Sunday, May 3, 2026

14 - İBRAHİM

İBRAHİM 14/1 Elif lam ra kitabun enzelnahu ileyke li tuhricen nase minez zulumati ilen nuri bi izni rabbihim ila siratil azizil hamid

( Elif lam ra. Kitap ki, onu sana Rab’lerinin izni ile insanları karanlıklardan aydınlığa, büyüğün övülesinin yoluna çıkarman için indirdik. )

14/2 Allahillezi lehu ma fis semavati ve ma fil ard ve veylun lil kafirine min azabin şedid

( O Allah’tır ki göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O’nadır. Şiddetli azaptan dolayı o inkarcıların vay haline. )

14/3 Ellezine yestehibbunel hayated dunya alel ahirati ve yesuddune an sebilillahi ve yebğuneha iveca’ulaike fi dalalin beiyd

( Onlar dünya hayatını ahiret üzerine severler. Allah yolundan döndürürler ve onu eğriltmeyi ararlar. Onlar uzak, derin sapıklık içindedirler. )

14/4 Ve ma erselna min rasulin illa bi lisani kavmihi li yubeyyine lehum fe yudillullahu men yeşau ve yehdi men yeşa’ve huvel azizul hakim

( Ve hiçbir resulü kavminin lisanı haricindeki ile göndermedik ki onlara açıklasınlar. Allah dilediği kimseyi saptırır, dilediği kimseyi yönlendirir. O yücedir hakimdir. )

14/5 Ve lekad erselna musa bi ayatina en ahric kavmeke minez zulumati ilen nuri ve zekkirhum bi eyyamillah inne fi zalike le ayatin li kulli sabbarin şekur

( Ve Musa’yı, kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkarsın ve onlara Allah’ın günlerini hatırlatsın diye ayetlerimizle gönderdik. Kesinlikle bunda her sabredip şükreden için ayetler vardır. )

14/6 Ve iz kale musa li kavmihizkuru ni'metellahi aleykum iz encakum min ali fir'avne yesumunekum suel azabi ve yuzebbihune ebnaekum ve yestahyune nisaekum ve fi zalikum belaun min rabbikum azim

( Ve zamanında Musa kavmine "Allah’ın üzerinize olan nimetini hatırlayın. Zamanında sizi Firavun’un ailesinden kurtardı. Size azabın en kötüsünü değer görüyordu. Oğullarınızı boğazlıyor ve kadınlarınızı sağ bırakıyordu. Bunda size Rab’binizden büyük sınav vardı." dedi. )

14/7 Ve iz teezzene rabbukum le in şekertum le ezidennekum ve le in kefertum inne azabi leşedid

( Ve zamanında Rab’biniz, "Eğer şükrederseniz size kesinlikle artırırım ve eğer inkar ederseniz kesinlikle azabım şiddetlidir." diye bildirmişti. )

14/8 Ve kale musa in tekfuru entum ve men fil erdi cemian fe innellahe le ğaniyyun hamid

( Ve Musa, "Eğer sizler ve yerdeki kimseler topluca inkar ederseniz, kesinlikle Allah ganidir övülesidir." dedi. )

14/9 E lem ye'tikum nebeullezine min kablikum kavmi nuhin ve adin ve semude vellezine min ba'dihim la ya'lemuhum illellah caethum rusuluhum bil beyyinati fe raddu eydiyehum fi efvahihim ve kalu inna kefarna bima ursiltum bihi ve inna le fi şekkin min ma ted'unena ileyhi murib

( Size o sizden önceki Nuh kavminin, Ad’ın, Semud’un ve o onlardan sonrakilerin haberleri gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Onlara resulleri açık deliller ile geldiler. Fakat, ellerini ağızlarının içine döndürdüler ve "Kesinlikle biz o size gönderileni inkar ettik ve kesinlikle biz o bizi çağırdığınızdan şüphe içindeyiz, ona endişeliyiz." dediler. )

14/10 Kalet rusuluhum e fillahi şekkun fatiris semavati vel ard yed'ukum li yağfira lekum min zunubikum ve yuehhirakum ila ecelin musemma kalu in entum illa beşerun misluna turidune en tesudduna an ma kane ya'budu abauna fe'tuna bi sultanin mubin

( Resulleri, "Gökleri ve yeri yoktan yaratan, günahlarınızdan dolayı size af eylemek için sizi çağıran ve sizi isimlendirilmiş belirli vadeye kadar erteleyen Allah hakkında mı şüphedesiniz?" dedi. "Kesinlikle sizler ancak aynımız gibi insanlarsınız. Bizi, babalarımızın o kulluk etmiş olduklarından men etmek istiyorsunuz. Haydi, bize apaçık delil getirin." dediler.  )

