Sunday, May 3, 2026

10 - YUNUS

YUNUS 10/1 Elif lam ra tilke ayatul kitabil hakim

( Elif lam ra. Bunlar hakim kitabın ayetleridir. )

10/2 E kane lin nasi aceben en evhayna ila raculin minhum en enzirin nase ve beşşirillezine amenu enne lehum kademe sidkin inde rabbihim kalel kafirune inne haza le sahirun mubin

( İnsanları uyarsın ve inananlara Rab’leri indinde doğru, gerçek kademelerin kesinlikle onlara olduğunu müjdelesin diye onlardan bir adama vahyetmemiz insanlara acayip mi geldi? İnkarcılar "Kesinlikle bu apaçık sihirbaz." dediler. )

10/3 İnne rabbekumullahullezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin summesteva alel arşi yudebbirul emr ma min şefiin illa min ba'di iznih zalikumullahu rabbukum fa'buduh e fe la tezekkerun

( Kesinlikle Rab’biniz o Allah'tır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş, taht üzerine seviyelendi. İşi düzenler, yönetir. O’nun izninden sonra olması haricinde af vesilecisi olamaz. İşte Rab’biniz Allah budur. O halde O’na kulluk edin. Artık hatırlamaz mısınız? )

10/4 İleyhi merciukum cemia va'dellahi hakka innehu yebdeul halka summe yu’iduhu li yecziyellezine amenu ve amilus salihati bil kist vellezine keferu lehum şerabun min hamimin ve azabun elimun bima kanu yekfurun

( Dönüşünüz topluca O’nadır. Allah’ın vaadi gerçektir. Kesinlikle yaratışı o ortaya çıkarıp başlatır. Sonra o inananları ve iyilik yapanları adaletle karşılıklandırmak için onu döndürür. O inkar edenler, inkar etmiş olmalarından dolayı onlara kaynar sudan içecek ve elim azap vardır. )

10/5 Huvellezi cealeş şemse diyaen vel kamera nuran ve kadderahu menazile li ta'lemu adedes sinine vel hisab ma halekallahu zalike illa bil hakk yufassilul ayati li kavmin ya'lemun

( Senelerin adedini ve hesabını bilmeniz için Güneş’i ışık, Ay’ı aydınlık kılan ve ona duraklar ölçülendiren O'dur. Allah bunu gerçek haricinde yaratmadı. Bilen kavim için ayetleri ayrıntılandırıyor. )

10/6 İnne fihtilafil leyli ven nehari ve ma halekallahu fis semavati vel erdi le ayatin li kavmin yettekun

( Kesinlikle gecenin ve gündüzün ihtilafında, Allah’ın o göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan kavim için ayetler vardır.  )

10/7 İnnellezine la yercune likaena ve radu bil hayatid dunya vatmeennu biha vellezine hum an ayatina ğafilun

( Kesinlikle o bize kavuşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı, hoşnut olanlar, onunla tatmin olanlar ve o ayetlerimizden habersiz olanlar, )

10/8 Ulaike me'vahumun naru bima kanu yeksibun

( İşte onlar, kazanmış olduklarından dolayı onların mekanı ateştir. )

10/9 İnnellezine amenu ve amilus salihati yehdihim rabbuhum bi imanihim tecri min tahtihimul enharu fi cennatin neim

( Kesinlikle o inananlar ve iyilikler yapanları, Rab’leri onları inançlarından dolayı yönlendirir. Bolluk bahçelerinde altlarından nehirler akar. )

10/10 Da'vahum fiha subhanekellahumme ve tehiyyetuhum fiha selam ve ahiru da'vahum enil hamdu lillahi rabbil alemin

( Onların orada duaları, çağrıları "Allahım, sen yücesin.", orada dilekleri duaları "Selam." ve çağrılarının sonu da "Övgü alemlerin Rab’bi Allah içindir." diye olur. )

10/11 Ve lev yuaccilullahu lin nasiş şerrasti'calehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum fe nezerullezine la yercune likaena fi tuğyanihim ya'mehun

( Ve eğer Allah insanlara kötülüğü, hayrı acele istedikleri gibi acele verseydi, onlara vadelerini getiriverirdi. Fakat bize kavuşmayı ummayanları azgınlıkları içinde bocalamaya bırakırız. )

10/12 Ve iza messel insaned durru deanna li cenbihi ev kaiden ev kaima fe lemma keşefna anhu durrahu merra ke en lem yed'una ila durrin messeh kezalike zuyyine lil musrifine ma kanu ya'melun

( Ve insana darlık dokunduğu zaman, yanı üzerindeyken, otururken ve ayakta iken bizi çağırır. Ancak, kendisinden darlığını açıp giderdiğimizde, sanki ona dokunan o darlık için bizi çağırmamış gibi aldırmadan geçer gider. Müsrifler için o yapmış oldukları işte böyle süslendi. )

