BAKARA
2/1 Elif lam mim
( Elif lam mim )
2/2
Zalikel kitabu la raybe fih huden lil muttekin
( Bu, o hakkında şüphe olmayan, sakınanlar için
yönlendirme olan kitaptır. )
2/3
Ellezine yu’minune bil gaybi ve yukimunes salate ve min ma razaknahum yunfikun
( O gayba inananlar, duaya kalkanlar ve o
rızıklandırdıklarımızdan harcayanlar. )
2/4
Vellezine yu’minune bima unzile ileyke ve ma unzile min kablik ve bil ahireti
hum yukinun
( Ve o sana indirilene ve senden öncekilere
indirilene inananlar ve ahirete kananlar. )
2/5
Ulaike ala huden min rabbihim ve ulaike humul muflihun
( İşte onlar Rab’lerinden yönlendirme
üzerindedirler. İşte onlar, onlar iflah olanlardır. )
2/6
İnnellezine keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu’minun
( O inkar edenleri uyarsan da uyarmasan da
kesinlikle onlara eştir. İnanmazlar. )
2/7
Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem’ihim ve ala ebsarihim ğişaveh ve lehum
azabun azim
( Allah’ın mühürü onların kalplerinin ve
kulaklarının üzerindedir ve gözlerinde de perde vardır. Büyük azap onlaradır. )
2/8
Ve minen nasi men yekulu amenna billahi ve bil yevmil ahiri ve ma hum bi
mu’minin
( Ve insanlardan kimileri Allah’a ve sonraki
güne inandık derler de onlar inananlar değillerdir. )
2/9
Yuhadiunallahe vellezine amenu ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma yeş’urun
( Allah’ı ve o inananları aldatmaya çalışırlar
da nefislerinden, kendilerinden başkasını aldatmazlar ve farketmezler. )
2/10
Fi kulubihim meradun fe zadehumullahu merada ve lehum azabun elimun bima kanu
yekzibun
( Kalplerinde hastalık vardır. Böylece Allah
onlara hastalığı artırır ve yalanlamış olduklarından dolayı elim azap
onlaradır. )
2/11
Ve iza kile lehum la tufsidu fil ardi kalu innema nahnu muslihun
( Ve onlara "Yerde bozgun yapmayın."
denildiğinde, "Kesinlikle bizler iyileştirenleriz." derler. )
2/12
E la innehum humul mufsidune ve lakin la yeş’urun
( İyi bilin ki kesinlikle onlar bozgunculardır
ve lakin farketmezler. )
2/13
Ve iza kile lehum aminu kema amenen nasu kalu e nu’minu kema amenes sufehau e
la innehum humus sufehau ve lakin la ya’lemun
( Ve onlara o inanan insanlar gibi inanın denildiğinde
"O akılsızların inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki
kesinlikle onlar, onlar akılsızlardır ve lakin bilmezler. )
2/14
Ve iza lekullezine amenu kalu amenna ve iza halev ila şeyatinihim kalu inna
meakum innema nahnu mustehziun
( O inananlara rastladıklarında
"İnandık." derler. Şeytanları ile yalnız kaldıklarında ise
"Kesinlikle biz sizinle birlikteyiz, bizler kesinlikle alay
edenleriz." derler. )
2/15
Allahu yestehziu bihim ve yemudduhum fi tuğyanihim ya'mehun
( Allah onlarla alay eder. Onlara
azgınlıklarının içinde bocalamalarına müddet ve destek verir. )
2/16
Ulaikellezineşteravud dalalete bil huda fe ma rabihat ticaratuhum ve ma kanu
muhtedin
( İşte onlar yönlendirme karşılığında sapıklığı
satın aldılar da ticaretleri fayda sağlamadı. Yönlendirilenlerden de
değillerdi. )
2/17
Meseluhum ke meselillezistevkade nara fe lemma edaet ma havlehu zehebellahu bi
nurihim ve terakehum fi zulumatin la yubsirun
( Onların misali o ateş yakmayı isteyenin misali
gibidir. Yakıp da çevresindekileri aydınlattığında Allah aydınlıklarını giderir
ve onları karanlıkların içinde terkeder de onlar görmezler. )
2/18
Summun bukmun umyun fe hum la yarciun
( Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık
onlar dönmezler. )
2/19
Ev ke sayyibin mines semai fihi zulumatun ve ra'dun ve berk yec'alune esabiahum
fi azanihim mines savaiki hazeral mevt vallahu muhiytun bil kafirin
( Veya içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve
şimşek olan gökten yağmur bulutu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırımlardan
dolayı parmaklarını kulaklarının içine götürürler. Allah inkarcıları
kuşatandır. )
2/20
Yekadul berku yahtafu ebsarahum kullema edae lehum meşev fihi ve iza azleme
aleyhim kamu ve lev şaellahu le zehebe bi sem'ihim ve ebsarihim innellahe ala
kulli şey'in kadir
( Şimşek gözlerini kapıverecek gibi oldu. Onlara
her çaktığında, onun içinde yürürler, üzerlerine karanlıklar verdiğinde ayakta
dururlar. Şayet Allah dilerse kulaklarını gözlerini giderir. Kesinlikle Allah
her şeye gücü yetendir. )
2/21
Ya eyyuhen nasu'budu rabbekumullezi halekakum vellezine min kablikum leallekum
tettekun
( Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan
Rab’binize kulluk edin. Umulur ki sakınırsınız. )
2/22
Ellezi ceale lekumul erda firaşen ves semae binaa ve enzele mines semai maen fe
ahrece bihi mines semerati rizkan lekum fe la tec'alu lillahi endaden ve entum
ta'lemun
( O size yeri döşek ve göğü bina yaptı. Gökten
su indirdi de onunla size faydalısından meyveler, ürünler rızıklar çıkardı. O
halde bile bile Allah için eşler oluşturmayın.
)
2/23
Ve in kuntum fi raybin min ma nezzelna ala abdina fe'tu bi suratin min mislih
ved'u şuhedaekum min dunillahi in kuntum sadikin
( Ve eğer o kulumuza indirdiğimizden şüphe
içindeyseniz haydi aynısından bir sure getirin. Eğer doğrular iseniz Allah’tan
başka olan şahitlerinizi de çağırın. )
2/24
Fe in lem tef'alu ve len tef'alu fettekun naralleti vekuduhen nasu vel hicarah
uiddet lil kafirin
( Eğer yapamazsanız ki asla yapamazsınız, o
halde yakıtı insanlar ve taşlar olan ve inkarcılar için hazırlanmış olan
ateşten sakının. )
2/25
Ve beşşirillezine amenu ve amilus salihati enne lehum cennatin tecri min
tahtihel enhar kullema ruziku minha min semeratin rizkan kalu hazellezi ruzikna
min kablu ve utu bihi muteşabiha ve lehum fiha ezvacun mutahheratun ve hum fiha
halidun
( Ve o inananları, iyilikler yapanları
altlarından nehirler akan bahçelerin kesinlikle onlara olduğu ile müjdele.
Onların hepsi onların meyvelerinden, ürünlerinden rızıklanırlar. "Bunlar o
önceden rızıklandırıldıklarımızdır." derler. Benzeşenlerinden verilmişlerdir.
Oralarda temiz eşler de onlaradır. Onlar orada ebedidirler. )
2/26
İnnellahe la yestahyi en yadribe meselen ma beudaten fe ma fevkaha fe
emmellezine amenu fe ya'lemune ennehul hakku min rabbihim ve emmellezine keferu
fe yekulune maza eradellahu bi haza mesela yudillu bihi kesiran ve yehdi bihi
kesira ve ma yudillu bihi illel fasikin
( Kesinlikle Allah o sivrisineğin veya daha
üstününün misalini beyan etmekten çekinmez. Böylece o inananlar onun
Rab’lerinden kesin gerçek olduğunu bilirler. O inkar edenler ise "Allah bu
misal ile ne istedi?" derler. Onunla birçoğunu saptırır ve birçoğunu
yönlendirir. O saptırdıkları ancak günahkarlardır. )
2/27
Ellezine yenkudune ahdellahi min ba'di misakih ve yaktaune ma emerallahu bihi
en yusale ve yufsidune fil ard ulaike humul hasirun
( O verdikleri sözleri sonrasında Allah’a olan ahdini bozanlar ve Allah’ın
birleştirilmesini emrettiğini kesip ayıranlar ve yerde bozgun yapanlar, işte
onlar hasarlananlardır. )
2/28
Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum summe yumitukum summe
yuhyikum summe ileyhi turceun
( Allah’ı nasıl inkar edersiniz? Ve ölülerdiniz
de sizi diriltti. Sonra sizi öldürür. Sonra sizi diriltir. Sonra O'na
döndürülürsünüz. )
2/29
Huvellezi haleka lekum ma fil erdi cemian summesteva iles semai fe sevvahunne
seb'a semavat ve huve bi kulli şey'in alim
( O size yerde olanları topluca yaratandır.
Sonra göğe seviyelendi ve onu yedi gökler olarak düzenleyip seviyelendirdi. O
her şeyi bilendir. )
2/30
Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni cailun fil erdi halifeh kalu e tec'alu
fiha men yufsidu fiha ve yesfikud dima ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve
nukaddisu lek kale inni a'lemu ma la ta'lemun
( Ve zamanında Rab’bin meleklere
"Kesinlikle ben yerde halife oluşturacağım." dedi. "Biz seni
övgünle överken ve seni kutsarken orada bozgun yapan ve kanlar, gözyaşı döken
birini mi oluşturacaksın?" dediler. "Kesinlikle ben sizin
bilmediğinizi bilirim." dedi. )
2/31
Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale enbiuni bi
esmai haulai in kuntum sadikin
( Ve Adem’e isimlerin hepsini öğretti. Sonra
onları meleklere arzedip sundu. "O halde, eğer doğrular iseniz, bunları
bana isimleriyle haber verin." dedi. )
2/32
Kalu subhaneke la ilme lena illa ma alemtena inneke entel alimul hakim
( "Yücesin sen. O bize öğrettiğinin
haricinde bize ilim yoktur. Kesinlikle sen bilensin hakimsin." dediler. )
2/33
Kale ya ademu enbi'hum bi esmaihim fe lemma enbeehum bi esmaihim kale e lem
ekul lekum inni a'lemu ğaybes semavati vel erdi ve a'lemu ma tubdune ve ma
kuntum tektumun
( "Ey Adem, onlara onları isimleri ile
haber ver." dedi. Böylece onlara onları isimleri ile haber verdiğinde
"Size göklerin ve yerin gaybını kesinlikle ben bilirim demedim mi? O
açıkladığınızı ve o gizlemiş olduğunuzu da bilirim." dedi. )
2/34
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis eba vestekbera ve
kane minel kafirin
( Ve zamanında meleklere "Adem için yere
kapanın." dedik. Böylece İblis haricinde yere kapandılar. O diretti ve
kibirlendi ve inkarcılardan oldu. )
2/35
Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete ve kula minha rağaden haysu
şi'tuma ve la takraba hazihiş şecerate fe tekuna minez zalimin
( Ve "Ey Adem, sen ve eşin cennette iskan
edin. Oradan her nereden dilerseniz bolca yiyin. İşte şu ağaca yaklaşmayın.
