Saturday, May 2, 2026

36 - YASİN

YASİN 36/1 Ya sin

( Ya sin )

36/2 Vel kur'anil hakim

( Ve hakim Kur'an. )

36/3 İnneke le minel murselin

( Kesinlikle sen gönderilenlerdensin. )

36/4 Ala siratin mustekim

( Doğru yol üzerinde. )

36/5 Tenzilel azizir rahim

( Yüce merhametlinin indirdiği, )

36/6 Li tunzira kavmen ma unzira abauhum fe hum ğafilun

( Babaları uyarılmamış da habersiz olan kavmi uyarman için. )

36/7 Lekad hakkal kavlu ala ekserihim fe hum la yu'minun

( Söz çoğunun üzerine gerçek oldu da onlar inanmazlar. )

36/8 İnna cealna fi a'nakihim ağlalen fe hiye ilel ezkani fe hum mukmehun

( Kesinlikle biz onların boyunlarında kelepçeler, prangalar oluşturduk. Onlar çenelerinedir. Artık onlar somurtanlardır. )

36/9 Ve cealna min beyni eydihim sedden ve min halfihim sedden fe ağşeynahum fe hum la yubsirun

( Ve önlerinden sed ve arkalarından sed oluşturduk da onları örttük. Artık onlar görmezler. )

36/10 Ve sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu'minun

( Ve onları uyarsan da uyarmasan da onlara eştir. İnanmazlar. )

36/11 İnnema tunziru men ittebeaz zikra ve haşiyer rahmane bil ğayb fe beşşirhu bi mağfiratin ve ecrin kerim

( Kesinlikle hatırlamaya tabi olan ve Rahman’a gıyabında korku, ürperti duyan kimseyi uyarırsın. O halde, onu af ve faydalı ödül ile müjdele. )

36/12 İnna nahnu nuhyil mevta ve nektubu ma kaddemu ve asarahum ve kulle şey'in ahsaynahu fi imamin mubin

( Kesinlikle biz, biz ölüleri diriltiriz ve o sunduklarını, eserlerini yazarız. Her şeyi, apaçık delil içinde saydık. )

36/13 Vadrib lehum meselen ashabel karyeh iz caehel murselun

( Onlara, zamanında gönderilenlerin geldiği şehirlerin sahiplerinin misalini beyan et. )

36/14 İz erselna ileyhim usneyni fe kezzebuhuma fe azzezna bi salisin fe kalu inna ileykum murselun

( Zamanında onlara ikisini gönderdik de onları yalanladılar. Böylece üçüncüsü ile destekleyip kuvvetlendirdik de "Kesinlikle biz size gönderilenleriz." dediler.  )

36/15 Kalu ma entum illa beşerun misluna ve ma enzeler rahmanu min şey'in in entum illa tekzibun

( "Aynımız gibi insanların haricindekiler değilsiniz. Rahman hiçbir şey indirmedi. Kesinlikle sizler ancak yalan söylüyorsunuz." dediler.  )

36/16 Kalu rabbuna ya'lemu inna ileykum le murselun

( "Rab’bimiz, kesinlikle bizim size gönderilenler olduğumuzu bilir." dediler. )

36/17 Ve ma aleyna illel belağul mubin

( Ve "O üzerimize olan ancak apaçık ulaştırmadır." )

36/18 Kalu inna tetayyarna bikum lein lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minna azabun elim

( "Kesinlikle biz sizden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçip son vermezseniz kesinlikle sizi kovacağız. Kesinlikle size bizden elim azap dokunacak." dediler. )

36/19 Kalu tairukum meakum  e in zukkirtum bel entum kavmun musrifun

( "Size hatırlatıldı diye mi uğursuzluğunuz sizinle birliktedir? Bilakis sizler müsrifler kavmisiniz." dediler. )

36/20 Ve cae min aksal medineti raculun yes'a kale ya kavmittebiul murselin

( Ve şehirin uzağından bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim, gönderilenlere tabi olun." dedi. )

36/21 İttebiu men la yes'elukum ecran ve hum muhtedun

( O size ödül sual etmeyenlere tabi olun. Onlar yönlendirilenlerdir. )

36/22 Ve ma liye la a'budullezi fetarani ve ileyhi turceun

( Ve "Ne oldu bana ki o beni yaratana kulluk etmeyeyim. O'na döndürülürsünüz." )