10/13 Ve lekad ehleknel kurune min kablikum lemma zalemu ve caethum rusuluhum bil beyyinati ve ma kanu li yu'minu kezalike neczil kavmel mucrimin

( Ve sizden önceki nesilleri, resulleri onlara açık deliller ile geldiğinde zulmetmelerinden ve inanmamalarından dolayı helak ettik. Suçlular kavmini işte böyle karşılıklandırırız. )

10/14 Summe cealnakum halaife fil erdi min ba'dihim li nenzura keyfe ta'melun

( Sonra, onların ardından, nasıl işler yaptığınıza bakmak için sizleri yerde halifeler kıldık. )

10/15 Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine la yercune likaene'ti bi kur'anin ğayri haza ev beddilh kul ma yekunu li en ubeddilehu min tilkai nefsi in ettebiu illa ma yuha ileyy inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azim

( Ve onlara ayetlerimiz açık deliller olarak okunduğunda, o bize kavuşmayı ummayanlar "Bundan başka Kur'an getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Benim için onu bundan kendimce değiştirmek olmaz. Kesinlikle ben ancak o bana vahyedilene tabi olurum. Eğer Rab’bime isyan edersem, kesinlikle ben büyük günün azabından korkarım." )

10/16 Kul lev şaellahu ma televtuhu aleykum ve la edrakum bihi fe kad lebistu fikum umuran min kablih e fe la ta'kilun

( De ki: "Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. Onu size bildirmezdi. Ben sizin içinizde ondan önce ömür boyu kaldım. O halde, akıl etmez misiniz?" )

10/17 Fe men azlemu min men iftera alellahi keziben ev kezzebe bi ayatih innehu la yuflihul mucrimun

( Allah’a  yalan uyduran veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Kesinlikle O, suçluları iflah etmez. )

10/18 Ve ya'budune min dunillahi ma la yedurruhum ve la yenfeuhum ve yekulune haulai şufeauna indellah kul e tunebbiunellahe bima la ya'lemu fis semavati ve la fil ard subhanehu ve teala an ma yaşrikun

( Ve Allah’tan başka, onlara o zarar veremeyene ve fayda sağlamayana kulluk ederler. "Bunlar Allah’ın indindeki af vesilecilerimiz." derler. De ki: "Allah’a, göklerde ve yerde o bilmediklerini mi haber veriyorsunuz?" O yücedir ve o ortak koştuklarının üzerindedir. )

10/19 Ve ma kanen nasu illa ummeten vahideten fahtelefu ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fima fihi yahtelifun

( Ve insanlar tek topluluktan başkası değillerdi de ihtilafa düştüler. Şayet Rab’binden geçmiş kelime olmasaydı, o ihtilaf ettikleri hakkında aralarında hüküm verilirdi. )

10/20 Ve yekulune lev la unzile aleyhi ayetun min rabbih fe kul innemel ğaybu lillahi fenteziru inni meakum  minel muntezirin

( Ve "Ona Rab’binden ayet indirilmeli değil miydi?" derler. O halde de ki: "Kesinlikle gayb Allah içindir. Gözleyip bekleyin, kesinlikle ben de sizinle birlikte gözleyip bekleyenlerdenim.” )

10/21 Ve iza ezaknen nase rahmeten min ba'di darrae messethum iza lehum mekrun fi ayatina kulillahu esrau mekra inne rusulena yektubune ma temkurun

( Ve insanlara, onlara dokunan darlıktan sonra rahmet tattırdığımızda, o zaman onlar ayetlerimiz hakkında tuzak kurarlar. De ki: "Allah’ın tuzağı kesinlikle daha hızlıdır." Kesinlikle resullerimiz o tuzak kurmalarınızı yazarlar. )

10/22 Huvellezi yuseyyirukum fil berri vel bahr hatta iza kuntum fil fulk ve cerayne bihim bi riyhin tayyibetin ve ferihu biha caetha rihun asifun ve caehumul mevcu min kulli mekanin ve zannu ennehum uhiyta bihim deavullahe muhlisine lehud din lein enceytena min hazihi le nekunenne mineş şakirin

( Sizi karada ve denizde gezdiren O’dur. Nihayet siz gemide olduğunuzda ve o onlarla temiz rüzgarla akarken ve onunla ferahlarken, oraya kuvvetli esen rüzgar geldi. Onlara tüm yerlerden dalgalar gelir. Kesinlikle onlar onlarla kuşatıldıklarını zannederler. Dini O’na halis kılarak Allah’ı çağırırlar. "Eğer bizi bundan kurtarırsan şükredenlerden oluruz." )

10/23 Fe lemma encahum iza hum yebğune fil erdi bi ğayril hakk ya eyyuhennasu innema bağyukum ala enfusikum metaal hayatid dunya summe ileyna merciukum fe nunebbiukum bima kuntum ta'melun

( Böylece onları kurtardığında, o zaman onlar yerde haksızca azarlar. Ey insanlar, kesinlikle azgınlıklarınız nefislerinizedir. Dünya hayatının faydasıdır. Sonra dönüşünüz bizedir. Artık o yapmakta olduklarınızı size haber veririz. )

