Saturday, May 2, 2026

27 - NEML

NEML 27/1 Ta sin tilke ayatul kur'ani ve kitabin mubin

( Ta sin. Bunlar Kur'an’ın ve apaçık kitabın ayetleridir. )

27/2 Huden ve buşra lil mu’minin

( İnananlar için yönlendirme ve müjdedir. )

27/3 Ellezine yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve hum bil ahirati hum yukinun

( O duaya kalkanlar, zekatı verenler ve onlar ahirete kanidirler. )

27/4 İnnellezine la yu'minune bil ahirati zeyyenna lehum a'malehum fe hum ya'mehun

( Kesinlikle o ahirete inanmayanlara, onlara işlerini süsledik de onlar bocalarlar. )

27/5 Ulaikellezine lehum suul azabi ve hum fil ahirati humul ahserun

( İşte onlar, kötü azap onlaradır. Onlar ahirette, onlar en hasarlı olanlardır. )

27/6 Ve inneke le tulekkal kur'ane min ledun hakimin alim

( Ve kesinlikle sen Kur'an’ı hakimin bilenin indinden kabul edip alıyorsun. )

27/7 İz kale musa li ehlihi inni anestu nara seatikum minha bi haberin ev atikum bi şihabin kabesin leallekum tastalun

( Zamanında Musa ailesine "Kesinlikle ben ateş gördüm. Size ondan haber ile geleceğim. Veya size kor gibi kıvılcım ile geleceğim. Umulur ki ısınırsınız." dedi. )

27/8 Fe lemma caeha nudiye en burike men fin nari ve men havleha ve subhanellahi rabbil alemin

( Böylece oraya vardığında, "O ateşin içindeki ve onun çevresindeki kimseler bereketli kılınmışlardır. Alemlerin Rab’bi Allah yücedir." diye seslenildi. )

27/9 Ya musa innehu enellahul azizul hakim

( Ey Musa, kesinlikle ki ben yüce hakim olan Allah’ım. )

27/10 Ve elki asak fe lemma raaha tehtezzu ke enneha cannun vella mudbiran ve lem yuakkib ya musa la tehaf inni la yehafu ledeyyel murselun

( Ve asanı at. Böylece onu kesinlikle yılan gibi titreşirken gördüğünde arkasına dönmeden, ardına bakmadan kaçtı. "Ey Musa korkma. Kesinlikle benim. Gönderilenler huzurumda korkmazlar." )

27/11 İlla men zaleme summe beddele husnen ba'de suin fe inni ğafurun rahim

( O zulmedenler, sonra da kötülüğün ardından güzelliğe değiştirenler hariç. Artık kesinlikle ben affedenim merhametliyim. )

27/12 Ve edhil yedeke fi ceybike tahruc beydae min ğayri su'in fi tis'i ayatin ila fir'avne ve kavmih innehum kanu kavmen fasikin

( Ve elini koynuna sok. Firavun’a ve kavmine yönelik dokuz ayetin içinde olarak kusursuz beyaz olarak çıkacaktır. Kesinlikle onlar günahkarlar kavmi oldular. )

27/13 Fe lemma caethum ayatuna mubsiraten kalu haza sihrun mubin

( Ayetlerimiz onlara görünür olarak geldiğinde "Bu apaçık sihirdir." dediler. )

27/14 Ve cehadu biha vesteykanetha enfusuhum zulmen ve uluvva fenzur keyfe kane akibetul mufsidin

( Ve nefisleri kani olmayı istemesine rağmen, zulümle ve büyüklenerek onlarla cihad ettiler. Artık bak bozguncuların sonu nasıl oldu. )

27/15 Ve lekad ateyna davude ve suleymane ilma ve kalel hamdu lillahillezi faddalena ala kesirin min ibadihil mu'minin

( Ve Davud’a ve Süleyman’a ilim verdik. "Övgü, bizi o inanan kullarından çoğuna üstün kılan Allah için." dediler. )

27/16 Ve verise suleymanu davude ve kale ya eyyuhen nasu ullimna mentikat tayri ve utina min kulli şey’inne haza le huvel fadlul mubin

( Ve Süleyman Davud’a varis oldu. "Ey insanlar, bize kuş konuşması öğretildi. Bize her şeyden verildi. Kesinlikle bu, o apaçık üstünlüktür, lütuftur." dedi. )

27/17 Ve huşira li suleymane cunuduhu minel cinni vel insi vet tayri fe hum yuzeun

