6/28 Bel bedalehum ma kanu yuhfune min kabl ve lev ruddu le adu li ma nuhu anhu ve innehum le kazibun

( Bilakis, o önceden gizlemiş oldukları karşılarına çıktı. Şayet geri döndürülselerdi de yine o menedildiklerine dönerlerdi. Kesinlikle onlar yalancılardır. )

6/29 Ve kalu in hiye illa hayatuned dunya ve ma nahnu bi meb'usin

( Ve "Kesinlikle o sadece dünya hayatımızdır. Bizler diriltilecek değiliz." dediler. )

6/30 Ve lev tera iz vukifu ala rabbihim kale e leyse haza bil hakk kalu bela ve rabbina kale fe zukul azabe bima kuntum tekfurun

( Ve Rab’lerine vakıf olduklarında bir görsen. "Bu, gerçek değil midir?" der. "Bilakis, Rab’bimiz." derler. "O halde inkar etmiş olduğunuz için azabı tadın." der.  )

6/31 Kad hasirallezine kezzebu bi likaillah hatta iza caethumus saatu bağteten kalu ya hasratena ala ma ferratna fiha ve hum yahmilune evzarahum ala zuhurihim e la sae ma yezirun

( O Allah’a  kavuşmayı yalanlayanlar, hasarlanmışlardır. Nihayet, saat onlara ansızın geldiğinde, ağırlıklarını, yüklerini sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler "Orada eksik olmamız, ileri gitmemiz üzerine ey hasretimiz." İyi  bilin ki o yüklendikleri kötüdür.  )

6/32 Ve mel hayatud dunya illa leibun ve lehv ve led darul ahiratu hayrun lillezine yettekun e fe la ta'kilun

( Ve dünya hayatı, oyun ve eğlence haricindeki değildir. Ahiret yurdu ise, o sakınanlar için daha hayırlıdır. O halde akıl etmez misiniz?  )

6/33 Kad na'lemu innehu le yahzunukellezi yekulune fe innehum la yukezzibuneke ve lakinnez zalimine bi ayatillahi yechadun

( Onların söylediklerinin seni hüzünlendirdiğini kesinlikle biliriz. Aslında kesinlikle onlar seni yalanlamazlar. Lakin kesinlikle o zalimler Allah’ın ayetlerini inkar ederler. )

6/34 Ve lekad kuzzibet rusulun min kablike fe saberu ala ma kuzzibu ve uzu hatta etahum nasruna ve la mubeddile li kelimatillah ve lekad caeke min nebeil murselin

( Ve senden önce de resuller yalanlanmıştı. Onlara yardımımız gelene kadar o yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Sana, gönderilenlerin haberlerinden gelmiştir. )

6/35 Ve in kane kebura aleyke i'raduhum fe in isteta'te en tebteğiye nefekan fil erdi ev sullemen fis semai fe te'tiyehum bi ayeh ve lev şaellahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel cahilin

( Ve eğer onların dönmeleri sana büyük sıkıntı olduysa, o halde yerin içinde delik veya göğe merdiven aramaya istidatın varsa, haydi onlara ayet getir. Şayet Allah dileseydi, onları yönlendirme üzerinde toplardı. O halde kesinlikle cahillerden olma. )

6/36 İnnema yestecibullezine yesmeun vel mevta yeb'asuhumullahu summe ileyhi yurceun

( Kesinlikle ki o dinleyenler kabul ederler. Ölüler, Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler. )

6/37 Ve kalu lev la nuzzile aleyhi ayetun min rabbih kul innellahe kadirun ala en yunezzile ayeten ve lakinne ekserahum la ya'lemun

( Ve "Ona Rab’binden ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Kesinlikle Allah, ayet indirmeye gücü yetendir. Lakin onların çoğunluğu bilmezler." )

6/38 Ve ma min dabbetin fil erdi ve la tairin yetiyru bi cenahayhi illa umemun emsalukum ma ferratna fil kitabi min şey'in summe ila rabbihim yuhşerun

( Ve sizin misaliniz gibi topluluk olmalarının haricinde, yer dabbesinden ve iki kanadıyla uçan kuştan yoktur. Biz kitabın içinde hiçbir şeyden eksik bırakmadık. Sonra Rab’lerine toplanırlar. )

6/39 Vellezine kezzebu bi ayatina summun ve bukmun fiz zulumati men yeşeillahu yudlilh ve men yeşe'yec'alhu ala siratin mustekim

( Ve o ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içindeki sağırlar ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi saptırır ve dilediği kimseyi de doğru yola getirir. )

6/40 Kul eraeytekum in etakum azabullahi ev etetkumus saatu e ğayrallahi ted'un in kuntum sadikin

( De ki: "Kendinizi gördünüz mü düşündünüz mü? Eğer Allah’ın azabı size yetip gelse veya saat size gelip yetse, eğer doğrular iseniz, Allah’tan başkasını mı çağırırsınız?" )

6/41 Bel iyyahu ted'une fe yekşifu ma ted'une ileyhi in şae ve tensevne ma tuşrikun

( Bilakis, ancak O’nu çağırırsınız. Böylece, eğer dilerse, ne için çağırdıysanız onu giderir. O ortak koştuklarınızı unutursunuz. )

6/42 Ve lekad erselna ila umemin min kablike fe ehaznahum bil be'sai ved darrai leallehum yetedarraun

( Ve senden önceki topluluklara da kesinlikle gönderdik. Belki bize yalvarırlar diye onları kötülük, zorluk ve darlık, zarar ile yakaladık. )

6/43 Fe lev la iz caehum be'suna tedarrau ve lakin kaset kulubuhum ve zeyyene lehumuş şeytanu ma kanu ya'melun

( Onlara zorluğumuz, azabımız geldiğinde yalvarmalı değiller miydi? Ve lakin kalpleri katılaştı ve şeytan o yapmış olduklarını onlara süsledi. )

6/44 Fe lemma nesu ma zukkiru bihi fetahna aleyhim ebvabe kulli şey’hatta iza ferihu bima utu ehaznahum bağteten fe iza hum mublisun

( O hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her şeyin kapılarını açtık. Nihayet o verilenlerden dolayı ferahlayıp sevindiklerinde onları ansızın yakaladık. Böylece o zaman onlar ümitsizler oldular. )

6/45 Fe kutia dabirul kavmillezine zalemu vel hamdu lillahi rabbil alemin

( Böylece o zulmeden kavmin arkası kesildi. Övgü alemlerin Rab’bi Allah içindir. )

6/46 Kul e raeytum in ehazellahu sem'akum ve ebsarakum ve hateme ala kulubikum men ilahun ğayrullahi ye'tikum bih unzur keyfe nusarriful ayati summe hum yasdifun

( De ki: "Görmez düşünmez misiniz? Eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alsa ve kalplerinize mühür vursa, Allah’tan başka onları size getirecek ilah kimdir?" Bak ayetleri nasıl sarfederiz. Sonra onlar yüz çevirirler. )

6/47 Kul eraeytekum in etakum azabullahi bağteten ev cehraten hel yuhleku illel kavmuz zalimun