10/24 İnnema meselul hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihi nebatul erdi min ma ye'kulun nasu vel en'am hatta iza ehazetil erdu zuhrufeha vezzeyyenet ve zanne ehluha ennehum kadirune aleyha etaha emruna leylen ev neharan fe cealnaha hasiyden ke en lem tağne bil ems kezalike nufessilul ayati li kavmin yetefekkerun

( Kesinlikle dünya hayatının misali gökten indirdiğimiz su gibidir. Böylece onunla yerin bitkileri, o insanların ve hayvanların yediklerinden muhtelif oldu. Nihayet yer süslerini aldığında süslendi. Sahipleri, kesinlikle onlar onun üzerine kudretli olduklarını zannederler. Emrimiz ona gece veya gündüz yetti. Böylece, sanki dün şenlik ganilik olmamış gibi onu hasat edilmiş kıldık. Fikreden kavim için ayetleri işte böyle ayrıntılandırırız. )

10/25 Vallahu yed'u ila daris selam ve yehdi men yeşau ila siratin mustekim

( Ve Allah selamet yurduna çağırır ve dilediği kimseyi doğru yola yönlendirir. )

10/26 Lillezine ahsenul husna ve ziyadeh ve la yerheku vucuhehum katerun ve la zilleh ulaike ashabul cenneh hum fiha halidun

( O güzellik yapanlara güzellik ve onun daha fazlasıdır. Yüzlerini katran karası ve zillet sarmaz. İşte onlar cennetin sahipleridir. Onlar onun içinde ebedidirler. )

10/27 Vellezine kesebus seyyiati cezau seyyietin bi misliha ve terhekuhum zilleh ma lehum minellahi min asim ke ennema uğşiyet vucuhuhum kitaan minel leyli muzlima ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( Ve o kötülük kazananlar, kötülüğün karşılığı onun aynısıdır. Onları zillet sarar. Onlara Allah’tan başka koruyucu, gözetici yoktur. Kesinlikle yüzleri karanlık geceden parçalara örtünmüş gibidir. İşte onlar ateşin sahipleridir. Onlar onun içinde ebedidirler. )

10/28 Ve yevme nahşuruhum cemian summe nekulu lillezine eşraku mekanekum entum ve şurakaukum fe zeyyelna beynehum ve kale şurakauhum ma kuntum iyyana ta'budun

( Ve o gün onların hepsini toplarız. Sonra o ortak koşanlar için "Sizler ve ortak koştuklarınız mekanınıza geçin." deriz. Böylece onların aralarını açarız. Ortak koştukları "Sizler ancak bize kulluk edenler değildiniz." derler. )

10/29 Fe kefa billahi şehiden beynena ve beynekum in kunna an ibadetikum le ğafilin

( Artık Allah bizimle sizin aranızda şahit olarak kafidir. Kesinlikle bizler kulluğunuzdan habersizleriz. )

10/30 Hunalike teblu kulli nefsin ma eslefet ve ruddu ilellahi mevlahumul hakki ve dalle anhum ma kanu yefterun

( Burada tüm nefisler o geçmişte yaptıklarını denerler. Gerçek dostları Allah’a  döndürülürler. O uydurdukları onlardan sapmıştır. )

10/31 Kul men yerzukukum mines semai vel erdi em men yemlikus sem'a vel ebsara ve men yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve men yudebbirul emr fe seyekulunellah fe kul e fe la tettekun

( De ki: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırır? Kulaklara ve gözlere kim malik olur, hükmeder? Ve diriyi ölüden kim çıkarır ve ölüyü diriden kim çıkarır? Ve işleri kim düzenler, yönetir?" "Allah" derler. De ki: "O halde sakınmaz mısınız?" )

10/32 Fe zalikumullahu rabbukumulhakk fe maza ba’del hakki illed dalal fe enna tusrafun

( İşte bu Allah sizin gerçek Rab’binizdir. Gerçeğin dışında sapıklığın haricinde ne vardır? O halde nasıl değiştiriliyorsunuz, döndürülüyorsunuz? )

10/33 Kezalike hakkat kelimetu rabbike alellezine feseku ennehum la yu'minun

( İşte Rab’binin kelimesi günah işleyenlerin üzerine böyle gerçekleşti. Kesinlikle onlar inanmazlar. )

10/34 Kul hel min şurakaikum men yebdeul halka summe yu’iduh kulillahu yebdeul halku summe yu’iduhu fe enna tu'fekun

( De ki: "Ortaklarınızdan yaratışı ortaya çıkarıp başlatan, sonra onu döndüren, tekrarlayan kimse var mıdır?" De ki: "Yaratışı Allah başlatır sonra onu döndürür, diriltir. O halde nasıl döndürülürsünüz?" )