Yoksa zalimlerden olursunuz." dedik. )
2/36
Fe ezellehumeş şeytanu anha fe ahracehuma min ma kana fih ve kulnehbitu
ba'dukum li ba'din aduvv ve lekum fil erdi mustekarrun ve metaun ila hiyn
( Böylece şeytan onları oradan kaydırdı da
onları içinde olduklarından çıkardı. "Birbirinize düşman olarak inin. Size
yerde belirli zamana kadar durak yeri ve maddi fayda vardır." dedik. )
2/37
Fe telekka ademu min rabbihi kelimatin fe tabe aleyh innehu huvet tevvabur
rahim
( Böylece Adem Rab’binden kelimeler aldı da O'nun üzerine tevbe eyledi. Kesinlikle O, O
tevbeyi kabul edendir merhametlidir. )
2/38
Kulnehbitu minha cemia fe imma ye'tiyennekum minni huden fe men tebia hudaye fe
la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
( "Oradan topluca inin. Eğer benden size
kesinlikle yönlendirme gelirse, artık kimler yönlendirmeme tabi olurlarsa,
artık onların üzerine korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler." dedik. )
2/39
Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabun nar hum fiha halidun
( Ve o inkar edenler ve ayetlerimizi
yalanlayanlar, işte onlar ateşin sahipleridir. Onlar onun içinde
ebedidirler. )
2/40
Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve evfu bi ahdi ufi bi
ahdikum ve iyyaye ferhebun
( Ey İsrailoğulları, o üzerinize verdiğim
nimetimi hatırlayın ve ahdime vefa edin ki ben de ahdinize vefa edeyim. Ve
ancak benden korkun. )
2/41
Ve aminu bima enzeltu musaddikan li ma meakum
ve la tekunu evvele kafirin bih ve la teşteru bi ayati semenen kalilen
ve iyyaye fettekun
( Ve o sizinle birlikte olanı doğrulayıcı olarak
indirdiğime inanın. Onu inkar edenlerin ilki olmayın. Ayetlerimi az değere
değiştirip satmayın. Ve sadece benden sakının. )
2/42
Ve la telbisul hakka bil batili ve tektumul hakka ve entum ta'lemun
( Ve gerçeği batıl ile örtmeyin ve bile bile
gerçeği gizlemeyin. )
2/43
Ve ekimus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiin
( Ve duaya kalkın, zekatı verin ve eğilenlerle
birlikte eğilin. )
2/44
E te'murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab e fe
la ta'kilun
( Kitabı okuduğunuz halde, insanlara iyiliği
emredersiniz de nefislerinizi unutur musunuz? O halde akıl etmez misiniz? )
2/45
Vesteinu bis sabri ves salah ve inneha le kebiratun illa alel haşiin
( Ve sabırla ve duayla yardım isteyin.
Kesinlikle o, saygı ve sevgi dolu korku duyanların, ürperenlerin, ürkenlerin
haricindekilere büyük, ağır gelir. )
2/46
Ellezine yezunnune ennehum mulaku rabbihim ve ennehum ileyhi raciun
( Onlar kesinlikle Rab’lerine kavuşacaklarını ve
kesinlikle onlar O'na döneceklerini sezerler. )
2/47
Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve enni faddaltukum alel
alemin
( Ey İsrailoğulları, o üzerinize verdiğim
nimetimi ve sizi alemlerin üzerine üstün kıldığımı hatırlayın. )
2/48
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha şefaatun ve
la yu'hazu minha adlun ve la hum yunsarun
( Ve nefsin nefse hiçbir şeye karşılık
veremediği ve ondan af için vesile olmasının kabul edilmediği ve ondan fidye
alınmadığı ve onlara yardım edilmediği o günden sakının. )
2/49
Ve iz necceynakum min ali fir'avne yesumunekum suel azabi yuzebbihune ebnaekum
ve yestahyune nisaekum ve fi zalikum belaun min rabbikum azim
( Ve zamanında sizi, size azabın en kötüsünü
değer gören, oğullarınızı boğazlayıp kadınlarınızı sağ bırakan Firavun
ailesinden kurtardık. Bunda size Rab’binizden büyük sınav vardır. )
2/50
Ve iz ferakna bikumul bahra fe enceynakum ve ağrakna ale fir'avne ve entum
tenzurun
( Ve zamanında size denizi ayırdık da sizi
kurtardık. Firavun’un ailesini boğduk da sizler bakıyordunuz. )
2/51
Ve iz vaadna musa erbeine leyleten summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum
zalimun
( Ve zamanında Musa’ya kırk gece vaad ettik.
Sonra onun ardından dişi buzağıyı edindiniz. Sizler zalimlersiniz. )
2/52
Summe afevna ankum min ba'di zalike leallekum teşkurun
( Sonra, bunun ardından sizi affettik. Umulurdu
ki şükredesiniz. )
2/53
Ve iz ateyna musel kitabe vel furkane leallekum tehtedun
( Ve zamanında Musa’ya kitabı ve fark yaratanı
verdik. Umulurdu ki yönlenesiniz. )
2/54
Ve iz kale musa li kavmihi ya kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihazikumul
icle fe tubu ila bariikum faktulu enfusekum zalikum hayrun lekum inde bariikum
fe tabe aleykum innehu huvet tevvabur rahim
( Ve zamanında Musa kavmine "Ey kavmim siz
dişi buzağıyı kendinize edinerek kesinlikle nefislerinize zulmettiniz. O halde
tevbe edip güzel yaratanınıza tabi olun da nefislerinizi öldürün. Bu, güzel
yaratanınızın indinde size hayırlıdır." dedi. Böylece üzerinize tevbe
eyledi. Kesinlikle O, O tevbeyi kabul edendir merhametlidir. )
2/55
Ve iz kultum ya musa len nu'mine leke hatta nerallahe cehraten fe ehazetkumus
saikatu ve entum tenzurun
( Ve zamanında "Ey Musa, Allah’ı açıkça
görene kadar sana asla inanmayız." dediniz de sizler bakarken sizi
yıldırım yakaladı. )
2/56
Summe beasnakum min ba'di mevtikum leallekum teşkurun
( Sonra ölümünüzün ardından sizi dirilttik.
Umulurdu ki şükredesiniz. )
2/57
Ve zallelna aleykumul ğamame ve enzelna aleykumul menne ves selva kulu min
tayyibati ma razaknakum ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun
( Ve bulutu üzerinize gölgeledik. Üzerinize
helva ve bıldırcın indirdik. O sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden
yiyin. Bize zulmetmediler. Ve lakin nefislerine zulmetmekteydiler. )
2/58
Ve iz kulnedhulu hazihil karyete fe kulu minha haysu şi'tum rağaden vedhulul
babe succeden ve kulu hittatun nağfir lekum hatayakum ve se nezidul muhsinin
( Ve zamanında "İşte şu şehire girin."
dedik. O halde oradan her nereden dilerseniz bolca yiyin ve kapıdan yere
kapanarak girin. "Hıtta günahlarımız bağışlansın." deyin ki size
hatalarınızı af eyleyelim. İyilik yapanlara artıracağız. )
2/59
Fe beddelellezine zalemu kavlen ğayrallezi kile lehum fe enzelna alellezine
zalemu riczen mines semai bima kanu yefsukun
( Böylece o zulmedenler sözü onlara söylenenden
başkasına değiştirdiler. Böylece günah işlemiş olmalarından dolayı o
zulmedenlerin üzerine gökten pislik, azab indirdik. )
2/60
Ve izisteska musa li kavmihi fe kulnadrib bi asakel hacer fenfecerat minhusneta
aşrate ayna kad alime kulli unasin meşrabehum kulu veşrabu min rizkillahi ve la
ta'sev fil erdi mufsidin
( Ve zamanında Musa kavmi için su istedi de
"Asan ile taşa vur." dedik. Böylece ondan on iki pınar fışkırıp aktı.
Tüm insanlar içecekleri yeri bildiler. Allah'ın rızıklarından yiyin ve için.
Yerde bozgun yaparak asileşmeyin. )
2/61
Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamin vahidin fed'u lena rabbeke yuhric
lena min ma tunbitul erdu min bakliha ve kissaiha ve fumiha ve adesiha ve
besaliha kale e testebdilunellezi huve edna billezi huve hayr ihbitu misran fe
inne lekum ma seeltum ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi
ğadabin minellah zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen
nebiyyine bi ğayril hakk zalike bima asav ve kanu ya'tedun
( Ve zamanında "Ey Musa tek yiyeceğe asla
sabretmeyeceğiz. Haydi bize Rab’bini çağır ki bize o yerin bitirip yetiştirdiği
bakliyatından ve kabağından ve sarmısağından ve mercimeğinden ve soğanından
versin." dediniz. "O alçak olanı o hayırlı olanla değişmeyi mi
istersiniz? Ülkede konaklayın. O sual ettiğiniz kesinlikle sizedir." dedi.
Üzerlerine zillet ve yoksulluk vuruldu. Allah’tan öfkeye maruz kaldılar. Bu,
kesinlikle onların Allah’ın ayetlerini inkar etmiş olmalarından ve habercileri
haksızca öldürmelerindendir. Bu, o asiliklerinden ve hududu aşmış
olmalarındandır. )
2/62
İnnellezine amenu vellezine hadu ven nesara ves sabiine min amene billahi vel
yevmil ahiri ve amile salihan fe lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun
aleyhim ve la hum yahzenun
( Allah’a ve sonraki güne inananlardan ve
iyilikler yapanlardan olan o inanan Yahudilere, Nasıralılara ve Sabiilere,
artık onlara Rab’lerinin indinde kesinlikle ödülleri vardır. Onlara korku
yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )
2/63
Ve iz ehazna misakakum ve rafa'na fevkakumut tur huzu ma ateynakum bi kuvvetin
vezkuru ma fihi leallekum tettekun
( Ve zamanında sözünüzü aldık ve dağı üstünüze
yükselttik. Size o verdiğimizi kuvvetlice alıp tutun ve onun içindekini
hatırlayın. Umulur ki sakınırsınız. )
2/64
Summe tevelleytum min ba'di zalik fe lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu
lekuntum minel hasirin
( Sonra, bunun ardından yüz çevirdiniz. Şayet
Allah’ın üstünlüğü ve rahmeti üzerinize olmasaydı hasarlananlardan olurdunuz. )
2/65
Ve lekad alimtumullezina'tedev minkum fis sebti fe kulna lehum kunu kiradeten
hasiin
( Ve sizlerden yedinci gün içinde hududu
aşanları bildiniz. Böylece onlara, "Kovulup reddedilmiş maymunlar
olun." dedik. )
2/66
Fe cealnaha nekalen li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev'izaten lil
muttekin
( Böylece onu ondan öncekiler ve ondan
sonrakiler için şiddetli ibret azabı ve sakınanlar için öğüt kıldık )
2/67
Ve iz kale musa li kavmihi innellahe ye'murukum en tezbehu bekarah kalu e
tettehizuna huzuva kale euzu billahi en ekune minel cahilin
( Ve zamanında Musa kavmine, "Kesinlikle
Allah size dişi sığırı boğazlamanızı emrediyor." dedi. "Bizi alaya mı
alıyorsun?" dediler. "Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım."
dedi. )
2/68
Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiy kale innehu yekulu inneha bekaratun
la faridun ve la bikr avanun beyne zalik fef'alu ma tu'merun
( "Çağır bize Rab’bini de onun ne olduğunu
bize açıklasın." dediler. "Kesinlikle O der ki "Kesinlikle o
yaşlı ve bakir dişi sığır değildir. Bunların arasında orta yaşlıdır."
Böylece ne emrolunduysanız yapın." dedi. )
2/69
Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma levnuha kale innehu yekulu inneha
bekaratun safrau fakiun levnuha tesurrun nazirin
( Çağır bize Rab’bini de onun renginin ne
olduğunu bize açıklasın. dediler. "Kesinlikle O der ki kesinlikle o sarı,
rengi parlak sığırdır. Bakanları sevindirir." dedi. )
2/70
Kalud'u lena rabbeke yubeyyin lena ma hiye innel bekara teşabehe aleyna ve inna
in şaellahu le muhtedun
( "Çağır bize Rab’bini de onun ne olduğunu
bize açıklasın." dediler. "Kesinlikle sığıra benzer geldi bize ve
eğer Allah dilerse kesinlikle biz yönlendirilenler oluruz." )
2/71
Kale innehu yekulu inneha bekaratun la zelulun tusirul erda ve la teskil hars
musellemetun la şiyete fiha kalul ane ci'te bil hakk fe zebehuha ve ma kadu
yef'alun
( "Kesinlikle o boyun eğmeyen, yumuşak
huylu olmayan, toprak sürmeyen ve ekin sulamayan, salınmış, alacası olmayan
dişi sığırdır der." dedi. "Şimdi gerçeği getirdin." dediler.
