Sunday, May 3, 2026

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlamı - Ayet Adedi

1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7

2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286

3 - AL’İ İMRAN ( اٰلِ عِمْرٰنَ ) - İmran Ailesi - 200

4 - NİSA ( نِّسَاءِ ) - Kadınlar - 176

5 - MAİDE ( مَائِدَةِ ) - Ziyafet Sofrası - 120

6 EN'AM ( اَنْعَامِ ) - Canlılar, Varlıklar, Hayvanlar -  165

7 - A’RAF ( اعراف ) - Yüksek Mevki - 206

8 - ENFAL ( انفال ) - Ganimet - 75

9 - TEVBE ( تَوْبَة ) - Pişmanlıkla Af Dileme - 129

10 - YUNUS ( يُونُسَ ) - Yunus - 109

11 - HUD ( هُودٍ ) - Ad Kavmi Habercisinin İsmi - 123

12 - YUSUF ( يوسف ) - Haberci İsmi, İnleyen Ah Eden - 111

13 - RA'D ( رَّعْدِ ) - Gök Gürültüsü - 43

14 - İBRAHİM ( اِبْرٰه۪يمَ ) - İbrahim; Merhametli Baba - 52

15 - HİCR ( حِجْر ) - Ayrılış - 99

16 - NAHL ( نَّحْلِ ) - Bal Arısı; Hurma Ağacı - 128

17 - İSRA ( اسرا ) - Geri Döndürmek, Göndermek, Seyirtmek - 111

18 - KEHF ( كَهْف ) - Mağara - 110

19 - MERYEM ( حِجْر ) - İmran kızı; Haberci İsa’nın Annesi, Dindar Kadın, İsyan - 98

20 - TAHA ( طٰهٰ ) - Yayılmış Serilmiş, Temizlenmiş - 135

21 - ENBİYA ( انبيا ) - Haberciler - 112

22 - HACC ( حاجّ ) - Kasdetmek, Galip Gelme, Tartışma, Mücadele, Ziyaret - 78

23 - MU’MİNUN ( مُؤْمِنُونَ ) - İnananlar - 118

24 - NUR ( نور ) - Aydınlık - 64

25 - FURKAN ( فرقان ) - Farklılaştıran, Ayıran - 77

26 - ŞUARA ( شُّعَرَاءِ ) - Şairler - 227

27 - NEML ( نَّمْلِ ) - Karınca - 93

28 - KASAS ( قَصَصِ ) - Hikayeler - 88

29 - ANKEBUT ( عَنْكَبُوتِ ) - Örümcek  69

30 - RUM ( رُوم )  - Rum - 60

31 - LUKMAN ( لقمان ) - Bilge Kişi - 34

32 - SECDE ( سَجْدَة ) - Yere Kapanma - 30

33 - AHZAB ( اَحْزَابِ )  - Gruplar - 73

34 - SEBE ( سبأ ) - Güney Arabistan’da Bir Uygarlık - 54

35 - FATİR ( فَاطِرٍ ) - Yoktan Vareden, Yaratan - 45

36 - YASİN ( يس ) - Yasin, Yas, Matem - 83

37 - SAFFAT ( صَّاۤفَّاتِ ) - Saflar, Sıralar, Diziler, Saf Saf Dizilenler - 182

38 - SAD ( صۤ ) - Arap Alfabesinde Bir Harf - 88

39 - ZUMER ( زُّمَرِ ) - Gruplar - 75

40 - MU’MİN ( مؤمن ) - İnanan - 85

41 - FUSSİLET ( فُصِّلَتْ ) - Ayrıntılandırılmış - 54

42- ŞURA ( شُّورٰى ) - Heyet - 53

43 - ZUHRUF ( زُّخْرُفِ ) - Süs, Zinet, Altın - 89

44 - DUHAN ( دخان ) - Duman - 59

45 - CASİYE ( جَاسِيَة ) - Diz Çökenler - 37

46 - AHKAF ( اَحْقَافِ ) - Kum Yığınları; Ad Ülkesi - 35

47 - MUHAMMED ( محمد ) - Muhammed; Övülmüş - 38

48 - FETİH ( فتح ) - Açılış - 29

49 - HUCURAT ( حُجُرَاتِ ) - Hücreler, Odalar - 18

50 - KAF ( قۤ ) - Ufuk, Arapçada Bir Harf, Dağ Adı, Ayağı Sert Basmak - 45

51 – ZARİYAT ( ذَّارِيَاتِ ) Saçılmalar, Savrulmalar, Dağılmalar; Rüzgarlar - 60

52 - TUR ( طُّورِ ) - Dağ, Kule - 49

53 - NECM ( نَّجْمِ ) - Yıldız - 62

54 - KAMER ( قمر ) - Ay - 55

55 - RAHMAN ( رَّحْمٰنِ ) - Merhametli, Koruyan - 78

56 - VAKİA ( وَاقِعَةِ ) - Büyük Olay - 96

57 - HADİD ( حَد۪يدِ ) - Demir - 29

58 - MUCADELE ( مُجَادَلَةِ ) - Uğraş - 22

59 - HAŞR ( حَشْرِ ) - Toplanma - 24

60 - MUMTEHİNE ( مُمْتَحِنَةِ ) - İmtihan Edilen Kadınlar - 13

61 - SAFF ( صَّفِّ ) - Sıra, Dizi - 14

62 - CUMA ( جمعه ) - Toplanma - 11

63 - MUNAFİKUN ( مُنَافِقُونَ ) - İkiyüzlüler - 11

64 - TEGABUN ( تَّغَابُنِ ) - Kar Zarar, Karşılıklı Aldatma - 18

65 - TALAK ( طَّلَاقِ ) - Boşamak, Ayırmak, Çözmek - 12

66 - TAHRİM ( تَّحْر۪يمِ ) - Haram Kılmak, Yasaklamak - 12

67 - MULK ( مُلْكِ ) - Malik Olunan, Hükümdarlık - 30

68 - KALEM ( قَلَمِ ) - Kalem, Çeşit, Tür - 52

69 - HAKKA ( حَاقَّةِ )  - Gerçekleşen - 52

70 - MEARİC ( مَعَارِجِ ) - Yükselecek yerler, Merdivenler, Dereceler, Makamlar - 44

71 - NUH ( نُوحٍ ) - Nuh - 28

72 - CİNN ( جِنِّ ) - Cin - 28

73 - MUZEMMİL ( مُزَّمِّلِ ) - Örtünüp Bürünen - 20

74 - MUDDESSİR ( مُدَّثِّرِ ) - Örtüsüne Bürünen - 56

75 - KIYAMET ( قِيٰمَةِ ) - Ayağa Kalkış - 40

76 İNSAN ( اِنْسَانِ ) - İnsan - 31

77 - MURSELAT ( مُرْسَلَاتِ ) - Gönderilenler - 50

78 - NEBE ( نَّبَأِ ) - Haber - 40

79 - NAZİAT ( نَّازِعَاتِ ) - Çekip Söküp Çıkaranlar - 46

80 - ABESE ( عَبَسَ ) - Çehre Çatış - 42

81 - TEKVİR ( تَّكْو۪يرِ ) - Dürülüş - 29

82 - İNFİTAR ( اِنْفِطَارِ ) - Yarılış - 19

83 - MUTAFFİFİN ( مُطَفِّف۪ينَ ) - Ölçüde Tartıda Hile Yapan - 36

84 - İNŞİKAK ( اِنْشِقَاقِ ) - Parçalanma, Çatlama, Yarılma - 25

85 - BURUC ( بُرُوجِ ) - Burç, Yıldız Kümeleri, Hisar - 22

86 - TARIK ( طَّارِقِ ) - Sabah Yıldızı, Yol - 17

87 - A’LA ( اَعْلٰى ) - Yüce - 19

88 - ĞAŞİYE ( غَاشِيَةِ ) - Örten, Bürüyen, Kaplayan - 26

89 - FECR ( فَجْرِ ) - Tanyerinin Ağarma Vakti - 30

90 - BELED ( بَلَدِ ) - Belde - 20

91 - ŞEMS ( شَّمْسِ ) - Güneş - 15

92 - LEYL ( لَّيْلِ ) - Gece - 21

93 - DUHA ( ضُّحٰى ) - Kuşluk Vakti, Öğleden Önce - 11

94 - İNŞİRAH ( اِنْشِرَاحِ ) - Açılış, Genişleme - 8

95 - TİN ( تّ۪ينِ ) - İncir, Balçık - 8

96 - ALAK ( عَلَقِ ) - Kan Pıhtısı, Asılı Duran - 19

97 - KADİR ( قَدْرِ ) - Gücü yeten, Kudretli - 5

98 - BEYYİNE ( بَيِّنَةِ ) - Delil - 8

99 - ZİLZAL ( زِّلْزَالِ ) - Zelzele - 8

100 - ADİYAT ( عَادِيَاتِ ) - Hızla Koşanlar - 11

101 - KARİA ( قَارِعَةِ ) - Ansızın Gelen Bela - 11

102 - TEKASUR ( تَّكَاثُرِ ) - Çoklama, Çokla Övünme, Çoğalma, Çokluk - 8

103 - ASR ( عَصْرِ ) - Devrelik Zaman - 3

104 - HUMEZE ( هُمَزَةِ ) - Arkadan Çekiştiren - 9

105 - FİL ( ف۪يلِ ) - Fil, Seven ( Yunanca Köken ) - 5

106 - KUREYŞ ( قُرَيْشٍ ) - Haberci Muhammed’in Kabilesi, Kişi İsmi - 4

107 - MAUN ( مَاعُونِ ) - İhtiyaç, Gereksinim - 7

108 - KEVSER ( كَوْثَرِ ) - Çokluk, Bolluk, Bereket - 3

109 - KAFİRUN ( كَافِرُونَ ) - İnkarcılar - 6

110 - NASR ( نَّصْرِ ) - Yardım - 3

111 - TEBBET ( تَبَّتْ ) - Kahrolsun, Kurusun, Zarar, Ziyan, Hasar, Kayıp - 5

112 - İHLAS ( اِخْلَاصِ ) – Samimiyet, Arındırma, Saflaştırma - 4

113 - FELAK ( فَلَقِ ) - Tan Zamanında Gün Ağarması - 5

114 - NAS ( نَّاسِ ) - İnsanlar - 6

1 - FATİHA

FATİHA 1/1 Bismillahir rahmanir rahim

( Şefkatli, merhametli Allah'ın ismi ile, )

1/2 El hamdu lillahi rabbil alemin

( Övgü alemlerin Rab’bi Allah içindir.  )

1/3 Er rahmanir rahim

( Şefkatli, merhametli, )

1/4 Maliki yevmid din

( Din gününün maliki, )

1/5 İyyake na’budu ve iyyake nestein

( Ancak sana kulluk ederiz ve ancak senden yardım isteriz. )

1/6 İhdinas siratel mustakim

( Bizi doğru yola yönlendir. )

1/7 Siratallezine en’amte aleyhim gayril magdubi aleyhim ve lad dallin

( O üzerlerine nimet verdiklerinin yoluna, üzerlerine öfke inmemişlerinkine ve sapmamışlarınkine. )

2 - BAKARA

BAKARA 2/1 Elif lam mim

( Elif lam mim )

2/2 Zalikel kitabu la raybe fih huden lil muttekin

( Bu, o hakkında şüphe olmayan, sakınanlar için yönlendirme olan kitaptır. )

2/3 Ellezine yu’minune bil gaybi ve yukimunes salate ve min ma razaknahum yunfikun

( O gayba inananlar, duaya kalkanlar ve o rızıklandırdıklarımızdan harcayanlar. )

2/4 Vellezine yu’minune bima unzile ileyke ve ma unzile min kablik ve bil ahireti hum yukinun

( Ve o sana indirilene ve senden öncekilere indirilene inananlar ve ahirete kananlar. )

2/5 Ulaike ala huden min rabbihim ve ulaike humul muflihun

( İşte onlar Rab’lerinden yönlendirme üzerindedirler. İşte onlar, onlar iflah olanlardır. )

2/6 İnnellezine keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu’minun

( O inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da kesinlikle onlara eştir. İnanmazlar. )

2/7 Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem’ihim ve ala ebsarihim ğişaveh ve lehum azabun azim

( Allah’ın mühürü onların kalplerinin ve kulaklarının üzerindedir ve gözlerinde de perde vardır. Büyük azap onlaradır. )

2/8 Ve minen nasi men yekulu amenna billahi ve bil yevmil ahiri ve ma hum bi mu’minin

( Ve insanlardan kimileri Allah’a ve sonraki güne inandık derler de onlar inananlar değillerdir. )

2/9 Yuhadiunallahe vellezine amenu ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma yeş’urun

( Allah’ı ve o inananları aldatmaya çalışırlar da nefislerinden, kendilerinden başkasını aldatmazlar ve farketmezler. )

2/10 Fi kulubihim meradun fe zadehumullahu merada ve lehum azabun elimun bima kanu yekzibun

( Kalplerinde hastalık vardır. Böylece Allah onlara hastalığı artırır ve yalanlamış olduklarından dolayı elim azap onlaradır. )

2/11 Ve iza kile lehum la tufsidu fil ardi kalu innema nahnu muslihun

( Ve onlara "Yerde bozgun yapmayın." denildiğinde, "Kesinlikle bizler iyileştirenleriz." derler. )

2/12 E la innehum humul mufsidune ve lakin la yeş’urun

( İyi bilin ki kesinlikle onlar bozgunculardır ve lakin farketmezler.  )

2/13 Ve iza kile lehum aminu kema amenen nasu kalu e nu’minu kema amenes sufehau e la innehum humus sufehau ve lakin la ya’lemun

( Ve onlara o inanan insanlar gibi inanın denildiğinde "O akılsızların inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki kesinlikle onlar, onlar akılsızlardır ve lakin bilmezler. )

2/14 Ve iza lekullezine amenu kalu amenna ve iza halev ila şeyatinihim kalu inna meakum  innema nahnu mustehziun

( O inananlara rastladıklarında "İnandık." derler. Şeytanları ile yalnız kaldıklarında ise "Kesinlikle biz sizinle birlikteyiz, bizler kesinlikle alay edenleriz." derler. )

2/15 Allahu yestehziu bihim ve yemudduhum fi tuğyanihim ya'mehun

( Allah onlarla alay eder. Onlara azgınlıklarının içinde bocalamalarına müddet ve destek verir. )

2/16 Ulaikellezineşteravud dalalete bil huda fe ma rabihat ticaratuhum ve ma kanu muhtedin

( İşte onlar yönlendirme karşılığında sapıklığı satın aldılar da ticaretleri fayda sağlamadı. Yönlendirilenlerden de değillerdi. )

2/17 Meseluhum ke meselillezistevkade nara fe lemma edaet ma havlehu zehebellahu bi nurihim ve terakehum fi zulumatin la yubsirun

( Onların misali o ateş yakmayı isteyenin misali gibidir. Yakıp da çevresindekileri aydınlattığında Allah aydınlıklarını giderir ve onları karanlıkların içinde terkeder de onlar görmezler.  )

2/18 Summun bukmun umyun fe hum la yarciun

( Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık onlar dönmezler. )

2/19 Ev ke sayyibin mines semai fihi zulumatun ve ra'dun ve berk yec'alune esabiahum fi azanihim mines savaiki hazeral mevt vallahu muhiytun bil kafirin

( Veya içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek olan gökten yağmur bulutu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırımlardan dolayı parmaklarını kulaklarının içine götürürler. Allah inkarcıları kuşatandır. )

2/20 Yekadul berku yahtafu ebsarahum kullema edae lehum meşev fihi ve iza azleme aleyhim kamu ve lev şaellahu le zehebe bi sem'ihim ve ebsarihim innellahe ala kulli şey'in kadir

( Şimşek gözlerini kapıverecek gibi oldu. Onlara her çaktığında, onun içinde yürürler, üzerlerine karanlıklar verdiğinde ayakta dururlar. Şayet Allah dilerse kulaklarını gözlerini giderir. Kesinlikle Allah her şeye gücü yetendir. )

2/21 Ya eyyuhen nasu'budu rabbekumullezi halekakum vellezine min kablikum leallekum tettekun

( Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rab’binize kulluk edin. Umulur ki sakınırsınız. )

2/22 Ellezi ceale lekumul erda firaşen ves semae binaa ve enzele mines semai maen fe ahrece bihi mines semerati rizkan lekum fe la tec'alu lillahi endaden ve entum ta'lemun

( O size yeri döşek ve göğü bina yaptı. Gökten su indirdi de onunla size faydalısından meyveler, ürünler rızıklar çıkardı. O halde bile bile Allah için eşler oluşturmayın.  )

2/23 Ve in kuntum fi raybin min ma nezzelna ala abdina fe'tu bi suratin min mislih ved'u şuhedaekum min dunillahi in kuntum sadikin