10/35 Kul hel min şurakaikum men yehdi ilel hakk kulillahu yehdi lil hakk e fe men yehdi ilel hakki ehakku en yuttebea em men la yehiddi illa en yuhda fe ma lekum keyfe tahkumun

( De ki: "Ortaklarınızdan gerçeğe yönlendiren kimse var mıdır?" De ki: "Allah gerçeğe yönlendirir. O halde gerçeğe yönlendiren mi tabi olunmayı hakeder yoksa yönlendiremeyip ancak yönlendirilen mi? O halde ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?" )

10/36 Ve ma yettebiu ekseruhum illa zanna innez zanne la yuğni minel hakki şey'a innellahe alimun bima yef'alun

( Ve onların çoğunluğu zan haricindekine tabi olmazlar. Kesinlikle zan gerçekten hiçbir şeye fayda vermez. Kesinlikle Allah ne yaptıklarını bilendir. )

10/37 Ve ma kane hazel kur'anu en yuftera min dunillahi ve lakin tasdikallezi beyne yedeyhi ve tefsiylel kitabi la raybe fihi min rabbil alemin

( Ve bu Kur'an Allah’tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. Lakin ondan öncekileri doğrular ve kitabı ayrıntılandırır. Onun alemlerin Rab’binden olduğu hakkında şüphe yoktur. )

10/38 Em yekulunefterah kul fe'tu bi suratin mislihi ved'u men isteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin

( "Onu o uydurdu." mu derler? De ki: "Öyleyse, eğer doğrular iseniz, onun aynısından olan sure getirin. Allah’tan başka kime istidatınız varsa çağırın." )

10/39 Bel kezzebu bima lem yuhiytu bi ilmihi ve lemma ye'tihim te'viluh kezalike kezzebellezine min kablihim fenzur keyfe kane akibetuz zalimin

( Bilakis, onun ilmini kuşatıp kavrayamadıklarından dolayı yalanladılar. Onun yorumu onlara asla gelmedi. Onlardan öncekiler de işte böyle yalanlamışlardı. Artık bak zalimlerin sonu nasıl oldu. )

10/40 Ve minhum men yu'minu bihi ve minhum men la yu'minu bih ve rabbuke a'lemu bil mufsidin

( Ve onlardan kimi ona inanır ve onlardan kimi ona inanmaz. Rab’bin bozguncuları bilir. )

10/41 Ve in kezzebuke fe kul li ameli ve lekum amelukum entum beriune min ma a'melu ve ene beriun min ma ta'melun

( Ve eğer seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim yaptıklarım bana ve sizin yaptıklarınız sizedir. Sizler o yaptığımdan berisiniz ve ben de o yaptığınızdan beriyim." )

10/42 Ve minhum men yestemiune ileyk e fe ente tusmius summe ve lev kanu la ya'kilun

( Ve onlardan kimileri seni dinlerler. Peki şayet akıl etmez oldularsa, sen sağırlara dinletebilir misin? )

10/43 Ve minhum men yenzuru ileyk e fe ente tehdil umye ve lev kanu la yubsirun

( Ve onlardan kimileri sana bakarlar. Peki şayet görmeyenler oldularsa, sen körleri yönlendirebilir misin? )

10/44 İnnellahe la yazlimun nase şey'en ve lakinnen nase enfusehum yazlimun

( Kesinlikle Allah insanlara şey kadar bile zulmetmez. Lakin insanlar nefislerine zulmederler. )

10/45 Ve yevme yahşuruhum ke en lem yelbesu illa saaten minen nehari yetearafune beynehum kad hasirallezine kezzebu bi likaillahi ve ma kanu muhtedin

( Ve onları toplayacağı günde, sanki onlar gündüzden bir saat haricinde kalmamışlar da aralarında tanışmışlar gibi olacak. O Allah’a  kavuşmayı yalanlayanlar ve yönlendirilmemiş olanlar hasarlanmışlardır. )

10/46 Ve imma nuriyenneke ba'dallezi neiduhum ev neteveffeyenneke fe ileyna merciuhum summellahu şehidun ala ma yef'alun

( Ve onlara vaad ettiğimizin bir kısmını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de onların dönüşü bizedir. Sonra Allah ne yaptıklarına şahittir. )

10/47 Ve li kulli ummetin rasul fe iza cae rasuluhum kudiye beynehum bil kisti ve hum la yuzlemun

( Ve her topluluk için resul vardır. Artık resulleri gelince aralarında adaletle hüküm verilir. Onlar zulmedilmezler.  )

10/48 Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin

( Ve "Eğer doğrular iseniz, ne zaman bu vaad?" derler. )

10/49 Kul la emliku li nefsi darran ve la nef'an illa ma şaellah li kulli ummetin ecel iza cae eceluhum fe la yeste'hirune saaten ve la yestakdimun

( De ki: "Ben, Allah’ın o dilediği haricinde nefsime ne zarara, ne de faydaya malik olamam, hükmedemem. Her topluluk için vade vardır. Vadeleri geldiğinde artık saatini erteleyemezler ve öne de alamazlar." )