Böylece onu boğazlayıp kestiler ve neredeyse yapmayacaklardı. )
2/72
Ve iz kateltum nefsen feddara'tum fiha vallahu muhricun ma kuntum tektumun
( Ve zamanında bir nefsi öldürdünüz de onun
hakkında kapıştınız. Allah o gizlemiş olduğunuzu çıkarandır. )
2/73
Fe kulnadribuhu bi ba'diha kezalike yuhyillahul mevta ve yurikum ayatihi
leallekum ta'kilun
( Böylece "Ona onun bir parçasıyla
vurun." dedik. İşte Allah ölüleri böyle diriltir ve ayetlerini gösterir.
Umulur ki akıl edersiniz. )
2/74
Summe kaset kulubukum min ba'di zalike fe hiye kel hicarati ev eşeddu kasveh ve
inne minel hicarati lema yetefecceru minhul enhar ve inne minha lema yeşşekkaku
fe yahrucu minhul ma ve inne minha lema yehbitu min haşyetillah ve mallahu bi
ğafilin an ma ta'melun
( Sonra, bunun ardından kalpleriniz katılaştı da
onun katılığı o taşlar gibidir veya daha şiddetlidir. Kesinlikle taşlardan
öylesi vardır ki onlardan nehirler fışkırır. Kesinlikle onlardan öylesi vardır
ki çatlar da onlardan su çıkar. Kesinlikle onlardan öylesi vardır ki Allah
korkusundan yuvarlanıp eğilir. Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )
2/75
E fe tatmeune en yu'minu lekum ve kad kane ferikun minhum yesmeune kelamellahi
summe yuharrifunehu min ba'di ma akaluhu ve hum ya'lemun
( Böylece size inanmalarını mı ümit edersiniz?
Ve onlardan bir kısmı Allah’ın kelamını işitip akılları erdikten sonra bile
bile onu tahrif ettiler. )
2/76
Ve iza lekullezine amenu kalu amenna ve iza hala ba'duhum ila ba'din kalu e
tuhaddisunehum bima fetehallahu aleykum li yuhaccukum bihi inde rabbikum e fe
la ta'kilun
( Ve o inananlara rastladıklarında
"İnandık." derler. Birbirleriyle yalnız kaldıklarında ise
"Rab’binizin indinde onunla delillendirip sizinle tartışsınlar, mücadele
etsinler diye Allah'ın o size açtığını onlara mı söylüyorsunuz? Artık akıl
etmez misiniz?" derler. )
2/77
E ve la ya'lemune ennellahe ya'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun
( Allah’ın, gizlediklerini de açıkladıklarını da
kesinlikle bildiğini bilmezler mi? )
2/78
Ve minhum ummiyyune la ya'lemunel kitabe illa emaniyye ve in hum illa yezunnun
( Onlardan okuma yazma bilmeyenler, kitabı
kuruntuları, saplantılı istekleri haricinde bilmezler. Kesinlikle onlar ancak
zannederler. )
2/79
Fe veylun lillezine yektubunel kitabe bi eydihim summe yekulune haza min
indillahi li yeşteru bihi semenen kalila fe veylun lehum min ma ketebet eydihim
ve veylun lehum min ma yeksibun
( Vay o kitabı elleriyle yazanlar ve sonra onu
az değere satmak için "Bu Allah’ın indindendir." diyenler için. Vay
onlara o elleriyle yazdıklarından ve vay onlara o kazandıklarından. )
2/80
Ve kalu len temessenen naru illa eyyamen ma'dudeh kul ettehaztum indellahi
ahden fe len yuhlifellahu ahdehu em tekulune alellahi ma la ta'lemun
( "Ateş bize adedi belirli günlerin
haricinde asla dokunmaz." dediler. De ki: "Allah’ın indinde ahd mi
edindiniz? Allah ahdine asla ihtilaf etmez. Allah’a o bilmediklerinizi mi söylüyorsunuz?" )
2/81
Bela men kesebe seyyieten ve ehatat bihi hatiy'etuhu fe ulaike ashabun nar hum
fiha halidun
( Evet. Kim kötülük kazanırsa ve hataları her
tarafını onunla kuşatırsa, işte onlar ateşin sahipleridir. Onlar orada
ebedidirler. )
2/82
Vellezine amenu ve amilus salihati ulaike ashabul cenneh hum fiha halidun
( O inananlar ve iyilikler yapanlar, işte onlar
cennetin sahipleridirler onlar onun içinde ebedidirler. )
2/83
Ve iz ehazna misaka beni israile la ta'budune illellah ve bil valideyni ihsanen
ve zil kurba vel yetama vel mesakini ve kulu lin nasi husnen ve ekimus salate
ve atuz zekah summe tevelleytum illa kalilen minkum ve entum mu'ridun
( Ve zamanında İsrailoğullarının sözlerini
aldık. Allah’ın haricindekilere kulluk etmeyin, ana babaya, yakınlığı olanlara,
yetimlere ve yoksullara iyilik edin ve insanlara güzelini söyleyin ve duaya
kalkın ve zekatı verin. Sonra sizlerden azınız haricinde yüz çevirdiniz. Sizler
yüz çevirip dönenlersiniz. )
2/84
Ve iz ehazna misakakum la tesfikune dimaekum ve la tuhricune enfusekum min
diyarikum summe akrartum ve entum teşhedun
( Ve zamanında sözünüzü aldık. Kanlarınızı
akıtmayın ve nefislerinizi yurtlarınızdan çıkarmayın. Sonra kabul ettiniz ve
sizler şahit oldunuz. )
2/85
Summe entum haulai taktulune enfusekum ve tuhricune ferikan minkum min
diyarihim tezaherune aleyhim bil ismi vel udvan ve in ye'tukum usara tufaduhum
ve huve muharramun aleykum ihracuhum e fe tu'minune bi ba’dil kitabi ve
tekfurune bi ba'd fe ma cezau men yef'alu zalike minkum illa hizyun fil hayatid
dunya ve yevmel kiyameti yuraddune ila eşeddil azab ve mallahu bi ğafilin an ma
ta'melun
( Sonra sizler öylesiniz ki nefislerinizi
öldürüyorsunuz ve sizlerden bir kısmınızı yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onların
üzerine günah ve düşmanlıkta dayanışma halinde oluyorsunuz. Eğer size esirler
olarak gelirlerse fidyelerini veriyorsunuz. O çıkarılmaları üzerinize haram
kılınandı. O halde kitabın bazı kısımlarına inanıyor da bazı kısımlarını inkar
mı ediyorsunuz? O sizlerden bunu yapanlar, dünya hayatında zilletin haricinde
karşılık almazlar. Ayağa kalkış gününde azabın en şiddetlisine geri
döndürülürler. Allah o yaptıklarınızdan habersiz değildir. )
2/86
Ulaikellezineşteravul hayated dunya bil ahirati fe la yuhaffefu anhumul azabu
ve la hum yunsarun
( Bunlar ahiret karşılığında dünya hayatını
satın alanlardır. Böylece azap onlardan hafifletilmez ve onlara yardım edilmez.
)
2/87
Ve lekad ateyna musel kitabe ve kaffeyna min ba'dihi bir rusuli ve ateyna
iysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhil kudus e fe kullema caekum
rasulun bima la tehva enfusukumustekbartum fe ferikan kezzebtum ve ferikan
taktulun
( Musa’ya kitabı verdik ve O'ndan sonra resuller gönderdik. Meryem oğlu
İsa’ya deliller verdik ve O'nu kutsal
ruh ile destekleyip kuvvetlendirdik. O halde resul size o nefislerinizin
hoşlanmadığı ile her geldiğinde kibirlenecek de bir kısmını yalanlayacak ve bir
kısmını da öldürecek misiniz? )
2/88
Ve kalu kulubuna ğulf bel leanehumullahu bi kufrihim fe kalilen ma yu'minun
( Ve "Bizim kalplerimiz kılıflıdır."
dediler. Bilakis Allah onları inkarlarından dolayı lanetledi. Artık çok azı
inanır. )
2/89
Ve lemma caehum kitabun min indillahi musaddikun li ma meahum ve kanu min kablu yesteftihune alellezine
keferu fe lemma caehum ma arafu keferu bihi fe la'netullahi alel kafirin
( Ve onlara Allah’ın indinden, onlarla birlikte
olanı doğrulayan kitap geldiğinde, öncesinde o inkar edenlere karşı açılış
isteyenler o bildikleri onlara geldiğinde onu inkar ettiler. Allah’ın laneti
inkarcıların üzerinedir. )
2/90
Bi'se meşterav bihi enfusehum en yekfuru bima enzelellahu bağyen en
yunezzilellahu min fadlihi ala men yeşau min ibadih fe bau bi ğadabin ala ğadab
ve lil kafirine azabun muhin
( Allah’ın indirdiğini azgınlıkla inkar etsinler
diye o nefislerini sattıkları ne kötüdür. Allah kullarından dilediği kimselere
üstünlüğünden lütfundan indirmişti. Böylece öfke üstüne öfkeye maruz kaldılar.
Alçaltıcı hakir eden azap inkarcılar içindir. )
2/91
Ve iza kile lehum aminu bima enzelellahu kalu nu'minu bima unzile aleyna ve
yekfurune bima veraehu ve huvel hakku musaddikan li ma meahum kul fe lime taktulune enbiyaellahi min kablu
in kuntum mu'minin
( Ve onlara "O Allah’ın indirdiğine
inanın." denildiğinde, "O üzerimize indirilene inanırız."
derler. Onun arkasından inkar ederler. O, onlarla birlikte olanı doğrulayıcı
olarak gerçektir. De ki: "Eğer inananlarsanız, o halde neden önceden
Allah’ın habercilerini öldürüyordunuz." )
2/92
Ve lekad caekum musa bil beyyinati summettehaztumul icle min ba'dihi ve entum
zalimun
( Ve Musa size deliller ile geldi. Sonra, bunun
ardından dişi buzağıyı edindiniz. Sizler zalimlersiniz. )
2/93
Ve iz ehazna misakakum ve rafa'na fevkakumut tur huzu ma ateynakum bi kuvvetin
vesmeu kalu semi'na ve asayna ve uşribu fi kulubihimul icle bi kufrihim kul
bi'se ma ye'murukum bihi imanukum in kuntum mu'minin
( Ve zamanında sözünüzü aldık ve dağı üstünüze
yükselttik. O size verdiğimizi kuvvetlice alıp tutun ve onu duyun. "Duyduk
ve isyan ettik" dediler. Dişi buzağıyı kalplerinin içinde inkarlarıyla
içirip beslediler. De ki: "Eğer inananlarsanız, ona inanmanız için o size
emrettiği ne kötüdür." )
2/94
Kul in kanet lekumud darul ahiratu indellahi halisaten min dunin nasi fe
temennevul mevte in kuntum sadikin
( De ki: "Eğer Allah'ın indinde, ahiret
yurdu insanların dışında size halis kılınmışsa, o halde, eğer doğrularsanız
ölümü temenni edin." )
2/95
Ve len yetemennevhu ebeden bima kaddemet eydihim vallahu alimun biz zalimin
( Ve o ellerinin sunduğundan dolayı, onu asla
ebediyen temenni edemeyecekler. Allah zalimleri bilendir. )
2/96
Ve le tecidennehum ahrasan nasi ala hayah ve minellezine eşraku yeveddu
ehaduhum lev yuammeru elfe seneh ve ma huve bi muzahzihihi minel azabi en
yuammer vallahu besirun bima ya'melun
( Ve kesinlikle onları hayatta insanların en
hırslıları olarak bulacaksın. O ortak koşanlardan her biri bin sene ömür
sürmeyi arzular. Onlar uzun ömür sürerek o azaptan uzaklaşacak değillerdir.