( Ve eğer o kulumuza indirdiğimizden şüphe içindeyseniz haydi aynısından bir sure getirin. Eğer doğrular iseniz Allah’tan başka olan şahitlerinizi de çağırın. )

2/24 Fe in lem tef'alu ve len tef'alu fettekun naralleti vekuduhen nasu vel hicarah uiddet lil kafirin

( Eğer yapamazsanız ki asla yapamazsınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan ve inkarcılar için hazırlanmış olan ateşten sakının. )

2/25 Ve beşşirillezine amenu ve amilus salihati enne lehum cennatin tecri min tahtihel enhar kullema ruziku minha min semeratin rizkan kalu hazellezi ruzikna min kablu ve utu bihi muteşabiha ve lehum fiha ezvacun mutahheratun ve hum fiha halidun

( Ve o inananları, iyilikler yapanları altlarından nehirler akan bahçelerin kesinlikle onlara olduğu ile müjdele. Onların hepsi onların meyvelerinden, ürünlerinden rızıklanırlar. "Bunlar o önceden rızıklandırıldıklarımızdır." derler. Benzeşenlerinden verilmişlerdir. Oralarda temiz eşler de onlaradır. Onlar orada ebedidirler. )

2/26 İnnellahe la yestahyi en yadribe meselen ma beudaten fe ma fevkaha fe emmellezine amenu fe ya'lemune ennehul hakku min rabbihim ve emmellezine keferu fe yekulune maza eradellahu bi haza mesela yudillu bihi kesiran ve yehdi bihi kesira ve ma yudillu bihi illel fasikin

( Kesinlikle Allah o sivrisineğin veya daha üstününün misalini beyan etmekten çekinmez. Böylece o inananlar onun Rab’lerinden kesin gerçek olduğunu bilirler. O inkar edenler ise "Allah bu misal ile ne istedi?" derler. Onunla birçoğunu saptırır ve birçoğunu yönlendirir. O saptırdıkları ancak günahkarlardır. )

2/27 Ellezine yenkudune ahdellahi min ba'di misakih ve yaktaune ma emerallahu bihi en yusale ve yufsidune fil ard ulaike humul hasirun

( O verdikleri sözleri sonrasında Allah’a  olan ahdini bozanlar ve Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini kesip ayıranlar ve yerde bozgun yapanlar, işte onlar hasarlananlardır. )

2/28 Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum summe yumitukum summe yuhyikum summe ileyhi turceun

( Allah’ı nasıl inkar edersiniz? Ve ölülerdiniz de sizi diriltti. Sonra sizi öldürür. Sonra sizi diriltir. Sonra O'na döndürülürsünüz. )

2/29 Huvellezi haleka lekum ma fil erdi cemian summesteva iles semai fe sevvahunne seb'a semavat ve huve bi kulli şey'in alim

( O size yerde olanları topluca yaratandır. Sonra göğe seviyelendi ve onu yedi gökler olarak düzenleyip seviyelendirdi. O her şeyi bilendir. )

2/30 Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni cailun fil erdi halifeh kalu e tec'alu fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek kale inni a'lemu ma la ta'lemun

( Ve zamanında Rab’bin meleklere "Kesinlikle ben yerde halife oluşturacağım." dedi. "Biz seni övgünle överken ve seni kutsarken orada bozgun yapan ve kanlar, gözyaşı döken birini mi oluşturacaksın?" dediler. "Kesinlikle ben sizin bilmediğinizi bilirim." dedi. )

2/31 Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi esmai haulai in kuntum sadikin

( Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere arzedip sundu. "O halde, eğer doğrular iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin." dedi. )

2/32 Kalu subhaneke la ilme lena illa ma alemtena inneke entel alimul hakim

( "Yücesin sen. O bize öğrettiğinin haricinde bize ilim yoktur. Kesinlikle sen bilensin hakimsin." dediler. )

2/33 Kale ya ademu enbi'hum bi esmaihim fe lemma enbeehum bi esmaihim kale e lem ekul lekum inni a'lemu ğaybes semavati vel erdi ve a'lemu ma tubdune ve ma kuntum tektumun

( "Ey Adem, onlara onları isimleri ile haber ver." dedi. Böylece onlara onları isimleri ile haber verdiğinde "Size göklerin ve yerin gaybını kesinlikle ben bilirim demedim mi? O açıkladığınızı ve o gizlemiş olduğunuzu da bilirim." dedi. )

2/34 Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis eba vestekbera ve kane minel kafirin

( Ve zamanında meleklere "Adem için yere kapanın." dedik. Böylece İblis haricinde yere kapandılar. O diretti ve kibirlendi ve inkarcılardan oldu.  )

2/35 Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete ve kula minha rağaden haysu şi'tuma ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimin

( Ve "Ey Adem, sen ve eşin cennette iskan edin. Oradan her nereden dilerseniz bolca yiyin. İşte şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz." dedik. )

2/36 Fe ezellehumeş şeytanu anha fe ahracehuma min ma kana fih ve kulnehbitu ba'dukum li ba'din aduvv ve lekum fil erdi mustekarrun ve metaun ila hiyn

( Böylece şeytan onları oradan kaydırdı da onları içinde olduklarından çıkardı. "Birbirinize düşman olarak inin. Size yerde belirli zamana kadar durak yeri ve maddi fayda vardır." dedik. )

2/37 Fe telekka ademu min rabbihi kelimatin fe tabe aleyh innehu huvet tevvabur rahim

( Böylece Adem Rab’binden kelimeler aldı da O'nun üzerine tevbe eyledi. Kesinlikle O, O tevbeyi kabul edendir merhametlidir.  )

2/38 Kulnehbitu minha cemia fe imma ye'tiyennekum minni huden fe men tebia hudaye fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( "Oradan topluca inin. Eğer benden size kesinlikle yönlendirme gelirse, artık kimler yönlendirmeme tabi olurlarsa, artık onların üzerine korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler." dedik. )

2/39 Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( Ve o inkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateşin sahipleridir. Onlar onun içinde ebedidirler.  )

2/40 Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve evfu bi ahdi ufi bi ahdikum ve iyyaye ferhebun

( Ey İsrailoğulları, o üzerinize verdiğim nimetimi hatırlayın ve ahdime vefa edin ki ben de ahdinize vefa edeyim. Ve ancak benden korkun. )

2/41 Ve aminu bima enzeltu musaddikan li ma meakum  ve la tekunu evvele kafirin bih ve la teşteru bi ayati semenen kalilen ve iyyaye fettekun

( Ve o sizinle birlikte olanı doğrulayıcı olarak indirdiğime inanın. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az değere değiştirip satmayın. Ve sadece benden sakının. )

2/42 Ve la telbisul hakka bil batili ve tektumul hakka ve entum ta'lemun

( Ve gerçeği batıl ile örtmeyin ve bile bile gerçeği gizlemeyin.  )

2/43 Ve ekimus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiin

( Ve duaya kalkın, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.  )

2/44 E te'murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab e fe la ta'kilun

( Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredersiniz de nefislerinizi unutur musunuz? O halde akıl etmez misiniz? )

2/45 Vesteinu bis sabri ves salah ve inneha le kebiratun illa alel haşiin

( Ve sabırla ve duayla yardım isteyin. Kesinlikle o, saygı ve sevgi dolu korku duyanların, ürperenlerin, ürkenlerin haricindekilere büyük, ağır gelir. )

2/46 Ellezine yezunnune ennehum mulaku rabbihim ve ennehum ileyhi raciun

( Onlar kesinlikle Rab’lerine kavuşacaklarını ve kesinlikle onlar O'na döneceklerini sezerler. )

2/47 Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve enni faddaltukum alel alemin

( Ey İsrailoğulları, o üzerinize verdiğim nimetimi ve sizi alemlerin üzerine üstün kıldığımı hatırlayın. )

2/48 Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha şefaatun ve la yu'hazu minha adlun ve la hum yunsarun

( Ve nefsin nefse hiçbir şeye karşılık veremediği ve ondan af için vesile olmasının kabul edilmediği ve ondan fidye alınmadığı ve onlara yardım edilmediği o günden sakının. )

2/49 Ve iz necceynakum min ali fir'avne yesumunekum suel azabi yuzebbihune ebnaekum ve yestahyune nisaekum ve fi zalikum belaun min rabbikum azim

( Ve zamanında sizi, size azabın en kötüsünü değer gören, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun ailesinden kurtardık. Bunda size Rab’binizden büyük sınav vardır. )

2/50 Ve iz ferakna bikumul bahra fe enceynakum ve ağrakna ale fir'avne ve entum tenzurun

( Ve zamanında size denizi ayırdık da sizi kurtardık. Firavun’un ailesini boğduk da sizler bakıyordunuz. )

2/51 Ve iz vaadna musa erbeine leyleten summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum zalimun

( Ve zamanında Musa’ya kırk gece vaad ettik. Sonra onun ardından dişi buzağıyı edindiniz. Sizler zalimlersiniz. )

2/52 Summe afevna ankum min ba'di zalike leallekum teşkurun

( Sonra, bunun ardından sizi affettik. Umulurdu ki şükredesiniz. )

2/53 Ve iz ateyna musel kitabe vel furkane leallekum tehtedun

( Ve zamanında Musa’ya kitabı ve fark yaratanı verdik. Umulurdu ki yönlenesiniz. )

2/54 Ve iz kale musa li kavmihi ya kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihazikumul icle fe tubu ila bariikum faktulu enfusekum zalikum hayrun lekum inde bariikum fe tabe aleykum innehu huvet tevvabur rahim

( Ve zamanında Musa kavmine "Ey kavmim siz dişi buzağıyı kendinize edinerek kesinlikle nefislerinize zulmettiniz. O halde tevbe edip güzel yaratanınıza tabi olun da nefislerinizi öldürün. Bu, güzel yaratanınızın indinde size hayırlıdır." dedi. Böylece üzerinize tevbe eyledi. Kesinlikle O, O tevbeyi kabul edendir merhametlidir. )

2/55 Ve iz kultum ya musa len nu'mine leke hatta nerallahe cehraten fe ehazetkumus saikatu ve entum tenzurun

( Ve zamanında "Ey Musa, Allah’ı açıkça görene kadar sana asla inanmayız." dediniz de sizler bakarken sizi yıldırım yakaladı. )

2/56 Summe beasnakum min ba'di mevtikum leallekum teşkurun

( Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik. Umulurdu ki şükredesiniz. )

2/57 Ve zallelna aleykumul ğamame ve enzelna aleykumul menne ves selva kulu min tayyibati ma razaknakum ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun

( Ve bulutu üzerinize gölgeledik. Üzerinize helva ve bıldırcın indirdik. O sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden yiyin. Bize zulmetmediler. Ve lakin nefislerine zulmetmekteydiler. )

2/58 Ve iz kulnedhulu hazihil karyete fe kulu minha haysu şi'tum rağaden vedhulul babe succeden ve kulu hittatun nağfir lekum hatayakum ve se nezidul muhsinin

( Ve zamanında "İşte şu şehire girin." dedik. O halde oradan her nereden dilerseniz bolca yiyin ve kapıdan yere kapanarak girin. "Hıtta günahlarımız bağışlansın." deyin ki size hatalarınızı af eyleyelim. İyilik yapanlara artıracağız.  )

2/59 Fe beddelellezine zalemu kavlen ğayrallezi kile lehum fe enzelna alellezine zalemu riczen mines semai bima kanu yefsukun

( Böylece o zulmedenler sözü onlara söylenenden başkasına değiştirdiler. Böylece günah işlemiş olmalarından dolayı o zulmedenlerin üzerine gökten pislik, azab indirdik. )

2/60 Ve izisteska musa li kavmihi fe kulnadrib bi asakel hacer fenfecerat minhusneta aşrate ayna kad alime kulli unasin meşrabehum kulu veşrabu min rizkillahi ve la ta'sev fil erdi mufsidin

( Ve zamanında Musa kavmi için su istedi de "Asan ile taşa vur." dedik. Böylece ondan on iki pınar fışkırıp aktı. Tüm insanlar içecekleri yeri bildiler. Allah'ın rızıklarından yiyin ve için. Yerde bozgun yaparak asileşmeyin.  )

2/61 Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamin vahidin fed'u lena rabbeke yuhric lena min ma tunbitul erdu min bakliha ve kissaiha ve fumiha ve adesiha ve besaliha kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr ihbitu misran fe inne lekum ma seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi ğadabin minellah zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyine bi ğayril hakk zalike bima asav ve kanu ya'tedun

( Ve zamanında "Ey Musa tek yiyeceğe asla sabretmeyeceğiz. Haydi bize Rab’bini çağır ki bize o yerin bitirip yetiştirdiği bakliyatından ve kabağından ve sarmısağından ve mercimeğinden ve soğanından versin." dediniz. "O alçak olanı o hayırlı olanla değişmeyi mi istersiniz? Ülkede konaklayın. O sual ettiğiniz kesinlikle sizedir." dedi. Üzerlerine zillet ve yoksulluk vuruldu. Allah’tan öfkeye maruz kaldılar. Bu, kesinlikle onların Allah’ın ayetlerini inkar etmiş olmalarından ve habercileri haksızca öldürmelerindendir. Bu, o asiliklerinden ve hududu aşmış olmalarındandır.  )

2/62 İnnellezine amenu vellezine hadu ven nesara ves sabiine min amene billahi vel yevmil ahiri ve amile salihan fe lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( Allah’a ve sonraki güne inananlardan ve iyilikler yapanlardan olan o inanan Yahudilere, Nasıralılara ve Sabiilere, artık onlara Rab’lerinin indinde kesinlikle ödülleri vardır. Onlara korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )

2/63 Ve iz ehazna misakakum ve rafa'na fevkakumut tur huzu ma ateynakum bi kuvvetin vezkuru ma fihi leallekum tettekun

( Ve zamanında sözünüzü aldık ve dağı üstünüze yükselttik. Size o verdiğimizi kuvvetlice alıp tutun ve onun içindekini hatırlayın. Umulur ki sakınırsınız.  )

2/64 Summe tevelleytum min ba'di zalik fe lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu lekuntum minel hasirin

( Sonra, bunun ardından yüz çevirdiniz. Şayet Allah’ın üstünlüğü ve rahmeti üzerinize olmasaydı hasarlananlardan olurdunuz. )

2/65 Ve lekad alimtumullezina'tedev minkum fis sebti fe kulna lehum kunu kiradeten hasiin

( Ve sizlerden yedinci gün içinde hududu aşanları bildiniz. Böylece onlara, "Kovulup reddedilmiş maymunlar olun." dedik.  )

2/66 Fe cealnaha nekalen li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev'izaten lil muttekin

( Böylece onu ondan öncekiler ve ondan sonrakiler için şiddetli ibret azabı ve sakınanlar için öğüt kıldık )

2/67 Ve iz kale musa li kavmihi innellahe ye'murukum en tezbehu bekarah kalu e tettehizuna huzuva kale euzu billahi en ekune minel cahilin

( Ve zamanında Musa kavmine, "Kesinlikle Allah size dişi sığırı boğazlamanızı emrediyor." dedi. "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediler. "Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım." dedi. )

2/68 Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiy kale innehu yekulu inneha bekaratun la faridun ve la bikr avanun beyne zalik fef'alu ma tu'merun

( "Çağır bize Rab’bini de onun ne olduğunu bize açıklasın." dediler. "Kesinlikle O der ki "Kesinlikle o yaşlı ve bakir dişi sığır değildir. Bunların arasında orta yaşlıdır." Böylece ne emrolunduysanız yapın." dedi. )

2/69 Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma levnuha kale innehu yekulu inneha bekaratun safrau fakiun levnuha tesurrun nazirin

( Çağır bize Rab’bini de onun renginin ne olduğunu bize açıklasın. dediler. "Kesinlikle O der ki kesinlikle o sarı, rengi parlak sığırdır. Bakanları sevindirir." dedi. )

2/70 Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiye innel bekara teşabehe aleyna ve inna in şaellahu le muhtedun

( "Çağır bize Rab’bini de onun ne olduğunu bize açıklasın." dediler. "Kesinlikle sığıra benzer geldi bize ve eğer Allah dilerse kesinlikle biz yönlendirilenler oluruz."  )

2/71 Kale innehu yekulu inneha bekaratun la zelulun tusirul erda ve la teskil hars musellemetun la şiyete fiha kalul ane ci'te bil hakk fe zebehuha ve ma kadu yef'alun

( "Kesinlikle o boyun eğmeyen, yumuşak huylu olmayan, toprak sürmeyen ve ekin sulamayan, salınmış, alacası olmayan dişi sığırdır der." dedi. "Şimdi gerçeği getirdin." dediler. Böylece onu boğazlayıp kestiler ve neredeyse yapmayacaklardı. )