( De ki: "Görmez düşünmez misiniz? Eğer Allah’ın azabı size ansızın veya açıkça gelse, zalimler kavminin haricindeki mi helak olur?" )

6/48 Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin fe men amene ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( Ve biz gönderilenleri, müjdeciler ve uyarıcılar olmalarının haricinde göndermeyiz. Artık kim inanırsa ve iyileşirse, artık onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )

6/49 Vellezine kezzebu bi ayatina yemessuhumul azabu bima kanu yefsukun

( Ve o ayetlerimizi yalanlayanlar, günah işlemiş olmalarından dolayı onlara azap dokunur. )

6/50 Kul la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul ğaybe ve la ekulu lekum inni melek in ettebiu illa ma yuha ileyy kul hel yestevil a'ma vel besir e fe la tetefekkerun

( De ki: "Size Allah’ın hazineleri benim indimdedir." demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Size, kesinlikle ben meleğim de demiyorum. Kesinlikle ben ancak o bana vahyedilene tabi oluyorum." De ki: "Kör ile gören eşit midir? Fikretmez misiniz?" )

6/51 Ve enzir bihillezine yehafune en yuhşeru ila rabbihim leyse lehum min dunihi veliyyun ve la şefiun leallehum yettekun

( Ve Rab’lerine toplanacaklar diye korkanları onunla uyar. Onlara O'ndan başka dost ve af vesilecisi yoktur. Umulur ki sakınırlar. )

6/52 Ve la tatrudillezine yed'une rabbehum bil ğadati vel aşiyyi yuridune vecheh ma aleyke min hisabihim min şey'in ve ma min hisabike aleyhim min şey'in fe tatrudehum fe tekune minez zalimin

( Ve o sabah ve akşam O’nun yüzünü isteyerek, Rab’lerini çağıranları reddetme. Onların hesabından sana bir şey yoktur ve senin hesabından da onlara bir şey yoktur. Onları reddedersen zalimlerden olursun.  )

6/53 Ve kezalike fetenna ba'dahum bi ba'din li yekulu e haulai mennellahu aleyhim min beynina e leysellahu bi a'leme biş şakirin

( Ve onların bazılarını bazıları ile "Allah aramızdan bunların üzerine mi nimet verdi?" demeleri için, işte böyle sınadık. Allah şükredenleri bilmez mi?  )

6/54 Ve iza caekellezine yu'minune bi ayatina fe kul selamun aleykum ketebe rabbukum ala nefsihir rahmete ennehu men amile minkum suen bi cehaletin summe tabe min ba'dihi ve asleha fe ennehu ğafurun rahim

( Ve ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman De ki: "Selam üzerinize olsun, Rab’biniz nefsine rahmet yazdı. Kesinlikle ki sizden kim cehaletle kötülük yapıp da sonra onun ardından tevbe ederse ve iyileşirse, kesinlikle O affedendir, merhametlidir." )

6/55 Ve kezalike nufessilul ayati ve li testebine sebilul mucrimin

( Ve suçluların yolunu açıklayabilmek için ayetleri işte böyle ayrıntılandırıyoruz. )

6/56 Kul inni nuhitu en a'budellezine ted'une min dunillah kul la ettebiu ehvaekum kad daleltu izen ve ma ene minel muhtedin

( De ki: "Kesinlikle ben, Allah’tan başka çağırdıklarınıza kulluk etmeye yasaklandım, menedildim." De ki: "Sizin heveslerinize tabi olmam. Aksi halde, o zaman sapmış olurum ve ben yönlendirilmişlerden olmam." )

6/57 Kul inni ala beyyinetin min rabbi ve kezzebtum bih ma indi ma testa'cilune bih inil hukmu illa lillah yekussul hakka ve huve hayrul fasilin

( De ki: "Kesinlikle ben Rab’bimden apaçık delil üzerindeyim ve siz onu yalanladınız. O acele istediğiniz benim indimde değil. Kesinlikle hüküm Allah’ındır. Gerçeği anlatır. O ayrıntılandıranların en hayırlısıdır." )

6/58 Kul lev enne indi ma testa'cilune bihi le kudiyel emru beyni ve beynekum vallahu a'lemu biz zalimin

( De ki: "Şayet sizin o acele istediğiniz kesinlikle indimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş bitirilmiş olurdu. Allah zalimleri bilir."  )

6/59 Ve indehu mefatihul ğaybi la ya'lemuha illa hu ve ya'lemu ma fil berri vel bahr ve ma teskutu min verakatin illa ya'lemuha ve la habbetin fi zulumatil erdi ve la ratbin ve la yabisin illa fi kitabin mubin

( Ve gaybın anahtarları O’nun indindedir. Onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde ne varsa bilir. Yaprak düşmez ki O onu bilmesin. Yerin karanlıklarında ne bir tohum tanesi, ne yaş, ne de kuru bir şey yoktur ki apaçık kitabın içinde olmasın.  )

6/60 Ve huvellezi yeteveffakum bil leyli ve ya'lemu ma cerahtum bin nehari summe yeb'asukum fihi li yukda ecelun musemma summe ileyhi merciukum summe yunebbiukum bima kuntum ta'melun

( Ve sizi gece vefat ettiren ve gündüz ne açığa çıkardığınızı bilen, sonra isimlendirilmiş belirli vade tamamlansın diye onun içinde sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz O’nadır. Sonra o yapmakta olduklarınızı size haber verir. )

6/61 Ve huvel kahiru fevka ibadihi ve yursilu aleykum hafezah hatta iza cae ehadekumul mevtu teveffethu rusuluna ve hum la yuferritun

( Ve O, kulları üzerinde zorlayıcıdır ve size koruyucular, gözeticiler gönderir. Nihayet sizden birinize ölüm geldiğinde, resullerimiz eksiklik yapmadan onu vefat ettirirler. )

6/62 Summe ruddu ilellahi mevlahumul hakk e la lehul hukmu ve huve esraul hasibin

( Sonra gerçek dostları Allah’a  döndürülürler. İyi bilin ki hüküm O’nadır. O hesaplayanların en hızlısıdır. )

6/63 Kul men yuneccikum min zulumatil berri vel bahri ted'unehu tedarruan ve hufyeh le in encana min hazihi le nekunenne mineş şakirin

( De ki: "Bizi bundan kurtarırsa kesinlikle şükredenlerden olacağız." diye yalvararak ve gizlice O'nu çağırırken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?" )

6/64 Kulillahu yuneccikum minha ve min kulli kerbin summe entum tuşrikun

( De ki: "Sizi ondan ve bütün tasalardan, sıkıntılardan Allah kurtarır. Sonra da siz ortak koşarsınız." )

6/65 Kul huvel kadiru ala en yeb'ase aleykum azaben min fevkikum ev min tahti erculikum ev yelbisekum şiyean ve yuzika ba'dakum be'se ba'd unzur keyfe nusarriful ayati leallehum yefkahun

( De ki: "O üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermeye veya sizi grup olarak örtüp, ayırıp, bazınızın kötülüğünü, zorluğunu bazınıza tattırmaya gücü yetendir." Bak, ayetlerimizi nasıl sarfediyoruz. Umulur ki anlarlar. )