Allah o yaptıklarını görendir. )
2/97
Kul men kane aduvven li cibrile fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi
musaddikan li ma beyne yedeyhi ve huden ve buşra lil mu'minin
( De ki: “Kim Cibril’e düşman ise, inananlara
müjde, yönlendirme ve ondan öncekileri doğrulayıcı olarak onu kalbinin üzerine
Allah’ın izni ile kesinlikle O indirdi."
)
2/98
Men kane aduvven lillahi ve melaiketihi ve rusulihi ve cibrile ve mikale fe
innellahe aduvvun lil kafirin
( Kim Allah’a, O’nun meleklerine, O’nun
resullerine, Cibril’e, Mikail’e düşman olursa, artık kesinlikle Allah inkarcılara
düşmandır. )
2/99
Ve lekad enzelna ileyke ayatin beyyinat ve ma yekfuru biha illel fasikun
( Ve sana açık deliller olan ayetler indirdik.
Onları günahkarların haricindekiler inkar etmezler. )
2/100
E ve kullema ahedu ahden nebezehu ferikun minhum bel ekseruhum la yu'minun
( Ahd olarak her ahdettiklerinde onlardan bir
kısmı onu bozar atar. Bilakis onların çoğunluğu inanmazlar. )
2/101
Ve lemma caehum rasulun min indillahi musaddikun li ma meahum nebeze ferikun minellezine utul kitab
kitabellahi verae zuhurihim ke ennehum la ya'lemun
( Ve Allah’ın indinden onlara, onlarla birlikte
olanı doğrulayıcı olarak resul geldiğinde, o kitap verilenlerden bir kısmı
sanki kesinlikle onlar bilmiyorlarmış gibi Allah’ın kitabını sırtlarının
arkasına attılar. )
2/102
Vettebeu ma tetluş şeyatinu ala mulki suleyman ve ma kefera suleymanu ve
lakinneş şeyatine keferu yuallimunen nasas sihra ve ma unzile alel melekeyni bi
babile harute ve marut ve ma yuallimani min ehadin hatta yekula innema nahnu
fitnetun fe la tekfur fe yeteallemune minhuma ma yuferrikune bihi beynel mer'i
ve zevcih ve ma hum bi darrine bihi min ehadin illa bi iznillah ve yeteallemune
ma yedurruhum ve la yenfeuhum ve lekad alimu men işterahu ma lehu fil ahirati
min halakin ve le bi'se ma şerav bihi enfusehum lev kanu ya'lemun
( Ve o Süleyman'ın mülkünün ve hükümdarlığının
üzerine o şeytanların okuduğuna tabi oldular. Süleyman inkar etmedi ve lakin
şeytanlar inkar ettiler. İnsanlara sihiri ve Babil’de iki melek olan Harut ve
Marut’un üzerine indirileni öğretiyorlardı. "Kesinlikle biz sınavız. O
halde inkar etmeyin." diyene kadar ikisi kimseye öğretmezlerdi. Onlardan
erkeğin ve eşinin arasını neyin ayırdığını öğrenirlerdi. Onlar onunla Allah’ın
izni olmadıkça kimseye zarar veremezlerdi. Onlara ne zarar verebilir ne fayda
vermez öğrenirlerdi. Onu satana ahirette nasip olmadığını bilirlerdi. O
nefislerini sattıkları ne kötüdür. Keşke bilmiş olsalardı. )
2/103
Ve lev ennehum amenu vettekav le mesubetun min indillahi hayr lev kanu ya'lemun
( Ve şayet kesinlikle onlar inansalardı ve
sakınsalardı, Allah’ın indinden musibetleri hayır olacaktı. Keşke bilmiş
olsalardı. )
2/104
Ya eyyuhellezine amenu la tekulu raina ve kul unzurna vesmeu ve lil kafirine
azabun elim
( Ey o inananlar, "Bizi gör." demeyin
ve "Bize bak." deyin ve dinleyin. Elim azap inkarcılar içindir. )
2/105
Ma yeveddullezine keferu min ehlil kitabi ve lel muşrikine en yunezzele aleykum
min hayrin min rabbikum vallahu yehtessu bi rahmetihi men yeşa vallahu zul
fadlil azim
( O kitap sahiplerinden inkarcı ve ortak koşan
olanlar, Rab’binizden üzerinize hayırlı olandan indirilmesini sevmezler,
arzulamazlar. Allah rahmetini dilediği kimseye tahsis eder. Allah büyük
üstünlük sahibidir. )
2/106
Ma nensah min ayetin ev nunsiha ne'ti bi hayrin minha ev misliha e lem ta'lem
ennellahe ala kulli şey'in kadir
( Ayetlerden neyi hükümsüz bırakırsak veya
unutturursak, ondan daha hayırlısını veya onun aynısını getiririz. Allah'ın
kesinlikle her şeye gücü yeten olduğunu bilmez misin? )
2/107
E lem ta'lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ard ve ma lekum min dunillahi
min veliyyin ve la nasir
( Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü
kesinlikle O’nadır Allah’adır ve size Allah’tan başka dost ve yardımcı yoktur.
)
2/108
Em turidune en tes'elu rasulekum kema suile musa min kabl ve men yetebeddelil
kufra bil imani fe kad dalle sevaes sebil
( O önceden Musa’ya sual edildiği gibi
resulünüze sual etmeyi mi istiyorsunuz? Ve kim inkarı inanca değişirse böylece
düz yolda sapmış oluverir. )
2/109
Vedde kesirun min ehlil kitabi lev yeruddunekum min ba'di imanikum kuffara
haseden min indi enfusihim min ba'di ma tebeyyene lehumul hakk fa'fu vasfehu
hatta ye'tiyellahu bi emrih innellahe ala kulli şey'in kadir
( Kitap sahiplerinden çoğu inancınız sonrasında
sizi inkarcılara döndürmeyi arzular. Gerçeğin onlara açıklanıp beyan olmasından
sonraki kıskançlık nefislerinin indindendir. O halde affedin, Allah emri ile
yetene kadar hoşgörün. Kesinlikle Allah her şeye gücü yetendir. )
2/110
Ve ekimus salate ve atuz zekah ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu
indellah innellahe bima ta'melune besir
( Ve duaya kalkın ve zekatı verin ve
nefisleriniz için hayırlısından ne yaparsanız onu Allah’ın indinde bulursunuz.
Kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )
2/111
Ve kalu len yedhulel cennete illa men kane huden ev nesar tilke emaniyyuhum kul
hatu burhanekum in kuntum sadikin
( Ve "O Yahudi olanların veya Nasıralıların
haricindekiler cennete giremezler." dediler. Bu onların kuruntuları,
saplantılı istekleridir. De ki: "Eğer doğrular iseniz delilinizi
getirin." )
2/112
Bela men esleme vechehu lillahi ve huve muhsinun fe lehu ecruhu inde rabbihi ve
la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
( Bilakis. Kim yüzünü Allah’a teslim ederse ve o
iyilik yapan olursa böylece Rab’binin indinde ödülü onadır ve üzerlerine korku
yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )
2/113
Ve kaletil yehudu leysetin nesar ala şey'in ve kaletin nesara leysetil yehudu
ala şey'in ve hum yetlunel kitab kezalike kalellezine la ya'lemune misle
kavlihim fallahu yahkumu beynehum yevmel kiyameti fima kanu fihi yahtelifun
( Ve Yahudiler, "Nasıralılar bir şeyin
üzerinde değiller." dediler ve Nasıralılar, "Yahudiler bir şeyin
üzerinde değiller." dediler. Onlar kitabı da okurlar. İşte o bilmeyenler
onların sözlerinin aynısını dediler. Böylece Allah ayağa kalkış gününde o
hakkında ihtilafa düşmüş oldukları hakkında aralarında hüküm verir. )
2/114
Ve men azlemu min men menea mesacidellahi en yuzkera fihesmuhu ve sea fi
harabiha ulaike ma kane lehum en yedhuluha illa haifin lehum fid dunya hizyun
ve lehum fil ahirati azabun azim
( Ve o Allah’ın mescidlerinde O’nun isminin
hatırlanmasını menedenlerden daha zalim kimdir? Ve onun harap olmasına
çabalarlar. Onlar oraya korkmadan giremezler. Dünyada zillet ve ahirette büyük
azap onlaradır. )
2/115
Ve lillahil meşriku vel mağribu fe eynema tuvellu fe semme vechullah innallahe
vasiun alim
( Ve doğuda olan da batıda olan da Allah
içindir. Böylece her nereye yüz çevirirseniz orada Allah’ın yüzü vardır.
Kesinlikle Allah geniştir bilendir. )
2/116
Ve kaluttehazellahu veleden subhaneh bel lehu ma fis semavati vel ard kullun
lehu kanitun
( Ve "Allah çocuk edindi." dediler. O
ondan yücedir. Bilakis göklerin ve yerin içinde ne varsa O'nadır . Hepsi O'na
saygılı durup itaat ederler. )
2/117
Bedius semavati vel ard ve iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekun
( O gökleri ve yeri yaratandır. Bir işe
hükmettiğinde, kesinlikle ona "Ol." der de o olur. )
2/118
Ve kalellezine la ya'lemune lev la yukellimunellahu ev te'tina ayeh kezalike
kalellezine min kablihim misle kavlihim teşabehet kulubuhum kad beyyennel ayati
li kavmin yukinun
( Ve o bilmeyenler, "Allah keşke bize kelam
edip söz söylese veya bize ayet getirse." derler. Onlardan öncekiler de
onların sözlerinin aynısını işte böyle dediler. Onların kalpleri benzeşikti.