2/72 Ve iz kateltum nefsen feddara'tum fiha vallahu muhricun ma kuntum tektumun

( Ve zamanında bir nefsi öldürdünüz de onun hakkında kapıştınız. Allah o gizlemiş olduğunuzu çıkarandır. )

2/73 Fe kulnadribuhu bi ba'diha kezalike yuhyillahul mevta ve yurikum ayatihi leallekum ta'kilun

( Böylece "Ona onun bir parçasıyla vurun." dedik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir ve ayetlerini gösterir. Umulur ki akıl edersiniz. )

2/74 Summe kaset kulubukum min ba'di zalike fe hiye kel hicarati ev eşeddu kasveh ve inne minel hicarati lema yetefecceru minhul enhar ve inne minha lema yeşşekkaku fe yahrucu minhul ma ve inne minha lema yehbitu min haşyetillah ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun

( Sonra, bunun ardından kalpleriniz katılaştı da onun katılığı o taşlar gibidir veya daha şiddetlidir. Kesinlikle taşlardan öylesi vardır ki onlardan nehirler fışkırır. Kesinlikle onlardan öylesi vardır ki çatlar da onlardan su çıkar. Kesinlikle onlardan öylesi vardır ki Allah korkusundan yuvarlanıp eğilir. Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )

2/75 E fe tatmeune en yu'minu lekum ve kad kane ferikun minhum yesmeune kelamellahi summe yuharrifunehu min ba'di ma akaluhu ve hum ya'lemun

( Böylece size inanmalarını mı ümit edersiniz? Ve onlardan bir kısmı Allah’ın kelamını işitip akılları erdikten sonra bile bile onu tahrif ettiler. )

2/76 Ve iza lekullezine amenu kalu amenna ve iza hala ba'duhum ila ba'din kalu e tuhaddisunehum bima fetehallahu aleykum li yuhaccukum bihi inde rabbikum e fe la ta'kilun

( Ve o inananlara rastladıklarında "İnandık." derler. Birbirleriyle yalnız kaldıklarında ise "Rab’binizin indinde onunla delillendirip sizinle tartışsınlar, mücadele etsinler diye Allah'ın o size açtığını onlara mı söylüyorsunuz? Artık akıl etmez misiniz?" derler. )

2/77 E ve la ya'lemune ennellahe ya'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun

( Allah’ın, gizlediklerini de açıkladıklarını da kesinlikle bildiğini bilmezler mi? )

2/78 Ve minhum ummiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hum illa yezunnun

( Onlardan okuma yazma bilmeyenler, kitabı kuruntuları, saplantılı istekleri haricinde bilmezler. Kesinlikle onlar ancak zannederler.  )

2/79 Fe veylun lillezine yektubunel kitabe bi eydihim summe yekulune haza min indillahi li yeşteru bihi semenen kalila fe veylun lehum min ma ketebet eydihim ve veylun lehum min ma yeksibun

( Vay o kitabı elleriyle yazanlar ve sonra onu az değere satmak için "Bu Allah’ın indindendir." diyenler için. Vay onlara o elleriyle yazdıklarından ve vay onlara o kazandıklarından.  )

2/80 Ve kalu len temessenen naru illa eyyamen ma'dudeh kul ettehaztum indellahi ahden fe len yuhlifellahu ahdehu em tekulune alellahi ma la ta'lemun

( "Ateş bize adedi belirli günlerin haricinde asla dokunmaz." dediler. De ki: "Allah’ın indinde ahd mi edindiniz? Allah ahdine asla ihtilaf etmez. Allah’a  o bilmediklerinizi mi söylüyorsunuz?" )

2/81 Bela men kesebe seyyieten ve ehatat bihi hatiy'etuhu fe ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( Evet. Kim kötülük kazanırsa ve hataları her tarafını onunla kuşatırsa, işte onlar ateşin sahipleridir. Onlar orada ebedidirler.  )

2/82 Vellezine amenu ve amilus salihati ulaike ashabul cenneh hum fiha halidun

( O inananlar ve iyilikler yapanlar, işte onlar cennetin sahipleridirler onlar onun içinde ebedidirler.  )

2/83 Ve iz ehazna misaka beni israile la ta'budune illellah ve bil valideyni ihsanen ve zil kurba vel yetama vel mesakini ve kulu lin nasi husnen ve ekimus salate ve atuz zekah summe tevelleytum illa kalilen minkum ve entum mu'ridun

( Ve zamanında İsrailoğullarının sözlerini aldık. Allah’ın haricindekilere kulluk etmeyin, ana babaya, yakınlığı olanlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edin ve insanlara güzelini söyleyin ve duaya kalkın ve zekatı verin. Sonra sizlerden azınız haricinde yüz çevirdiniz. Sizler yüz çevirip dönenlersiniz. )

2/84 Ve iz ehazna misakakum la tesfikune dimaekum ve la tuhricune enfusekum min diyarikum summe akrartum ve entum teşhedun

( Ve zamanında sözünüzü aldık. Kanlarınızı akıtmayın ve nefislerinizi yurtlarınızdan çıkarmayın. Sonra kabul ettiniz ve sizler şahit oldunuz.  )

2/85 Summe entum haulai taktulune enfusekum ve tuhricune ferikan minkum min diyarihim tezaherune aleyhim bil ismi vel udvan ve in ye'tukum usara tufaduhum ve huve muharramun aleykum ihracuhum e fe tu'minune bi ba’dil kitabi ve tekfurune bi ba'd fe ma cezau men yef'alu zalike minkum illa hizyun fil hayatid dunya ve yevmel kiyameti yuraddune ila eşeddil azab ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun

( Sonra sizler öylesiniz ki nefislerinizi öldürüyorsunuz ve sizlerden bir kısmınızı yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onların üzerine günah ve düşmanlıkta dayanışma halinde oluyorsunuz. Eğer size esirler olarak gelirlerse fidyelerini veriyorsunuz. O çıkarılmaları üzerinize haram kılınandı. O halde kitabın bazı kısımlarına inanıyor da bazı kısımlarını inkar mı ediyorsunuz? O sizlerden bunu yapanlar, dünya hayatında zilletin haricinde karşılık almazlar. Ayağa kalkış gününde azabın en şiddetlisine geri döndürülürler. Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )

2/86 Ulaikellezineşteravul hayated dunya bil ahirati fe la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunsarun

( Bunlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alanlardır. Böylece azap onlardan hafifletilmez ve onlara yardım edilmez. )

2/87 Ve lekad ateyna musel kitabe ve kaffeyna min ba'dihi bir rusuli ve ateyna iysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhil kudus e fe kullema caekum rasulun bima la tehva enfusukumustekbartum fe ferikan kezzebtum ve ferikan taktulun

( Musa’ya kitabı verdik ve O'ndan sonra resuller gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya deliller verdik ve O'nu kutsal ruh ile destekleyip kuvvetlendirdik. O halde resul size o nefislerinizin hoşlanmadığı ile her geldiğinde kibirlenecek de bir kısmını yalanlayacak ve bir kısmını da öldürecek misiniz? )

2/88 Ve kalu kulubuna ğulf bel leanehumullahu bi kufrihim fe kalilen ma yu'minun

( Ve "Bizim kalplerimiz kılıflıdır." dediler. Bilakis Allah onları inkarlarından dolayı lanetledi. Artık çok azı inanır.  )

2/89 Ve lemma caehum kitabun min indillahi musaddikun li ma meahum  ve kanu min kablu yesteftihune alellezine keferu fe lemma caehum ma arafu keferu bihi fe la'netullahi alel kafirin

( Ve onlara Allah’ın indinden, onlarla birlikte olanı doğrulayan kitap geldiğinde, öncesinde o inkar edenlere karşı açılış isteyenler o bildikleri onlara geldiğinde onu inkar ettiler. Allah’ın laneti inkarcıların üzerinedir. )

2/90 Bi'se meşterav bihi enfusehum en yekfuru bima enzelellahu bağyen en yunezzilellahu min fadlihi ala men yeşau min ibadih fe bau bi ğadabin ala ğadab ve lil kafirine azabun muhin

( Allah’ın indirdiğini azgınlıkla inkar etsinler diye o nefislerini sattıkları ne kötüdür. Allah kullarından dilediği kimselere üstünlüğünden lütfundan indirmişti. Böylece öfke üstüne öfkeye maruz kaldılar. Alçaltıcı hakir eden azap inkarcılar içindir. )

2/91 Ve iza kile lehum aminu bima enzelellahu kalu nu'minu bima unzile aleyna ve yekfurune bima veraehu ve huvel hakku musaddikan li ma meahum  kul fe lime taktulune enbiyaellahi min kablu in kuntum mu'minin

( Ve onlara "O Allah’ın indirdiğine inanın." denildiğinde, "O üzerimize indirilene inanırız." derler. Onun arkasından inkar ederler. O, onlarla birlikte olanı doğrulayıcı olarak gerçektir. De ki: "Eğer inananlarsanız, o halde neden önceden Allah’ın habercilerini öldürüyordunuz." )

2/92 Ve lekad caekum musa bil beyyinati summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum zalimun

( Ve Musa size deliller ile geldi. Sonra, bunun ardından dişi buzağıyı edindiniz. Sizler zalimlersiniz.  )

2/93 Ve iz ehazna misakakum ve rafa'na fevkakumut tur huzu ma ateynakum bi kuvvetin vesmeu kalu semi'na ve asayna ve uşribu fi kulubihimul icle bi kufrihim kul bi'se ma ye'murukum bihi imanukum in kuntum mu'minin

( Ve zamanında sözünüzü aldık ve dağı üstünüze yükselttik. O size verdiğimizi kuvvetlice alıp tutun ve onu duyun. "Duyduk ve isyan ettik" dediler. Dişi buzağıyı kalplerinin içinde inkarlarıyla içirip beslediler. De ki: "Eğer inananlarsanız, ona inanmanız için o size emrettiği ne kötüdür." )

2/94 Kul in kanet lekumud darul ahiratu indellahi halisaten min dunin nasi fe temennevul mevte in kuntum sadikin

( De ki: "Eğer Allah'ın indinde, ahiret yurdu insanların dışında size halis kılınmışsa, o halde, eğer doğrularsanız ölümü temenni edin." )

2/95 Ve len yetemennevhu ebeden bima kaddemet eydihim vallahu alimun biz zalimin

( Ve o ellerinin sunduğundan dolayı, onu asla ebediyen temenni edemeyecekler. Allah zalimleri bilendir.  )

2/96 Ve le tecidennehum ahrasan nasi ala hayah ve minellezine eşraku yeveddu ehaduhum lev yuammeru elfe seneh ve ma huve bi muzahzihihi minel azabi en yuammer vallahu besirun bima ya'melun

( Ve kesinlikle onları hayatta insanların en hırslıları olarak bulacaksın. O ortak koşanlardan her biri bin sene ömür sürmeyi arzular. Onlar uzun ömür sürerek o azaptan uzaklaşacak değillerdir. Allah o yaptıklarını görendir. )

2/97 Kul men kane aduvven li cibrile fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikan li ma beyne yedeyhi ve huden ve buşra lil mu'minin

( De ki: “Kim Cibril’e düşman ise, inananlara müjde, yönlendirme ve ondan öncekileri doğrulayıcı olarak onu kalbinin üzerine Allah’ın izni ile kesinlikle O indirdi."  )

2/98 Men kane aduvven lillahi ve melaiketihi ve rusulihi ve cibrile ve mikale fe innellahe aduvvun lil kafirin

( Kim Allah’a, O’nun meleklerine, O’nun resullerine, Cibril’e, Mikail’e düşman olursa, artık kesinlikle Allah inkarcılara düşmandır.  )

2/99 Ve lekad enzelna ileyke ayatin beyyinat ve ma yekfuru biha illel fasikun

( Ve sana açık deliller olan ayetler indirdik. Onları günahkarların haricindekiler inkar etmezler. )

2/100 E ve kullema ahedu ahden nebezehu ferikun minhum bel ekseruhum la yu'minun

( Ahd olarak her ahdettiklerinde onlardan bir kısmı onu bozar atar. Bilakis onların çoğunluğu inanmazlar. )

2/101 Ve lemma caehum rasulun min indillahi musaddikun li ma meahum  nebeze ferikun minellezine utul kitab kitabellahi verae zuhurihim ke ennehum la ya'lemun

( Ve Allah’ın indinden onlara, onlarla birlikte olanı doğrulayıcı olarak resul geldiğinde, o kitap verilenlerden bir kısmı sanki kesinlikle onlar bilmiyorlarmış gibi Allah’ın kitabını sırtlarının arkasına attılar.  )

2/102 Vettebeu ma tetluş şeyatinu ala mulki suleyman ve ma kefera suleymanu ve lakinneş şeyatine keferu yuallimunen nasas sihra ve ma unzile alel melekeyni bi babile harute ve marut ve ma yuallimani min ehadin hatta yekula innema nahnu fitnetun fe la tekfur fe yeteallemune minhuma ma yuferrikune bihi beynel mer'i ve zevcih ve ma hum bi darrine bihi min ehadin illa bi iznillah ve yeteallemune ma yedurruhum ve la yenfeuhum ve lekad alimu men işterahu ma lehu fil ahirati min halakin ve le bi'se ma şerav bihi enfusehum lev kanu ya'lemun

( Ve o Süleyman'ın mülkünün ve hükümdarlığının üzerine o şeytanların okuduğuna tabi oldular. Süleyman inkar etmedi ve lakin şeytanlar inkar ettiler. İnsanlara sihiri ve Babil’de iki melek olan Harut ve Marut’un üzerine indirileni öğretiyorlardı. "Kesinlikle biz sınavız. O halde inkar etmeyin." diyene kadar ikisi kimseye öğretmezlerdi. Onlardan erkeğin ve eşinin arasını neyin ayırdığını öğrenirlerdi. Onlar onunla Allah’ın izni olmadıkça kimseye zarar veremezlerdi. Onlara ne zarar verebilir ne fayda vermez öğrenirlerdi. Onu satana ahirette nasip olmadığını bilirlerdi. O nefislerini sattıkları ne kötüdür. Keşke bilmiş olsalardı. )

2/103 Ve lev ennehum amenu vettekav le mesubetun min indillahi hayr lev kanu ya'lemun

( Ve şayet kesinlikle onlar inansalardı ve sakınsalardı, Allah’ın indinden musibetleri hayır olacaktı. Keşke bilmiş olsalardı. )

2/104 Ya eyyuhellezine amenu la tekulu raina ve kul unzurna vesmeu ve lil kafirine azabun elim

( Ey o inananlar, "Bizi gör." demeyin ve "Bize bak." deyin ve dinleyin. Elim azap inkarcılar içindir. )

2/105 Ma yeveddullezine keferu min ehlil kitabi ve lel muşrikine en yunezzele aleykum min hayrin min rabbikum vallahu yehtessu bi rahmetihi men yeşa vallahu zul fadlil azim

( O kitap sahiplerinden inkarcı ve ortak koşan olanlar, Rab’binizden üzerinize hayırlı olandan indirilmesini sevmezler, arzulamazlar. Allah rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük üstünlük sahibidir. )

2/106 Ma nensah min ayetin ev nunsiha ne'ti bi hayrin minha ev misliha e lem ta'lem ennellahe ala kulli şey'in kadir

( Ayetlerden neyi hükümsüz bırakırsak veya unutturursak, ondan daha hayırlısını veya onun aynısını getiririz. Allah'ın kesinlikle her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? )

2/107 E lem ta'lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ard ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir

( Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü kesinlikle O’nadır Allah’adır ve size Allah’tan başka dost ve yardımcı yoktur. )

2/108 Em turidune en tes'elu rasulekum kema suile musa min kabl ve men yetebeddelil kufra bil imani fe kad dalle sevaes sebil

( O önceden Musa’ya sual edildiği gibi resulünüze sual etmeyi mi istiyorsunuz? Ve kim inkarı inanca değişirse böylece düz yolda sapmış oluverir. )

2/109 Vedde kesirun min ehlil kitabi lev yeruddunekum min ba'di imanikum kuffara haseden min indi enfusihim min ba'di ma tebeyyene lehumul hakk fa'fu vasfehu hatta ye'tiyellahu bi emrih innellahe ala kulli şey'in kadir

( Kitap sahiplerinden çoğu inancınız sonrasında sizi inkarcılara döndürmeyi arzular. Gerçeğin onlara açıklanıp beyan olmasından sonraki kıskançlık nefislerinin indindendir. O halde affedin, Allah emri ile yetene kadar hoşgörün. Kesinlikle Allah her şeye gücü yetendir. )

2/110 Ve ekimus salate ve atuz zekah ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu indellah innellahe bima ta'melune besir

( Ve duaya kalkın ve zekatı verin ve nefisleriniz için hayırlısından ne yaparsanız onu Allah’ın indinde bulursunuz. Kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )

2/111 Ve kalu len yedhulel cennete illa men kane huden ev nesar tilke emaniyyuhum kul hatu burhanekum in kuntum sadikin

( Ve "O Yahudi olanların veya Nasıralıların haricindekiler cennete giremezler." dediler. Bu onların kuruntuları, saplantılı istekleridir. De ki: "Eğer doğrular iseniz delilinizi getirin." )

2/112 Bela men esleme vechehu lillahi ve huve muhsinun fe lehu ecruhu inde rabbihi ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( Bilakis. Kim yüzünü Allah’a teslim ederse ve o iyilik yapan olursa böylece Rab’binin indinde ödülü onadır ve üzerlerine korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )

2/113 Ve kaletil yehudu leysetin nesar ala şey'in ve kaletin nesara leysetil yehudu ala şey'in ve hum yetlunel kitab kezalike kalellezine la ya'lemune misle kavlihim fallahu yahkumu beynehum yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun

( Ve Yahudiler, "Nasıralılar bir şeyin üzerinde değiller." dediler ve Nasıralılar, "Yahudiler bir şeyin üzerinde değiller." dediler. Onlar kitabı da okurlar. İşte o bilmeyenler onların sözlerinin aynısını dediler. Böylece Allah ayağa kalkış gününde o hakkında ihtilafa düşmüş oldukları hakkında aralarında hüküm verir. )

2/114 Ve men azlemu min men menea mesacidellahi en yuzkera fihesmuhu ve sea fi harabiha ulaike ma kane lehum en yedhuluha illa haifin lehum fid dunya hizyun ve lehum fil ahirati azabun azim

( Ve o Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin hatırlanmasını menedenlerden daha zalim kimdir? Ve onun harap olmasına çabalarlar. Onlar oraya korkmadan giremezler. Dünyada zillet ve ahirette büyük azap onlaradır.  )

2/115 Ve lillahil meşriku vel mağribu fe eynema tuvellu fe semme vechullah innallahe vasiun alim

( Ve doğuda olan da batıda olan da Allah içindir. Böylece her nereye yüz çevirirseniz orada Allah’ın yüzü vardır. Kesinlikle Allah geniştir bilendir.  )

2/116 Ve kaluttehazellahu veleden subhaneh bel lehu ma fis semavati vel ard kullun lehu kanitun

( Ve "Allah çocuk edindi." dediler. O ondan yücedir. Bilakis göklerin ve yerin içinde ne varsa O'nadır . Hepsi O'na saygılı durup itaat ederler. )

2/117 Bedius semavati vel ard ve iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekun

( O gökleri ve yeri yaratandır. Bir işe hükmettiğinde, kesinlikle ona "Ol." der de o olur.  )

2/118 Ve kalellezine la ya'lemune lev la yukellimunellahu ev te'tina ayeh kezalike kalellezine min kablihim misle kavlihim teşabehet kulubuhum kad beyyennel ayati li kavmin yukinun

( Ve o bilmeyenler, "Allah keşke bize kelam edip söz söylese veya bize ayet getirse." derler. Onlardan öncekiler de onların sözlerinin aynısını işte böyle dediler. Onların kalpleri benzeşikti. Kani olan kavim için ayetleri açıkladık. )

2/119 İnna erselnake bil hakki beşiran ve neziran ve la tus'elu an ashabil cehim

( Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve uyarıcı olarak biz gönderdik. Cehennemin sahiplerinden sual edilmezsin. )

2/120 Ve len terda ankel yehudu ve len nesara hatta tettebia milletehum kul inne hudellahi huvel huda ve le in itteba'te ehvaehum ba'dellezi caeke minel ilmi ma leke min allahi min veliyyin ve la nasir

( Ve Yahudiler ve Nasıralılar, sen onların milletine tabi olana kadar senden asla hoşlanmazlar. De ki: "Yönlendirme kesinlikle o Allah’ın yönlendirmesidir." Eğer sen, ilimden sana o getirdiklerimiz sonrasında onların heveslerine tabi olursan Allah’tan sana dost ve yardımcı yoktur. )

2/121 Ellezine ateynahumul kitabe yetlunehu hakka tilavetih ulaike yu'minune bih ve men yekfur bihi fe ulaike humul hasirun

( O kendilerine kitap verdiklerimiz onu gerçekten tilaveti ile okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Kim onu inkar ederse işte onlar hasarlanırlar. )

2/122 Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve enni faddaltukum alel alemin

( Ey İsrailoğulları, üzerinize nimet verdiğim o nimeti hatırlayın. Kesinlikle ben sizleri alemlerin üzerine üstün kıldım. )

2/123 Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha adlun ve la tenfeuha şefaatun ve la hum yunsarun

( Nefsin nefse hiçbir şeye karşılık veremediği ve ondan fidye kabul edilmediği ve af için vesile olmasının fayda vermediği ve onlara yardım da edilmediği o günden sakının. )

2/124 Ve iz ibtela ibrahime rabbuhu bi kelimatin fe etemmehunn kale inni cailuke lin nasi imama kale ve min zurriyyeti kale la yenalu ahdiz zalimin

( Ve zamanında Rab’bi İbrahim’i kelimeler ile sınadı. Böylece onları tamamladı. "Kesinlikle ben seni insanlar için önder kıldım." dedi. "Ve soyumdan da." dedi. "Zalimler ahdime erişemezler." dedi.  )

2/125 Ve iz cealnel beyte mesabeten lin nasi ve emna vettehizu min mekami ibrahime musalla ve ahidna ila ibrahime ve ismaiyle en tahhira beytiye lit taifine vel akifine ver rukkeis sucud

( Ve zamanında evi insanlar için güvenli ve sevap yeri kıldık. İbrahim’in makamından dua yeri edinin. Tavaf edenler, kullukta sebatkarlar ve eğilip yere kapananlar için İbrahim’e ve İsmail’e evimi temizlemeyi ahdettik. )

2/126 Ve iz kale ibrahimu rabbic'al haza beleden aminen verzuk ehlehu mines semerati min amene minhum billahi vel yevmil ahir kale ve men kefera fe umettiuhu kalilen summe adtarruhu ila azabin nar ve bi'sel mesir

( Ve zamanında İbrahim, "Rab’bim işte şu beldeyi güvenli kıl ve onun Allah’a ve sonraki güne inananlardan olan sahiplerini, onun meyvelerinden, ürünlerinden rızıklandır." dedi. “Kim inkar ederse, onu azıcık faydalandırıp nimetlendiririm. Sonra onu azabın ateşine mecbur ederim. Ne kötü varış yeridir.” dedi. )

2/127 Ve iz yerfeu ibrahimul kavaide minel beyti ve ismaiyl rabbena tekabbel minna inneke entes semiul alim

( Ve zamanında İbrahim ve İsmail evden temelleri yükselttiler. "Rab’bimiz bizden kabul et. Kesinlikle sen duyansın bilensin." )

2/128 Rabbena vec'alna muslimeyni leke ve min zurriyyetina ummeten muslimeten leke ve erina menasikena ve tub aleyna inneke entet tevvabur rahim

( Rab’bimiz bizi sana iki teslim olan ve soyumuzdan topluluğu da sana teslim olanlardan kıl. İbadet usülümüzü bize göster. Üzerimize tevbe eyle. Kesinlikle sen tevbeyi kabul edensin merhametlisin. )

2/129 Rabbena veb'as fihim rasulen minhum yetlu aleyhim ayatike ve yuallimuhumul kitabe vel hikmete ve yuzekkihim inneke entel azizul hakim

( Rab’bimiz onların içlerine onlardan resul gönder ki senin ayetlerini onlara okusun, onlara kitabı ve sırrı öğretsin, onları temizlesin. Kesinlikle sen yücesin hakimsin. )

2/130 Ve men yerğabu an milleti ibrahime illa men sefihe nefseh ve lekad istafeynahu fid dunya ve innehu fil ahirati le mines salihin

( Ve İbrahim’in milletinden nefsini akılsız kılan haricinde kim yüz çevirir? O'nu dünyada seçkin kıldık ve kesinlikle o ahirette de iyilerden olacaktır. )

2/131 İz kale lehu rabbuhu eslim kale eslemtu li rabbil alemin

( Zamanında Rab’bi O'na "Teslim ol." dedi. "Alemlerin Rab’bine teslim oldum." dedi. )

2/132 Ve vassa biha ibrahimu benihi ve ya'kub ya beniyye innellahestafa lekumud dine fe la temutunne illa ve entum muslimun

( Ve İbrahim onu oğullarına vasiyet etti. Yakub da. "Ey oğullarım size dini kesinlikle Allah seçti. Teslim olanlar olmadan ölmeyin." )

2/133 Em kuntum şuhedae iz hadara ya'kubel mevtu iz kale li benihi ma ta'budune min ba'di kalu na'budu ilaheke ve ilahe abaike ibrahime ve ismaiyle ve ishaka ilahen vahida ve nahnu lehu muslimun

( Yoksa ölüm Yakub’a geldiğinde şahitler mi oldunuz? Zamanında oğullarına "Benden sonra neye kulluk edersiniz?" dedi. "Senin ilahına ve senin babaların İbrahim’in ve İsmail’in ve İshak’ın ilahına tek ilah olarak kulluk ederiz. Bizler O'na teslim olanlarız." dediler. )

2/134 Tilke ummetun kad halet leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum ve la tus'elune an ma kanu ya'melun

( Bunlar halleri gelip geçen topluluktu. Ne kazandılarsa onlara ve size de ne kazandıysanız. O yaptıklarından sual edilmezsiniz.  )

2/135 Ve kalu kunu huden ev nesara tehtedu kul bel millete ibrahime hanifa ve ma kane minel muşrikin

( Ve "Yahudi veya Nasıralı olun ki yönleneseniz." dediler. De ki: "Bilakis İbrahim’in milleti birleyip doğruluğa yönelendir. Ortak koşanlardan değillerdir." )

2/136 Kulu amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile ila ibrahime ve ismaiyle ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve ma utiye musa ve iysa ve ma utiyen nebiyyune min rabbihim la nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimun

( "Allah’a  ve o bize indirdiğine ve o İbrahim’e ve İsmail’e ve İshak’a ve Yakub’a ve torunlarına indirdiğine, o Musa’ya ve İsa’ya verilene ve Rab’lerinden o habercilere verilene inandık. Aralarında onlardan hiçbirini ayırmayız ve bizler O'na teslim olanlarız." deyin. )

2/137 Fe in amenu bi misli ma amentum bihi fe kadihteden ve in tevellev fe innema hum fi şikak fe seyekfikehumullah ve huves semiul alim

( Böylece eğer ona o inanmanızın aynısı gibi inanırlarsa yönlenirler. Eğer yüz çevirirlerse kesinlikle onlar ayrılık, kopukluk içindedirler. Böylece Allah onlara karşı sana kafi olacaktır. O duyandır, bilendir. )

2/138 Sibğatellah ve men ahsenu minellahi sibğaten ve nahnu lehu abidun

( Allah’ın boyası ve kim boya olarak Allah’tan daha güzeldir. Bizler O'na kulluk ederiz. )

2/139 Kul etuhaccunena fillahi ve huve rabbuna ve rabbukum ve lena a'maluna ve lekum a'malukum ve nahnu lehu muhlisun

( De ki: "O Rab’bimiz ve Rab’binizken Allah hakkında bizimle tartışıp mücadele mi edeceksiniz? Bize çalışmalarımız ve size çalışmalarınız ve bizler O'na samimileriz." )

2/140 Em tekulune inne ibrahime ve ismaiyle ve ishaka ve ya'kube vel esbata kanu huden ev nesara kul e entum a'lemu emillah ve men azlemu min men keteme şehadeten indehu minellah ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun

( Yoksa "Kesinlikle İbrahim ve İsmail ve İshak ve Yakub ve torunları Yahudiydiler veya Nasıralıydılar." mı diyorsunuz? De ki: "Siz mi bilirsiniz Allah’mı?" O’nun indinde şahitliğini Allah’tan gizleyenden daha zalim kimdir? Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )

2/141 Tilke ummetun kad halet leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum ve la tus'elune an ma kanu ya'melun

( Bunlar topluluktu ki halleri gelip geçti. Onlara ne kazandılarsa ve size ne kazandıysanız ve o yapmış olduklarından sual edilmezsiniz. )

2/142 Se yekulus sufehau minen nasi ma vellahum an kibletihimulleti kanu aleyha kul lillahil meşriku vel mağrib yehdi men yeşau ila siratin mustekim

( İnsanlardan akılsızlar, "Onları üzerinde oldukları kıblelerinden döndüren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğuda olan da batıda olan da Allah içindir.” Dilediği kimseyi doğru yola yönlendirir. )

2/143 Ve kezalike cealnakum ummeten vesetan li tekunu şuhedae alen nasi ve yekuner rasulu aleykum şehida ve ma cealnel kibletelleti kunte aleyha illa li na'leme men yettebiur rasule min men yenkalibu ala akibeyh ve in kanet le kebiraten illa alellezine hedellah ve ma kanellahu li yudiy'a imanekum innellahe bin nasi le raufun rahim

( Ve insanların üzerine şahitler olmanız, resulün de üzerinize şahit olması için sizi işte böyle orta yolda olan topluluk kıldık. O üzerinde olduğun kıbleyi, o topukları üzerinde dönenlerden resule tabi olanları bilmemiz amacının haricinde oluşturmadık. Kesinlikle Allah’ın üzerlerine yönlendirme verdiklerinin haricindekiler kibirlenmekteydiler. Allah inancınızı yitirtmek için değildir. Kesinlikle Allah insanlara esirgeyendir merhametlidir. )

2/144 Kad nera tekallube vechike fis semai fe lenuvelliyenneke kibleten terdaha fe velli vecheke şatral mescidil haram ve haysu ma kuntum fe vellu vucuhekum şatrah ve innellezine utul kitabe le ya'lemune ennehul hakku min rabbihim ve mallahu bi ğafilin an ma ya'melun

( Yüzünün göğe döndüğünü gördük. Böylece yüzünü kesinlikle hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. O halde yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Her nerede iseniz yüzünüzü onun tarafına çevirin. O kitap verilenler onun Rab’lerinden kesin gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Allah o yaptıklarından habersiz değildir. )

2/145 Ve le in eteytellezine utul kitabe bi kulli ayetin ma tebiu kibletek ve ma ba'duhum bi tabiin kiblete ba'd ve le in itteba'te ehvaehum min ba'di ma caeke minel ilmi inneke izen le minez zalimin

( Ve o kitap verilenlere ayetlerin hepsini versen bile kıblene tabi olmazlar. Onlar birbirlerinin kıblelerine de tabi değillerdir. Eğer sen, ilimden sana o getirdiklerimizden sonra onların heveslerine tabi olursan o zaman kesinlikle sen zalimlerden olursun. )

2/146 Ellezine ateynahumul kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehum ve inne ferikan minhum le yektumunel hakka ve hum ya'lemun

( O kitap verdiklerimiz, onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kesinlikle onlardan bir kısmı bile bile gerçeği gizlerler. )

2/147 El hakku min rabbike fe la tekunenne minel mumterin

( O Rab’binden gerçektir. O halde kesinlikle şüphe edenlerden olma. )

2/148 Ve li kullin vichetun huve muvelliha festebikul hayrat eyne ma tekunu ye'ti bikumullahu cemia innellahe ala kulli şey'in kadir

( Ve hepsi için cihet vardır. O ona yüz çevirir. O halde hayırlara ilerleyin. Allah her nerede olursanız sizleri kesinlikle bir araya getirir. Kesinlikle Allah her şeye gücü yetendir. )

2/149 Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil haram ve innehu lel hakku min rabbik ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun

( Ve her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’ın tarafına çevir. Kesinlikle o Rab’binden gerçektir. Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )

2/150 Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil haram ve haysu ma kuntum fe vellu vucuhekum şatrahu li en la yekune lin nasi aleykum hucceh illellezine zalemu minhum fe la tahşevhum vahşevni ve li utimme ni'meti aleykum ve leallekum tehtedun

( Ve her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’ın tarafına çevir. Her nerede olursanız, o zulmedenler haricinde insanlar için üzerinize delil olmasın diye yüzünüzü onun tarafına çevirin. Üzerinize nimetimi tamamlamam için onlardan korkmayın ve benden korkun. Umulur ki yönlenirsiniz. )

2/151 Kema erselna fikum rasulen minkum yetlu aleykum ayatina ve yuzekkikum ve yuallimukumul kitabe vel hikmete ve yuallimukum ma lem tekunu ta'lemun

( O üzerinize ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, sizlere kitabı ve sırrı öğreten ve sizlere o bilmiyor olduklarınızı öğreten içinize gönderdiğimiz resul gibi.  )