36/23 E ettehizu min dunihi aliheten in yuridnir rahmanu bi durrin la tuğni anni şefaatuhum şey'en ve la yunkizun

( O'ndan başka ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman bana darlık isterse, onların af için vesile olmaları bana hiçbir şeye fayda vermez ve beni kurtaramazlar.  )

36/24 İnni izen le fi dalalin mubin

( Kesinlikle ben o zaman apaçık sapıklık içinde olurum. )

36/25 İnni amentu bi rabbikum fesmeun

( Kesinlikle ben Rab’binize inandım. O halde duyun. )

36/26 Kiledhulil cenneh kale ya leyte kavmi ya'lemun

( "Cennete gir." denildi. "Ey keşke kavmim bilseydi." dedi. )

36/27 Bima ğafera li rabbi ve cealeni minel mukramin

( Rab’bimin benim için af eylediğini ve beni ikram edilenlerden kıldığını. )

36/28 Ve ma enzelna ala kavmihi min ba'dihi min cundin mines semai ve ma kunna munzilin

( Ve onun ardından kavminin üzerine gökten ordu indirmedik. İndirenler olmadık. )

36/29 İn kanet illa sayhaten vahideten fe iza hum hamidun

( Kesinlikle sadece tek çığlık oldu da o zaman onlar söndüler. )

36/30 Ya hasraten alel ibad ma yetihim min rasulin illa kanu bihi yestehziun

( Ey, kullarıma yazıklar olsun. Onlara, onlarla alay etmiş olduklarının haricinde resul gelmedi. )

36/31 E lem yerav kem ehlekna kablehum minel kuruni ennehum ileyhim la yarciun

( Onlardan önce nice nesillerden helak ettiğimizi görmediler mi? Kesinlikle onlar onlara dönmezler. )

36/32 Ve in kullun lemma cemiy'un ledeyna muhdarun

( Ve kesinlikle hepsi toplandığında, huzurumuzda hazırlanmış olurlar.  )

36/33 Ve ayetun lehumul erdul meyteh ahyeynaha ve ahracna minha habben fe minhu ye'kulun

( Ve ölü yer onlara ayettir. Onu dirilttik. Oradan tohum taneleri çıkardık da ondan yerler.  )

36/34 Ve cealna fiha cennatin min nahiylin ve a'nabin ve feccerna fiha minel uyun

( Ve onun içinde hurmalardan ve üzümlerden bahçeler oluşturduk. Onun içinde pınarlardan fışkırttık. )

36/35 Li ye'kulu min semerihi ve ma amilethu eydihim e fe la yeşkurun

( Ürününden ve o elleriyle yaptıklarından yemeleri için. O halde şükretmezler mi? )

36/36 Subhanellezi halekal ezvace kulleha min ma tunbitul erdu ve min enfusihim ve min ma la ya'lemun

( O yücedir ki, o yerin ve nefislerinin bitirip yetiştirdiklerinden ve o bilmediklerinden tüm eşleri yarattı. )

36/37 Ve ayetun lehumul leyl neslehu minhun nehara fe iza hum muzlimun

( Ve gece onlara ayettir. Ondan gündüzü indiririz de o zaman onlar karanlığa dalarlar. )

36/38 Veş şemsu tecri li mustekarrin leha zalike takdirul azizil alim

( Ve Güneş, kendi durak yeri için akar. İşte bu yüce bilenin ölçüsü, takdiridir. )

36/39 Vel kamera kaddernahu menazile hatta ade kel urcunil kadim

( Ve Ay, ona duraklar ölçtük, takdir ettik. Nihayet kurumuş eski hurma dalı gibi döndü. )

36/40 Leş şemsu yenbeğiy leha en tudrikel kamera ve lel leylu sabikun nehar ve kullun fi felekin yesbehun

( Aya erişip çatması Güneş’e yaraşmaz. Ve gece gündüzü geçemez. Hepsi dairede yüzerler. )

36/41 Ve ayetun lehum enna hamelna zurriyyetehum fil fulkil meşhun

( Ve onlara ayettir ki onların soylarını dolu gemi içinde kesinlikle biz taşıdık. )

36/42 Ve halakna lehum min mislihi ma yarkebun

( Ve onlara o bindiklerinin aynısından yarattık. )

36/43 Ve in neşe’nuğrikhum fe la sariyha lehum ve la hum yunkazun

( Ve eğer dilersek, onları boğarız da onlara yardım, feryad eden olmaz ve onlar kurtarılmazlar. )