14/11 Kalet lehum rusuluhum in nahnu illa beşerun mislukum ve lakinnellahe yemunnu ala men yeşau min ibadih ve ma kane lena en ne'tiyekum bi sultanin illa bi iznillah ve alellahi fel yetevekkelil mu'minun

( Resulleri onlara "Kesinlikle bizler ancak aynınız gibi insanız. Lakin kesinlikle Allah kullarından dilediği kimseye nimet verir. Bize, Allah’ın izni haricinde size delil getirmemiz olamaz. O halde, inananlar Allah’a  dayanıp sığınsınlar." dediler. )

14/12 Ve ma lena en la netevekkele alellahi ve kad hedana subulena ve lenasbiranne ala ma azeytumuna ve alellahi fel yetevekkelil mutevekkilun

( Ve ne oluyor bize ki, Allah’a  dayanıp sığınmayalım. Bizi yollarımıza yönlendirdi. O bize olan eziyetlerinize sabredeceğiz. O halde, dayanıp sığınanlar Allah’a  dayanıp sığınsınlar. )

14/13 Ve kalellezine keferu li rusulihim le nuhricennekum min erdina ev leteudunne fi milletina fe evha ileyhim rabbuhum le nuhlikennez zalimin

( Ve o resullerini inkar edenler, "Ya kesinlikle sizi yurdunuzdan çıkaracağız ya da milletimize döneceksiniz." dediler de Rab’leri onlara vahyetti "Zalimleri kesinlikle helak edeceğiz." )

14/14 Ve le nuskinennekumul erda min ba'dihim zalike li men hafe mekami ve hafe veiyd

( Ve onlardan sonra kesinlikle sizi yere iskan ettireceğiz. Bu, o makamımdan korkan ve vaadimden, tehdidimden korkan kimseler içindir.  )

14/15 Vesteftehu ve habe kulli cebbarin anid

( Ve açılışı istediler ve her inatçı zorba zarara uğradı. )

14/16 Min veraihi cehennemu ve yuska min main sadid

( Onun ardından cehennemdir ve irinli sudan sulanır, içirilir. )

14/17 Yetecerrauhu ve la yekadu yusiğuhu ve ye'tihil mevtu min kulli mekanin ve ma huve bi meyyit ve min veraihi azabun ğaliyz

( Onu yutmaya çalışır da onu oturtup boğazından geçiremez. Ona her yerden ölüm yetişir. Ama ona ölüm yoktur. Onun ardından yoğun, sert azap vardır. )

14/18 Meselullezine keferu bi rabbihim a'maluhum ke ramadinişteddet bihir rihu fi yevmin asif le yakdirune min ma kesebu ala şey’zalike huved dalalul beiyd

( O Rab’lerini inkar edenlerin çalışmalarının misali, kuvvetli fırtınalı bir günde, rüzgar ile şiddetle savrulan kül gibidir. O kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler. Bu o uzak, derin sapıklıktır. )

14/19 E lem tera ennellahe halekas semavati vel erda bil hakk in yeşe’yuzhibkum ve ye'ti bi halkin cedid

( Görmez misiniz ki, kesinlikle Allah gökleri ve yeri gerçekten yarattı. Eğer dilerse sizi giderir ve yeni yaratış getirir. )

14/20 Ve ma zalike alellahi bi aziz

( Ve bu Allah’a  büyük değildir. )

14/21 Ve berazu lillahi cemian fe kaled duafau lillezinestekberu inna kunna lekum tebean fe hel entum muğnune anna min azabillahi min şey’kalu lev hedanellahu le hedeynakum sevaun aleyna ecezi'na em saberna ma lena min mehiys

( Ve Allah için topluca meydana çıkacaklardır. Zayıflar o kibirlenenler için, "Kesinlikle biz sizlere tabi olduk. Sizler Allah’ın azabından bir şeyi üzerimizden savanlar olabilir misiniz?" diyeceklerdir. "Şayet Allah bizi yönlendirseydi, sizi yönlendirirdik. Sızlansak da sabretsek de bize aynıdır. Bize kaçacak yer yoktur." diyeceklerdir. )

14/22 Ve kaleş şeytanu lemma kudiyel emru innellahe veadekum va'del hakki ve veadtukum fe ahleftukum ve ma kane liye aleykum min sultanin illa en deavtukum festecebtum li fe la telumuni ve lumu enfusekum ma ene bi musrihikum ve ma entum bi musrihiyy inni kefertu bima eşraktumuni min kabl innez zalimine lehum azabun elim

( Ve iş yerine getirildiğinde şeytan "Kesinlikle Allah size gerçek vaadi vaad etti. Ben size vaad ettim de size ihtilaf ettim. Benim için sizin üzerinize, sizi çağırmaktan başka kuvvet, delil yoktu. Beni kabul ettiniz. O halde beni kınamayın, nefislerinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim ve siz beni kurtaracak değilsiniz. Kesinlikle ben önceden beni ortak koşmanızı inkar ettim. Kesinlikle zalimlere, elim azap onlaradır." dedi. )