2/152 Fezkuruni ezkurkum veşkuru li ve la tekfurun

( O halde beni hatırlayın ki sizi hatırlayayım. Bana şükredin de inkar etmeyin. )

2/153 Ya eyyuhellezine amenusteinu bis sabri ves salah innellahe meas sabirin

( Ey o inananlar, sabırla ve duayla yardım isteyin. Kesinlikle Allah sabredenlerle birliktedir. )

2/154 Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvat bel ahyaun ve lakin la teş'urun

( Ve Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin. Bilakis diridirler ve lakin farkedemezsiniz. )

2/155 Ve le nebluvennekum bi şey'in minel havfi vel cui ve naksin minel emvali vel enfusi ves semerat ve beşşiris sabirin

( Ve kesinlikle sizi, korkudan, açlıktan, malların, nefislerin ve meyvelerin, ürünlerin noksanlığından gibi şeylerle sınayacağız. Sabredenleri müjdele. )

2/156 Ellezine iza esabethum musibetun kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun

( Onlar onlara musibet isabet ettiğinde, "Kesinlikle biz Allah içiniz ve kesinlikle biz O'na döneceğiz." derler. )

2/157 Ulaike aleyhim salevatun min rabbihim ve rahmetun ve ulaike humul muhtedun

( İşte onlar, onların üzerine Rab’lerinden dualar ve rahmet vardır. İşte onlar yönlendirilenlerdir. )

2/158 İnnes safa vel mervete min şeairillah fe men haccel beyte evi'temera fe la cunaha aleyhi en yettavvefe bihima ve men tetavvea hayran fe innellahe şakirun alim

( Safa ve Merve Allah’ın işaretlerindendir. O halde kim evi hac veya umre olarak ziyaret ederse, onun onları tavaf etmesinde üzerine günah yoktur. Kim isteyerek hayır yaparsa, kesinlikle Allah şükredendir, bilendir. )

2/159 İnnellezine yektumune ma enzelna minel beyyinati vel huda min ba'di ma beyyennahu lin nasi fil kitabi ulaike yel'anuhumullahu ve yel'anuhumul lainun

( O kitabın içindekileri insanlara açıklamamızdan sonra, açık delillerden ve yönlendirmeden o indirdiklerimizi gizleyenler, işte onlar, Allah onlara kesinlikle lanet eder. Onlara lanetleyenler de lanet ederler. )

2/160 İllellezine tabu ve aslehu ve beyyenu fe ulaike etubu aleyhim ve enet tevvabur rahim

( Ancak o tevbe edenlere, iyileşenlere ve delilleri açıklayanlara, işte onlar, onların üzerine tevbe eylerim. Ben tevbeleri kabul edenim, merhametliyim.  )

2/161 İnnellezine keferu ve matu ve hum kuffarun ulaike aleyhim la'netullahi vel melaiketi ven nasi ecmein

( Kesinlikle o inkar eden olarak ölen o inkar edenler, işte onlar, Allah, melekler ve tüm insanlar topluca onlara lanet ederler. )

2/162 Halidine fiha la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunzarun

( Onun içinde ebedidirler. Azap onlardan hafifletilmez ve onlar gözetilip bakılmazlar. )

2/163 Ve ilahukum ilahun vahid la ilahe illa huver rahmanur rahim

( Ve ilahınız tek ilahtır. Şefkatli ve merhametli olan O’nun haricinde ilah yoktur.  )

2/164 İnne fi halkis semavati vel erdi vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelellahu mines semai min main fe ahya bihil erda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbetin ve tasrifir riyahi ves sehabil musahhari beynes semai vel erdi le ayatin li kavmin ya'kilun

( Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün ihtilafında, insanlara faydalı olmalarından dolayı denizde akan o gemilerde, Allah’ın gökten indirdiği suda, onunla yeri ölümünün sonrasında diriltmesinde, içine debelenenlerin hepsinden göndermesinde, gök ile yer arasında buyruğa alınmış bulutları ve rüzgarları yönlendirip idare etmesinde akıl eden kavim için ayetler vardır. )

2/165 Ve minen nasi men yettehizu min dunillahi endaden yuhibbunehum ke hubbillah vellezine amenu eşeddu hubben lillah ve lev yerallezine zalemu iz yeravnel azabe ennel kuvvete lillahi cemian ve ennellahe şedidul azab

( Ve insanlardan kimi Allah’tan başkasını eşi benzeri olarak edinir. Onları Allah sevgisi gibi severler. O inananların Allah için sevgileri daha şiddetlidir. O zulmedenler azabı gördükleri zaman kuvvetin tümüyle Allah için olduğunu keşke anlasalardı. Allah’ın azabı kesinlikle şiddetlidir. )

2/166 İz teberraellezinettubiu minellezinettebeu ve raevul azabe ve tekattaat bihimul esbab

( Zamanında o tabi olunanlar o tabi olanlardan uzak durdular. Azabı gördüler ve onların sebep bağları kesildi. )

2/167 Ve kalellezinettebeu lev enne lena kerraten fe neteberrae minhum kema teberrau minna kezalike yurihimullahu a'malehum haseratin aleyhim ve ma hum bi haricine minen nar

( Ve o tabi olanlar, "Şayet kesinlikle bize bir kere daha tekrar olsaydı, onlardan, bizden uzak durdukları gibi uzak dururduk." derler. Allah onlara, çalışmalarını hasretle iç çekmeler olarak işte böyle gösterir. Onlar ateşten çıkanlar olamazlar. )

2/168 Ya eyyuhen nasu kulu min ma fil erdi halalen tayyiben ve la tettebiu hutuvatiş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

( Ey insanlar o yerde olanlardan helal ve temiz olarak yiyin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Kesinlikle o size apaçık düşmandır. )

2/169 İnnema ye'murukum bis sui vel fahşai ve en tekulu alellahi ma la ta'lemun

( O size kesinlikle kötülüğü ve ahlaksızlığı ve Allah’a  o bilmediklerinizi söylemenizi emreder. )

2/170 Ve iza kile lehumuttebiu ma enzellellahu kalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi abaena e ve lev kane abauhum la ya'kilune şey'en ve la yehtedun

( Ve onlara o Allah’ın indirdiğine tabi olun denildiğinde, "Bilakis babalarımızı o üzerinde bulduklarımıza tabi oluruz." derler. Ya babaları hiçbir şeyi akıl edemeyenler ve yönlendirilmemiş olanlar idiyseler. )

2/171 Ve meselullezine keferu ke meselillezi yen'iku bima la yesmeu illa duaen ve nidaa summun bukmun umyun fe hum la ya'kilun

( Ve o inkar edenlerin misali, çağrı ve bağırma haricindekini duymamasından dolayı  o haykıranın misali gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar akıl etmezler. )

2/172 Ya eyyuhellezine amenu kulu min tayyibati ma razaknakum veşkuru lillahi in kuntum iyyahu ta'budun

( Ey o inananlar, o sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden yiyin ve Allah’a  şükredin, eğer sadece O'na kulluk etmekteyseniz. )

2/173 İnnema harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hinziri ve ma uhille bihi li ğayrillah fe men idturra ğayra bağin ve la adin fe la isme aleyh innellahe ğafurun rahim

( Kesinlikle ölüyü, kanı, domuz etini ve o Allah’tan başkası için kesilmiş olanı size haram kıldı. Ancak, kim zorda olup mecbur kalır da, ölçüyü kaçırmazsa ve hududu aşmazsa ona günah yoktur. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

2/174 İnnellezine yektumune ma enzelellahu minel kitabi ve yeşterune bihi semenen kalilen ulaike ma ye'kulune fi butunihim illen nara ve la yukellimuhumullahu yevmel kiyameti ve la yuzekkihim ve lehum azabun elim

( Kesinlikle o kitaptan o Allah’ın indirdiğini gizleyenler ve onu az değere satanlar, işte onlar karınlarına ateşin haricinde yemezler. Allah ayağa kalkış gününde onlara kelam edip söz söylemez ve onları temizlemez. Elim azap onlaradır. )

2/175 Ulaikellezineşteravud dalalete bil huda vel azabe bil mağfirah fe ma asberahum alen nar

( İşte onlar yönlendirmeye karşı sapıklığı ve affedilmeye karşı azabı satın alırlar. Böylece onlar ateşe sabredemezler.  )

2/176 Zalike bi ennellahe nezzelel kitabe bil hakk ve innellezinahtelefu fil kitabi le fi şikakin beiyd

( Kesinlikle kitabı gerçek ile Allah indirdi. Kitap hakkında o ihtilafa düşenler uzak derin ayrılık, kopukluk içinde olurlar.  )

2/177 Leysel birra en tuvellu vucuhekum kibelel meşriki vel mağribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahiri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin ve atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili ves sailine ve fir rikab ve ekames salate ve atez zekah vel mufune bi ahdihim iza ahedu ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hiynel be's ulaikellezine sadeku ve ulaike humul muttekun

( Yüzünüzü doğu ve batı yönüne, doğrultusuna çevirmenizde iyilik yoktur. Lakin iyilik, o Allah’a, sonraki güne, meleklere, kitaba, habercilere inananlara, sevdiklerine, yakınlarına, yetimlere, yoksula, yolda kalmışa, dilenenlere, boyunduruk içindekilere sevgiyle mal verenlere, duaya kalkanlara, zekatı verenlere, ahdettiklerinde ahdlerini ifa edenlere, zorlukta, sıkıntıda, darlıkta ve zor savaş zamanında sabredenleredir. İşte onlar doğrudurlar ve işte onlar sakınırlar.  )

2/178 Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumul kisasu fil katla el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsa bil unsa fe men ufiye lehu min ehiyhi şey'un fettibaun bil ma'rufi ve edaun ileyhi bi ihsan zalike tahfifun min rabbikum ve rahmeh fe meni'teda ba'de zalike fe lehu azabun elim

( Ey o inananlar, öldürme hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hüre hür, kula kul, kadına kadın. Kime kardeşinden bir şey vefa edilip bağışlanırsa, artık o iyilikle, bilinen şekilde tabi olmalı ve ona iyiliği yerine getirmelidir. Bu Rab’binizden hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim hududu aşarsa elim azap onadır. )

2/179 Ve lekum fil kisasi hayatun ya ulil elbabi leallekum tettekun

( Ve size kısas içinde hayat vardır. Ey akılları olanlar umulur ki sakınırsınız. )

2/180 Kutibe aleykum iza hadara ehadekumul mevtu in terake hayra el vasiyyetu lil valideyni vel akrabine bil ma'ruf hakkan alel muttekin

( Sizden birine ölüm geldiğinde ana babasına ve yakınlarına hayırı iyilikle, bilinen şekilde vasiyet edip bırakması, sakınanların üzerine gerçek olarak, üzerinize yazılmıştır.  )

2/181 Fe men beddelehu ba'de ma semiahu fe innema ismuhu alellezine yubeddiluneh innellahe semiun alim

( Kim o duyduğunun sonrasında, onu değiştirirse onun günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Kesinlikle Allah duyandır, bilendir.  )

2/182 Fe men hafe min musin cenefen ev ismen fe asleha beynehum fe la isme aleyh innellahe ğafurun rahim

( Kim, vasiyet edenden, hata eder veya günah işler diye korkarsa onların arasını iyileştirsin. Bu durumda onun üzerine günah yoktur. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

2/183 Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumus siyamu kema kutibe alellezine min kablikum leallekum tettekun

( Ey o inananlar, oruç o sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Umulur ki sakınırsınız.  )

2/184 Eyyamen ma'dudat fe men kane minkum meridan ev ala seferin fe iddetun min eyyamin uhar ve alellezine yutiykuneh fidyetun taamu miskin fe men tetavvea hayran fe huve hayrun leh ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun

( Adedi belirli günlerdir. O halde sizlerden kim hasta veya seferde olursa sonraki günlerden müddeti doldursun. Yoksulları beslemek, ona dayanıp gücü olanların üzerine fidyedir. İsteyerek hayır yapan kimse için o ona hayırlıdır. Eğer bilmiş olursanız oruç tutmanız size daha hayırlıdır. )

2/185 Şehru ramedanellezi unzile fihil kur'anu huden lin nasi ve beyyinatin minel huda vel furkan fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh ve men kane meridan ev ala seferin fe iddetum min eyyamin uhar yuridullahu bikumul yusra ve la yuridu bikumul usr ve li tukmilul iddete ve li tukebbirullahe ala ma hedakum ve leallekum teşkurun

( Kur'an o Ramazan ayı içinde, insanlar için yönlendirme, yönlendirmeden açık deliller ve fark yaratan olarak indirildi. Sizden kim bu aya şahit olursa oruç tutsun. Kim hasta veya seferde olursa sonraki günlerden müddeti doldursun. Allah, müddeti tamamlamanız ve sizi yönlendirmesine karşılık Allah’ı yüceltmeniz için size kolaylık verip yardım etmeyi ister ve zorluğu istemez. Umulur ki şükredersiniz. )

2/186 Ve iza seeleke ibadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yarşudun

( Ve kullarım sana benden sual ettiklerinde kesinlikle ben yakınımdır. Beni çağırdığında çağıranın çağrısını kabul ederim. O halde beni kabul etsinler ve bana inansınlar. Umulur ki onlar doğru olurlar. )

2/187 Uhille lekum leyletes siyamin rafesu ila nisaikum hunne libasun lekum ve entum libasun lehunn alimellahu ennekum kuntum tahtaune enfusekum fe tabe aleykum ve afa ankum fel ane başiruhunne vebteğu ma ketebellahu lekum ve kulu veşrabu hatta yetebeyyene lekumul huytul ebyadu minel haytil esvedi minel fecri summe etimmus siyame ilel leyl ve la tubaşiruhunne ve entum akifune fil mesacid tilke hududullahi fe la takrabuha kezalike yubeyyinullahu ayatihi lin nasi leallehum yettekun

( Oruç gecesinde kadınlarınız ile cinsel ilişkide bulunmanız size helal kılınmıştır. Onlar size örtüdür ve sizler de onlara örtüsünüz. Allah sizin nefislerinizin altında kalanlar olduğunuzu bilir. Böylece üzerinize tevbe eyler ve sizi affeder. O halde şimdi onlara müjdeleyin ve Allah’ın o size yazdığını arayın. Beyaz iplik tanyerindeki siyah iplikten size açık görünür olana kadar yiyin ve için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Sizler mescidin içinde ibadette sebatkar iken o kadınlara müjdelemeyin. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara işte böyle açıklar. Umulur ki sakınırlar.  )

2/188 Ve la te'kulu emvalekum beynekum bil batili ve tudlu biha ilel hukkami li te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun

( Ve mallarınızı aranızda batıl ile boşuna yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını, sizler bile bile günah ile yemek için onlarla hakimlere fidye vermeyin. )

2/189 Yes'eluneke anil ehilleh kul hiye mevakiytu lin nasi vel hacc ve leysel birru bi en te'tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birra men itteka ve'tul buyute min ebvabiha vettekullahe leallekum tuflihun

( Sana hilalleri hakkında sual ederler. De ki: "Onlar insanlar için ve hac için vakitlerdir. İyilik evlere arkalarından gelmek değildir. Lakin iyilik kişinin sakınmasıdır. Evlere kapılarından gelin ve Allah’tan sakının. Umulur ki iflah olursunuz." )

2/190 Ve katilu fi sebilillahillizine yukatilunekum ve la ta'tedu innellahe la yuhibbul mu’tedin

( Ve sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın. Ve hududu aşmayın. Kesinlikle Allah hudutları aşanları sevmez.  )

2/191 Vaktuluhum haysu sekiftumuhum ve ahricuhum min haysu ahracukum vel fitnetu eşeddu minel katl ve la tukatiluhum indel mescidil harami hatta yukatilukum fih fe in katelukum faktuluhum kezalike cezaul kafirin

( Ve onları her nerede bulursanız, onları öldürün. Onları sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne öldürmekten daha şiddetlidir. Onlar Mescid-i Haram’ın indinde, onun içinde sizinle savaşana kadar onlarla savaşmayın. Eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İşte inkarcıların karşılıkları böyledir.  )

2/192 Fe in intehev fe innellahe ğafurun rahim

( Eğer onlar vazgeçerlerse, kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

2/193 Ve katiluhum hatta la tekune fitnetun ve yekuned dinu lillah fe in intehev fe la udvane illa alez zalimin

( Ve fitne kalmayana ve din Allah için olana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, zalimlerin üzerine olması haricinde düşmanlık yoktur. )

2/194 Eş şehrul haramu biş şehril harami vel hurumatu kisas fe meni'teda aleykum fa'tedu aleyhi bi misli ma'teda aleykum vettekullahe va'lemu ennellahe meal muttekin

( Hürmet ayları hürmet aylarınadır. Hürmetler kısas olup karşılıklıdır. Kim size hududu aşarsa, o size hududu aşmasının aynısı ile ona hududu aşın. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah sakınanlarla birliktedir. )