6/66 Ve kezzebe bihi kavmuke ve huvel hakk kul lestu aleykum bi vekil

( Ve senin kavmin onu yalanladı. O gerçektir. De ki: "Ben sizin üzerinize vekil değilim." )

6/67 Li kulli nebein mustekarrun ve sevfe ta'lemun

( Her haber için durak yeri vardır. Yakında bileceksiniz. )

6/68 Ve iza raeytellezine yehudune fi ayatina fe a'rid anhum hatta yehudu fi hadisin ğayrih ve imma yunsiyennekeş şeytanu fe la tak'ud ba'dez zikra meal kavmiz zalimin

( Ve ayetlerimiz hakkında dalıp gidenleri yönelenleri gördüğün zaman, onlar ondan başka söze yönelene kadar onlardan yüz çevir. Eğer şeytan kesinlikle sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler kavmiyle birlikte oturma. )

6/69 Ve ma alellezine yettekune min hisabihim min şey'in ve lakin zikra leallehum yettekun

( Ve sakınanların üzerine onların hesabından bir şey yoktur. Lakin hatırlatmadır. Umulur ki sakınırlar. )

6/70 Ve zerillezinettehazu dinehum leiben ve lehven ve ğarrathumul hayatud dunya ve zekkir bihi en tubsele nefsun bima kesebet leyse leha min dunillahi veliyyun ve la şefiy’ve in ta'dil kulle adlin la yu'haz minha ulaikellezine ubsilu bima kesebu lehum şerabun min hamimin ve azabun elimun bima kanu yekfurun

( Ve dinlerini oyun ve eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Nefsin o kazandığından dolayı helak olmaması için onunla hatırlat. Ona Allah’tan başka dost ve af vesilecisi yoktur. Eğer bütün fidyeleri verse bile ondan alınmaz. İşte onlar o kazandıklarından dolayı helak edilmişlerdir. Onlara, inkar ettiklerinden dolayı kaynar sudan içecek ve elim azap vardır. )

6/71 Kul e ned'u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yedurruna ve nuraddu ala a'kabina ba'de iz hedanellahu kellezistehvethuş şeyatinu fil erdi hayrane lehu ashabun yed'unehu ilel hude'tina kul inne hudellahi huvel huda ve umirna li nuslime li rabbil alemin

( De ki: "Biz Allah’ın haricinde, o bize fayda veya zarar vermeyenleri mi çağıralım? Ve Allah bizi yönlendirdikten sonra topuklarımızın üzerinde ardımıza mı dönelim? Arkadaşları onu yönlendirmemize çağırdıkları halde, yerde şeytanların ayarttığı o şaşkın gibi mi olalım?" De ki: "Kesinlikle Allah’ın yönlendirmesi, yönlendirme odur. Biz alemlerin Rab’bine teslim olmamız için emrolunduk." )

6/72 Ve en ekimus salate vettekuh ve huvellezi ileyhi tuhşerun

( Ve duaya kalkmaya ve O’ndan sakınmaya. O'dur ki O'na toplanacaksınız." )

6/73 Ve huvellezi halekas semavati vel erda bil hakk ve yevme yekulu kun fe yekun kavluhul hakk ve lehul mulku yevme yunfehu fis sur alimul ğaybi veş şehadeh ve huvel hakimul habir

( Ve gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. "Ol." dediği gün o olur. O’nun sözü gerçektir. Borunun içine üflendiği gün mülk O'nadır. Gaybı ve şahit olunanı bilendir. O hakimdir haberdardır. )

6/74 Ve iz kale ibrahimu li ebihi azera e tettehizu asnamen aliheh inni erake ve kavmeke fi dalalin mubin

( Ve zamanında İbrahim, babası Azer'e "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Kesinlikle ben seni ve kavmini apaçık sapıklık içinde görüyorum." dedi. )

6/75 Ve kezalike nuri ibrahime melekutes semavati vel erdi ve li yekune minel mukinin

( Ve kani olanlardan olması için, biz İbrahim’e göklerin ve yerin mülkiyetini işte böyle gösteriyorduk. )

6/76 Fe lemma cenne aleyhil leylu raa kevkeba kale haza rabbi fe lemma efele kale la uhibbul afilin

( Üzerine gece örtüp bastırdığında, yıldız gördü. "Rab’bim budur." dedi. Ama kaybolduğunda "Ben kaybolanları sevmem." dedi.  )

6/77 Fe lemma rael kamera baziğan kale haza rabbi fe lemma efele kale lein lem yehdini rabbi le ekunenne minel kavmid dallin

( Ay’ı doğarken gördüğünde "Rab’bim budur." dedi. Kaybolduğunda ise "Rab’bim beni yönlendirmeseydi, sapıklar kavminden olurdum." dedi.  )

6/78 Fe lemma raeş şemse baziğaten kale haza rabbi haza ekber fe lemma efelet kale ya kavmi inni beriun min ma tuşrikun

( Güneş'i doğarken gördüğünde "Rab’bim budur. Bu en büyüktür." dedi. Kaybolduğunda ise "Ey kavmim kesinlikle ben o ortak koştuklarınızdan beriyim." dedi. )

6/79 İnni veccehtu vechiye lillezi fetaras semavati vel erda hanifen ve ma ene minel muşrikin

( Kesinlikle ben birleyip doğruluğa yönelen olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratana çevirdim. Ben ortak koşanlardan değilim. )

6/80 Ve haccehu kavmuh kale e tuhaccunni fillahi ve kad hedan ve la ehafu ma tuşrikune bihi illa en yeşae rabbi şey'a vesia rabbi kulle şey'in ilma e fe la tetezekkerun

( Ve kavmi onunla mücadele etti. "Beni yönlendiren Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? Rab’bimin dilediği şey haricinde, O’na ortak koştuklarınızdan korkmam. Rab’bim  her şeyi ilimce kapsayan genişliktedir. O halde hatırlamaz mısınız?" dedi. )

6/81 Ve keyfe ehafu ma eşraktum ve la tehafune ennekum eşraktum billahi ma lem yunezzil bihi aleykum sultana fe eyyul ferikayni ehakku bil emn in kuntum ta'lemun

( Ve o üzerinize delil indirmeyeni Allah’a  kesinlikle ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin o ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım? Eğer bilirseniz, bu iki gruptan hangisi güven içinde olmaya daha uygundur, gerçektir?  )

6/82 Ellezine amenu ve lem yelbisu imanehum bi zulmin ulaike lehumul emnu ve hum muhtedun

( İnananlar ve inançlarını zulüm ile örtmeyenler. İşte onlar, güven onlaradır ve onlar yönlendirilenlerdir. )

6/83 Ve tilke huccetuna ateynaha ibrahime ala kavmih nerfeu deracatin men neşa’inne rabbeke hakimun alim

( Ve bu, kavmi üzerine İbrahim'e verdiğimiz delilimizdir. Dilediğimiz kimseyi derecelerle yükseltiriz. Kesinlikle Rab’bin hakimdir, bilendir. )