( Ve cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan orduları, askerleri Süleyman için toplandı. Artık onlar düzenlenip hizalanıyorlardı. )

27/18 Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletun ya eyyuhen nemludhulu mesakinekum la yahtimennekum suleymanu ve cunuduhu ve hum la yeş'urun

( Nihayet karıncalı vadiye yettiklerinde, bir karınca "Ey karıncalar, meskenlerinize girin ki Süleyman ve orduları, farketmezlerken sizi ezmesinler." dedi. )

27/19 Fe tebesseme dahiken min kavliha ve kale rabbi evzi'ni en eşkura ni'metekelleti en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahu ve edhilni bi rahmetike fi ibadikes salihin

( Onun sözünden dolayı gülüp tebessüm ederek "Rab’bim bana, o üzerime ve ana babamın üzerine nimet olarak verdiğin nimetine şükretmeyi ve hoşnut olacağın iyilikler yapmayı yerleştir. Rahmetinle, beni iyi olan kullarının içine sok." dedi. )

27/20 Ve tefekkadet tayra fe kale ma liye la eral hudhude em kane minel ğaibin

( Ve kuşları inceledi de "Ne oluyor bana? Hüdhüdü neden göremiyorum? Gayblardan mı oldu?" dedi. )

27/21 Le uazzibennehu azaben şediden ev le ezbehannehu ev le ye'tiyenni bi sultanin mubin

( Kesinlikle ona şiddetli azap vereceğim veya kesinlikle onu boğazlayacağım veya kesinlikle bana apaçık delil ile gelecek. )

27/22 Fe mekese ğayra beiydin fe kale ehattu bima lem tuhit bihi ve ci'tuke min sebein bi nebin yekin

( Çok geçmeden "O senin kavrayamadığını, bilmediğini kavradım, öğrendim. Sana Sebe’den kesin doğru haber getirdim." dedi. )

27/23 İnni vecedtumraeten temlikuhum ve utiyet min kulli şey'in ve leha arşun azim

( Kesinlikle ben, onlara malik olan, hükmeden ve her şeyden verilmiş bir kadın buldum. Büyük taht onadır. )

27/24 Vecedtuha ve kavmeha yescudune liş şemsi min dunillahi ve zeyyene lehumuş şeytanu a'malehum fe saddehum anis sebili fe hum la yehtedun

( Ve onu ve kavmini Allah’tan başka Güneş için yere kapanırlarken buldum. Şeytan yaptıklarını onlara süslü kıldı da onları yoldan döndürdü. Artık onlar yönlenemezler. )

27/25 En la yescudu lillahillezi yuhricul hab'e fis semavati vel erdi ve ya'lemu ma tuhfune ve ma tu'linun

( Göklerde ve yerde gizleneni çıkaran, ne gizlediğinizi ve ne açıkladığınızı bilen o Allah için yere kapanmazlar. )

27/26 Allahu la ilahe illa huve rabbul arşil azim

( Kendinden başka ilah olmayan Allah, büyük arşın, tahtın Rab’bidir. )

27/27 Kale senenzuru e sadakte em kunte minel kazibin

( "Doğru musun yoksa yalancılardan mısın bakacağız." dedi. )

27/28 İzheb bi kitabi haza fe elkih ileyhim summe tevelle anhum fenzur maza yarciun

( Bu kitap ile git de onu onlara atıp bırak. Sonra onlara yüz çevir de neye dönerler bak. )

27/29 Kalet ya eyyuhel meleu inni ulkiye ileyye kitabun kerim

( "Ey ileri gelenler kesinlikle bana faydalı yüce kitap atılıp bırakıldı." dedi. )

27/30 İnnehu min suleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahim

( Kesinlikle o Süleyman’dandır. Kesinlikle o şefkatli merhametli Allah’ın ismi iledir. )

27/31 En la ta'lu aleyye ve'tuni muslimin

( Benim üzerime ululanmayın ve bana teslim olanlar olarak gelin. )

27/32 Kalet ya eyyuhel meleu eftuni fi emri ma kuntu katiaten emran hatta teşhedun

( "Ey ileri gelenler, bana işim hakkında fetva verin, fikir bildirin. Siz şahit olana kadar, ben o işi kesen, o işte kesin olmam." dedi. )

27/33 Kalu nahnu ulu kuvvetin ve ulu be'sin şedidin vel emru ileyki fenzuri maza te'murin

( "Bizler kuvvet sahibiyiz ve şiddetli zorluk azap ehliyiz. İş sanadır. O halde ne emredeceğine bak." dediler. )