2/195 Ve enfiku fi sebilillahi ve la tulku bi eydikum ilet tehluketi ve ahsinu innellahe yuhibbul muhsinin

( Allah yolunda harcayın. Ellerinizle tehlikeye atmayın ve iyilik, güzellik yapın. Kesinlikle Allah iyilik, güzellik yapanları sever. )

2/196 Ve etimmul hacce vel umrate lillah fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedy ve la tahliku ruusekum hatta yebluğal hedyu mehilleh fe men kane minkum meridan ev bihi ezen min ra'sihi fe fidyetun min siyamin ev sadekatin ev nusuk fe iza emintum fe men temettea bil umrati ilel hacci fe mesteysera minel hedy fe men lem yecid fe siyamu selaseti eyyamin fil hacci ve seb'atin iza raca'tum tilke aşeratun kamileh zalike li men lem yekun ehluhu hadiril mescidil haram vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul ikab

( Ve haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer zorluğa düşüp hasret bırakılırsanız, hediyeden kolay olanı gönderin. Hediye yerine ulaşana kadar başlarınızı traş etmeyin. Sizlerden kim hasta olursa veya ona başından eziyet olursa, oruçtan, sadakadan veya ibadetten fidye verin. Emin olduğunuzda, umre ve hacca kadar kim faydalanırsa hediyeden gönderin. Kim bulamazsa, hac içinde üç ve döndüklerinde de yedi gün oruç tutsun. Bunlar ona tamamlanırlar. Bunlar, o aileleri, aşireti Mescid-i Haram’da oturmayanlar içindir. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah’ın azabı  şiddetlidir.  )

2/197 El haccu eşhurun ma'lumat fe men ferada fihinnel hacce fe la rafese ve la fusuka ve la cidale fil hacc ve ma tef'alu min hayrin ya'lemhullah ve tezevvedu fe inne hayraz zadit takva vettekuni ya ulil elbab

( Hac bilinen aylardadır. Kim onun içinde haccı farz ederse, hacda cinsel ilişki, günahkarlık, tartışma mücadele yoktur. Allah, hayırdan ne yaparsanız onu bilir. O halde azıklanın. Sakınmanın çokluğu kesinlikle hayırlıdır. Ey akılları olanlar benden sakının. )

2/198 Leyse aleykum cunahun en tebteğu fadlen min rabbikum fe iza efadtum min arafatin fezkurullahe indel meş'aril haram vezkuruhu kema hedakum ve in kuntum min kablihi le mined dallin

( Eğer Rab’binizden üstünlüğü lütfu isterseniz üzerinize günah yoktur. Arafat’tan geldiğinizde, haram yerinin indinde Allah’ı hatırlayın. O'nu, o sizi yönlendirdiği gibi hatırlayın. Kesinlikle ondan önce sapmışlardan olmuştunuz. )

2/199 Summe efidu min haysu efadan nasu vestağfirullah innellahe ğafurun rahim

( Sonra insanların geldikleri yerden gelin ve Allah’tan af isteyin. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

2/200 Fe iza kadaytum menasikekum fezkurullahe ke zikrikum abekum ev eşedde zikra fe minen nasi men yekulu rabbena atina fid dunya ve ma lehu fil ahirati min halak

( İbadetlerinizi tamamladığınızda Allah’ı, babalarınızı hatırladığınız gibi veya daha şiddetli hatırlayın. İnsanlardan kim "Rab’bimiz bize dünyada ver." derse, ona ahirette nasip yoktur.  )

2/201 Ve minhum men yekulu rabbena atina fid dunya haseneten ve fil ahirati haseneten ve kina azaben nar

( Ve onlardan kimi "Rab’bimiz bize dünyada güzellik ve ahirette güzellik ver ve bizi ateş azabından koru." der.  )

2/202 Ulaike lehum nasibun min ma kesebu vallahu seriul hisab

( İşte onlar, onlara o kazandıklarından nasip vardır. Allah hızlı hesaplayandır. )

2/203 Vezkurullahe fi eyyamin ma'dudat fe men teaccele fi yevmeyni fe la isme aleyh ve men teahhara fe la isme aleyh li men itteka vettekullahe va'lemu ennekum ileyhi tuhşerun

( Adedi belirli günlerde Allah’ı hatırlayın. Kim iki gün içinde acele ederse, ona günah yoktur. Kim ertelerse ona günah yoktur. Bu sakınan kimse içindir. Allah’tan sakının. Bilin ki kesinlikle siz O'na toplanacaksınız. )

2/204 Ve minen nasi men yu'cibuke kavluhu fil hayatid dunya ve yuşhidullahe ala ma fi kalbih ve huve eleddul hisam

( Ve dünya hayatında insanlardan kiminin sözleri senin hoşuna gider. O kalbinin içindekine Allah’ı şahit eder. O, düşmanların en sertidir inatçısıdır. )

2/205 Ve iza tevella sea fil erdi li yufside fiha ve yuhlikel harse ven nesl vallahu la yuhibbul fesada

( Ve yüz çevirip başa geçtiğinde, yerde bozgun yapmak, ekini ve nesli helak etmek için çabalar. Allah bozgunu sevmez.  )

2/206 Ve iza kile lehuttekillahe ehazethul izzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem ve le bi'sel mihad

( Ona "Allah’tan sakın." denildiğinde, saygınlık üstün kudret onu günaha haiz kılar. Artık onun gereği cehennemdir. Ne kötü döşektir. )

2/207 Ve minen nasi men yeşri nefsehubtiğae merdatillah vallahu raufun bil ibad

( Ve insanlardan kimi nefsini Allah rızasını, hoşnutluğunu aramaya feda eder. Allah kullarına esirgeyendir. )

2/208 Ya eyyuhellezine amenudhulu fis silmi kaffeh ve la tettebiu hutuvatuş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

( Ey o inananlar, hepiniz topluca barışın içine girin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Kesinlikle o sizlere apaçık düşmandır. )

2/209 Fe in zeleltum min ba'di ma caetkumul beyyinatu fa'lemu ennellahe azizun hakim

( Eğer size açık deliller olarak o gelenden sonra kayarsanız, bilin ki kesinlikle Allah yücedir hakimdir.  )

2/210 Hel yenzurune illa en ye'tiyehumullahu fi zulelin minel ğamami vel melaiketu ve kudiyel emr ve ilellahi turceul umur

( Onlar, ille de Allah ve melekler onlara buluttan gölgeliklerin içinde gelsin de iş yapılsın diye mi bakarlar? Ve işler Allah’a döndürülür. )

2/211 Sel beni israile kem ateynahum min ayetin beyyineh ve men yubeddil ni'metellahi min ba'di ma caethu fe innellahe şedidul ikab

( İsrailoğullarına, onlara açık delil olarak ayetlerden ne kadar verdiğimizi sual et. Kim, ona o getirilenlerden sonra, Allah’ın nimetini değiştirirse, kesinlikle Allah azabı şiddetli olandır. )

2/212 Zuyyine lillezine keferul hayatud dunya ve yesharune minellezine amenu vellezinettekav fevkahum yevmel kiyameh vallahu yerzuku men yeşau bi ğayri hisab

( Dünya hayatı o inkar edenler için süslendi. O inananlardan alay edinirler. Ayağa kalkış gününde o sakınanlar onların üstlerindedirler. Allah dilediği kimseyi hesapsızca rızıklandırır. )

2/213 Kanen nasu ummeten vahideten fe beasellahum nebiyyine mubeşşirine ve munzirine ve enzele meahumul kitabe bil hakki li yahkume beynen nasi fimahtelefu fih ve mahtelefe fihi illellezine utuhu min ba'di ma caethumul beyyinatu bağyen beynehum fe hedellahullezine amenu limahtelefu fihi minel hakki bi iznih vallahu yehdi men yeşau ila siratin mustekim

( İnsanlar tek topluluktular. Allah onlara müjdeleyen ve uyaran haberciler gönderdi. O ihtilaf ettikleri hakkında insanlar arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçek olarak kitabı indirdi. Onlara açık deliller olarak o getirilenden sonra, sadece onu alanlar aralarında azgınlıkla ihtilaf ettiler. Böylece Allah o inananları, kendi izni ile, hakkında  ihtilaf ettikleri gerçeğe yönlendirdi. Allah dilediğini doğru yola yönlendirir.  )

2/214 Em hasibtum en tedhulul cennete ve lemma ye'tikum meselullezine halev min kablikum messethumul be'sau ved darrau ve zulzilu hatta yekuler rasulu vellezine amenu mea hu meta nasrullah e la inne nasrallahi karib

( Yoksa o sizden önce gelip geçenlerin misali size yetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara kötülük ve darlık dokundu da sarsıldılar. Nihayet resul ve o onunla birlikte inananlar "Allah’ın yardımı ne zamandır?" dediler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı kesinlikle yakındır.  )

2/215 Yes'eluneke maza yunfikun kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel akrabine vel yetama vel mesakini vebnis sebil ve ma tef'alu min hayrin fe innellahe bihi alim

( Sana, neyi harcasınlar, ne harcanmalı diye sual ederler. De ki: "O hayırlısından harcadıklarınız ana baba, yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar içindir. Hayırlısından ne yaparsanız kesinlikle Allah onu bilendir." )

2/216 Kutibe aleykumul kitalu ve huve kurhun lekum ve asa en tekrahu şey'en ve huve hayrun lekum ve asa en tuhibbu şey'en ve huve şerrun lekum vallahu ya'lemu ve entum la ta'lemun

( Savaş üzerinize yazıldı. O size hoş olmayandır, zorlanmadır.  Ve ola ki siz bir şeyi istemezsiniz, bir şeyden hoşlanmazsınız, o size hayırlı olabilir. Ola ki siz bir şeyi seversiniz, o size kötü olabilir. Allah bilir de sizler bilmezsiniz. )

2/217 Yes'eluneke aniş şehril harami kitalin fih kul kitalun fihi kebir ve saddun an sebilillahi ve kufran bihi vel mescidil harami ve ihracu ehlihi minhu ekberu indellah vel fitnetu ekberu minel katl ve la yezalune yukatilunekum hatta yeruddukum an dinikum inistetau ve men yertedid minkum an dinihi fe yemut ve huve kafirun fe ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahirah ve ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( Sana savaşın, içinde haram olduğu aydan sual ederler. De ki: "Onun içinde savaşmak büyük günahtır. Allah yolunda engellemek, O'nu ve Mescid-i Haram’ı inkar etmek, sahiplerini ondan çıkarmak Allah’ın indinde daha büyük günahtır. Fitne öldürmekten daha büyük günahtır." Eğer istidatları olsa, sizi dininizden döndürene kadar savaşmaktan geri durmazlar. Sizden kim dininden dönerse ve inkarcı olarak ölürse işte onlar, onların çalışmaları dünyada ve ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar onun içinde ebedidirler. )

2/218 İnnellezine amenu vellezine haceru ve cahedu fi sebilillahi ulaike yercune rahmetellah vallahu ğafurun rahim

( O inananlar, göç edip ayrılanlar, Allah yolunda cihad edenler, işte kesinlikle onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah affedendir merhametlidir. )

2/219 Yes'eluneke anil hamri vel meysir kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin nasi ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikun kulil afv kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun

( Sana şaraptan ve kumardan sual ederler. De ki: "Onlarda insanlar için büyük günah ve faydalar vardır. Onların günahları faydalarından daha büyüktür." Sana neyi harcayacaklarını sual ederler. De ki: "Fazlasını ve iyisini." İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Umulur ki düşünürsünüz.  )

2/220 Fid dunya vel ahirah ve yes'eluneke anil yetama kul islahul lehum hayr ve in tuhalituhum fe ihvanukum vallahu ya'lemul mufside minel muslih ve lev şaellahu lea'netekum innellahe azizun hakim

( Dünyada ve ahirette ve sana yetimlerden sual ederler. De ki: "Onların iyileştirilmesi hayırlıdır. Eğer onlara karışıp, ortak olursanız onlar kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu, iyileştirenden bilir. Şayet Allah dileseydi sizi lanetlerdi. Kesinlikle Allah yücedir hakimdir." )

2/221 Ve la tenkihul muşrikati hatta yu'minn ve le emetun mu'minetun hayrun min muşriketin ve lev a'cebetkum ve la tunkihul muşrikine hatta yu'minu ve le abdun mu'minun hayrun min muşrikin ve lev a'cebekum ulaike yed'une ilen nar vallahu yed'u ilel cenneti vel mağfirati bi iznih ve yubeyyinu ayatihi lin nasi leallehum yetezekkerun

( Ve ortak koşan kadınları onlar inanana kadar nikahlamayın. İnanan cariye, hoşunuza gitse bile ortak koşan kadından daha hayırlıdır. Ortak koşan kadını inanana kadar nikahlamayın. İnanan kul, şayet hoşunuza gitse bile ortak koşandan daha hayırlıdır. İşte onlar ateşe çağırırlar. Allah cennete ve kendi izni ile affa çağırır. Ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki onlar hatırlarlar. )

2/222 Ve yes'eluneke anil mehiyd kul huve ezen fa'tezilun nisae fil mehiydi ve la takrabuhunne hatta yathurn fe iza tetahherne fe'tuhunne min haysu emerakumullah innellahe yuhibbut tevvabine ve yuhibbul mutetahhirin

( Ve sana aybaşından sual ederler. De ki: "O eziyettir." O halde aybaşı içindelerken kadınlardan uzaklaşın. Onlar temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendiklerinde, onlara Allah’ın size emrettiği yerden yetin. Kesinlikle Allah tevbekarları ve temizlenenleri sever.  )

2/223 Nisaukum harsun lekum fe'tu harsekum enna şi'tum ve kaddimu li enfusikum vettekullahe va'lemu ennekum mulakuh ve beşşiril mu'minin

( Kadınlarınız size ekin tarlasıdır. O halde nasıl dilerseniz ekin tarlanıza yetin. Nefisleriniz için yapın. Allah’tan sakının. Bilin ki sizler kesinlikle O'na kavuşursunuz. İnananları müjdele. )

2/224 Ve la tec'alullahe urdaten li eymanikum en teberru ve tetteku ve tuslihu beynen nas vallahu semiun alim

( Ve bağışlamaya, sakınmaya ve insanların arasını iyileştirmeye, Allah’ı yeminleriniz için hedef kılmayın. Allah duyandır, bilendir. )

2/225 La yuahizukumullahu bil lağvi fi eymanikum ve lakin yuahizukum bima kesebet kulubukum vallahu ğafurun halim

( Allah sizi yeminlerinizdeki yanlış boş sözlerinizden dolayı sorgulamaz. Lakin o kalplerinizin kazandığından dolayı sorgular. Allah affedendir yumuşaktır. )

2/226 Lillezine yu'lune min nisaihim terabbusu erbeati eşhur fe in fau fe innellahe ğafurun rahim

( O kadınlarından uzak duranlar için beklemeleri dört aydır. Böylece eğer yanlış yaparlarsa kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )

2/227 Ve in azemut talaka fe innellahe semiun alim

( Ve eğer boşamaya azmetmişlerse kesinlikle Allah duyandır, bilendir. )

2/228 Vel mutallekatu yeterabbasne bi enfusihinne selasete kuru ve la yehillu lehunne en yektumune ma halekallahu fi erhamihinne in kunne yu'minne billahi vel yevmil ahir ve buuletuhunne ehakku bi raddihinne fi zalike in eradu islaha ve lehunne mislullezi aleyhinne bil ma’rufi ve lir ricali aleyhinne deraceh vallahu azizun hakim

( Ve boşanan kadınlar nefisleri için üç adet süresi beklerler. Eğer Allah’a ve sonraki güne inanıyorlarsa, Allah’ın rahimlerinin içinde o yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Eğer iyileştirmeyi isterlerse, kocalarının onları eş yapıp geri almaları bu konuda onların menfaatine daha gerçektir. Onlara olanın aynısı iyilikle onların da üzerinedir. Erkekler için o kadınların üzerine derece vardır. Allah yücedir hakimdir. )

2/229 Et talaku merratani fe imsakum bi ma'rufin ev tesrihum bi ihsan ve la yehillu lekum en te'huzu min ma ateytumuhunne şey'en illa en yehafa en la yukima hududellah fe in hiftum en la yukima hududellahi fe la cunaha aleyhime fi meftedet bih tilke hududullahi fe la ta’teduha ve men yeteadde hududellahi fe ulaike humuz zalimun

( Boşamak iki keredir. Böylece onları iyilikle, bilinen şekilde tutmak veya salmaktır. Eğer, Allah’ın hududunda durmamalarından korkmaları haricinde, onlara o verdiklerinizden bir şeyler alırsanız size helal olmaz. Eğer Allah’ın hududunda durmamalarından korkarsanız, o verdiğinde onların üzerlerine günah yoktur. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde hudutları aşmayın. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa, artık onlar zalimlerdir. )