10/50 Kul e raeytum in etakum azabuhu beyaten ev neharan maza yesta'cilu minhul mucrimun

( De ki: "Gördünüz mü düşündünüz mü, eğer O’nun azabı size geceleyin veya gündüz gelecek olsa suçlular onlardan hangisini acele isterler?" )

10/51 E summe iza ma vekaa amentum bih al ane ve kad kuntum bihi testa'cilun

( Onun vaki olmasının sonrasında mı ona inanacaksınız yoksa şimdi mi? Ve onu acele isterdiniz. )

10/52 Summe kile lillezine zalemu zuku azabel huld hel tuczevne illa bima kuntum teksibun

( Sonra o zulmedenlere "Ebedi azabı tadın. O kazanmış olduğunuzun haricinde mi karşılıklandırılacaksınız?" denilir. )

10/53 Ve yestenbiuneke ehakkun hu kul i ve rabbi innehu le hakkun ve ma entum bi mu'cizin

( Ve sana "O gerçek mi?" diye haber sual ediyorlar. De ki: "Evet ve Rab’bim, kesinlikle o gerçektir. Sizler aciz bırakanlar değilsiniz." )

10/54 Ve lev enne li kulli nefsin zalemet ma fil erdi leftedet bih ve eserrun nedamete lemma raevul azab ve kudiye beynehum bil kisti ve hum la yuzlemun

( Ve şayet kesinlikle yerde ne varsa tüm zulmetmiş nefis için olsa, azabı görünce onu bırakır feda ederdi ve gizli pişmanlık duyardı. Aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulmedilmezler. )

10/55 E la inne lillahi ma fis semavati vel ard e la inne va'dellahi hakkun ve lakinne ekserahum la ya'lemun

( İyi bilin ki göklerde ve yerde ne varsa kesinlikle Allah içindir. İyi bilin ki kesinlikle Allah’ın vaadi gerçektir. Lakin onların çoğunluğu bilmezler.  )

10/56 Huve yuhyi ve yumitu ve ileyhi turceun

( O diriltir, öldürür ve O'na döndürülürsünüz. )

10/57 Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev'izatun min rabbikum ve şifaun li ma fis suduri ve huden ve rahmetun lil mu'minin

( Ey insanlar size Rab’binizden öğüt ve o göğüslerin içindeki için şifa, yönlendirme ve inananlar için rahmet geldi. )

10/58 Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihi fe bi zalike fel yefrahu huve hayrun min ma yecmeun

( De ki: "Allah’ın üstünlüğü ve O’nun rahmetiyle, bunlarla ferahlayıp sevinsinler. O, o biriktirdiklerinden, topladıklarından daha hayırlıdır." )

10/59 Kul e raeytum ma enzelellahu lekum min rizkin fe cealtum minhu haramen ve halala kul allahu ezine lekum em alellahi tefterun

( De ki: "Allah’ın size rızıklardan indirdiklerini görüyor musunuz? Onlardan haram ve helal kıldınız." De ki: "Allah size izin mi verdi? Yoksa Allah’a  uyduruyor musunuz?" )

10/60 Ve ma zannullezine yefterune alellahil kezibe yevmel kiyameh innellahe lezu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahum la yeşkurun

( Ve o Allah’a  yalan uyduranlar, ayağa kalkış gününü ne zannediyorlar? Kesinlikle Allah insanlar üzerine üstünlük ve lütuf sahibidir. Lakin onların çoğunluğu şükretmezler. )

10/61 Ve ma tekunu fi şe'nin ve ma tetlu minhu min kur'anin ve la ta'melune min amelin illa kunna aleykum şuhuden iz tufidune fih ve ma ya'zubu an rabbike min miskali zerratin fil erdi ve la fis semai ve la asğara min zalike ve la ekbera illa fi kitabin mubin

( Ve ne iş içinde olursan ol, Kur'an'dan ne okursan oku, siz ona dalmışken, üzerinize şahitler olacağımız iş haricinde iş yapmazsınız. Yerde ve gökte zerre ağırlığı ölçüsünden hiçbir şey Rab’binden kaçamaz, gizli kalamaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü apaçık kitapta olması haricinde yoktur. )

10/62 E la inne evliyaellahi la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( Bilin ki kesinlikle Allah’ın dostlarına, onların üzerine korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )

10/63 Ellezine amenu ve kanu yettekun

( O inananlar ve sakınmış olanlar. )

10/64 Lehumul buşra fil hayated dunya ve fil ahirah la tebdile li kelimatillah zalike huvel fevzul azim

( Dünya hayatında ve ahirette müjde onlaradır. Allah’ın kelimelerinde değişiklik yoktur. İşte bu, o büyük kurtuluştur. )

10/65 Ve la yahzunke kavluhum innel izzete lillahi cemia huves semiul alim

( Ve onların sözleri seni hüzünlendirmesin. Kesinlikle saygınlık üstün kudret bütünüyle Allah içindir. O duyandır, bilendir. )