36/44 İlla rahmeten minna ve metaan ila hiyn

( Bizden rahmet ve belirli zamana kadar maddi fayda haricinde. )

36/45 Ve iza kile lehumutteku ma beyne eydikum ve ma halfekum leallekum turhamun

( Ve o zaman onlara "O önünüzdekinden ve o arkanızdakinden sakının. Umulur ki merhamet edilirsiniz." denildi. )

36/46 Ve ma te'tihim min ayetin min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridin

( Ve ondan dönenler, yüz çevirenler oldukları haricinde, onlara Rab’lerinin ayetlerinden ayet gelmez. )

36/47 Ve iza kile lehum enfiku min ma razekakumullahu kalellezine keferu lillezine amenu e nut'imu men lev yeşaullahu at'amehu in entum illa fi dalalin mubin

( Ve onlara "Allah’ın o sizi rızıklandırdıklarından harcayın." denildiğinde, o inkar edenler o inananlara "Allah’ın şayet dilerse yedireceği kimseye biz mi yedireceğiz? Kesinlikle siz ancak apaçık sapıklık içindesiniz." derler. )

36/48 Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin

( Ve "Eğer doğrular iseniz, ne zaman bu vaad?" derler. )

36/49 Ma yenzurune illa sayhaten vahideten te'huzuhum ve hum yehissimun

( Onlar tartışıp hasımlaşırlarken, çekişirlerken onları yakalayan tek bir çığlık haricindekine bakmazlar.  )

36/50 Fe la yesteti'une tevsiyeten ve la ila ehlihim yarciun

( Artık emretmeye istidadları olmaz ve ailelerine dönemezler.  )

36/51 Ve nufiha fis suri fe iza hum minel ecdasi ila rabbihim yensilun

( Ve borunun içine üflenir de o zaman onlar mezarlarından Rab’lerine akın ederler.  )

36/52 Kalu ya veylena men beasena min merkadina haza ma veader rahmanu ve sadekal murselun

( “Ey vay bize, bizi yatağımızdan kim diriltip gönderdi? Rahman’ın o vaad ettiği budur. Gönderilenler doğruymuşlar." derler. )

36/53 İn kanet illa sayhaten vahideten fe iza hum cemiy'ul ledeyna muhdarun

( Kesinlikle ancak tek çığlık oldu. Böylece o zaman onlar toplanıp huzurumuzda hazırlananlar oldular. )

36/54 Fel yevme la tuzlemu nefsun şey'en ve la tuczevne illa ma kuntum ta'melun

( Böylece bugün nefse şey kadar bile zulmedilmez. O yapmakta olduklarınızın haricinde karşılıklandırılmazsınız. )

36/55 İnne ashabel cennetil yevme fi şuğulin fakihun

( Kesinlikle cennetin sahipleri bugün meşguliyet içinde sevinip neşelenmektedirler. )

36/56 Hum ve ezvacuhum fi zilalin alel eraiki muttekiun

( Onlar ve onların eşleri gölgelerin içinde, koltuklar üzerinde yaslanıp oturmaktadırlar. )

36/57 Lehum fiha fakihetun ve lehum ma yeddeun

( Onlara orada meyvelerdir. Ne çağırırlarsa onlaradır. )

36/58 Selamun kavlen min rabbir rahim

( Söz merhametli olan Rab’den selamdır. )

36/59 Vemtazul yevme eyyuhel mucrimun

( Ve bugün ayrılın ey suçlular. )

36/60 E lem a'hed ileykum ya beni ademe en la ta'buduş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

( “Şeytana kulluk etmeyin. Kesinlikle o size apaçık düşmandır.” diye size ahdetmedim mi ey Ademoğulları? )

36/61 Ve en i'buduni haza siratun mustekim

( Ve "Bana kulluk edin. Doğru yol budur." diye. )

36/62 Ve lekad edalle minkum cibillen kesira e fe lem tekunu ta'kilun

( Ve sizlerden birçok soyu saptırdı. O halde akıl edenler olmaz mısınız? )

36/63 Hazihi cehennemulleti kuntum tu’adun

( Bu, o vaad edilmiş olduğunuz cehennemdir. )

36/64 İslevhel yevme bima kuntum tekfurun

( O inkar etmiş olmanızdan dolayı, bugün ona yaslanın. )