6/84 Ve vehebna lehu ishaka ve ya'kub kullen hedeyna ve nuhan hedeyna min kablu ve min zurriyyetihi davude ve suleymane ve eyyube ve yusufe ve musa ve harun ve kezalike neczil muhsinin

( Ve biz O'na İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Hepsini yönlendirdik. Önceden Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u da yönlendirdik. Biz iyilik yapanları işte böyle karşılıklandırırız. )

6/85 Ve zekeriyya ve yahya ve iysa ve ilyas kullun mines salihin

( Ve Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da. Hepsi iyilerdendiler. )

6/86 Ve ismaiyle velyesea ve yunuse ve luta ve kullen faddalna alel alemin

( Ve İsmail, Elyesea, Yunus ve Lut'u da. Hepsini alemlerin üzerine üstün kıldık.  )

6/87 Ve min abaihim ve zurriyyatihim ve ihvanihim vectebeynahum ve hedeynahum ila siratin mustekim

( Ve babalarından, soylarından ve kardeşlerinden olanları da. Onları seçtik ve onları doğru yola yönlendirdik. )

6/88 Zalike hudellahi yehdi bihi men yeşau min ibadih ve lev eşraku le habita anhum ma kanu ya'melun

( Bu, Allah’ın yönlendirmesidir. Onunla kullarından dilediği kimseyi yönlendirir. Şayet ortak koşarlarsa, o yapmış oldukları onlardan boşa gider. )

6/89 Ulaikellezine ateynahumul kitabe vel hukme ven nubuvveh fe in yekfur biha haulai fe kad vekkelna biha kavmen leysu biha bi kafirun

( İşte onlar, o kendilerine kitap, hüküm ve habercilik verdiklerimizdir. Eğer onlar onları inkar etselerdi, onları asla inkar etmeyecek kavmi onlara vekil kılardık. )

6/90 Ulaikellezine hedellahu fe bi hudahumuktedih kul la es'elukum aleyhi ecra in huve illa zikra lil alemin

( İşte onlar, Allah’ın yönlendirdikleridir. O halde yönlendirmelerine tabi ol. De ki: "Ben onun üzerine sizden ödül sual etmiyorum. Kesinlikle o alemler için hatırlatmadır." )

6/91 Ve ma kaderullahe hakka kadrihi iz kalu ma enzelellahu ala beşerin min şey’kul men enzelel kitabellezi cae bihi musa nuran ve huden lin nasi tec'alunehu karatiyse tubduneha ve tuhfune kesira ve ullimtum ma lem ta'lemu entum ve la abaukum kulillahu summe zerhum fi havdihum yel'abun

( Ve onlar "Allah insanlara hiçbir şey indirmemiştir." dediklerinde, Allah’ı gerçek kudreti ile takdir edemediler. De ki: "Musa'nın insanlara aydınlık ve yönlendirme olarak getirdiği, sizin onu kağıtlara dönüştürdüğünüz, onu açıkladığınız ve çoğunu gizlediğiniz, sizin ve babalarınızın o bilmediklerinizi öğrendiğiniz o kitabı kim indirdi?" “Allah" de. Sonra onları bataklıklarının içinde oynamaya bırak. )

6/92 Ve haza kitabun enzelnahu mubarakun musaddikullezi beyne yedeyhi ve li tunzira ummel kura ve men havleha vellezine yu'minune bil ahirati yu'minune bihi ve hum ala salatihim yuhafizun

( Ve ondan önceki kitapları doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu bereketli kitap, şehirler anasını ve çevresindeki kimseleri uyarman içindir. O ahirete inananlar ona inanırlar ve onlar dualarını korurlar. )

6/93 Ve men azlemu min men iftera alellahi keziben ev kale uhiye ileyye ve lem yuha ileyhi şey'un ve men kale seunzilu misle ma enzelellah ve lev tera iziz zalimune fi ğameratil mevti vel melaiketu basitu eydihim ahricu enfusekum el yevme tuczevne azabel huni bima kuntum tekulune alellahi ğayral hakki ve kuntum an ayatihi testekbirun

( Ve Allah’a  yalan uydurandan veya kendisine hiçbirşey vahyedilmediği halde "Bana vahyedildi." diyen ve "O Allah’ın indirdiğinin aynısını ben de indireceğim." diyenden daha zalim kimdir? Ve şayet o zalimleri ölüm derinliği, şiddeti içindeyken ve melekler onlara ellerini uzattıklarında görsen," Nefislerinizi çıkarın. Bugün, Allah’a  gerçek dışı olanı söylediğinizden ve O’nun ayetlerine kibirlenmenizden dolayı alçaltıcı azapla karşılıklandırılacaksınız." derler. )

6/94 Ve lekad ci'tumuna furada kema halaknakum evvele merratin ve teraktum ma havvelnakum verae zuhurikum ve ma nera meakum  şufeaekumullezine zeamtum ennehum fikum şuraka lekad tekattaa beynekum ve dalle ankum ma kuntum tez'umun

( Ve bugün, sizi ilk keresinde yarattığımız gibi yalnız bireyler olarak bize geldiniz. O sizi çevreleyip donattıklarımızı sırtlarınızın arkasında bıraktınız. Kesinlikle size ortaklar olduklarını zannettiğiniz o af vesilecilerinizi sizinle birlikte görmüyoruz. Aranız kesilip ayrılmış ve o zannetmekte olduklarınız sizden sapmışlardır. )

6/95 İnnellahe falikul habbi ven neva yuhricul hayye minel meyyiti ve muhricul meyyiti minel hayy zalikumullahu fe enna tu'fekun

( Tohum tanesini ve çekirdeği yarıp açan kesinlikle Allah’tır. O ölüden diriyi çıkarır ve diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde nasıl döndürülürsünüz? )

6/96 Falikul isbah ve cealel leyle sekenen veş şemse vel kamera husbana zalike takdirul azizil alim

( Sabahı yarıp açan ve geceyi sükunet, Güneş'i ve Ay'ı hesaplama kılandır. Bu, yüce bilenin takdiridir. )

6/97 Ve huvellezi ceale lekumun nucume li tehtedu biha fi zulumatil berri vel bahr kad fassalnel ayati li kavmin ya'lemun

( Ve kara ve denizin karanlıklarında sizi yönlendirmek için, size yıldızları oluşturan O'dur. Ayetleri, bilen kavim için ayrıntılandırdık. )

6/98 Ve huvellezi enşeekum min nefsin vahidetin fe mustekarrun ve mustevda kad fassalnel ayati li kavmin yefkahun

( Ve sizi tek nefisten inşa eden O'dur. Artık durak yeri ve emanet yeri vardır. Ayetleri, anlayan kavim için ayrıntılandırdık. )

6/99 Ve huvellezi enzele mines semai maa fe ahracna bihi nebate kulli şey'in fe ahracna minhu hadiran nuhricu minhu habben muterakiba ve minen nahli min tal'iha kinvanun daniyetun ve cennatin min a'nabin vez zeytune ver rummane muştebihen ve ğayra muteşabih unzuru ila semerihi iza esmera ve yen'ih inne fi zalikum le ayatin li kavmin yu'minun