2/230 Fe in tallekaha fe la tehillu lehu min ba'du hatta tenkiha zevcen ğayrah fe in tallekaha fe la cunaha aleyhima en yeteracea in zanna en yukima hududellah ve tilke hududullahi yubeyyinuha li kavmin ya'lemun

( Eğer onu boşarsa, ondan sonra başka eş ile nikahlanana kadar ona helal olmaz. Eğer onu boşar da Allah’ın hududunda duracaklarını zannederlerse, birbirlerine geri dönmelerinde onlara günah yoktur. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Onları bilen kavim için açıklar. )

2/231 Ve iza tallaktumun nisae fe belağne ecelehunne fe emsikuhunne bi ma'rufin ev serrihuhunne bi ma'rufin ve la tumsikuhunne diraran li ta'tedu ve men yef'al zalike fe kad zaleme nefseh ve la tettehizu ayatillahi huzuven vezkuru ni'metellahi aleykum ve ma enzele aleykum minel kitabi vel hikmeti yeizukum bih vettekullahe va'lemu ennellahe bi kulli şey'in alim

( Ve kadınları boşadığınızda, vadelerine eriştiklerinde onları iyilikle, bilinen şekilde tutun veya iyilikle, bilinen şekilde salın. Azıp da hududu aşmak için onları zarar vererek tutmayın. Kim böyle yaparsa, nefsine zulmeder. Allah’ın ayetlerini alay edinmeyin. Allah’ın üzerinize olan nimetini, kitaptan o size indirdiğini, size öğüt verdiği sırrı hatırlayın. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah her şeyi bilendir. )

2/232 Ve iza tallaktumun nisae fe belağne ecelehunne fe la ta'duluhunne en yenkihne ezvacehunne iza teradav beynehum bil ma'ruf zalike yuazu bihi men kane minkum yu'minu billahi vel yevmil ahir zalikum ezka lekum ve ather vallahu ya'lemu ve entum la ta'lemun

( Ve kadınları boşadığınızda, vadelerine eriştiklerinde, aralarında iyilikle rızalaştıklarında eşleri ile nikahlanırlar diye onlara zarar vermeyin. Bu, o sizlerden Allah’a ve sonraki güne inananlara öğüttür. Bu size en zekice ve en temiz olandır. Allah bilir de sizler bilmezsiniz. )

2/233 Vel validatu yurdi'ne evladehunne havleyni kamileyni li men erade en yutimmer radaah ve alel mevludi lehu rizkuhunne ve kisvetuhunne bil ma'ruf la tukellefu nefsun illa vus'aha la tudarra validetun bi velediha ve la mevludun lehu bi veledihi ve alel varisi mislu zalik fe in erada fisalen an teradin minhuma ve teşavurin fe la cunaha aleyhima ve in eradtum en testerdiu evladekum fe la cunaha aleykum iza sellemtum ma ateytum bil ma'ruf vettekullahe va'lemu ennellahe bima ta'melune basir

( Ve anneler, emzirilmesinin tamamlanmasını isteyenler için, çocuklarını tam olarak iki sene emzirirler. O kadının rızkı ve giyeceği, iyilikle, bilinen şekilde çocuğu olan kimseyedir. Nefsi genişliği haricinde kefil yapmayın. Anne ve çocuğu olan kişi çocuğundan dolayı darlıkta kalıp zarar görmesin. Bunun aynısı da varisin üzerinedir. Eğer birbirlerine danışıp, rızalaşarak emzirmeden ayırmak isterlerse onlara günah yoktur. Eğer çocuklarınızın emzirilmesini isterseniz, o verdiklerinizi iyilikle, bilinen şekilde teslim ettiğinizde size günah yoktur. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )

2/234 Vellezine yuteveffevne minkum ve yezerune ezvacen yeterabbasne bi enfusihinne erbeate eşhurin ve aşra fe iza belağne ecelehunne fe la cunaha aleykum fima fealne fi enfusihinne bil ma'ruf vallahu bima ta'melune habir

( Ve o sizlerden vefat edip de eşler bırakanların kadınları, nefislerine dört ay on gün beklerler. Vadelerine ulaştıklarında, nefisleri hakkında o iyilikle yaptıklarından üzerinize günah yoktur. Allah ne yaptığınızdan haberdardır.  )

2/235 Ve la cunaha aleykum fima arradtum bihi min hitbetin nisai ev eknentum fi enfusikum alimellahu ennekum se tezkurunehunne ve lakin la tuvaiduhunne sirran illa en tekulu kavlen ma'rufa ve la ta'zimu ukdeten nikahi hatta yebluğal kitabu eceleh va'lemu ennellahe ya'lemu ma fi enfusikum fahzeruh va'lemu ennellahe ğafurun halim

( Ve o nikahlanma söyleminizden kadınlara sunduğunuz veya nefislerinizde gizleyip sakladığınız hakkında üzerinize günah yoktur. Allah onları hatırlayacağınızı kesinlikle bilir. Lakin iyi, bilinen söz söylemenin haricinde onlarla gizlice vaadleşmeyin. Yazılmış vadesine ulaşana kadar nikah akdine azmetmeyin. Bilin ki Allah o nefislerinizin içinde olanı kesinlikle bilir. O halde O’ndan çekinin, korkun. Bilin ki kesinlikle Allah affedendir yumuşaktı.  )

2/236 La cunaha aleykum in talaktumun nisae ma lem temessuhunne ev tefridu lehunne feridah ve mettiuhunn alel musii kaderuhu ve alel muktiri kaderuh metaan bil ma'ruf hakkan alel muhsinin

( Eğer onlara dokunmadan veya onlara farz ve takdir edileni farz kılmadan, takdir etmeden kadınları boşarsanız, üzerinize günah yoktur. Geniş olan kendi ölçüsü ile ve dar olan kendi ölçüsü ile, iyilikle fayda olarak faydalandırsın. Bu iyilik yapanlar üzerine gerçektir. )

2/237 Ve in tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne ve kad feradtum lehunne feridaten fe nisfu ma feradtum illa en ya'fune ev ya'fuvellezi bi yedihi ukdetun nikah ve en ta'fu akrabu lit takva ve la tensevul fadle beynekum innellahe bima ta'melune basir

( Ve eğer onlara dokunmadan ve farz olanı farz kılmadan kadınları boşarsanız borç, nikah akdi elinde olanın veya kadınların bağışlamaları haricinde o gönderdiğinizin yarısıdır. Eğer erkekler, siz bağışlarsanız sakınmaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü unutmayın. Kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )

2/238 Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitin

( Duaları ve orta duayı gözetip koruyun. Allah için saygılı durup itaat ederek ayağa kalkın. )

2/239 Fe in hiftum fe ricalen ev rukbana fe iza emintum fezkurullahe ke ma allemekum ma lem tekunu ta'lemun

( Eğer korkarsanız, ayakta veya binmiş iken, güvende olduğunuzda, Allah’ı, o bilmiyor olduklarınızı size öğrettiği gibi hatırlayın. )

2/240 Vellezine yuteveffevne minkum ve yezerune ezvaca vesiyyeten li ezvacihim metaan ilel havli ğayra ihrac fe in haracne fe la cunaha aleykum fi ma fealne fi enfusihinne min ma'ruf vallahu azizun hakim

( Ve o sizden vefat edip de eşler bırakanlar, eşlerine evden çıkmadan bir sene yetecek kadar fayda vasiyet ederler. Eğer çıkarlarsa nefislerine o iyisinden, bilineninden yaptıkları hakkında üzerinize günah yoktur. Allah yücedir hakimdir. )

2/241 Ve lil mutallekati metaun bil ma'ruf hakkan alel muttekin

( Ve boşanmış kadınlar için iyilikle, bilinen şekilde faydalandırma sakınanların üzerine gerçektir. )

2/242 Kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum ta'kilun

( Allah ayetlerini sizlere işte böyle açıklar. Umulur ki akıl edersiniz. )

2/243 E lem tera ilellezine haracu min diyarihim ve hum ulufun hazeral mevti fe kale lehumullahu mutu summe ahyahum innellahe le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeşkurun

( O yurtlarından çıkanları görmez misiniz? Onlar binlerceydiler. Ölümden korkarlardı. Allah onlara “Ölün.” dedi. Sonra onları diriltti. Kesinlikle Allah insanlar üzerine üstünlük, lütuf sahibidir. Lakin insanların çoğunluğu şükretmezler. )

2/244 Ve katilu fi sebilillah va'lemu ennellahe semiun alim

( Ve Allah yolunda savaşın. Bilin ki kesinlikle Allah duyandır, bilendir. )

2/245 Menzellezi yukridullahe kardan hasenen fe yudaifehu lehu ad'afen kesirah vallahu yakbidu ve yebsut ve ileyhi turceun

( Kim Allah’a  güzel borcu borç verirse, ona kat kat çokça artırır. Allah daraltıp meşakkat verir ve genişlik verir ve O'na döndürülürsünüz. )

2/246 E lem tera ilel melei min beni israile min ba'di musa iz kalu li nebiyyin lehumub'as lena meliken nukatil fi sebilillah kale hel aseytum in kutibe aleykumul kitalu en la tukatilu kalu ve ma lena en la nukatile fi sebilillahi ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina fe lemma kutibe aleyhimul kitalu tevellev illa kalilen minhum vallahu alimun biz zalimin

( Musa’dan sonra İsrailoğullarından ileri gelenleri görmedin mi? "Onlara karşı bize hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım." dediler. "Asilik mi edersiniz? Eğer üzerinize savaş yazıldıysa savaşmaz mısınız?" dedi. "Ne oluyor bize ki, yurtlarımızdan ve çocuklarımızdan çıkarılmışken Allah yolunda savaşmayalım?" dediler. Üzerlerine savaş yazıldığında ise onlardan azı haricinde yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilendir. )

2/247 Ve kale lehum nebiyyuhum innellahe kad bease lekum talute melika kalu enna yekunu lehul mulku aleyna ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu'te seaten minel mal kale innellahestafahu aleykum ve zadehu bestaten fil ilmi vel cism vallahu yu'ti mulkehu men yeşa vallahu vasiun alim

( Ve habercileri onlara, "Kesinlikle Allah size Talut’u hükümdar olarak gönderdi." dedi. "O'na bizim üzerimize mülkiyet, hükümdarlık nasıl olur? Bizler mülk olarak O'ndan daha gerçeğiz ve maldan genişlik de verilmemiştir." dediler. "O'nu üzerinize kesinlikle Allah seçti ve O'nu ilimde ve cisimde ziyade kıldı." dedi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah geniştir bilendir. )

2/248 Ve kale lehum nebiyyuhum inne ayete mulkihi en ye'tiyekumut tabutu fihi sekinetun min rabbikum ve bekiyyetun min ma terake alu musa ve alu harune tahmiluhul melaikeh inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin

( Ve habercileri onlara, "O'nun mülkünün, hükümdarlığının ayeti, size içinde Rab’binizden sükunet olan, Musa’nın ve Harun’un ailesinin terkettiklerinden bakiye olan tabutla gelmesidir. Onu melekler taşıyacaktır. Eğer inananlarsanız, bunun içinde kesinlikle size ayet vardır." dedi. )

2/249 Fe lemma fesale talutu bil cunudi kale innellahe mubtelikum bi neher fe men şeribe minhu fe leyse minni ve men lem yat'amhu fe innehu minni illa men iğterafe gurfeten bi yedih fe şeribu minhu illa kalilen minhum fe lemma cavezehu huve vellezine amenu mea hu kalu la takate lenel yevme bi calute ve cunudih kalellezine yezunnune ennehum mulakullahi kem min fietin kaliletin ğalebet fieten kesiraten bi iznillah vallahu meas sabirin

( Talut ordusu, askerleri ile ayrıldığında, "Kesinlikle Allah sizi nehirle sınar. Ondan kim içerse benden değildir. Onu yemeyen kimse, o eliyle avuç ölçeği su alanın haricindeki kesinlikle bendendir." dedi. Ondan onlardan ancak azı içtiler. O ve O'nunla birlikte inananlar onu geçtiklerinde, "Bugün Calut’a ve ordusuna asla takatimiz yoktur." dediler. Kesinlikle o Allah’a kavuşacaklarını zannedenler "O az olan topluluklar, Allah’ın izni ile nice çok olan toplulukları yendiler. Allah sabredenlerle birliktedir." dediler. )

2/250 Ve lemma berazu li calute ve cunudihi kalu rabbena efriğ aleyna sabran ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirin

( Ve Calut ve ordusu için meydana çıktıklarında, "Rab’bimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımızı, adımlarımızı sabitle ve inkarcılar kavmine karşı bize yardım et." dediler. )

2/251 Fe hezemuhum bi iznillahi ve katele davudu calute ve atahullahul mulke vel hikmete ve allemehu min ma yeşa ve lev la def'ullahin nase ba'dahum bi ba'dil le fesedetil erdu ve lakinnellahe zu fadlin alel alemin

( Böylece Allah’ın izni ile onları hezimete uğrattılar. Davud Calut’la savaştı. Allah O'na mülkü, hükümdarlığı ve sırrı verdi. O'na o dilediğinden öğretti. Şayet Allah insanları birbirleriyle savmasaydı yer bozguna bulanırdı. Lakin kesinlikle Allah alemlerin üzerine üstünlük ve lütuf sahibidir. )

2/252 Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk ve inneke le minel murselin

( Bunlar, senin üzerine gerçek ile okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Kesinlikle sen gönderilenlerdensin. )

2/253 Tilker rusulu faddalna ba'dahum ala ba'd minhum men kellemellahe ve rafea ba'dahum deracat ve ateyna iysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhil kudus ve lev şaellahu maktetelellezine min ba'dihim min ba'di ma caethumul beyyinatu ve lakinihtelefu fe minhum men amene ve minhum men kefar ve lev şaellahu maktetelu ve lakinnellahe yef'alu ma yurid

( İşte o resulleri, bazılarını bazılarına üstün kıldık. Allah onlardan kimiyle konuştu ve bazılarını derecelerle yükseltti. Meryem oğlu İsa’ya açık deliller verdik. O'nu kutsal ruh ile destekleyip kuvvetlendirdik. Şayet Allah dileseydi, onlardan sonrakiler, onlara getirdiğimiz açık delillerden sonra savaşmazlardı. Lakin ihtilafa düştüler. Böylece onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti. Şayet Allah dileseydi savaşmazlardı. Lakin kesinlikle Allah ne isterse yapar. )

2/254 Ya eyyuhellezine amenu enfiku min ma rezaknakum min kabli en ye'tiye yevmun la bey'un fihi ve la hulletun ve la şefaah vel kafirune humuz zalimun

( Ey o inananlar, içinde karşılıklı alışveriş, dostluk ve af için vesile olmayan o gün yetmeden önce o sizi rızıklandırdıklarımızdan harcayın. İnkarcılar onlar zalimlerdir. )

2/255 Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum la te'huzuhu sinetun ve la nevm lehu ma fis semavati ve ma fil ard men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yuhiytune bi şey'in min ilmihi illa bima şa vesia kursiyyuhus semavati vel ard ve la yeuduhu hifzuhuma ve huvel aliyyul azim

( Haricinde ilah olmayan Allah diridir daimdir. O'nu uyuklama ve uyku almaz. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O’nadır. O’nun izni haricinde O’nun indinde af için vesile olacak kimdir? Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. O diledikleri dışındakiler, O’nun ilminden bir şeyi kuşatıp kavrayamamışlardır. Kürsüsünün genişliği yeri ve gökleri kapsamıştır. Onların korunması, gözetimi O’nu zora sokmaz. O uludur yücedir. )

2/256 La ikrahe fid dini kad tebeyyener ruşdu minel ğayy fe men yekfur bit tağuti ve yu'min billahi fe kad istemseke bil urvetil vuska lenfisame leha vallahu semiun alim

( Dinde zorlama yoktur. Doğru yanlıştan açığa çıkmıştır. Kim azgını inkar ederse ve Allah’a  inanırsa artık sağlam kulba tutunmuştur. O ona asla kopmaz. Allah duyandır, bilendir. )

2/257 Allahu veliyyullezine amenu yuhricuhum minez zulumati ilen nur vellezine keferu evliyauhumut tağutu yuhricunehum minen nuri ilez zulumati ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( Allah o inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. O inkar edenler, onların dostları azgındır ki onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateşin sahipleridirler. Onlar onun içinde ebedidirler. )

2/258 E lem tera ilellezi hacce ibrahime fi rabbihi en atahullahul mulk iz kale ibrahimu rabbiyellezi yuhyi ve yumitu kale ene uhyi ve umit kale ibrahimu fe innellahe ye'ti biş şemsi minel meşriki fe'ti biha minel mağribi fe buhitellezi kefer vallahu la yehdil kavmez zalimin