14/23 Ve udhilellezine amenu ve amilus salihati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha bi izni rabbihim tehiyyetuhum fiha selam

( Ve inananlar ve iyilikler yapanlar, Rab’lerinin izni ile, içinde ebedi olacakları, altlarından nehirler akan bahçelere sokulurlar. Orada onların dilekleri, duaları selamdır. )

14/24 E lem tera keyfe darabellahu meselen kelimeten tayyibeten ke şeceratin tayyibetin asluha sabitun ve fer'uha fis sema'

( Görmedin mi ki Allah, kökü sabit ve dalları göğün içinde olan temiz ağaç gibi olan temiz kelimenin misalini nasıl beyan etti? )

14/25 Tu'ti ukuleha kulle hiynin bi izni rabbiha ve yadribullahul emsale lin nasi leallehum yetezekkerun

( Rab’binin izni ile her zaman yemişini verir. Allah misalleri insanlar için beyan eder. Umulur ki hatırlarlar. )

14/26 Ve meselu kelimetin habisetin ke şeceratin habisetinictusset min fevkil erdi ma leha min karar

( Ve pis kelimenin misali, yerin üstünden ayrılmış, kendisine durak yeri olmayan pis ağaç gibidir. )

14/27 Yusebbitullahullezine amenu bil kavlis sabiti fil hayatid dunya ve fil ahirah ve yudillullahuz zalimine ve yef'alullahu ma yeşa'

( Allah inananları sabit söz ile dünya hayatında ve ahirette sabit kılar. Allah zalimleri saptırır. Allah ne dilerse yapar. )

14/28 E lem tera ilellezine beddelu ni'metellahi kufran ve ehallu kavmehum daral bevar

( Allah’ın nimetini inkarla değişen ve kavimlerini helak yurduna sokanları görmedin mi?  )

14/29 Cehennem yaslevneha ve bi'sel karar

( Cehennem, ona yaslanacaklar. Ne kötü duraktır. )

14/30 Ve cealu lillahi endaden li yudillu an sebilih kul temetteu fe inne mesirakum ilen nar

( Ve yolundan saptırmak için Allah’a  eşler oluşturdular. De ki: "Faydalanın, artık varışınız kesinlikle ateşedir." )

14/31 Kul li ibadiyellezine amenu yukimus salate ve yunfiku min ma razaknahum sirran ve alaniyeten min kabli en ye'tiye yevmun la bey'un fihi ve la hilal

( O inanan kullarıma, içinde alışveriş ve dostluk olmayan o günün gelmesinden önce, duaya kalkmalarını, onları rızıklandırdıklarımdan gizlice ve açıkça harcamalarını söyle. )

14/32 Allahullezi halekas semavati vel erda ve enzele mines semai maen fe ahrace bihi mines semerati rizkan lekum ve sehhara lekumul fulke li tecriye fil bahri bi emrih ve sehhara lekumul enhar

( Allah O'dur ki gökleri ve yeri yarattı. Gökten su indirdi de onunla sizlere meyvelerden, ürünlerden rızık çıkardı. Emriyle denizde aksınlar diye gemileri buyruğunuza verdi. Nehirleri de buyruğunuza verdi. )

14/33 Ve sehhare lekumuş şemse vel kamera daibeyn ve sehhara lekumul leyle ven nehar

( Ve usulünde devam eden ikili olan Güneş’i ve Ay’ı buyruğunuza verdi. Geceyi ve gündüzü de buyruğunuza verdi. )

14/34 Ve atakum min kulli ma seeltumuh ve in teuddu ni'metellahi la tuhsuha innel insane le zalumun keffar

( Ve O’na her sual ettiğinizden size verdi. Eğer Allah’ın nimetini sayarsanız onları sayamazsınız. Kesinlikle insan zalimdir, inkar edendir.  )

14/35 Ve iz kale ibrahimu rabbic'al hazel belede aminen vecnubni ve beniyye en na'budel asnam

( Ve zamanında İbrahim "Rab’bim işte şu beldeyi güvenli kıl. Beni ve oğullarımı putlara kulluk etmekten uzak tut." dedi. )

14/36 Rabbi innehunne adlelne kesiran minen nas fe men tebiani fe innehu minni ve men asani fe inneke ğafurun rahim

( Rab’bim, kesinlikle onlar insanlardan çoğunu saptırdılar. Artık kim bana tabi olursa, kesinlikle o bendendir. Kim bana isyan ederse, artık kesinlikle sen affedensin merhametlisin. )