27/34 Kalet innel muluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eizzete ehliha ezilleh ve kezalike yefalun

( "Kesinlikle melikler hükümdarlar şehire girdiklerinde orayı bozguna uğratırlar. Oranın değerli saygın, üstün kudretli sahiplerini zelil kılarlar. İşte böyle yaparlar." dedi. )

27/35 Ve inni mursiletun ileyhim bi hedeyyetin fe naziratun bima yarciul murselun

( Ve kesinlikle ben onlara hediye göndereyim de gönderilenler ne ile dönerler bakayım. )

27/36 Fe lemma cae suleymane kale e tumidduneni bi malin fe ma ataniyellahu hayrun min ma atakum bel entum bi hediyyetikum tefrahun

( Süleyman geldiğinde "Mal ile imdadıma mı yetmek istiyorsunuz? Allah’ın o bana verdiği, size verdiğinden daha hayırlıdır. Bilakis sizler hediyeleriniz ile ferahlayıp sevinirsiniz." dedi. )

27/37 İrci’ileyhim fe lene'tiyennehum bi cunudin la kibele lehum biha ve le nuhricennehum minha ezilleten ve hum sağirun

( Dön onlara. Kesinlikle biz onlara, yönelemeyecekleri, karşı koyamayacakları ordular, askerler ile yetip geleceğiz. Kesinlikle onları oradan zeliller ve alçaklar olarak çıkaracağız. )

27/38 Kale ya eyyuhel meleu eyyukum ye'tini bi arşiha kable en ye'tuni muslimin

( "Ey ileri gelenler, bana teslim olanlar olarak gelmelerinden önce, hanginiz bana onun tahtını getirir." dedi. )

27/39 Kale ifritun minel cinni ene atike bihi kable en tekume min mekamik ve inni aleyhi le kaviyyun emin

( Cinlerden İfrit "Ben onu sana, sen makamından kalkmadan önce getiririm. Kesinlikle ben onun üzerine kuvvetliyim güvenilirim." dedi. )

27/40 Kalellezi indehu ilmun minel kitabi ene atike bihi kable en yertedde ileyke tarfuk fe lemma raahu mustekirran indehu kale haza min fadli rabbi li yebluveni e eşkuru em ekfur ve men şekera fe innema yeşkuru li nefsih ve men kefera fe inne rabbi ğaniyyun kerim

( Kitaptan o ilmi indinde olan "Bakışının sana dönmesinden önce ben sana onu getiririm." dedi. Böylece onu indinde yerleşmiş olarak gördüğünde "Bu, şükür mü ederim, inkar mı ederim diye beni sınamak için Rab’bimin üstünlüğündendir, lütfundandır. Kim şükrederse, kesinlikle nefsi için şükreder. Kim inkar ederse, kesinlikle Rab’bim ganidir, faydalıdır yücedir." dedi. )

27/41 Kale nekkiru leha arşeha nenzur e tehtedi em tekunu minellezine la yehtedun

( "Onun tahtını ona bilinmeyen hale sokun. Bakalım yönlenecek mi, yoksa o yönlenmeyenlerden mi olacak?" dedi. )

27/42 Fe lemma caet kile e hakeza arşuk kalet ke ennehu huve utinel ilme min kabliha ve kunna muslimin

( Geldiğinde "Senin tahtın böyle midir?" denildi. "Kesinlikle o gibidir o. Ondan önce bize ilim verilmişti. Biz inananlar olduk." dedi. )

27/43 Ve saddeha ma kanet ta'budu min dunillah inneha kanet min kavmin kafirin

( Ve o Allah’tan başka kulluk ettikleri, onu döndürdü engelledi. Kesinlikle o inkarcılar kavmindendi. )

27/44 Kile lehedhulis sarh fe lemma raethu hasibethu lucceten ve keşefet an sakayha kale innehu sarhun mumerradun min kavarir kalet rabbi inni zalemtu nefsi ve eslemtu mea suleymane lillahi rabbil alemin

( Ona "Köşke gir." denildi. Onu gördüğünde, onu engin su sandı. Bacağını açıp kaldırdı. "Kesinlikle o billurdan döşenmiş köşktür." dedi. "Rab’bim, kesinlikle ben nefsime zulmettim ve Süleyman ile birlikte, alemlerin Rab’bi Allah için teslim oldum." dedi. )

27/45 Ve lekad erselna ila semude ehahum salihan en i'budullahe fe iza hum ferikani yahtesimun