( Ve gökten suyu indiren O'dur. Böylece onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, ondan yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş tohum taneleri, tomurcuğundan salkımlar sarkan hurmalar ve üzümden, zeytinden ve nardan benzer ve benzer olmayan bahçeler çıkarırız. Meyvelendikleri zaman meyvelerine ve olgunlaşmalarına bakın. Bunlarda inanan kavim için ayetler vardır.  )

6/100 Ve cealu lillahi şurakael cinne ve halekahum ve haraku lehu benine ve benatin bi ğayri ilm subhanehu ve teala an ma yesifun

( Ve Allah için cinleri ortaklar kıldılar. Halbuki onları yarattı. İlimsizce O’na oğullar, kızlar uydurdular. O yücedir ve o vasfettiklerinin üzerindedir. )

6/101 Bedius semavati vel ard enna yekunu lehu veledun ve lem tekun lehu sahibeh ve haleka kulle şey’ve huve bi kulli şey'in alim

( Gökleri ve yeri yaratandır. Arkadaşı olmadığı halde nasıl çocuğu olur? Ve her şeyi yaratandır ve O her şeyi bilendir.  )

6/102 Zalikumullahu rabbukum la ilahe illa hu haliku kulli şey'in fa'buduh ve huve ala kulli şey'in vekil

( İşte bu Rab’biniz Allah’tır. O’nun haricinde ilah yoktur. O her şeyin yaratanıdır. O halde O’na kulluk edin. O her şeye vekildir.  )

6/103 La tudrikuhul ebsaru ve huve yudrikul ebsar ve huvel latiyful habir

( Gözler O'nu kavrayamaz, anlayamaz de O gözleri kavrar, anlar. O lütufkardır haberdardır. )

6/104 Kad caekum besairu min rabbikum fe men ebsara fe li nefsih ve men amiye fe aleyha ve ma ene aleykum bi hafiyz

( Rab’binizden size görüşler geldi. Artık kim görürse nefsi içindir. Kim körlük ederse artık kendisi üzerinedir. Ben üzerinize koruyucu, gözetici değilim. )

6/105 Ve kezalike nusarriful ayati ve li yekulu deraste ve li nubeyyinehu li kavmin ya'lemun

( Ve işte ayetleri, "Sen ders almışsın." demeleri ve bilen kavim için onu iyice beyan etmemiz için böyle sarfediyoruz. )

6/106 İttebi’ma uhiye ileyke min rabbik la ilahe illa hu ve a'rid anil muşrikin

( Rab’binden sana vahyedilene tabi ol. O’nun haricinde ilah yoktur. Ortak koşanlardan yüz çevir. )

6/107 Ve lev şaellahu ma eşraku ve ma cealnake aleyhim hafiyza ve ma ente aleyhim bi vekil

( Şayet Allah dileseydi, ortak koşmazlardı. Biz, seni onlar üzerine koruyucu, gözetici kılmadık. Sen onlara vekil de değilsin.  )

6/108 Ve la tesubbullezine yed'une min dunillahi fe yesubbullahe adven bi ğayri ilm kezalike zeyyenna li kulli ummetin ameleuhum summe ila rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bima kanu ya'melun

( Ve onların o Allah’tan başka çağırdıklarına sövmeyin ki ilimsizce düşmanlıkla Allah’a  sövmesinler. Biz her topluluk için çalışmalarını işte böyle süsledik. Sonra dönüşleri Rab’lerinedir. O onlara o yapmış olduklarını haber verir.  )

6/109 Ve aksemu billahi cehde eymanihim le in caethum ayetun le yu'minunne biha kul innemel ayatu indellahi ve ma yuş'irukum enneha iza caet la yu'minun

( Ve kendilerine ayet gelirse, ona kesinlikle inanacaklarına kuvvetli yeminleriyle Allah’a  yemin ettiler. De ki: "Kesinlikle ki ayetler Allah’ın indindedir. Kesinlikle o geldiği zaman dahi inanmayacaklarını size ne farkettirir?" )

6/110 Ve nukallibu ef'idetehum ve ebsarahum kema lem yu'minu bihi evvele merratin ve nezeruhum fi tuğyanihim ya'mehun

( Ve biz onların kalplerini ve gözlerini döndürürüz de ilk keresinde inanmadıkları gibi ona inanmazlar. Onları azgınlıkları içinde bocalamaya bırakırız. )

6/111 Ve lev ennena nezzelna ileyhimul melaikete ve kellemehumul mevta ve haşerna aleyhim kulle şey'in kubulen ma kanu li yu'minu illa en yeşaellahu ve lakinne ekserahum yechelun

( Ve şayet kesinlikle biz onlara melekleri indirseydik ve ölüler de onlara kelam edip söz söyleseydi ve onlara önceki her şeyi toplasaydık, Allah’ın dilemesi haricinde inanacak değillerdi. Lakin çoğunluğu cahillik ederler.  )

6/112 Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven şeyatinel insi vel cinni yuhiy ba'duhum ila ba'din zuhrufel kavli ğurura ve lev şae rabbuke ma fealuhu fe zerhum ve ma yefterun

( Ve her haberci için insan ve cin şeytanlarını işte böyle düşman kıldık. Onlar birbirlerine aldatıcı süslü sözler vahyederler. Şayet Rab’bin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları ve o uydurduklarını bırak.  )

6/113 Ve li tesğa ileyhi ef'idetullezine la yu'minune bil ahirati ve li yerdavhu ve li yakterifu ma hum mukterifun

( Ve ahirete inanmayanların kalplerinin ona kanması ve ona razı olması, hoşnut olması ve kazandıklarını, elde ettiklerini kazanmaya, elde etmeye devam etmeleri içindir. )

6/114 E fe ğayrallahi ebteğiy hakemen ve huvellezi enzele ileykumul kitabe mufassala vellezine ateynahumul kitabe ya'lemune ennehu munezzelun min rabbike bil hakki fe la tekunenne minel mumterin

( Size kitabı ayrıntılandırılmış olarak indirdiği halde Allah’tan başka hakem mi arayayım? Ve o kendilerine kitap verdiklerimiz, kesinlikle onun gerçekten Rab’lerinden indirilmiş olduğunu bilirler. O halde şüphe edenlerden olma.  )

6/115 Ve temmet kelimetu rabbike sidkan ve adla la mubeddile li kelimatih ve huves semiul alim

( Ve Rab’binin kelimesi doğrulukça ve adaletçe tamamlanmıştır. O’nun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O duyandır, bilendir.  )

6/116 Ve in tuti’eksera men fil erdi yudilluke an sebilillah in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun

( Ve eğer yerdeki kimselerin çoğunluğuna itaat edersen, seni Allah yolundan saptırırlar. Kesinlikle ancak zanna tabi olurlar ve kesinlikle onlar ancak saçmalarlar.  )

6/117 İnne rabbeke huve a'lemu men yedillu an sebilih ve huve a'lemu bil muhtedin

( Kesinlikle Rab’bin, o yolundan kimin saptığını bilir. O yönlenenleri de bilir. )