10/66 E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard ve ma yettebiullezine yed'une min dunillahi şuraka’in yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun

( İyi bilin ki göklerdeki kimseler ve yerdeki kimseler Allah içindir. Allah’tan başka ortakları çağıranlar tabi olmazlar. Onlar ancak zanna tabi olurlar. Kesinlikle onlar ancak saçmalarlar. )

10/67 Huvellezi ceale lekumul leyle li teskunu fihi ven nehara mubsira inne fi zalike le ayatin li kavmin yesmeun

( O, size içinde sükunet bulmanız için geceyi ve görüş olarak gündüzü oluşturandır. Kesinlikle bunda duyan kavim için ayetler vardır. )

10/68 Kaluttehazellahu veleden subhaneh huvel ğaniyy lehu ma fis semavati ve ma fil ard in indekum min sultanin bi haza e tekulune alellahi ma la ta'lemun

( Allah çocuk edindi dediler. O ondan yücedir, O ganidir, muhtaç değildir. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O’nadır. Kesinlikle bununla ilgili indinizde delil yoktur. Allah’a  o bilmediklerinizi mi söylersiniz? )

10/69 Kul innillezine yefterune alellahil kezibe la yuflihun

( De ki: "Kesinlikle o Allah’a  yalan uyduranlar iflah olmazlar." )

10/70 Metaun fid dunya summe ileyna merciuhum summe nuzikuhumul azabeş şedide bima kanu yekfurun

( Dünyada faydadır. Sonra dönüşleri bizedir. Sonra o inkar etmiş olmalarından dolayı onlara şiddetli azap tattırırız. )

10/71 Vetlu aleyhim nebee nuh iz kale li kavmihi ya kavmi in kane kebura aleykum mekami ve tezkirii bi ayatillahi fe alellahi tevekkeltu fe ecmiu emrakum ve şurakaekum summe la yekun emrukum aleykum ğummeten summakdu ileyye ve la tunzirun

( Ve onlara Nuh'un haberini oku. Zamanında, kavmine "Ey kavmim eğer makamım ve Allah’ın ayetlerini hatırlatışım üzerinize büyük, ağır oluyorsa, artık ben Allah’a  dayanıp sığındım. O halde işinizi ve ortaklarınızı toplayın. Sonra işiniz üzerinize tasa olmasın. Sonra bana yapın ve bana gözetmeyin, göz açtırmayın." dedi. )

10/72 Fe in tevelleytum fe ma seeltukum min ecr in ecriye illa alellahi ve umirtu en ekune minel muslimin

( Eğer yüz çevirirseniz, ben size ödülden sual etmedim. Kesinlikle ödülüm ancak Allah’ın üzerinedir. Ben teslim olanlardan olmaya emrolundum. )

10/73 Fe kezzebuhu fe necceynahu ve men mea hu fil fulki ve cealnahum halaife ve ağraknellezine kezzebu bi ayatina fenzur keyfe kane akibetul munzerin

( Böylece O'nu yalanladılar da O'nu ve geminin içinde onunla birlikte olanları kurtardık. Onları halifeler kıldık. O ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Artık uyarılanların sonu nasıl oldu bak. )

10/74 Summe beasna min ba'dihi rusulen ila kavmihim fe cauhum bil beyyinati fe ma kanu li yu'minu bima kezzebu bihi min kabl kezalike natbeu ala kulubil mu'tedin

( Sonra, bunun ardından resulleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık deliller ile geldiler de onu önceden yalanladıklarından dolayı ona inanmadılar. İşte hududu aşanların kalplerine böyle mühür basarız. )

10/75 Summe beasna min ba'dihim musa ve harune ila fir'avne ve meleihi bi ayatina festekberu ve kanu kavmen mucrimin

( Sonra, onların ardından Musa’yı ve Harun’u Firavun’a ve ileri gelenlerine ayetlerimizle gönderdik de kibirlendiler ve suçlular kavmi oldular. )

10/76 Fe lemma caehumul hakku min indina kalu inne haza le sihrun mubin

( Onlara indimizden gerçek geldiğinde, "Kesinlikle bu apaçık sihirdir." dediler. )

10/77 Kale musa e tekulune lil hakki lemma caekum e sihrun haza ve la yuflihus sahirun

( Musa, "Size geldiğinde gerçek için böyle mi dersiniz? Bu sihir midir? Sihirbazlar iflah olmazlar." dedi. )

10/78 Kalu e ci'tena li telfitena an ma vecedna aleyhi abaena ve tekune lekumel kibriyau fil ard ve ma nahnu lekuma bi mu'minin

( "Sen babalarımızı üzerinde bulduğumuzu bize bıraktırıp kaybettirmek için ve yerde büyüklüğün size olması için mi geldin? Biz size inananlar değiliz." dediler. )

10/79 Ve kale fir'avnu'tuni bi kulli sahirin alim

( Ve Firavun "Bana tüm bilgili sihirbazları getirin." dedi. )