( Ve Semud’a kardeşleri Salih’i, "Allah’a  kulluk edin." diye gönderdik. Bunun üzerine, o zaman onlar ikiye bölünüp tartıştılar, hasımlaştılar. )

27/46 Kale ya kavmi lime testa'cilune bis seyyieti kablel haseneh lev la testağfirunellahe leallekum turhamun

( "Ey kavmim, neden güzelliklerden önce kötülükleri acele oluşturmak istiyorsunuz. Allah’tan af istemeniz gerekmez miydi? Umulur ki merhamet edilirsiniz." dedi. )

27/47 Kalut tayyerna bike ve bi men meak kale tairukum indellahi bel entum kavmun tuftenun

( "Bize, senden ve o seninle birlikte olan kimselerden dolayı uğursuzluk geldi." dediler. "Uğursuzluğunuz Allah’ın indindedir. Bilakis sizler sınanan kavimsiniz." dedi. )

27/48 Ve kane fil medineti tis'atu rahtin yufsidune fil erdi ve la yuslihun

( Ve şehirin içinde, yerde bozgun yapan ve iyileştirmeyen, iyileşmeyen dokuz çete vardı. )

27/49 Kalu tekasemu billahi le nubeyyitennehu ve ehlehu summe le nekulenne li veliyyihi ma şehidna mehlike ehlihi ve inna le sadikin

( Allah’a  yemin ederek "Kesinlikle O'nun evine ve ailesine girelim. Sonra O'nun dostuna "O'nun ailesinin helakına şahit olmadık. Kesinlikle biz doğrularız." diyelim" dediler. )

27/50 Ve mekeru mekran ve mekerna mekran ve hum la yeş'urun

( Ve hileli tuzak kurdular. Onların farketmedikleri hileli tuzak kurduk. )

27/51 Fenzur keyfe kane akibetu mekrihim enna demmernahum ve kavmehum ecmein

( Artık hileli tuzaklarının sonu nasıl oldu bak. Kesinlikle biz onları ve kavimlerini topluca mahvettik. )

27/52 Fe tilke buyutuhum haviyeten bima zalemu inne fi zalike le ayeten li kavmin ya'lemun

( İşte o zulmetmelerinden dolayı çökmüş, ıssız evleri. Bilen kavim için, kesinlikle bunda ayetler vardır. )

27/53 Ve enceynellezine amenu ve kanu yettekun

( Ve o inananları ve sakınmış olanları kurtardık. )

27/54 Ve lutan iz kale li kavmihi e te'tunel fahişete ve entum tubsirun

( Ve zamanında Lut kavmine "Sizler göre göre ahlaksızlık mı yapıyorsunuz?" dedi. )

27/55 E innekum le te'tuner ricale şehveten min dunin nisa’bel entum kavmun techelun

( Kesinlikle siz kadınların dışında, şehvetle erkeklere mi yetiyorsunuz? Bilakis sizler cahillik eden kavimsiniz. )

27/56 Fe ma kane cevabe kavmihi illa en kalu ahricu ale lutin min karyetikum innehum unasun yetetahherun

( Kavminin cevabı "Lut’un ailesini şehirinizden çıkarın. Kesinlikle onlar temiz olan insanlar." demelerinin haricindeki olmadı. )

27/57 Fe enceynahu ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel ğabirin

( Böylece O'nu ve ailesini kurtardık. Karısı hariç. Onu geride kalanlardan takdir ettik. )

27/58 Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul munzerin

( Ve onların üzerine yağmur yağdırdık. Artık uyarılanların yağmuru ne kötüdür. )

27/59 Kulil hamdu lillahi ve selamun ala ibadihillezinastafa allahu hayrun en ma yuşrikun

( De ki: "Övgü Allah içindir. Selamet ise O’nun seçkin kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlıdır? Yoksa o ortak koştukları mı?" )

27/60 Em men halekas semavati vel erda ve enzele lekum mines semai maa fe enbetna bihi hadaika zate behceh ma kane lekum en tunbitu şeceraha e ilahun meallah bel hum kavmun ya'dilun

( Yoksa o gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi? Böylece onunla özel güzel olan bahçeler bitirip yetiştirdik. Size onun ağacını bitirip yetiştirmek olamadı. Allah ile birlikte ilah mı var? Bilakis onlar muadil kılan ortak koşan kavimdir. )

27/61 Em men cealel erda kararan ve ceale hilaleha enharan ve ceale leha ravasiye ve ceale beynel bahrani haciza e ilahun meallah bel ekseruhum la ya'lemun