6/118 Fe kulu min ma zukirasmullahi aleyhi in kuntum bi ayatihi mu'minin

( O halde eğer O’nun ayetlerine inananlarsanız, üzerine Allah’ın ismi hatırlananlardan yiyin.  )

6/119 Ve ma lekum en la te'kulu min ma zukirasmullahi aleyhi ve kad fassale lekum ma harrame aleykum illa madturirtum ileyh ve inne kesiran le yudillune bi ehvaihim bi ğayri ilm inne rabbeke huve a'lemu bil mu'tedin

( Ve size ne oluyor da üzerine Allah’ın ismi hatırlananlardan yemiyorsunuz? O size, ona mecbur kalmanızın haricinde size neyin haram olduğunu ayrıntılı açıklamıştır. Kesinlikle birçoğu ilimsizce hevesleriyle saptırırlar. Kesinlikle Rab’bin, o hududu aşanları bilir.  )

6/120 Ve zeru zahiral ismi ve batineh innellezine yeksibunel isme seyuczevne bima kanu yakterifun

( Ve günahın açığını da, görünürünü de gizlisini de bırakın. Kesinlikle o günah kazananlar, o işlediklerinden dolayı karşılıklandırılacaklar. )

6/121 Ve la te'kulu min ma lem yuzkerismullahi aleyhi ve innehu le fisk ve inneş şeyatine le yuhune ila evliyaihim li yucadilukum ve in eta'tumuhum innekum le muşrikun

( Ve üzerlerine Allah’ın ismi hatırlanmamış olanlardan yemeyin. Kesinlikle o günahkarlıktır. Kesinlikle şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için vahyederler. Eğer onlara itaat ederseniz kesinlikle siz ortak koşanlar olursunuz.  )

6/122 E ve men kane meyten fe ahyeynahu ve cealna lehu nuran yemşi bihi fin nasi ke men meseluhu fiz zulumati leyse bi haricin minha kezalike zuyyine lil kafirine ma kanu ya'melun

( Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyeceği aydınlık getirdiğimiz kimse, karanlıklar içinde olup, asla ondan çıkamayan kimsenin misali gibi olur mu? İnkarcılara yapmış oldukları işte böyle süslendi. )

6/123 Ve kezalike cealna fi kulli karyetin ekabira mucrimiha li yemkuru fiha ve ma yemkurune illa bi enfusihim ve ma yeş'urun

( Ve işte böyle, her şehrin büyüklerini, orada hile yapıp tuzak kurmaları için, oranın suçluları kıldık. Nefislerinden, kendilerinden başkasına hile yapıp tuzak kurmazlar ve farketmezler. )

6/124 Ve iza caethum ayetun kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye rusulullah allahu a'lemu haysu yec'alu risaleteh seyusibullezine ecramu sağarun indellahi ve azabun şedidun bima kanu yemkurun

( Ve onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah’ın resullerine verilenin aynısı bize verilene kadar inanmayız." derler. Resullüğünü kime getireceğini Allah bilir. O suçlulara, Allah’ın indinden aşağılama ve hile yapıp tuzak kurmuş olduklarından dolayı şiddetli azap isabet edecektir. )

6/125 Fe men yuridillahu en yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islam ve men yurid en yudillehu yec'al sadrahu dayyikan haracen ke ennema yessa'adu fis sema’ kezalike yec'alullahur ricse alellezine la yu'minun

( Allah kimi yönlendirmeyi isterse, onun göğsünü teslimiyete açar. Kimi saptırmayı isterse, sanki kesinlikle o göğe yükseliyormuş gibi göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanların üzerine işte böyle pislik, azab getirir. )

6/126 Ve haza siratu rabbike mustekima kad fessalnel ayati li kavmin yezzekkerun

( Ve bu Rab’binin doğru yoludur. Biz hatırlayan kavim için ayetleri ayrıntılandırdık. )

6/127 Lehum darus selami inde rabbihim ve huve veliyyuhum bima kanu ya'melun

( Onlara Rab’leri indinde selamet yurdu vardır. Yapmış olduklarından dolayı O onların dostudur. )

6/128 Ve yevme yahşuruhum cemia ya ma'şeral cinni kad isteksertum minel ins ve kale evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba'duna bi ba'din ve belağna ecelenellezi eccelte lena kalen naru mesvakum halidine fiha illa ma şaellah inne rabbeke hakimun alim

( Ve onların hepsini topladığı gün, "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunluğunu yoldan çıkardınız." der. İnsanlardan onların dostları olanlar "Rab’bimiz bazımız bazımızdan faydalandık. O bizi vadelendirdiğin vade bize erişti." derler. "Mekanınız ateştir. Orada, Allah’ın dilemesi haricinde, ebedi olursunuz." der. Kesinlikle Rab’bin hakimdir bilendir. )

6/129 Ve kezalike nuvelli ba'daz zalimine ba'dan bima kanu yeksibun

( Ve kazanmış olduklarından dolayı zalimleri birbirlerine işte böyle yüz çevirtiriz. )

6/130 Ya ma'şeral cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yekussune aleykum ayati ve yunzirunekum likae yevmikum haza kalu şehidna ala enfusina ve ğarrathumul hayatud dunya ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin

( Ey cin ve insan topluluğu, sizden size ayetlerimi anlatan ve bu gününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi? "Nefsimiz üzerine şahidiz." dediler. Dünya hayatı onları aldattı ve nefisleri üzerine kesinlikle inkarcı olduklarına şahitlik ettiler.  )

6/131 Zalike en lem yekun rabbuke muhlikel kura bi zulmin ve ehluha ğafilun

( Bu, Rab’bin, sahipleri habersizken şehirleri zulüm ile helak edici olmasın diyedir.  )

6/132 Ve li kullin deracatun min ma amilu ve ma rabbuke bi ğafilin an ma ya'melun

( Ve o yaptıklarından hepsi için dereceler vardır. Rab’bin onların yaptıklarından habersiz değildir.  )

6/133 Ve rabbukel ğaniyyu zur rahmeh in yeşa’ yuzhibkum ve yestahlif min ba'dikum ma yeşau kema enşeekum min zurriyyeti kavmin aharin

( Ve Rab’bin, ganidir, muhtaç değildir, rahmet sahibidir. Eğer dilerse, sizi giderir ve sizi başka bir kavmin soyundan inşa ettiği gibi sizden sonra dilediğini halife kılar.  )

6/134 İnnema tu’adune leatin ve ma entum bi mu'cizin

( Size vaad edilenler kesinlikle gelecektir. Siz aciz bırakanlar değilsiniz. )

6/135 Kul ya kavmi'melu ala mekanetikum inni amil fe sevfe ta'lemune men tekunu lehu akibetud dar innehu la yuflihuz zalimun

( De ki: "Ey kavmim, gücünüzce yapacağınızı yapın, kesinlikle ben de yapıyorum. Artık yakında yurdun sonunun kimin olduğunu bileceksiniz. Kesinlikle O zalimleri iflah etmez." )