10/80 Fe lemma caes seharatu kale lehum musa elku ma entum mulkun

( Sihirbazlar geldiğinde Musa onlara "Atın ne atacaksanız." dedi. )

10/81 Fe lemma elkav kale musa ma ci'tum bihis sihr innellahe seyubtiluh innellahe la yuslihu amelel mufsidin

( Attıklarında ise, Musa "O oluşturduğunuz sihirdir. Kesinlikle Allah onu batıl kılacak. Kesinlikle Allah bozguncuların çalışmalarını, işlerini iyileştirmez." dedi. )

10/82 Ve yuhikkallahul hakka bi kelimatihi ve lev kerihel mucrimun

( Ve suçlular hoşlanmasalar da, Allah gerçeği kelimeleri ile gerçekleştirir. )

10/83 Fe ma amene li musa illa zurriyyetun min kavmihi ala havfin min fir'avne ve meleihim en yeftinehum ve inne fir'avne lealin fil ard ve innehu le minel musrifin

( Firavundan ve ileri gelenlerinden, onları fitneler diye korkmalarından dolayı, onun kavminden olan soyların haricindekiler Musa’ya inanmadılar. Kesinlikle Firavun yerde üstündü. Kesinlikle o müsriflerdendi. )

10/84 Ve kale musa ya kavmi in kuntum amentum billahi fe aleyhi tevekkelu in kuntum muslimin

( Ve Musa "Ey kavmim, eğer siz Allah’a  inandınızsa, eğer teslim olanlar oldunuzsa artık O’na dayanıp sığının." dedi. )

10/85 Fe kalu alellahi tevekkelna rabbena la tec'alna fitneten lil kavmiz zalimin

( Böylece "Allah’a  dayanıp sığındık. Rab’bimiz. Bizi zalimler kavmi için sınav kılma." dediler. )

10/86 Ve neccina bi rahmetike minel kavmil kafirun

( Ve bizi rahmetinle inkarcılar kavminden kurtar. )

10/87 Ve evhayna ila musa ve ehiyhi en tebevvea li kavmikuma bi misra buyuten vec'alu buyutekum kibleten ve ekimus salah ve beşşiril mu'minin

( Ve Musa’ya ve kardeşine "Kavminiz için ülkede evleri makam tutun, evlerinizi kıbleye doğru oluşturun, duaya kalkın ve inananları müjdeleyin." diye vahyettik. )

10/88 Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir'avne ve melehu zineten ve emvalen fil hayatid dunya rabbena li yudillu an sebilik rabbenatmis ala emvalihim veşdud ala kulubihim fe la yu'minu hatta yeravul azabel elim

( Ve Musa, "Rab’bimiz kesinlikle sen Firavun’a ve ileri gelenlerine dünya hayatında süsler, kıymetli eşyalar ve mallar verdin. Rab’bimiz senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rab’bimiz, mallarının üzerine silinme, yokluk eyle ve kalplerine şiddet ver de elim azabı görene kadar inanmasınlar." dedi. )

10/89 Kale kad ucibet da'vetukuma festekima ve la tettebianni sebilellezine la ya'lemun

( "Çağrınız kabul edildi. O halde doğru olun ve o bilmeyenlerin yoluna kesinlikle tabi olmayın." dedi. )

10/90 Ve cavezna bi beni israilil bahra fe etbeahum fir'avnu ve cunuduhu bağyen ve adva hatta iza edrakehul ğaraku kale amentu ennehu la ilahe illellezi amenet bihi benu israile ve ene minel muslimin

( Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik de Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla onları takip ettiler. Nihayet boğulma ona erişince "İnandım. Kesinlikle o İsrailoğulları'nın inandıklarının haricinde ilah yoktur. Ben teslim olanlardanım." dedi. )

10/91 Al ane ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidin

( Şimdi mi? Önceden isyan etmiştin ve bozgunculardan olmuştun. )

10/92 Fel yevme nuneccike bi bedenike li tekune li men halfeke ayeh ve inne kesiran minen nasi an ayatina le ğafilun

( O halde bugün, o senden sonraki kimselere ayet olması için bedenini kurtaracağız. Kesinlikle insanlardan çoğu ayetlerimizden habersizdirler.  )

10/93 Ve lekad bevve'na beni israile mubevvee sidkin ve razaknahum minet tayyibat fe mahtelefu hatta caehumul ilm inne rabbeke yakdiy beynehum yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun

( Ve İsrailoğullarını güzel yere yerleştirdik ve onları temizlerinden rızıklandırdık. Onlara ilim gelene kadar ihtilaf etmediler. Kesinlikle Rab’bin ayağa kalkış gününde o ihtilaf etmiş oldukları hakkında aralarında hükmedecektir. )

10/94 Fe in kunte fi şekkin min ma enzelna ileyke fes'elillezine yakraunel kitab min kablike lekad caekel hakku min rabbike fe la tekununne minel mumterin