Kani olan kavim için ayetleri açıkladık. )
2/119
İnna erselnake bil hakki beşiran ve neziran ve la tus'elu an ashabil cehim
( Kesinlikle biz seni gerçek ile müjdeci ve
uyarıcı olarak biz gönderdik. Cehennemin sahiplerinden sual edilmezsin. )
2/120
Ve len terda ankel yehudu ve len nesara hatta tettebia milletehum kul inne
hudellahi huvel huda ve le in itteba'te ehvaehum ba'dellezi caeke minel ilmi ma
leke min allahi min veliyyin ve la nasir
( Ve Yahudiler ve Nasıralılar, sen onların
milletine tabi olana kadar senden asla hoşlanmazlar. De ki: "Yönlendirme
kesinlikle o Allah’ın yönlendirmesidir." Eğer sen, ilimden sana o
getirdiklerimiz sonrasında onların heveslerine tabi olursan Allah’tan sana dost
ve yardımcı yoktur. )
2/121
Ellezine ateynahumul kitabe yetlunehu hakka tilavetih ulaike yu'minune bih ve
men yekfur bihi fe ulaike humul hasirun
( O kendilerine kitap verdiklerimiz onu
gerçekten tilaveti ile okurlar. İşte onlar ona inanırlar. Kim onu inkar ederse
işte onlar hasarlanırlar. )
2/122
Ya beni israilezkuru ni'metiyelleti en'amtu aleykum ve enni faddaltukum alel
alemin
( Ey İsrailoğulları, üzerinize nimet verdiğim o
nimeti hatırlayın. Kesinlikle ben sizleri alemlerin üzerine üstün kıldım. )
2/123
Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha adlun ve la
tenfeuha şefaatun ve la hum yunsarun
( Nefsin nefse hiçbir şeye karşılık veremediği
ve ondan fidye kabul edilmediği ve af için vesile olmasının fayda vermediği ve
onlara yardım da edilmediği o günden sakının. )
2/124
Ve iz ibtela ibrahime rabbuhu bi kelimatin fe etemmehunn kale inni cailuke lin
nasi imama kale ve min zurriyyeti kale la yenalu ahdiz zalimin
( Ve zamanında Rab’bi İbrahim’i kelimeler ile
sınadı. Böylece onları tamamladı. "Kesinlikle ben seni insanlar için önder
kıldım." dedi. "Ve soyumdan da." dedi. "Zalimler ahdime
erişemezler." dedi. )
2/125
Ve iz cealnel beyte mesabeten lin nasi ve emna vettehizu min mekami ibrahime
musalla ve ahidna ila ibrahime ve ismaiyle en tahhira beytiye lit taifine vel
akifine ver rukkeis sucud
( Ve zamanında evi insanlar için güvenli ve
sevap yeri kıldık. İbrahim’in makamından dua yeri edinin. Tavaf edenler,
kullukta sebatkarlar ve eğilip yere kapananlar için İbrahim’e ve İsmail’e evimi
temizlemeyi ahdettik. )
2/126
Ve iz kale ibrahimu rabbic'al haza beleden aminen verzuk ehlehu mines semerati
min amene minhum billahi vel yevmil ahir kale ve men kefera fe umettiuhu
kalilen summe adtarruhu ila azabin nar ve bi'sel mesir
( Ve zamanında İbrahim, "Rab’bim işte şu
beldeyi güvenli kıl ve onun Allah’a ve sonraki güne inananlardan olan
sahiplerini, onun meyvelerinden, ürünlerinden rızıklandır." dedi. “Kim
inkar ederse, onu azıcık faydalandırıp nimetlendiririm. Sonra onu azabın
ateşine mecbur ederim. Ne kötü varış
yeridir.” dedi. )
2/127
Ve iz yerfeu ibrahimul kavaide minel beyti ve ismaiyl rabbena tekabbel minna
inneke entes semiul alim
( Ve zamanında İbrahim ve İsmail evden temelleri
yükselttiler. "Rab’bimiz bizden kabul et. Kesinlikle sen duyansın
bilensin." )
2/128
Rabbena vec'alna muslimeyni leke ve min zurriyyetina ummeten muslimeten leke ve
erina menasikena ve tub aleyna inneke entet tevvabur rahim
( Rab’bimiz bizi sana iki teslim olan ve
soyumuzdan topluluğu da sana teslim olanlardan kıl. İbadet usülümüzü bize
göster. Üzerimize tevbe eyle. Kesinlikle sen tevbeyi kabul edensin
merhametlisin. )
2/129
Rabbena veb'as fihim rasulen minhum yetlu aleyhim ayatike ve yuallimuhumul
kitabe vel hikmete ve yuzekkihim inneke entel azizul hakim
( Rab’bimiz onların içlerine onlardan resul
gönder ki senin ayetlerini onlara okusun, onlara kitabı ve sırrı öğretsin,
onları temizlesin. Kesinlikle sen yücesin hakimsin. )
2/130
Ve men yerğabu an milleti ibrahime illa men sefihe nefseh ve lekad istafeynahu
fid dunya ve innehu fil ahirati le mines salihin
( Ve İbrahim’in milletinden nefsini akılsız
kılan haricinde kim yüz çevirir? O'nu
dünyada seçkin kıldık ve kesinlikle o ahirette de iyilerden olacaktır. )
2/131
İz kale lehu rabbuhu eslim kale eslemtu li rabbil alemin
( Zamanında Rab’bi O'na "Teslim ol." dedi. "Alemlerin Rab’bine
teslim oldum." dedi. )
2/132
Ve vassa biha ibrahimu benihi ve ya'kub ya beniyye innellahestafa lekumud dine
fe la temutunne illa ve entum muslimun
( Ve İbrahim onu oğullarına vasiyet etti. Yakub
da. "Ey oğullarım size dini kesinlikle Allah seçti. Teslim olanlar olmadan
ölmeyin." )
2/133
Em kuntum şuhedae iz hadara ya'kubel mevtu iz kale li benihi ma ta'budune min
ba'di kalu na'budu ilaheke ve ilahe abaike ibrahime ve ismaiyle ve ishaka
ilahen vahida ve nahnu lehu muslimun
( Yoksa ölüm Yakub’a geldiğinde şahitler mi
oldunuz? Zamanında oğullarına "Benden sonra neye kulluk edersiniz?"
dedi. "Senin ilahına ve senin babaların İbrahim’in ve İsmail’in ve
İshak’ın ilahına tek ilah olarak kulluk ederiz. Bizler O'na teslim
olanlarız." dediler. )
2/134
Tilke ummetun kad halet leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum ve la tus'elune an
ma kanu ya'melun
( Bunlar halleri gelip geçen topluluktu. Ne
kazandılarsa onlara ve size de ne kazandıysanız. O yaptıklarından sual
edilmezsiniz. )
2/135
Ve kalu kunu huden ev nesara tehtedu kul bel millete ibrahime hanifa ve ma kane
minel muşrikin
( Ve "Yahudi veya Nasıralı olun ki
yönleneseniz." dediler. De ki: "Bilakis İbrahim’in milleti birleyip
doğruluğa yönelendir. Ortak koşanlardan değillerdir." )
2/136
Kulu amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile ila ibrahime ve ismaiyle
ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve ma utiye musa ve iysa ve ma utiyen nebiyyune
min rabbihim la nuferriku beyne ehadin minhum ve nahnu lehu muslimun
( "Allah’a
ve o bize indirdiğine ve o İbrahim’e ve İsmail’e ve İshak’a ve Yakub’a
ve torunlarına indirdiğine, o Musa’ya ve İsa’ya verilene ve Rab’lerinden o
habercilere verilene inandık. Aralarında onlardan hiçbirini ayırmayız ve bizler
O'na teslim olanlarız." deyin. )
2/137
Fe in amenu bi misli ma amentum bihi fe kadihteden ve in tevellev fe innema hum
fi şikak fe seyekfikehumullah ve huves semiul alim
( Böylece eğer ona o inanmanızın aynısı gibi
inanırlarsa yönlenirler. Eğer yüz çevirirlerse kesinlikle onlar ayrılık,
kopukluk içindedirler. Böylece Allah onlara karşı sana kafi olacaktır. O
duyandır, bilendir. )
2/138
Sibğatellah ve men ahsenu minellahi sibğaten ve nahnu lehu abidun
( Allah’ın boyası ve kim boya olarak Allah’tan
daha güzeldir. Bizler O'na kulluk ederiz. )
2/139
Kul etuhaccunena fillahi ve huve rabbuna ve rabbukum ve lena a'maluna ve lekum
a'malukum ve nahnu lehu muhlisun
( De ki: "O Rab’bimiz ve Rab’binizken Allah
hakkında bizimle tartışıp mücadele mi edeceksiniz? Bize çalışmalarımız ve size
çalışmalarınız ve bizler O'na samimileriz." )
2/140
Em tekulune inne ibrahime ve ismaiyle ve ishaka ve ya'kube vel esbata kanu
huden ev nesara kul e entum a'lemu emillah ve men azlemu min men keteme
şehadeten indehu minellah ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun
( Yoksa "Kesinlikle İbrahim ve İsmail ve
İshak ve Yakub ve torunları Yahudiydiler veya Nasıralıydılar." mı
diyorsunuz? De ki: "Siz mi bilirsiniz Allah’mı?" O’nun indinde
şahitliğini Allah’tan gizleyenden daha zalim kimdir? Allah o yaptıklarınızdan
habersiz değildir. )
2/141
Tilke ummetun kad halet leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum ve la tus'elune an
ma kanu ya'melun
( Bunlar topluluktu ki halleri gelip geçti.
Onlara ne kazandılarsa ve size ne kazandıysanız ve o yapmış olduklarından sual
edilmezsiniz. )
2/142
Se yekulus sufehau minen nasi ma vellahum an kibletihimulleti kanu aleyha kul
lillahil meşriku vel mağrib yehdi men yeşau ila siratin mustekim
( İnsanlardan akılsızlar, "Onları üzerinde
oldukları kıblelerinden döndüren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğuda
olan da batıda olan da Allah içindir.” Dilediği kimseyi doğru yola yönlendirir.
)
2/143
Ve kezalike cealnakum ummeten vesetan li tekunu şuhedae alen nasi ve yekuner
rasulu aleykum şehida ve ma cealnel kibletelleti kunte aleyha illa li na'leme
men yettebiur rasule min men yenkalibu ala akibeyh ve in kanet le kebiraten
illa alellezine hedellah ve ma kanellahu li yudiy'a imanekum innellahe bin nasi
le raufun rahim
( Ve insanların üzerine şahitler olmanız,
resulün de üzerinize şahit olması için sizi işte böyle orta yolda olan topluluk
kıldık. O üzerinde olduğun kıbleyi, o topukları üzerinde dönenlerden resule
tabi olanları bilmemiz amacının haricinde oluşturmadık. Kesinlikle Allah’ın
üzerlerine yönlendirme verdiklerinin haricindekiler kibirlenmekteydiler. Allah
inancınızı yitirtmek için değildir. Kesinlikle Allah insanlara esirgeyendir
merhametlidir. )
2/144
Kad nera tekallube vechike fis semai fe lenuvelliyenneke kibleten terdaha fe
velli vecheke şatral mescidil haram ve haysu ma kuntum fe vellu vucuhekum
şatrah ve innellezine utul kitabe le ya'lemune ennehul hakku min rabbihim ve
mallahu bi ğafilin an ma ya'melun
( Yüzünün göğe döndüğünü gördük. Böylece yüzünü
kesinlikle hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. O halde yüzünü Mescid-i Haram
tarafına çevir. Her nerede iseniz yüzünüzü onun tarafına çevirin. O kitap
verilenler onun Rab’lerinden kesin gerçek olduğunu kesinlikle bilirler. Allah o
yaptıklarından habersiz değildir. )
2/145
Ve le in eteytellezine utul kitabe bi kulli ayetin ma tebiu kibletek ve ma
ba'duhum bi tabiin kiblete ba'd ve le in itteba'te ehvaehum min ba'di ma caeke
minel ilmi inneke izen le minez zalimin
( Ve o kitap verilenlere ayetlerin hepsini
versen bile kıblene tabi olmazlar. Onlar birbirlerinin kıblelerine de tabi
değillerdir. Eğer sen, ilimden sana o getirdiklerimizden sonra onların
heveslerine tabi olursan o zaman kesinlikle sen zalimlerden olursun. )
2/146
Ellezine ateynahumul kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehum ve inne ferikan
minhum le yektumunel hakka ve hum ya'lemun
( O kitap verdiklerimiz, onu oğullarını
tanıdıkları gibi tanırlar. Kesinlikle onlardan bir kısmı bile bile gerçeği
gizlerler. )
2/147
El hakku min rabbike fe la tekunenne minel mumterin
( O Rab’binden gerçektir. O halde kesinlikle
şüphe edenlerden olma. )
2/148
Ve li kullin vichetun huve muvelliha festebikul hayrat eyne ma tekunu ye'ti
bikumullahu cemia innellahe ala kulli şey'in kadir
( Ve hepsi için cihet vardır. O ona yüz çevirir.
O halde hayırlara ilerleyin. Allah her nerede olursanız sizleri kesinlikle bir
araya getirir. Kesinlikle Allah her şeye gücü yetendir. )
2/149
Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil haram ve innehu lel hakku
min rabbik ve mallahu bi ğafilin an ma ta'melun
( Ve her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i
Haram’ın tarafına çevir. Kesinlikle o Rab’binden gerçektir. Allah o
yaptıklarınızdan habersiz değildir. )
2/150
Ve min haysu haracte fe velli vecheke şatral mescidil haram ve haysu ma kuntum
fe vellu vucuhekum şatrahu li en la yekune lin nasi aleykum hucceh illellezine
zalemu minhum fe la tahşevhum vahşevni ve li utimme ni'meti aleykum ve
leallekum tehtedun
( Ve her nereden çıkarsan yüzünü Mescid-i
Haram’ın tarafına çevir. Her nerede olursanız, o zulmedenler haricinde insanlar
için üzerinize delil olmasın diye yüzünüzü onun tarafına çevirin. Üzerinize
nimetimi tamamlamam için onlardan korkmayın ve benden korkun. Umulur ki
yönlenirsiniz. )
2/151
Kema erselna fikum rasulen minkum yetlu aleykum ayatina ve yuzekkikum ve
yuallimukumul kitabe vel hikmete ve yuallimukum ma lem tekunu ta'lemun
( O üzerinize ayetlerimizi okuyan, sizi
temizleyen, sizlere kitabı ve sırrı öğreten ve sizlere o bilmiyor olduklarınızı
öğreten içinize gönderdiğimiz resul gibi.