6/136 Ve cealu lillahi min ma zerae minel harsi vel en'ami nesiben fe kalu haza lillahi bi za'mihim ve haza li şurakaina fe ma kane li şurakaihim fe la yesilu ilellah ve ma kane lillahi fe huve yesilu ila şurakaihim sae ma yahkumun

( Ve o ekinlerden ve hayvanlardan yetiştirdiklerinden bıraktıklarından, Allah’a  nasip kılmakta ve zanlarıyla "Bu, Allah için, şu da ortaklarımız için." demektedirler. Ortakları için olan Allah’a  ulaşmamakta ve ama Allah için olan o, ortaklarına ulaşmaktadır. O verdikleri hüküm kötüdür. )

6/137 Ve kezalike zeyyene li kesirin minel muşrikine katle evladihim şurakauhum li yurduhum ve li yelbisu aleyhim dinehum ve lev şaellahu ma fealuhu fe zerhum ve ma yefterun

( Ve ortak koşanlardan çoğuna, ortakları, onları mahvetmek ve onların üzerlerine dinlerini örtmek için çocuklarını öldürmelerini işte böyle süslü gösterdiler. Şayet Allah dileseydi onu yapamazlardı. O halde onları ve o uydurduklarını bırak. )

6/138 Ve kalu hazihi en'amun ve harsun hicr la yat'amuha illa men neşau bi za'mihim ve en'amun hurrimet zuhuruha ve en'amun la yezkurunesmellahi aleyheftiraen aleyh se yeczihim bima kanu yefterun

( Ve zanlarıyla "Bunlar yasaklanan hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediğimizin haricindeki yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar ve üzerlerine Allah’ın isminin hatırlanmayacağı hayvanlardır." dediler. O'nun üzerine uydurup, iftira ettiler. O uydurmalarının karşılığını onlara verecektir. )

6/139 Ve kalu ma fi butuni hazihil en'ami halisatun li zukurina ve muharramun ala ezvacina ve in yekun meyteten fe hum fihi şuraka’ seyeczihim vasfehum innehu hakimun alim

( Ve "Bu hayvanların karınlarındakiler erkeklerimize halis olup eşlerimize haramdır. Eğer ölü olursa o zaman onlar onda ortaktırlar." dediler. Bu vasıflamalarını karşılıklandıracaktır. Kesinlikle O hakimdir bilendir. )

6/140 Kad hasirallezine katelu evladehum sefehen bi ğayri ilmin ve harramu ma razekahumullahuftiraen alellah kad dallu ve ma kanu muhtedin

( İlimsizce, akılsızca çocuklarını öldürenler ve o Allah’ın onlara rızıkladığını, Allah’a  uydurarak haram kılanlar hasarlandılar. Saptılar ve yönlendirilmiş olmadılar. )

6/141 Ve huvellezi enşee cennatin ma'ruşatin ve ğayra ma'ruşatin ven nahle vez zer'a muhtelifen ukuluhu vez zeytune ver rummane muteşabihen ve ğayra muteşabih kulu min semerihi iza esmera ve atu hakkahu yevme hasadihi ve la tusrifu innehu la yuhibbul musrifin

( Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yemişleri muhtelif ekinleri, zeytinleri ve narları benzer ve benzemez olarak inşa eden O'dur. Meyvelendiklerinde meyvesinden yiyin. Hasat günlerinde de hakkını verin ve israf etmeyin. Kesinlikle O israf edenleri sevmez.  )

6/142 Ve minel en'ami hamuleten ve ferşa kulu min ma razekakumullahu ve la tettebiu hutuvatiş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

( Ve hayvanlardan yük taşıyanı ve döşek yapılanı vardır. Allah’ın sizi rızıklandırdığından yiyin ve şeytanın adımlarına tabi olmayın. Kesinlikle o size apaçık düşmandır.  )

6/143 Semaniyete ezvac mined da'nisneyni ve minel ma'zisneyn kul azzekerayni harrame emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamul unseyeyn nebiuni bi ilmin in kuntum sadikin

( Sekiz eş; koyundan iki ve keçiden iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı yoksa iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığı yavruları mı? Eğer doğrular iseniz bana ilimle haber verin." )

6/144 Ve minel ibilisneyni ve minel bekarisneyn kul azzekerayni harrame emil unseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamul unseyeyn em kuntum şuhedae iz vessakumullahu bi haza fe men azlemu min men iftera alellahi keziben li yudillen nase bi ğayri ilm innellahe la yehdil kavmez zalimin

( Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığı yavruları mı? Allah’ın size böyle emrettiğinde şahitler mi oldunuz? İlimsizce, insanları saptırmak için, Allah’a  karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Kesinlikle Allah zalimler kavmini yönlendirmez." )

6/145 Kul la ecidu fi ma uhiye ileyye muharramen ala taimin yat'amuhu illa en yekune meyteten ev demen mesfuhan ev lahme hinzirin fe innehu ricsun ev fiskan uhille li ğayrillahi bih fe men idturra ğayra bağin ve la adin fe inne rabbeke ğafurun rahim

( De ki: "Bana vahyedilende, ölü veya akıtılmış kan veya kesinlikle pis olan domuz eti veya Allah’tan başkası için kesilmiş bir hayvan olması haricinde, yiyen kimseye yemesinde haram kılınan bir şey bulamıyorum. Ama kim zorda olup mecbur kalırsa, azgınlık etmemek ve hududu aşmamak üzere." Rab’bin kesinlikle affedendir merhametlidir. )

6/146 Ve alellezine hadu harramna kulle zi zufur ve minel bekari vel ğanemi harramna aleyhim şuhumehuma illa ma hamelet zuhuruhuma evil havaya ev mahteleta bi azm zalike cezeynahum bi bağyihim ve inna le sadikun

( Ve o Yahudilere bütün tırnaklıları haram kıldık. Ve sırtlarının veya bağırsaklarının taşıdığı veya kemiğe karışanları haricinde, sığır ve koyunun da yağlarını onlara haram kıldık. Azgınlıkları yüzünden onları böyle karşılıklandırdık. Kesinlikle biz doğrularız. )

6/147 Fe in kezzebuke fe kul rabbukum zu rahmetin vasiah ve la yuraddu be'suhu anil kavmil mucrimin

( O halde eğer seni yalanladılarsa, De ki: "Rab’biniz geniş rahmet sahibidir. O’nun azabı, zorluğu suçlular kavminden geri çevrilmez." )

6/148 Seyekulullezine eşraku lev şaellahu ma eşrakna ve la abauna ve la harramna min şey’kezalike kezzebellezine min kablihim hatta zaku be'sena kul hel indekum min ilmin fe tuhricuhu lena in tettebiune illez zanne ve in entum illa tahrusun

( Ortak koşanlar "Allah dileseydi biz ve babalarımız ortak koşmazdık. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." diyecekler. Onlardan öncekiler de böyle yalan söylemişlerdi de nihayet zorluğumuzu, azabımızı tattılar. De ki: "İndinizde ilimden mi var? O halde onu bize çıkarın. Kesinlikle siz ancak zanna uyuyorsunuz ve kesinlikle siz saçmalıyorsunuz." )