14/37 Rabbena inni eskentu min zurriyyeti bi vadin ğayri zi zer'in inde beytikel muharrami rabbena li yukimus salate fec'al ef'ideten minen nasi tehvi ileyhim verzukhum mines semerati leallehum yeşkurun

( Rab’bimiz kesinlikle ben soyumdan olanları, Rab’bimiz duaya kalkmaları için senin hürmetli kılınmış evinin indindeki ekinsiz vadiye yerleştirdim. O halde insanların gönüllerini onlara meyilli kıl ve onları ürünlerden, meyvelerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler. )

14/38 Rabbena inneke ta'lemu ma nuhfi ve ma ni'lin ve ma yahfa alellahi min şey'in fil erdi ve la fis sema'

( Rab’bimiz, kesinlikle sen ne gizlediğimizi ve ne açıkladığımızı bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a  gizli kalmaz. )

14/39 El hamdu lillahillezi vehebe li alel kiberi ismaiyle ve ishak inne rabbi le semiud dua'

( Övgü, yaşlılığımda bana İsmail’i ve İshak’ı bağışlayan o Allah içindir. Kesinlikle Rab’bim çağrıyı, duayı duyandır. )

14/40 Rabbic'alni mukimes salati ve min zurriyyeti rabbena ve tekabbel dua

( "Rab’bim beni ve soyumdan olanları duaya kalkan kıl. Rab’bimiz çağrıyı kabul et." )

14/41 Rabbenağfir li ve li valideyye ve lil mu'minine yevme yekumul hisab

( Rab’bimiz bana, anama babama ve inananlara hesabın yapılıp meydana çıkacağı günde af eyle. )

14/42 Ve la tahsebennellahe ğafilen an ma ya'meluz zalimun innema yuehhiruhum li yevmin teşhasu fihil ebsar

( Ve Allah zalimlerin ne yaptıklarından habersizdir sanma. Kesinlikle onları, gözlerinin içinin dışarı fırlayacağı gün için erteler. )

14/43 Muhtiine mukniiy ruusihim la yerteddu ileyhim tarfuhum ve ef'idetuhum heva'

( Başlarını dikerek, koşacaklar. Bakışları onlara dönmeyecek ve gönülleri boş, ıssız kalacak. )

14/44 Ve enzirin nase yevme ye'tihimul azabu fe yekulullezine zalemu rabbena ahhirna ila ecelin karibin nucib da'veteke ve nettebiir rusul e ve lem tekunu aksemtum min kablu ma lekum min zeval

( Ve insanları, onlara azabın geleceği günden uyar. Artık o zulmedenler "Rab’bimiz bizi yakın vadeye kadar ertele de çağrına cevap verelim ve resullere tabi olalım." derler. Siz önceden, size sonlanma, tükenme olmayacağına yemin etmemiş miydiniz? )

14/45 Ve sekentum fi mesakinillezine zalemu enfusehum ve tebeyyene lekum keyfe fealna bihim ve darabna lekumul emsal

( Ve o nefislerine zulmedenlerin meskenlerinin içinde iskan ettiniz. Onlara nasıl yaptığımız size açıkça belli oldu. Size misal beyan ettik. )

14/46 Ve kad mekeru mekrahum ve indellahi mekruhum ve in kane mekruhum li tezule minhul cibal

( Ve hilelerini tuzak yaptılar. Hileleri, tuzakları dağları sarsıp kaydıracak dahi olsa, Allah’ın indinde onlara hile, tuzak var. )

14/47 Fe la tahsebennellahe muhlife va'dihi rusuleh innellahe azizun zuntikam

( Allah’ın resullerine olan vaadine ihtilaf edeceğini sanma. Kesinlikle Allah yücedir, intikam alandır. )

14/48 Yevme tubeddelul erdu ğayral erdi ve semavatu ve berazu lillahil vahidil kahhar

( O gün yer başka yere dönüşür. Gökler de. Ve tek kahredici Allah için meydana çıkarlar. )

14/49 Ve teral mucrimine yevmeizin mukarranine fil asfad

( Ve o gün suçluları kelepçelerin içinde dururlarken görürsün. )

14/50 Serabiluhum min katiranin ve tağşa vucuhehumun nar

( Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş örter. )

14/51 Li yecziyellahu kulle nefsin ma kesebet innellahe seriul hisab

( Allah her nefsin karşılığını o kazandığıyla verir. Kesinlikle Allah hızlı hesaplayandır. )

14/52 Haza belağun lin nasi ve li yunzeru bihi ve li ya'lemu ennema huve ilahun vahidun ve liyezzekkera ulul elbab

( Bu insanlar için, onunla uyarılmaları, kesinlikle O’nun tek ilah olduğunu bilmeleri ve akılları olanların hatırlamaları için ulaştırmadır. )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...