)
2/152
Fezkuruni ezkurkum veşkuru li ve la tekfurun
( O halde beni hatırlayın ki sizi hatırlayayım.
Bana şükredin de inkar etmeyin. )
2/153
Ya eyyuhellezine amenusteinu bis sabri ves salah innellahe meas sabirin
( Ey o inananlar, sabırla ve duayla yardım
isteyin. Kesinlikle Allah sabredenlerle birliktedir. )
2/154
Ve la tekulu li men yuktelu fi sebilillahi emvat bel ahyaun ve lakin la
teş'urun
( Ve Allah yolunda öldürülenler için ölüler
demeyin. Bilakis diridirler ve lakin farkedemezsiniz. )
2/155
Ve le nebluvennekum bi şey'in minel havfi vel cui ve naksin minel emvali vel
enfusi ves semerat ve beşşiris sabirin
( Ve kesinlikle sizi, korkudan, açlıktan,
malların, nefislerin ve meyvelerin, ürünlerin noksanlığından gibi şeylerle
sınayacağız. Sabredenleri müjdele. )
2/156
Ellezine iza esabethum musibetun kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun
( Onlar onlara musibet isabet ettiğinde,
"Kesinlikle biz Allah içiniz ve kesinlikle biz O'na döneceğiz."
derler. )
2/157
Ulaike aleyhim salevatun min rabbihim ve rahmetun ve ulaike humul muhtedun
( İşte onlar, onların üzerine Rab’lerinden
dualar ve rahmet vardır. İşte onlar yönlendirilenlerdir. )
2/158
İnnes safa vel mervete min şeairillah fe men haccel beyte evi'temera fe la
cunaha aleyhi en yettavvefe bihima ve men tetavvea hayran fe innellahe şakirun
alim
( Safa ve Merve Allah’ın işaretlerindendir. O
halde kim evi hac veya umre olarak ziyaret ederse, onun onları tavaf etmesinde
üzerine günah yoktur. Kim isteyerek hayır yaparsa, kesinlikle Allah
şükredendir, bilendir. )
2/159
İnnellezine yektumune ma enzelna minel beyyinati vel huda min ba'di ma
beyyennahu lin nasi fil kitabi ulaike yel'anuhumullahu ve yel'anuhumul lainun
( O kitabın içindekileri insanlara
açıklamamızdan sonra, açık delillerden ve yönlendirmeden o indirdiklerimizi
gizleyenler, işte onlar, Allah onlara kesinlikle lanet eder. Onlara
lanetleyenler de lanet ederler. )
2/160
İllellezine tabu ve aslehu ve beyyenu fe ulaike etubu aleyhim ve enet tevvabur
rahim
( Ancak o tevbe edenlere, iyileşenlere ve
delilleri açıklayanlara, işte onlar, onların üzerine tevbe eylerim. Ben
tevbeleri kabul edenim, merhametliyim. )
2/161
İnnellezine keferu ve matu ve hum kuffarun ulaike aleyhim la'netullahi vel
melaiketi ven nasi ecmein
( Kesinlikle o inkar eden olarak ölen o inkar
edenler, işte onlar, Allah, melekler ve tüm insanlar topluca onlara lanet
ederler. )
2/162
Halidine fiha la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunzarun
( Onun içinde ebedidirler. Azap onlardan
hafifletilmez ve onlar gözetilip bakılmazlar. )
2/163
Ve ilahukum ilahun vahid la ilahe illa huver rahmanur rahim
( Ve ilahınız tek ilahtır. Şefkatli ve
merhametli olan O’nun haricinde ilah yoktur.
)
2/164
İnne fi halkis semavati vel erdi vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilleti
tecri fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelellahu mines semai min main fe
ahya bihil erda ba'de mevtiha ve besse fiha min kulli dabbetin ve tasrifir
riyahi ves sehabil musahhari beynes semai vel erdi le ayatin li kavmin ya'kilun
( Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve
gündüzün ihtilafında, insanlara faydalı olmalarından dolayı denizde akan o
gemilerde, Allah’ın gökten indirdiği suda, onunla yeri ölümünün sonrasında
diriltmesinde, içine debelenenlerin hepsinden göndermesinde, gök ile yer
arasında buyruğa alınmış bulutları ve rüzgarları yönlendirip idare etmesinde
akıl eden kavim için ayetler vardır. )
2/165
Ve minen nasi men yettehizu min dunillahi endaden yuhibbunehum ke hubbillah
vellezine amenu eşeddu hubben lillah ve lev yerallezine zalemu iz yeravnel
azabe ennel kuvvete lillahi cemian ve ennellahe şedidul azab
( Ve insanlardan kimi Allah’tan başkasını eşi
benzeri olarak edinir. Onları Allah sevgisi gibi severler. O inananların Allah
için sevgileri daha şiddetlidir. O zulmedenler azabı gördükleri zaman kuvvetin
tümüyle Allah için olduğunu keşke anlasalardı. Allah’ın azabı kesinlikle
şiddetlidir. )
2/166
İz teberraellezinettubiu minellezinettebeu ve raevul azabe ve tekattaat bihimul
esbab
( Zamanında o tabi olunanlar o tabi olanlardan
uzak durdular. Azabı gördüler ve onların sebep bağları kesildi. )
2/167
Ve kalellezinettebeu lev enne lena kerraten fe neteberrae minhum kema teberrau
minna kezalike yurihimullahu a'malehum haseratin aleyhim ve ma hum bi haricine
minen nar
( Ve o tabi olanlar, "Şayet kesinlikle bize
bir kere daha tekrar olsaydı, onlardan, bizden uzak durdukları gibi uzak
dururduk." derler. Allah onlara, çalışmalarını hasretle iç çekmeler olarak
işte böyle gösterir. Onlar ateşten çıkanlar olamazlar. )
2/168
Ya eyyuhen nasu kulu min ma fil erdi halalen tayyiben ve la tettebiu hutuvatiş
şeytan innehu lekum aduvvun mubin
( Ey insanlar o yerde olanlardan helal ve temiz
olarak yiyin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Kesinlikle o size apaçık
düşmandır. )
2/169
İnnema ye'murukum bis sui vel fahşai ve en tekulu alellahi ma la ta'lemun
( O size kesinlikle kötülüğü ve ahlaksızlığı ve
Allah’a o bilmediklerinizi söylemenizi
emreder. )
2/170
Ve iza kile lehumuttebiu ma enzellellahu kalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi
abaena e ve lev kane abauhum la ya'kilune şey'en ve la yehtedun
( Ve onlara o Allah’ın indirdiğine tabi olun
denildiğinde, "Bilakis babalarımızı o üzerinde bulduklarımıza tabi
oluruz." derler. Ya babaları hiçbir şeyi akıl edemeyenler ve
yönlendirilmemiş olanlar idiyseler. )
2/171
Ve meselullezine keferu ke meselillezi yen'iku bima la yesmeu illa duaen ve
nidaa summun bukmun umyun fe hum la ya'kilun
( Ve o inkar edenlerin misali, çağrı ve bağırma
haricindekini duymamasından dolayı o
haykıranın misali gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar akıl
etmezler. )
2/172
Ya eyyuhellezine amenu kulu min tayyibati ma razaknakum veşkuru lillahi in
kuntum iyyahu ta'budun
( Ey o inananlar, o sizi rızıklandırdıklarımızın
temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin,
eğer sadece O'na kulluk etmekteyseniz. )
2/173
İnnema harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hinziri ve ma uhille bihi
li ğayrillah fe men idturra ğayra bağin ve la adin fe la isme aleyh innellahe
ğafurun rahim
( Kesinlikle ölüyü, kanı, domuz etini ve o
Allah’tan başkası için kesilmiş olanı size haram kıldı. Ancak, kim zorda olup
mecbur kalır da, ölçüyü kaçırmazsa ve hududu aşmazsa ona günah yoktur.
Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )
2/174
İnnellezine yektumune ma enzelellahu minel kitabi ve yeşterune bihi semenen
kalilen ulaike ma ye'kulune fi butunihim illen nara ve la yukellimuhumullahu
yevmel kiyameti ve la yuzekkihim ve lehum azabun elim
( Kesinlikle o kitaptan o Allah’ın indirdiğini
gizleyenler ve onu az değere satanlar, işte onlar karınlarına ateşin haricinde
yemezler. Allah ayağa kalkış gününde onlara kelam edip söz söylemez ve onları
temizlemez. Elim azap onlaradır. )
2/175
Ulaikellezineşteravud dalalete bil huda vel azabe bil mağfirah fe ma asberahum
alen nar
( İşte onlar yönlendirmeye karşı sapıklığı ve
affedilmeye karşı azabı satın alırlar. Böylece onlar ateşe sabredemezler. )
2/176
Zalike bi ennellahe nezzelel kitabe bil hakk ve innellezinahtelefu fil kitabi
le fi şikakin beiyd
( Kesinlikle kitabı gerçek ile Allah indirdi.
Kitap hakkında o ihtilafa düşenler uzak derin ayrılık, kopukluk içinde
olurlar. )
2/177
Leysel birra en tuvellu vucuhekum kibelel meşriki vel mağribi ve lakinnel birra
men amene billahi vel yevmil ahiri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyin ve
atel male ala hubbihi zevil kurba vel yetama vel mesakine vebnes sebili ves
sailine ve fir rikab ve ekames salate ve atez zekah vel mufune bi ahdihim iza
ahedu ves sabirine fil be'sai ved darrai ve hiynel be's ulaikellezine sadeku ve
ulaike humul muttekun
( Yüzünüzü doğu ve batı yönüne, doğrultusuna
çevirmenizde iyilik yoktur. Lakin iyilik, o Allah’a, sonraki güne, meleklere,
kitaba, habercilere inananlara, sevdiklerine, yakınlarına, yetimlere, yoksula,
yolda kalmışa, dilenenlere, boyunduruk içindekilere sevgiyle mal verenlere,
duaya kalkanlara, zekatı verenlere, ahdettiklerinde ahdlerini ifa edenlere,
zorlukta, sıkıntıda, darlıkta ve zor savaş zamanında sabredenleredir. İşte
onlar doğrudurlar ve işte onlar sakınırlar.
)
2/178
Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumul kisasu fil katla el hurru bil hurri vel
abdu bil abdi vel unsa bil unsa fe men ufiye lehu min ehiyhi şey'un fettibaun
bil ma'rufi ve edaun ileyhi bi ihsan zalike tahfifun min rabbikum ve rahmeh fe
meni'teda ba'de zalike fe lehu azabun elim
( Ey o inananlar, öldürme hakkında üzerinize
kısas yazılmıştır. Hüre hür, kula kul, kadına kadın. Kime kardeşinden bir şey
vefa edilip bağışlanırsa, artık o iyilikle, bilinen şekilde tabi olmalı ve ona
iyiliği yerine getirmelidir. Bu Rab’binizden hafifletme ve rahmettir. Bundan
sonra kim hududu aşarsa elim azap onadır. )
2/179
Ve lekum fil kisasi hayatun ya ulil elbabi leallekum tettekun
( Ve size kısas içinde hayat vardır. Ey akılları
olanlar umulur ki sakınırsınız. )
2/180
Kutibe aleykum iza hadara ehadekumul mevtu in terake hayra el vasiyyetu lil
valideyni vel akrabine bil ma'ruf hakkan alel muttekin
( Sizden birine ölüm geldiğinde ana babasına ve
yakınlarına hayırı iyilikle, bilinen şekilde vasiyet edip bırakması,
sakınanların üzerine gerçek olarak, üzerinize yazılmıştır. )
2/181
Fe men beddelehu ba'de ma semiahu fe innema ismuhu alellezine yubeddiluneh
innellahe semiun alim
( Kim o duyduğunun sonrasında, onu değiştirirse
onun günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Kesinlikle Allah duyandır,
bilendir. )
2/182
Fe men hafe min musin cenefen ev ismen fe asleha beynehum fe la isme aleyh
innellahe ğafurun rahim
( Kim, vasiyet edenden, hata eder veya günah
işler diye korkarsa onların arasını iyileştirsin. Bu durumda onun üzerine günah
yoktur. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )
2/183
Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumus siyamu kema kutibe alellezine min
kablikum leallekum tettekun
( Ey o inananlar, oruç o sizden öncekilerin
üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Umulur ki
sakınırsınız. )
2/184
Eyyamen ma'dudat fe men kane minkum meridan ev ala seferin fe iddetun min
eyyamin uhar ve alellezine yutiykuneh fidyetun taamu miskin fe men tetavvea
hayran fe huve hayrun leh ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun
( Adedi belirli günlerdir. O halde sizlerden kim
hasta veya seferde olursa sonraki günlerden müddeti doldursun. Yoksulları
beslemek, ona dayanıp gücü olanların üzerine fidyedir. İsteyerek hayır yapan
kimse için o ona hayırlıdır. Eğer bilmiş olursanız oruç tutmanız size daha
hayırlıdır. )
2/185
Şehru ramedanellezi unzile fihil kur'anu huden lin nasi ve beyyinatin minel
huda vel furkan fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh ve men kane meridan ev
ala seferin fe iddetum min eyyamin uhar yuridullahu bikumul yusra ve la yuridu
bikumul usr ve li tukmilul iddete ve li tukebbirullahe ala ma hedakum ve
leallekum teşkurun
( Kur'an o Ramazan ayı içinde, insanlar için
yönlendirme, yönlendirmeden açık deliller ve fark yaratan olarak indirildi.