( Yoksa o yeri durak, karar yeri kılan, arasında nehirler oluşturan, ona dağlar oluşturan ve iki denizin arasına engel oluşturan mı? Allah ile birlikte ilah mı var? Bilakis onların çoğunluğu bilmezler. )

27/62 Em men yucibul mudtarra iza deahu ve yekşifus sue ve yec'alukum hulefael ard e ilahun meallah kalilen ma tezekkerun

( Yoksa o onu çağırdığında, darlıkta olana cevap veren ve kötülüğü kaldırıp açan ve sizi yerin halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte ilah mı var? Ne az hatırlıyorsunuz. )

27/63 Em men yehdikum fi zulumatil berri vel bahri ve men yursilur riyaha buşran beyne yedey rahmetih e ilahun meallah tealellahu an ma yuşrikun

( Yoksa karada ve denizde karanlıkların içinde sizi yönlendiren ve rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen mi? Allah ile birlikte ilah mı var? Allah o ortak koştuklarınızdan yücedir. )

27/64 Em men yebdeul halka summe yu’iduhu ve men yerzukukum mines semai vel ard e ilahun meallah kul hatu burhanekum in kuntum sadikin

( Yoksa o yaratışı ortaya çıkarıp başlatan, sonra onu tekrarlayıp döndüren ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte ilah mı var? De ki: "Eğer doğrular iseniz, delilinizi getirin." )

27/65 Kul la ya'lemu men fis semavati vel erdil ğaybe illellah ve ma yeş'urune eyyane yub'asun

( De ki: "O göklerde ve yerde olan kimseler, Allah’ın haricinde gaybı bilmezler. Ne zaman diriltileceklerini farketmezler." )

27/66 Bel iddarake ilmuhum fil ahirati bel hum fi şekkin minha bel hum minha amun

( Bilakis onlara ahiret hakkında ilimleri gelmiştir. Bilakis onlar ondan şüphe içindedirler. Bilakis onlar ondan yana kördürler.  )

27/67 Ve kalellezine keferu e iza kunna turaben ve abauna e inna le muhracun

( Ve o inkar edenler, "Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı kesinlikle çıkarılacağız?" derler. )

27/68 Lekad vuidna haza nahnu ve abauna min kablu in haza illa esatirul evvelin

( Bizler ve babalarımız önceden bundan tehdit edildik, vaad edildik. Kesinlikle bu ancak evvelkilerin masallarıdır. )

27/69 Kul siru fil erdi fenzuru keyfe kane akibetul mucrimin

( De ki: "Yerde gezin de suçluların sonu nasıl oldu bakın?" )

27/70 Ve la tahzen aleyhim ve la tekun fi daykin min ma yemkurun

( Ve onlar üzerine hüzünlenme. O hile yapıp tuzak kurmalarından sıkıntı içinde olma. )

27/71 Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadikin

( Ve "Eğer doğrular iseniz, ne  zamandır bu vaad?" derler. )

27/72 Kul asa en yekune radife lekum ba'dullezi testa'cilun

( De ki: "Belki o acele istediğinizin bazısı sizin ardınızda olacaktır." )

27/73 Ve inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahum la yeşkurun

( Ve kesinlikle Rab’bin insanlar üzerine üstünlük, lütuf sahibidir. Lakin onların çoğunluğu şükretmezler. )

27/74 Ve inne rabbeke le ya'lemu ma tukinnu suduruhum ve ma yu'linun

( Ve kesinlikle Rab’bin göğüslerinde ne gizlediklerini ve ne açıkladıklarını bilir. )

27/75 Ve ma min ğaibetin fis semai vel erdi illa fi kitabin mubin

( Ve gökte ve yerde apaçık kitabın içinde olmasının haricinde gaybdan yoktur. )

27/76 İnne hazel kur'ane yekussu ala beni israile ekserallezi hum fihi yahtelifun

( Kesinlikle bu Kur'an İsrailoğullarına, hakkında ihtilafa düştüklerinin çoğunu anlatır.  )

27/77 Ve innehu le huden ve rahmetun lil mu’minin

( Ve kesinlikle o inananlar için yönlendirmedir ve rahmettir. )

27/78 İnne rabbeke yakdiy beynehum bi hukmih ve huvel azizul alim

( Kesinlikle Rab’bin hükmü ile onların aralarında hükmeder. O yücedir bilendir. )

27/79 Fe tevekkel alellah inneke alel hakkil mubin

( O halde Allah’a  dayanıp sığın. Kesinlikle sen apaçık gerçek üzerindesin. )