( Allah kendisine mülkü, hükümdarlığı verdi diye, İbrahim’le Rab’binin hakkında o tartışıp mücadele edeni görmedin mi? Zamanında İbrahim "O Rab'bim ki diriltir ve öldürür." dedi. "Ben de diriltirim ve öldürürüm." dedi. "Kesinlikle Allah Güneş’i doğudan getirir, o halde onu batıdan getir." dedi. Böylece o inkar eden şaşırdı. Allah zalimler kavmini yönlendirmez. )

2/259 Ev kellezi merra ala karyetin ve hiye haviyetun ala uruşiha kale enna yuhyi hazihillahu ba'de mevtiha fe ematehullahu miete amin summe beaseh kale kem lebist kale lebistu yevmen ev ba’da yevm kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve şerabike lem yetesenneh venzur ila himarike ve li nec'aleke ayeten lin nasi venzur ilel izami keyfe nunşizuha summe neksuha lahma fe lemma tebeyyene lehu kale a'lemu ennellahe ala kulli şey'in kadir

( Veya tavanları üzerine çökmüş ıssız, boş yatan şehire o rastlayan, uğrayan gibisini. "Allah bunu ölümünden sonra nasıl diriltir?" dedi. Böylece Allah onu gerçekten yüz sene öldürdü. Sonra onu diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün veya günün bazısı, bir bölümü kadar kaldım." dedi. "Bilakis gerçekten yüz sene kaldın. Yemeğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Eşeğine bak. Seni insanlar için ayet kılmak için. Kemiklere bak. Onları nasıl üst üste inşa edip yükseltiyoruz. Sonra ona et giydiriyoruz." Böylece ona açıklandığında, "Kesinlikle Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu biliyorum." dedi. )

2/260 Ve iz kale ibrahimu rabbi erini keyfe tuhyil mevta kale e ve lem tu'min kale bela ve lakin li yatmeinne kalbi kale fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne ileyke summec'al ala kulli cebelin minhunne cuz'en summed'uhunne ye'tineke sa'ya va'lem ennellahe azizun hakim

( Ve zamanında İbrahim, "Rab’bim ölüleri nasıl diriltirsin bana göster." dedi. "İnanmıyor musun?" dedi. "Bilakis ve lakin kalbimi tatmin etmek için." dedi. "O halde kuşlardan dördünü al da onları kendine döndürüp alıştır. Sonra her dağın üzerine onlardan parçalar oluştur. Sonra onları çağır. Çabalayıp koşarak sana gelirler. Bil ki kesinlikle Allah yücedir hakimdir." dedi. )

2/261 Meselullezine yunfikune emvalehum fi sebilillahi ke meseli habbetin enbetet seb'a senabile fi kulli sunbuletin mietu habbeh vallahu yudaifu li men yeşa vallahu vasiun alim

( O mallarını Allah yolunda harcayanların misali, yedi başağın içinde bitirip yetiştirdiği tohum tanesi gibidir. Her başağın içinde yüz tohum tanesi vardır. Allah dilediği kimseye kat kat verir. Allah geniştir bilendir. )

2/262 Ellezine yunfikune emvalehum fi sebilillahi summe la yutbiune ma enfeku mennen ve la ezen lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( O mallarını Allah yolunda harcayanlar, sonra o harcadıklarını başa kakmazlar. Onlara eziyet vermezler. Onların, Rab’lerinin indinde ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )

2/263 Kavlun ma'rufun ve mağfiratun hayrun min sadekatin yetbeuha eza vallahu ğaniyyun halim

( İyi söz ve af, kendisini sıkıntının, eziyetin takip ettiği sadakadan daha hayırlıdır. Allah ganidir yumuşaktır. )

2/264 Ya eyyuhellezine amenu la tubtilu sadekatikum bil menni vel eza kellezi yunfiku malehu riaen nasi ve la yu'minu billahi vel yevmil ahir fe meseluhu ke meseli safvanin aleyhi turabun fe esabehu vabilun fe terakehu salda la yakdirune ala şey'in min ma kesebu vallahu la yehdil kavmel kafirin

( Ey o inananlar, sadakalarınızı, o malını insanlara gösteriş olarak harcayan, Allah’a ve sonraki güne inanmayan gibi başa kakarak ve eziyetle batıl kılmayın. Onun misali, üzerinde toprak olan kayanın misali gibidir. Ona sağanak yağmur isabet eder de onu kaya olarak terkeder. O kazandıklarından hiçbir şeye muktedir olamaz, ölçüp değer biçemezler. Allah inkarcılar kavmini yönlendirmez. )

2/265 Ve meselullezine yunfikune emvalehumubtiğae merdatillahi ve tesbiten min enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha di'feyn fe in lem yusibha vabilun fe tall vallahu bima ta'melune basir

( Ve o mallarını Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden sabitleyerek harcayanların misali yüksek yerdeki bahçenin misali gibidir. Ona sağanak yağmur isabet etmiştir de yemişlerini iki kat vermiştir. Eğer yağmur isabet etmeseydi, çisinti olurdu. Allah ne yaptığınızı görendir. )

2/266 E yeveddu ehadukum en tekune lehu cennetun min nehiylin ve a'nabin tecri min tahtihel enharu lehu fiha min kullis semerati ve esabehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafau fe esabeha i'sarun fihi narin fahterakat kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun

( Sizden biri kendisine, altından nehirler akan, hurmalardan ve üzümlerden bahçe olmasını, ona onun içinde meyvelerin, ürünlerin hepsinden olmasını, ona yaşlılığın isabet etmesini, zayıf soyun ona olmasını, içinde ateş olan zorluğun kasırganın ona isabet edip de yanmasını sever mi, arzular mı? İşte Allah ayetlerini sizlere böyle açıklar. Umulur ki fikredersiniz. )

2/267 Ya eyyuhellezine amenu enfiku min tayyibati ma kesebtum ve min ma ahracna lekum minel ard ve la teyemmemul habise minhu tunfikune ve lestum bi ahizihi illa en tuğmidu fih va'lemu ennellahe ğaniyyun hamid

( Ey o inananlar, o kazandıklarınızın ve size yerden çıkardıklarımızın temizlerinden harcayın. Onlardan, hakkında övgüler söylemenizin haricinde gözü kapalı alıcısı olmayacağınız kötüsünü harcamaya niyetlenmeyin. Bilin ki kesinlikle Allah ganidir övülesidir. )

2/268 Eş şeytanu yeidukumul fakra ve ye'murukum bil fahşa vallahu yeidukum mağfiraten minhu ve fadla vallahu vasiun alim

( Şeytan size fakirliği, yoksulluğu vaad eder ve size ahlaksızlığı emreder. Allah size kendisinden ve üstünlüğünden affı vaad eder. Allah geniştir bilendir. )

2/269 Yu'til hikmete men yeşa’ve men yu'tel hikmete fe kad utiye hayran kesira ve ma yezzekkeru illa ulul elbab

( Sırrı dilediği kimseye verir. Sır kime verilirse ona çokça hayır verilmiştir. Onu akılları olanların haricindekiler hatırlamazlar. )

2/270 Ve ma enfaktum min nefekatin ev nezertum min nezrin fe innellahe ya'lemuh ve ma liz zalimine min ensar

( Ve harcanacaklardan ne harcadınızsa ve adaklardan ne adadınızsa, kesinlikle Allah onu bilir. Zalimlere yardımcılardan yoktur. )

2/271 İn tubdus sadekati fe niimma hi ve in tuhfuha ve tu'tuhel fukarae fe huve hayrun lekum ve yukeffiru ankum min seyyiatikum vallahu bima ta'melune habir

( Eğer sadakaları ortaya çıkarır verirseniz, o nimettir. Eğer onu gizlerseniz ve onu fakirlere verirseniz o size daha hayırlıdır ve size kötülüklerinizi örter. Allah ne yaptığınızdan haberdardır. )

2/272 Leyse aleyke hudahum ve lakinnellahe yehdi men yeşa ve ma tunfiku min hayrin fe li enfusikum ve ma tunfikune illebtiğae vechillah ve ma tunfiku min hayrin yuveffe ileykum ve entum la tuzlemun

( Onların yönlendirilmesi senin üzerine değildir. Lakin kesinlikle Allah dilediği kimseyi yönlendirir. Hayırlısından ne harcarsanız nefisleriniz içindir. Allah’ın yüzünü aramanın haricinde harcamazsınız. Hayırlısından ne harcarsanız, size vefa edilir. Sizler zulmedilmezsiniz. )

2/273 Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yesteti'une darben fil erdi yahsebuhumul cahilun ağniyae minet teaffuf ta'rifuhum bi simahum la yes'elunen nase ilhafa ve ma tunfiku min hayrin fe innellahe bihi alim

( O yerde gezmeye istidatları olmayan, Allah yolunda mahsur kalmış fakirleri, iffetli namuslu olduklarından dolayı cahiller onları zengin sanarlar. Onları simalarından tanırsın. İsrarla isteyerek insanlara sual etmezler. Hayırlısından ne harcarsanız kesinlikle Allah onu bilendir. )

2/274 Ellezine yunfikune emvalehum bil leyli ven nehari sirran ve alaniyeten fe lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( O mallarını gecede ve gündüzde, gizlice ve açıkça harcayanlar, onlara Rab’lerinin indinde ödülleri vardır. Onların üzerlerine korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )

2/275 Ellezine ye'kuluner riba la yekumune illa kema yekumullezi yetehabbetuhuş şeytanu minel mess zalike bi ennehum kalu innemel bey'u mislur riba ve ehallellahul bey'a ve harramer riba fe min caehu mevizatun min rabbihi fenteha fe lehu ma selef ve emruhu ilellah ve men ade fe ulaike ashabun nar hum fiha halidun

( O prim yiyenler, onlara şeytanın dokunuştan çarptığı ayağa kalkanlar gibi olmasının haricinde ayağa kalkmazlar. Bu kesinlikle onların, "Alışveriş kesinlikle primin aynısıdır." demelerindendir. Allah alışverişi helal kıldı, primi haram kıldı. Kendisine Rab’lerinden öğüt gelip de ondan vazgeçene, geçmişte olanlar ona ve işi Allah’a dır. Kim adetine geri dönerse, işte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar onun içinde ebedidirler. )

2/276 Yemhakullahur riba ve yurbis sadekat vallahu la yuhibbu kulle keffarin esim

( Allah primi imha eder, mahveder. Sadakaları bereketlendirir. Allah günahkar inkarcıların hiçbirini sevmez. )

2/277 İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

( O inananlara, iyilikler yapanlara, duaya kalkanlara, zekatı verenlere, Rab’lerinin indinde onlara kesinlikle ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )

2/278 Ya eyyuhellezine amenuttekullahe ve zeru ma bekiye miner riba in kuntum mu'minin

( Ey o inananlar, Allah’tan sakının. Ve eğer inananlarsanız, primden ne bakiye kaldıysa bırakın. )

2/279 Fe in lem tef'alu fe'zenu bi harbin min allahi ve rasulih ve in tubtum fe lekum ruusu emvalikum la tazlimune ve la tuzlemun

( Eğer yapmazsanız, artık Allah’tan ve resulünden harbi sezin. Eğer tevbe ederseniz, mallarınızın başları sizedir. Zulmetmezsiniz ve zulmedilmezsiniz. )

2/280 Ve in kane zu usretin fe neziratun ila meyserah ve en tesaddeku hayrun lekum in kuntum ta'lemun

( Ve eğer zorlukta, darlıkta ise, kolaylığına kadar süre verip gözetin. Eğer bilirseniz, sadaka etmeniz size daha hayırlıdır. )

2/281 Vetteku yevmen turceune fihi ilellahi summe tuveffa kulli nefsin ma kesebet ve hum la yuzlemun

( İçinde Allah’a  döndürüleceğiniz günden sakının. Sonra tüm nefislere ne kazandılarsa vefa edilir. Onlara zulmedilmez. )

2/282 Ya eyyuhellezine amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelin musemmen fektubuh vel yektub beynekum katibun bil adli ve la ye'be katibun en yektube kema allemehullahu fel yektub vel yumlilillezi aleyhil hakku vel yettekillahe rabbehu ve la yebhas minhu şey'a fe in kanellezi aleyhil hakku sefihen ev daiyfen ev la yesteti'u en yumille huve fel yumlil veliyyuhu bil adl vesteşhidu şehideyni min ricalikum fe in lem yekuna raculeyni fe raculun vemraetani min men terdavne mineş şuhedai en tedille ihdahuma fe tuzekkira ihdahumel uhra ve la ye'beş şuhedau iza ma duu ve la tes'emu en tektubuhu sağiran ev kebiran ila ecelih zalikum aksetu indellahi ve akvemu liş şehadeti ve edna en la tertabu illa en tekune ticaraten hadiraten tudiruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun en la tektubuha ve eşhidu iza tebaya'tum ve la yudarra katibun ve la şehid ve in tef'alu fe innehu fusukun bikum vettekullah ve yuallimukumullah vallahu bi kulli şey'in alim

( Ey o inananlar, isimlendirimiş belirli vadeye kadar borç alışverişi yaptığınızda, o kıymetli şeyi, onu yazın. Aranızdan yazıcı olan adalet ile yazsın. Yazıcı Allah’ın o ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınıp diretmesin de yazsın. Üzerinde gerçek olan, Rab’bi Allah’tan sakınan, ondan bir şeyi kaçırıp, eksiltmesin de yazsın. O üzerinde gerçek olan akılsız veya zayıf küçük çocuk veya onu yazmaya istidatı olmayan ise, o halde onun dostu adaletle yazsın. Erkeklerinizden iki şahit yapın. Eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadın. Şahitlerden, doğruluktan sapmak hoşuna giden birine, doğruluğu onlardan bir diğeri hatırlatsın. O çağrıldıklarında, şahitler kaçınıp, diretmesinler. Onu küçük veya büyük vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu Allah’ın indinde en adili en doğrusu, şahitlik için en sağlamı ve şüphelenmemeniz için de en yakınıdır. İdare edeceğiniz hazırda ticaret olması haricinde, onu  aranızda döndürün. Bu durumda onu yazmamanızda size günah yoktur. Alışveriş yaptığınızda, şahitlik yaptırın da ne yazan ne de şahit zarar görmesin. Eğer yaparsanız kesinlikle o size günah olur. Allah’tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.  )

2/283 Ve in kuntum ala seferin ve lem tecidu katiben fe rihanun makbudah fe in emine ba'dukum ba'dan fel yueddillezi tumine emanetehu vel yettekillahe rabbeh ve la tektumuş şehadeh ve men yektumha fe innehu asimun kalbuh vallahu bima ta'melune alim

( Eğer seferdeyseniz ve yazıcı bulamazsanız, rehin alma onun belgesi olur. Eğer birbirinizden eminseniz, emin addedilen emanetini ödesin ve Rab’bi Allah’tan sakınsın. Şahitliği gizlemeyin. Onu gizleyen kimse, kesinlikle o kalbi günahkar olandır. Allah ne yaptığınızı bilendir. )

2/284 Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve in tubdu ma fi enfusikum ev tuhfuhu yuhasibkum bihillah fe yağfiru li men yeşau ve yuazzibu men yeşa vallahu ala kulli şey'in kadir

( Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir. Eğer nefislerinizin içindekini açıklarsanız veya gizlerseniz, Allah sizi onunla hesaba çeker. Dilediği kimseye af eyler ve dilediği kimseye azap eder. Allah her şeye gücü yetendir. )

2/285 Amener rasulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih la nuferriku beyne ehadin min rusulih ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masir

( Resul kendisine Rab’binden o indirilene inandı. İnananların hepsi Allah’a, meleklerine, kitabına, resullerine inandılar. "Resullerinden hiçbirini aralarında ayırmayız. Duyduk ve itaat ettik. Rab’bimiz senin affını dileriz ve varış yeri sanadır." dediler. )

2/286 La yukellifullahu nefsen illa vus'aha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet rabbena la tuahizna in nesina ev ahta'na rabbena ve la tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina rabbena ve la tuhammilna ma la takate lena bih va'fu anna vağfir lena verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin

( Allah nefisleri genişliklerinin haricinde kefil tutmaz. Ne kazandılarsa onlaradır. Kazanmış oldukları onların üzerlerinedir. "Rab’bimiz eğer unutursak veya hata edersek Rab’bimiz bizi sorumlu tutup sorgulama. O bizden öncekilerin üzerine yükleyip taşıttığın gibi, üzerimize ağırlık yükleme Rab’bimiz. O takatımız olmayanı bize yükleme. Bizi affet ve bize af ve bize rahmet eyle. Sen dostumuzsun. İnkarcılar kavmine karşı bize yardım et." )

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...