Sizden kim bu aya şahit olursa oruç tutsun. Kim hasta veya seferde olursa
sonraki günlerden müddeti doldursun. Allah, müddeti tamamlamanız ve sizi
yönlendirmesine karşılık Allah’ı yüceltmeniz için size kolaylık verip yardım
etmeyi ister ve zorluğu istemez. Umulur ki şükredersiniz. )
2/186
Ve iza seeleke ibadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani fel
yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yarşudun
( Ve kullarım sana benden sual ettiklerinde
kesinlikle ben yakınımdır. Beni çağırdığında çağıranın çağrısını kabul ederim.
O halde beni kabul etsinler ve bana inansınlar. Umulur ki onlar doğru olurlar.
)
2/187
Uhille lekum leyletes siyamin rafesu ila nisaikum hunne libasun lekum ve entum
libasun lehunn alimellahu ennekum kuntum tahtaune enfusekum fe tabe aleykum ve
afa ankum fel ane başiruhunne vebteğu ma ketebellahu lekum ve kulu veşrabu
hatta yetebeyyene lekumul huytul ebyadu minel haytil esvedi minel fecri summe
etimmus siyame ilel leyl ve la tubaşiruhunne ve entum akifune fil mesacid tilke
hududullahi fe la takrabuha kezalike yubeyyinullahu ayatihi lin nasi leallehum
yettekun
( Oruç gecesinde kadınlarınız ile cinsel
ilişkide bulunmanız size helal kılınmıştır. Onlar size örtüdür ve sizler de
onlara örtüsünüz. Allah sizin nefislerinizin altında kalanlar olduğunuzu bilir.
Böylece üzerinize tevbe eyler ve sizi affeder. O halde şimdi onlara müjdeleyin
ve Allah’ın o size yazdığını arayın. Beyaz iplik tanyerindeki siyah iplikten
size açık görünür olana kadar yiyin ve için. Sonra geceye kadar orucu
tamamlayın. Sizler mescidin içinde ibadette sebatkar iken o kadınlara
müjdelemeyin. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde onlara yaklaşmayın. Allah
ayetlerini insanlara işte böyle açıklar. Umulur ki sakınırlar. )
2/188
Ve la te'kulu emvalekum beynekum bil batili ve tudlu biha ilel hukkami li
te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun
( Ve mallarınızı aranızda batıl ile boşuna
yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını, sizler bile bile günah ile yemek
için onlarla hakimlere fidye vermeyin. )
2/189
Yes'eluneke anil ehilleh kul hiye mevakiytu lin nasi vel hacc ve leysel birru
bi en te'tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birra men itteka ve'tul buyute min
ebvabiha vettekullahe leallekum tuflihun
( Sana hilalleri hakkında sual ederler. De ki:
"Onlar insanlar için ve hac için vakitlerdir. İyilik evlere arkalarından
gelmek değildir. Lakin iyilik kişinin sakınmasıdır. Evlere kapılarından gelin
ve Allah’tan sakının. Umulur ki iflah olursunuz." )
2/190
Ve katilu fi sebilillahillizine yukatilunekum ve la ta'tedu innellahe la
yuhibbul mu’tedin
( Ve sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın.
Ve hududu aşmayın. Kesinlikle Allah hudutları aşanları sevmez. )
2/191
Vaktuluhum haysu sekiftumuhum ve ahricuhum min haysu ahracukum vel fitnetu
eşeddu minel katl ve la tukatiluhum indel mescidil harami hatta yukatilukum fih
fe in katelukum faktuluhum kezalike cezaul kafirin
( Ve onları her nerede bulursanız, onları
öldürün. Onları sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne öldürmekten daha
şiddetlidir. Onlar Mescid-i Haram’ın indinde, onun içinde sizinle savaşana
kadar onlarla savaşmayın. Eğer sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İşte
inkarcıların karşılıkları böyledir. )
2/192
Fe in intehev fe innellahe ğafurun rahim
( Eğer onlar vazgeçerlerse, kesinlikle Allah
affedendir merhametlidir. )
2/193
Ve katiluhum hatta la tekune fitnetun ve yekuned dinu lillah fe in intehev fe
la udvane illa alez zalimin
( Ve fitne kalmayana ve din Allah için olana
kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, zalimlerin üzerine olması haricinde
düşmanlık yoktur. )
2/194
Eş şehrul haramu biş şehril harami vel hurumatu kisas fe meni'teda aleykum
fa'tedu aleyhi bi misli ma'teda aleykum vettekullahe va'lemu ennellahe meal
muttekin
( Hürmet ayları hürmet aylarınadır. Hürmetler
kısas olup karşılıklıdır. Kim size hududu aşarsa, o size hududu aşmasının
aynısı ile ona hududu aşın. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah
sakınanlarla birliktedir. )
2/195
Ve enfiku fi sebilillahi ve la tulku bi eydikum ilet tehluketi ve ahsinu
innellahe yuhibbul muhsinin
( Allah yolunda harcayın. Ellerinizle tehlikeye
atmayın ve iyilik, güzellik yapın. Kesinlikle Allah iyilik, güzellik yapanları
sever. )
2/196
Ve etimmul hacce vel umrate lillah fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedy ve
la tahliku ruusekum hatta yebluğal hedyu mehilleh fe men kane minkum meridan ev
bihi ezen min ra'sihi fe fidyetun min siyamin ev sadekatin ev nusuk fe iza
emintum fe men temettea bil umrati ilel hacci fe mesteysera minel hedy fe men
lem yecid fe siyamu selaseti eyyamin fil hacci ve seb'atin iza raca'tum tilke
aşeratun kamileh zalike li men lem yekun ehluhu hadiril mescidil haram
vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul ikab
( Ve haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer
zorluğa düşüp hasret bırakılırsanız, hediyeden kolay olanı gönderin. Hediye
yerine ulaşana kadar başlarınızı traş etmeyin. Sizlerden kim hasta olursa veya
ona başından eziyet olursa, oruçtan, sadakadan veya ibadetten fidye verin. Emin
olduğunuzda, umre ve hacca kadar kim faydalanırsa hediyeden gönderin. Kim bulamazsa,
hac içinde üç ve döndüklerinde de yedi gün oruç tutsun. Bunlar ona
tamamlanırlar. Bunlar, o aileleri, aşireti Mescid-i Haram’da oturmayanlar
içindir. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah’ın azabı şiddetlidir.
)
2/197
El haccu eşhurun ma'lumat fe men ferada fihinnel hacce fe la rafese ve la
fusuka ve la cidale fil hacc ve ma tef'alu min hayrin ya'lemhullah ve tezevvedu
fe inne hayraz zadit takva vettekuni ya ulil elbab
( Hac bilinen aylardadır. Kim onun içinde haccı
farz ederse, hacda cinsel ilişki, günahkarlık, tartışma mücadele yoktur. Allah,
hayırdan ne yaparsanız onu bilir. O halde azıklanın. Sakınmanın çokluğu
kesinlikle hayırlıdır. Ey akılları olanlar benden sakının. )
2/198
Leyse aleykum cunahun en tebteğu fadlen min rabbikum fe iza efadtum min
arafatin fezkurullahe indel meş'aril haram vezkuruhu kema hedakum ve in kuntum
min kablihi le mined dallin
( Eğer Rab’binizden üstünlüğü lütfu isterseniz
üzerinize günah yoktur. Arafat’tan geldiğinizde, haram yerinin indinde Allah’ı
hatırlayın. O'nu, o sizi yönlendirdiği gibi hatırlayın.
Kesinlikle ondan önce sapmışlardan olmuştunuz. )
2/199
Summe efidu min haysu efadan nasu vestağfirullah innellahe ğafurun rahim
( Sonra insanların geldikleri yerden gelin ve
Allah’tan af isteyin. Kesinlikle Allah affedendir merhametlidir. )
2/200
Fe iza kadaytum menasikekum fezkurullahe ke zikrikum abekum ev eşedde zikra fe
minen nasi men yekulu rabbena atina fid dunya ve ma lehu fil ahirati min halak
( İbadetlerinizi tamamladığınızda Allah’ı,
babalarınızı hatırladığınız gibi veya daha şiddetli hatırlayın. İnsanlardan kim
"Rab’bimiz bize dünyada ver." derse, ona ahirette nasip yoktur. )
2/201
Ve minhum men yekulu rabbena atina fid dunya haseneten ve fil ahirati haseneten
ve kina azaben nar
( Ve onlardan kimi "Rab’bimiz bize dünyada
güzellik ve ahirette güzellik ver ve bizi ateş azabından koru." der. )
2/202
Ulaike lehum nasibun min ma kesebu vallahu seriul hisab
( İşte onlar, onlara o kazandıklarından nasip
vardır. Allah hızlı hesaplayandır. )
2/203
Vezkurullahe fi eyyamin ma'dudat fe men teaccele fi yevmeyni fe la isme aleyh
ve men teahhara fe la isme aleyh li men itteka vettekullahe va'lemu ennekum
ileyhi tuhşerun
( Adedi belirli günlerde Allah’ı hatırlayın. Kim
iki gün içinde acele ederse, ona günah yoktur. Kim ertelerse ona günah yoktur.
Bu sakınan kimse içindir. Allah’tan sakının. Bilin ki kesinlikle siz O'na
toplanacaksınız. )
2/204
Ve minen nasi men yu'cibuke kavluhu fil hayatid dunya ve yuşhidullahe ala ma fi
kalbih ve huve eleddul hisam
( Ve dünya hayatında insanlardan kiminin sözleri
senin hoşuna gider. O kalbinin içindekine Allah’ı şahit eder. O, düşmanların en
sertidir inatçısıdır. )
2/205
Ve iza tevella sea fil erdi li yufside fiha ve yuhlikel harse ven nesl vallahu
la yuhibbul fesada
( Ve yüz çevirip başa geçtiğinde, yerde bozgun
yapmak, ekini ve nesli helak etmek için çabalar. Allah bozgunu sevmez. )
2/206
Ve iza kile lehuttekillahe ehazethul izzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem ve le
bi'sel mihad
( Ona "Allah’tan sakın." denildiğinde,
saygınlık üstün kudret onu günaha haiz kılar. Artık onun gereği cehennemdir. Ne
kötü döşektir. )
2/207
Ve minen nasi men yeşri nefsehubtiğae merdatillah vallahu raufun bil ibad
( Ve insanlardan kimi nefsini Allah rızasını,
hoşnutluğunu aramaya feda eder. Allah kullarına esirgeyendir. )
2/208
Ya eyyuhellezine amenudhulu fis silmi kaffeh ve la tettebiu hutuvatuş şeytan
innehu lekum aduvvun mubin
( Ey o inananlar, hepiniz topluca barışın içine
girin. Şeytanın adımlarına tabi olmayın. Kesinlikle o sizlere apaçık düşmandır.