6/149 Kul fe lillahil huccetul baliğah fe lev şae le hedakum ecmein

( De ki: "En kesin üstün delil Allah’ındır. Şayet Allah dileseydi, sizi topluca yönlendirirdi." )

6/150 Kul helumme şuhedaekumullezine yeşhedune ennellahe harrame haza fe in şehidu fe la teşhed meahum  ve la tettebi ehvaellezine kezzebu bi ayatina vellezine la yu'minune bil ahirati ve hum bi rabbihim ya'dilun

( De ki: "Haydi, Allah bunu kesinlikle yasak etti diye şahitlik eden şahitlerinizi getirin." Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik etme. Ayetlerimi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine tabi olma. Onlar Rab’lerine muadil koşarlar.  )

6/151 Kul tealev etlu ma harrame rabbukum aleykum en la tuşriku bihi şey'a ve bil valideyni ihsana ve la taktulu evladekum min imlak nahnu nerzukukum ve iyyahum ve la takrabul fevahişe ma zahera minha ve ma betan ve la taktulun nefselleti harramellahu illa bil hakk zalikum vassakum bihi leallekum ta'kilun

( De ki: "Haydi gelin, Rab’binizin size neleri haram kıldığını okuyayım. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlikten çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. Ahlaksızlıkların açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Allah’ın haram kıldığı nefsi haksızca öldürmeyin. Bunlar size emrettikleridir. Umulur ki akıl edersiniz." )

6/152 Ve la takrabu malel yetimi illa billeti hiya ahsenu hatta yebluğa eşuddeh ve evful keyle vel mizane bil kist la nukellifu nefsen illa vus'aha ve iza kultum fa'dilu ve lev kane za kurba ve bi ahdillahi evfu zalikum vassakum bihi leallekum tezekkerun

( Ve olgunluğuna erişinceye kadar en güzel biçimde olması haricinde yetimin malına yaklaşmayın. Kile ölçeğine, ölçüye ve tartıya adaletle vefa edin. Biz nefsi genişliğinin haricinde mükellef kılmayız. Söylediğiniz zaman, şayet yakınınız dahi olsa adil olun ve Allah’a  ahdinize vefa edin. Bunlar size emrettikleridir. Umulur ki hatırlarsınız. )

6/153 Ve enne haza siratiy mustekimen fettebiuh ve la tettebius subule fe teferraka bikum an sebilih zalikum vassakum bihi leallekum tettekun

( Ve kesinlikle doğru yol budur. O halde ona tabi olun. Sizi O’nun yolundan ayıracak yollara tabi olmayın. Bunlar size emrettikleridir. Umulur ki sakınırsınız. )

6/154 Summe ateyna musel kitabe temamen alellezi ahsene ve tefsiylen li kulli şey'in ve huden ve rahmeten leallehum bi likai rabbihim yu'minun

( Sonra güzellik edenlere tamamlayıcı, her şeyi ayrıntılandırıcı, yönlendirici ve rahmet olmak üzere Musa'ya kitabı verdik. Umulur ki Rab’lerine kavuşacaklarına inanırlar. )

6/155 Ve haza kitabun enzelnahu mubarakun fettebiuhu vetteku leallekum turhamun

( Ve bu da indirdiğimiz bereketli kitaptır. Ona tabi olun ve sakının. Umulur ki merhamet edilirsiniz. )

6/156 En tekulu innema unzilel kitabu ala taifeteyni min kablina ve in kunna an dirasetihim leğafilin

( "Kitap, kesinlikle bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onların okumalarından habersizdik." demeyesiniz.  )

6/157 Ev tekulu lev enna unzile aleynel kitabu le kunna ehda minhum fe kad caekum beyyinetun min rabbikum ve huden ve rahmeh fe men azlemu min men kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha seneczillezine yasdifune an ayatina suel azabi bima kanu yasdifun

( Veya "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha yönlendirilmiş olurduk." demeyesiniz. Size Rab’binizden açık delil, yönlendirme ve rahmet geldi. Artık Allah’ın ayetlerini yalanlayan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmiş olmalarından dolayı azabın en kötüsüyle karşılıklandıracağız. )

6/158 Hel yenzurune illa en te'tiyehumul melaiketu ev ye'tiye rabbuke ev ye'tiye ba'du ayati rabbik yevme ye'ti ba'du ayati rabbike la yenfeu nefsen imanuha lem tekun amenet min kablu ev kesebet fi imaniha hayra kulinteziru inna muntezirun

( İlle de melekler gelsin veya Rab’bin gelsin veya Rab’binin bazı ayetleri gelsin diye mi bakarlar, beklerler? Ama Rab’binin bazı ayetlerinin geldiği gün, daha önce inanmamış veya inancında hayır kazanmamış kimseye, artık inanması fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kesinlikle biz bekleyenleriz." )

6/159 İnnellezine ferreku dinehum ve kanu şiyean leste minhum fi şey’innema emruhum ilellahi summe yunebbiuhum bima kanu yef'alun

( O dinlerini ayıranlar ve grup halinde olanlar, onlardan sana asla bir şey yoktur. Kesinlikle onların işi Allah’a  kalmıştır. Sonra onlara o yaptıklarını haber verir.  )

6/160 Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yucza illa misleha ve hum la yuzlemun

( Kim güzellikle gelirse, artık onun aynısının on katı onadır. Kim kötülükle gelirse, onun aynısının haricinde karşılıklandırılmaz. Onlar zulmedilmezler. )

6/161 Kul inneni hedani rabbi ila siratin mustekim dinen kiyemen millete ibrahime hanifa ve ma kane minel muşrikin

( De ki: "Rab’bim kesinlikle beni doğru yola, doğru dine, birleyip doğruluğa yönelen İbrahim'in milletine yönlendirdi. O ortak koşanlardan değildi." )

6/162 Kul inne salati ve nusuki ve mahyaye ve memati lillahi rabbil alemin

( De ki: "Kesinlikle benim duam, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rab’bi Allah içindir." )

6/163 La şerike leh ve bi zalike umirtu ve ene evvelul muslimin

( O'na ortak yoktur. Ben böyle emrolundum ve ben teslim olanların ilkiyim. )

6/164 Kul e ğayrallahi ebğiy rabben ve huve rabbu kulli şey’ve la teksibu kulli nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratun vizra uhra summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun

( De ki: "O her şeyin Rab’bi iken, Rab olarak Allah’tan başkasını mı arayayım? Her nefis kendi üzerine olması haricinde kazanmaz. Kendi ağırlığını, yükünü taşıyan başkasının ağırlığını, yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rab’binizedir. Artık o hakkında ihtilaf etmiş olduğunuzu size haber verir." )

6/165 Ve huvellezi cealekum halaifel erdi ve rafea ba'dakum fevka ba'din deracatin li yebluvekum fi ma atakum inne rabbeke seriul ikabi ve innehu le ğafurun rahim

( Ve sizi yerin halifeleri kılan ve size o verdikleri ile sizi sınamak için, bazınızı bazınızın üzerine derecelerle yükselten O'dur. Kesinlikle Rab’bin azabı hızlı olandır. Kesinlikle O affedendir merhametlidir. )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...