36/65 El yevme nahtimu ala efvahihim ve tukellimuna eydihim ve teşhedu erculuhum bima kanu yeksibun

( Bugün ağızlarının üzerine mühür basarız. Bize elleri kelam edip söz söyler. O kazanmış olduklarına da ayakları şahitlik eder. )

36/66 Ve lev neşau le tamesna ala a'yunihim festebekus sirata fe enna yubsirun

( Ve şayet dileseydik, gözlerini silip yok ederdik de yola koyulurlardı. Ama nasıl görürler ki? )

36/67 Ve lev neşau le mesahnahum ala mekanetihim fe mestetau mudiyyen ve la yarciun

( Ve şayet dileseydik, şekillerini mekanlarında kötü hale çevirirdik de ileri gitmeye istidatları olmazdı ve geri de dönemezlerdi. )

36/68 Ve men nuammirhu nunekkishu fil halk e fe la ya'kilun

( Ve kime uzun ömür verirsek, onu yaratılışta tersine çeviririz. O halde akıl etmezler mi? )

36/69 Ve ma alemnahuş şi'ra ve ma yenbeğiy leh in huve illa zikrun ve kur'anun mubin

( Ve ona şiir öğretmedik. Ona yaraşmaz. Kesinlikle o ancak hatırlamadır ve apaçık Kur'an’dır. )

36/70 Li yunzira men kane hayya ve yehikkal kavlu alel kafirin

( O diri olan kimseleri uyarması için ve inkarcılar üzerine sözü gerçekleştirmesi için. )

36/71 E ve lem yerav enna halakna lehum min ma amilet eydina en'amen fe hum leha malikun

( Onlara, o ellerimizin kuvvetiyle yaptığından, nasıl hayvanlar yarattığımızı görmediler mi? Böylece onlar onlara malik olup hükmederler. )

36/72 Ve zellelnaha lehum fe minha rakubuhum ve minha ye'kulun

( Ve onları onlara kaydırmışız da onların onlardan binekleri var. Onlardan yerler de. )

36/73 Ve lehum fiha menafiu ve meşarib e fe la yeşkurun

( Ve onlara onlarda faydalar ve içecekler var. Artık şükretmezler mi? )

36/74 Vettehazu min dunillahi aliheten leallehum yunsarun

( Ve yardım edilirler umuduyla Allah’tan başka ilahlar edindiler. )

36/75 La yesteti'une nasrahum ve hum lehum cundun muhdarun

( Onlara yardıma istidadları yoktur. Onlar onlara hazırlanmış ordudur, askerlerdir. )

36/76 Fe la yahzunke kavluhum inna na'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun

( O halde, onların sözleri seni hüzünlendirmesin. Kesinlikle biz ne saklayıp gizlediklerini ve ne açıkladıklarını biliriz. )

36/77 E ve lem yeral insanu enna halaknahu min nutfetin fe iza huve hasiymun mubin

( İnsan, onu su damlasından nasıl yarattığımızı görmedi mi? Böylece o zaman o apaçık hasım oldu. )

36/78 Ve darabe lena meselen ve nesiye halkah kale men yuhyil izame ve hiye ramim

( Ve bize misal beyan etti. Yaratılışını unuttu. "Çürümüş dağılmış iken kemikleri kim diriltir?" dedi. )

36/79 Kul yuhyihellezi enşeeha evvele merrah ve huve bi kulli halkin alim

( De ki: "Onları o ilk keresinde inşa eden diriltir. O her yaratmayı bilendir." )

36/80 Ellezi ceale lekum mineş şeceril ahdari naran fe iza entum minhu tukidun

( Size yeşil ağaçtan ateş oluşturan O'dur. Böylece o zaman sizler ondan yaktınız. )

36/81 E ve leysellezi halekas semavati vel erda bi kadirin ala en yahluka mislehum bela ve huvel hallakul alim

( Ve o gökleri ve yeri yaratan, onların aynısını yaratmaya gücü yeten değil midir? Bilakis, o yaratandır bilendir. )

36/82 İnnema emruhu iza erade şey'en en yekule lehu kun fe yekun

( Bir şey istediğinde, kesinlikle O’nun emri ona "Ol." demesidir. Böylece o olur. )

36/83 Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey'in ve ileyhi turceun

( Her şeyin mülkiyeti elinde olan O, yücedir. O'na döndürülürsünüz. )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...