( Eğer o sana indirdiğimizden şüphe içinde olursan, o senden önce kitabı okumuş olanlara sual et. Sana Rab’binden gerçek geldi. O halde, şüphecilerden olma. )

10/95 Ve la tekunenne minellezine kezzebu bi ayatillahi fe tekune minel hasirin

( Ve Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan olma. Yoksa hasarlananlardan olursun. )

10/96 İnnellezine hakkat aleyhim kelimetu rabbike la yu'minun

( Kesinlikle o üzerlerine Rab’binin kelimesi gerçekleşmiş olanlar inanmazlar. )

10/97 Ve lev caethum kulli ayetin hatta yeravul azabel elim

( Ve şayet onlara tüm ayetler gelse, elim azabı görene kadar. )

10/98 Fe lev la kanet karyetun amenet fe nefeaha imanuha illa kavme yunus lemma amenu keşefna anhum azabel hizyi fil hayatid dunya ve metta'nahum ila hiyn

( Şayet inanıp da inançları onlara fayda vermiş şehir olmasaydı? Ancak Yunus'un kavmi inandığı zaman, dünya hayatında zillet azabını üzerlerinden kaldırıp açmış ve onları belirli zamana kadar faydalandırmıştık. )

10/99 Ve lev şae rabbuke le amene men fil erdi kullihum cemia e fe ente tukrihun nase hatta yekunu mu'minin

( Ve şayet Rab’bin dileseydi, o yerdeki kimselerin hepsi topluca inanırlardı. O halde insanları, inananlar olana kadar sen mi zorlayacaksın? )

10/100 Ve ma kane li nefsin en tu'mine illa bi iznillah ve yec'alur ricse alellezine la ya'kilun

( Nefis için Allah’ın izni haricinde inanması olmaz. O akıl etmeyenlerin üzerine pisliği getirir. )

10/101 Kul enzuru maza fis semavati vel ard ve ma tuğnil ayatu ven nuzuru an kavmin la yu'minun

( De ki: "Bu göklerin ve yerin içindekiler nedir bakın. Ayetler ve uyarılar inanmayan kavime fayda vermez." )

10/102 Fe hel yentezirune illa misle eyyamillezine halev min kablihim kul fentezuru inni meakum  minel muntezirin

( Onlar, onlardan önce gelip geçenlerin günlerinin aynısını mı gözleyip beklerler? De ki: "Bekleyin, kesinlikle ben de sizinle birlikte gözleyip bekleyenlerdenim." )

10/103 Summe nunecci rusulena vellezine amenu kezalik hakkan aleyna nuncil mu'minin

( Sonra resullerimizi ve o inananları kurtardık. İşte böyle, inananları kurtarmamız gerçekten üzerimizedir. )

10/104 Kul ya eyyuhen nasu in kuntum fi şekkin min dini fe la a'budullezine ta'budune min dunillahi ve lakin a'budullahellezi yeteveffakum ve umirtu en ekune minel mu'minun

( De ki: "Ey insanlar, eğer dinimden şüphe içindeyseniz, o halde ben o Allah’tan başka kulluk ettiklerinize kulluk etmem. Lakin, o sizi vefat ettiren Allah’a  kulluk ederim. Ben inananlardan olmaya emrolundum." )

10/105 Ve en ekim vecheke lid dini hanifa ve la tekunenne minel muşrikin

( Ve yüzünü, birleyip doğruluğa yönelen dine doğrultmaya ve ortak koşanlardan olmamaya. )

10/106 Ve la ted'u min dunillahi ma la yenfeuke ve la yedurruk fe in fealte fe inneke izen minez zalimin

( Ve Allah’tan başka o sana fayda veremeyenleri ve sana zarar veremeyenleri çağırma. Eğer yaparsan, artık o zaman kesinlikle sen zalimlerden olursun. )

10/107 Ve in yemseskellahu bi durrin fe la kaşife lehu illa hu ve in yuridke bi hayrin fe la radde li fadlih yusibu bihi men yeşau min ibadih ve huvel ğafurun rahim

( Ve eğer Allah sana darlık dokundurursa, onu O’nun haricinde açıp kaldıracak yoktur. Eğer sana hayır isterse, O’nun üstünlüğü, lütfu için engelleyici, reddedici yoktur. Onu kullarından dilediği kimseye isabet ettirir. O affedendir merhametlidir. )

10/108 Kul ya eyyuhen nasu kad caekumul hakku min rabbikum fe men ihteda fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe innema yedillu aleyha ve ma ene aleykum bi vekil

( De ki: "Ey insanlar, size Rab’binizden gerçek geldi. Artık kim yönlenirse kesinlikle kendi nefsi için yönlenir. Kim saparsa kesinlikle onun üzerine sapar. Ben üzerinize vekil değilim." )

10/109 Vettebi’ma yuha ileyke vasbir hatta yahkumellah ve huve hayrul hakimin

( Ve sana vahyedilene tabi ol. Allah hüküm verene kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır. )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...