27/80 İnneke la tusmiul mevta ve la tusmius summed duae iza vellev mudbirin

( Sen ölülere kesinlikle duyuramazsın ve arkalarını dönenler olarak yüz çevirdiklerinde, çağrıyı sağırlara da duyuramazsın. )

27/81 Ve ma ente bi hadil umyi an dalaletihim in tusmiu illa men yu'minu bi ayatina fe hum muslimun

( Ve sen körleri sapıklıklarından yönlendirecek değilsin. Kesinlikle ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin. Artık onlar teslim olanlardır. )

27/82 Ve iza vekaal kavlu aleyhim ahracna lehum dabbeten minel erdi tukellimuhum ennen nase kanu bi ayatina la yukinun

( Ve söz onlar üzerine vaki olduğunda, onlara yerden debelelen çıkarırız da onlara "Kesinlikle insanların ayetlerimize kani olmayanlar olduklarını" kelam edip söyler. )

27/83 Ve yevme nahşuru min kulli ummetin fevcen min men yukezzibu bi ayatina fe hum yuzeun

( Ve o gün her topluluktan, ayetlerimizi yalanlayanlardan bir bölük toplarız. Artık onlar hizalanırlar. )

27/84 Hatta iza cau kale e kezzebtum bi ayati ve lem tuhiytu biha ilmen en maza kuntum ta'melun

( Nihayet geldiklerinde, "Ayetlerimi yalanladınız mı? Onu ilmen kuşatıp kavrayamadınız. Yoksa neydi yapmakta olduğunuz?" dedi. )

27/85 Ve vekaal kavlu aleyhim bima zalemu fe hum la yentikun

( Ve o zulmetmelerinden dolayı onlar üzerine söz vaki olur. Artık onlar konuşamazlar. )

27/86 E lem yerav enna cealnel leyle li yeskunu fihi ven nehara mubsira inne fi zalike le ayatin li kavmin yu'minun

( Geceyi içinde iskan edilmeye ve gündüzü de görmeye nasıl oluşturduğumuzu görmediler mi? İnanan kavim için kesinlikle bunda ayetler vardır. )

27/87 Ve yevme yunfehu fis suri fe fezia men fis semavati ve men fil erdi illa men şaellah ve kullun etevhu dahirin

( Ve borunun içine üflendiği gün, Allah’ın diledikleri hariç, o göklerdeki kimseler ve yerdeki kimseler korkarlar, telaşa düşerler. Hepsi alçalarak O’na gelirler.  )

27/88 Ve teral cibale tahsebuha camideten ve hiye temurru merras sehab sun'allahillezi etkane kulle şey’innehu habirun bima tefalun

( Ve dağları görürsün de onları cansız gibi sabit sanarsın. Onlar bulutun geçmesi gibi geçerler. O, her şeyi yapan Allah’ın sanatıdır. Kesinlikle O ne yaptığınızdan haberdardır. )

27/89 Men cae bil haseneti fe lehu hayrun minha ve hum min fezein yevmeizin aminin

( Kim güzellikle gelirse, artık ondan daha hayırlısı onadır. O gün onlar korkudan, eziyetten güvendedirler. )

27/90 Ve men cae bis seyyieti fe kubbet vucuhuhum fin nar hel tuczevne illa ma kuntum ta'melun

( Ve kim kötülükle gelirse, artık onların yüzleri ateşin içine yuvarlanır. O yapmakta olduklarınızın haricinde mi karşılıklandırılacaksınız? )

27/91 İnnema umirtu en a'bude rabbe hazihil beldetillezi harrameha ve lehu kulli şey'in ve umirtu en ekune minel muslimin

( Kesinlikle o emrolunduğum, bu beldenin, onu saygın kılan Rab’bine kulluk etmektir. Her şey O’nadır. Teslim olanlardan olmaya emrolundum. )

27/92 Ve en etluvel kur'an fe men ihteda fe innema yehtedi li nefsih ve men dalle fe kul innema ene minel munzirin

( Ve Kur'an’ı okumaya. Artık kim yönlenirse, kesinlikle nefsi için yönlenir. Kim saparsa, o halde de ki: "Kesinlikle ben uyarıcılardanım." )

27/93 Ve kulil hamdu lillahi seyurikum ayatihi fe ta'rifuneha ve ma rabbuke bi ğafilin an ma ta'melun

( Ve "Övgü Allah içindir. Size ayetlerini gösterecek de onları bileceksiniz. Rab’bin o yaptıklarınızdan habersiz değildir." )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...