)
2/209
Fe in zeleltum min ba'di ma caetkumul beyyinatu fa'lemu ennellahe azizun hakim
( Eğer size açık deliller olarak o gelenden
sonra kayarsanız, bilin ki kesinlikle Allah yücedir hakimdir. )
2/210
Hel yenzurune illa en ye'tiyehumullahu fi zulelin minel ğamami vel melaiketu ve
kudiyel emr ve ilellahi turceul umur
( Onlar, ille de Allah ve melekler onlara
buluttan gölgeliklerin içinde gelsin de iş yapılsın diye mi bakarlar? Ve işler
Allah’a döndürülür. )
2/211
Sel beni israile kem ateynahum min ayetin beyyineh ve men yubeddil ni'metellahi
min ba'di ma caethu fe innellahe şedidul ikab
( İsrailoğullarına, onlara açık delil olarak
ayetlerden ne kadar verdiğimizi sual et. Kim, ona o getirilenlerden sonra,
Allah’ın nimetini değiştirirse, kesinlikle Allah azabı şiddetli olandır. )
2/212
Zuyyine lillezine keferul hayatud dunya ve yesharune minellezine amenu
vellezinettekav fevkahum yevmel kiyameh vallahu yerzuku men yeşau bi ğayri
hisab
( Dünya hayatı o inkar edenler için süslendi. O
inananlardan alay edinirler. Ayağa kalkış gününde o sakınanlar onların
üstlerindedirler. Allah dilediği kimseyi hesapsızca rızıklandırır. )
2/213
Kanen nasu ummeten vahideten fe beasellahum nebiyyine mubeşşirine ve munzirine
ve enzele meahumul kitabe bil hakki li yahkume beynen nasi fimahtelefu fih ve
mahtelefe fihi illellezine utuhu min ba'di ma caethumul beyyinatu bağyen
beynehum fe hedellahullezine amenu limahtelefu fihi minel hakki bi iznih
vallahu yehdi men yeşau ila siratin mustekim
( İnsanlar tek topluluktular. Allah onlara müjdeleyen
ve uyaran haberciler gönderdi. O ihtilaf ettikleri hakkında insanlar arasında
hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçek olarak kitabı indirdi. Onlara açık
deliller olarak o getirilenden sonra, sadece onu alanlar aralarında azgınlıkla
ihtilaf ettiler. Böylece Allah o inananları, kendi izni ile, hakkında ihtilaf ettikleri gerçeğe yönlendirdi. Allah
dilediğini doğru yola yönlendirir. )
2/214
Em hasibtum en tedhulul cennete ve lemma ye'tikum meselullezine halev min
kablikum messethumul be'sau ved darrau ve zulzilu hatta yekuler rasulu
vellezine amenu mea hu meta nasrullah e la inne nasrallahi karib
( Yoksa o sizden önce gelip geçenlerin misali
size yetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara kötülük ve darlık
dokundu da sarsıldılar. Nihayet resul ve o onunla birlikte inananlar
"Allah’ın yardımı ne zamandır?" dediler. İyi bilin ki Allah’ın
yardımı kesinlikle yakındır. )
2/215
Yes'eluneke maza yunfikun kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel
akrabine vel yetama vel mesakini vebnis sebil ve ma tef'alu min hayrin fe
innellahe bihi alim
( Sana, neyi harcasınlar, ne harcanmalı diye
sual ederler. De ki: "O hayırlısından harcadıklarınız ana baba, yakınlar,
yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar içindir. Hayırlısından ne yaparsanız
kesinlikle Allah onu bilendir." )
2/216
Kutibe aleykumul kitalu ve huve kurhun lekum ve asa en tekrahu şey'en ve huve
hayrun lekum ve asa en tuhibbu şey'en ve huve şerrun lekum vallahu ya'lemu ve
entum la ta'lemun
( Savaş üzerinize yazıldı. O size hoş
olmayandır, zorlanmadır. Ve ola ki siz
bir şeyi istemezsiniz, bir şeyden hoşlanmazsınız, o size hayırlı olabilir. Ola
ki siz bir şeyi seversiniz, o size kötü olabilir. Allah bilir de sizler
bilmezsiniz. )
2/217
Yes'eluneke aniş şehril harami kitalin fih kul kitalun fihi kebir ve saddun an
sebilillahi ve kufran bihi vel mescidil harami ve ihracu ehlihi minhu ekberu
indellah vel fitnetu ekberu minel katl ve la yezalune yukatilunekum hatta
yeruddukum an dinikum inistetau ve men yertedid minkum an dinihi fe yemut ve
huve kafirun fe ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahirah ve ulaike ashabun
nar hum fiha halidun
( Sana savaşın, içinde haram olduğu aydan sual
ederler. De ki: "Onun içinde savaşmak büyük günahtır. Allah yolunda
engellemek, O'nu ve Mescid-i Haram’ı
inkar etmek, sahiplerini ondan çıkarmak Allah’ın indinde daha büyük günahtır.
Fitne öldürmekten daha büyük günahtır." Eğer istidatları olsa, sizi
dininizden döndürene kadar savaşmaktan geri durmazlar. Sizden kim dininden
dönerse ve inkarcı olarak ölürse işte onlar, onların çalışmaları dünyada ve
ahirette boşa gitmiştir. İşte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar onun içinde
ebedidirler. )
2/218
İnnellezine amenu vellezine haceru ve cahedu fi sebilillahi ulaike yercune
rahmetellah vallahu ğafurun rahim
( O inananlar, göç edip ayrılanlar, Allah
yolunda cihad edenler, işte kesinlikle onlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah
affedendir merhametlidir. )
2/219
Yes'eluneke anil hamri vel meysir kul fihima ismun kebirun ve menafiu lin nasi
ve ismuhuma ekberu min nef'ihima ve yes'eluneke maza yunfikun kulil afv
kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun
( Sana şaraptan ve kumardan sual ederler. De ki:
"Onlarda insanlar için büyük günah ve faydalar vardır. Onların günahları
faydalarından daha büyüktür." Sana neyi harcayacaklarını sual ederler. De
ki: "Fazlasını ve iyisini." İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar.
Umulur ki düşünürsünüz. )
2/220
Fid dunya vel ahirah ve yes'eluneke anil yetama kul islahul lehum hayr ve in
tuhalituhum fe ihvanukum vallahu ya'lemul mufside minel muslih ve lev şaellahu
lea'netekum innellahe azizun hakim
( Dünyada ve ahirette ve sana yetimlerden sual
ederler. De ki: "Onların iyileştirilmesi hayırlıdır. Eğer onlara karışıp,
ortak olursanız onlar kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu, iyileştirenden bilir.
Şayet Allah dileseydi sizi lanetlerdi. Kesinlikle Allah yücedir hakimdir."
)
2/221
Ve la tenkihul muşrikati hatta yu'minn ve le emetun mu'minetun hayrun min
muşriketin ve lev a'cebetkum ve la tunkihul muşrikine hatta yu'minu ve le abdun
mu'minun hayrun min muşrikin ve lev a'cebekum ulaike yed'une ilen nar vallahu
yed'u ilel cenneti vel mağfirati bi iznih ve yubeyyinu ayatihi lin nasi
leallehum yetezekkerun
( Ve ortak koşan kadınları onlar inanana kadar
nikahlamayın. İnanan cariye, hoşunuza gitse bile ortak koşan kadından daha
hayırlıdır. Ortak koşan kadını inanana kadar nikahlamayın. İnanan kul, şayet
hoşunuza gitse bile ortak koşandan daha hayırlıdır. İşte onlar ateşe
çağırırlar. Allah cennete ve kendi izni ile affa çağırır. Ayetlerini insanlara
açıklar. Umulur ki onlar hatırlarlar. )
2/222
Ve yes'eluneke anil mehiyd kul huve ezen fa'tezilun nisae fil mehiydi ve la
takrabuhunne hatta yathurn fe iza tetahherne fe'tuhunne min haysu emerakumullah
innellahe yuhibbut tevvabine ve yuhibbul mutetahhirin
( Ve sana aybaşından sual ederler. De ki:
"O eziyettir." O halde aybaşı içindelerken kadınlardan uzaklaşın.
Onlar temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendiklerinde, onlara
Allah’ın size emrettiği yerden yetin. Kesinlikle Allah tevbekarları ve temizlenenleri
sever. )
2/223
Nisaukum harsun lekum fe'tu harsekum enna şi'tum ve kaddimu li enfusikum
vettekullahe va'lemu ennekum mulakuh ve beşşiril mu'minin
( Kadınlarınız size ekin tarlasıdır. O halde
nasıl dilerseniz ekin tarlanıza yetin. Nefisleriniz için yapın. Allah’tan
sakının. Bilin ki sizler kesinlikle O'na kavuşursunuz. İnananları müjdele. )
2/224
Ve la tec'alullahe urdaten li eymanikum en teberru ve tetteku ve tuslihu beynen
nas vallahu semiun alim
( Ve bağışlamaya, sakınmaya ve insanların arasını
iyileştirmeye, Allah’ı yeminleriniz için hedef kılmayın. Allah duyandır,
bilendir. )
2/225
La yuahizukumullahu bil lağvi fi eymanikum ve lakin yuahizukum bima kesebet
kulubukum vallahu ğafurun halim
( Allah sizi yeminlerinizdeki yanlış boş
sözlerinizden dolayı sorgulamaz. Lakin o kalplerinizin kazandığından dolayı
sorgular. Allah affedendir yumuşaktır. )
2/226
Lillezine yu'lune min nisaihim terabbusu erbeati eşhur fe in fau fe innellahe
ğafurun rahim
( O kadınlarından uzak duranlar için beklemeleri
dört aydır. Böylece eğer yanlış yaparlarsa kesinlikle Allah affedendir
merhametlidir. )
2/227
Ve in azemut talaka fe innellahe semiun alim
( Ve eğer boşamaya azmetmişlerse kesinlikle
Allah duyandır, bilendir. )
2/228
Vel mutallekatu yeterabbasne bi enfusihinne selasete kuru ve la yehillu lehunne
en yektumune ma halekallahu fi erhamihinne in kunne yu'minne billahi vel yevmil
ahir ve buuletuhunne ehakku bi raddihinne fi zalike in eradu islaha ve lehunne
mislullezi aleyhinne bil ma’rufi ve lir ricali aleyhinne deraceh vallahu azizun
hakim
( Ve boşanan kadınlar nefisleri için üç adet
süresi beklerler. Eğer Allah’a ve sonraki güne inanıyorlarsa, Allah’ın
rahimlerinin içinde o yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Eğer
iyileştirmeyi isterlerse, kocalarının onları eş yapıp geri almaları bu konuda
onların menfaatine daha gerçektir. Onlara olanın aynısı iyilikle onların da
üzerinedir. Erkekler için o kadınların üzerine derece vardır. Allah yücedir
hakimdir. )
2/229
Et talaku merratani fe imsakum bi ma'rufin ev tesrihum bi ihsan ve la yehillu
lekum en te'huzu min ma ateytumuhunne şey'en illa en yehafa en la yukima
hududellah fe in hiftum en la yukima hududellahi fe la cunaha aleyhime fi
meftedet bih tilke hududullahi fe la ta’teduha ve men yeteadde hududellahi fe ulaike
humuz zalimun
( Boşamak iki keredir. Böylece onları iyilikle,
bilinen şekilde tutmak veya salmaktır. Eğer, Allah’ın hududunda durmamalarından
korkmaları haricinde, onlara o verdiklerinizden bir şeyler alırsanız size helal
olmaz. Eğer Allah’ın hududunda durmamalarından korkarsanız, o verdiğinde
onların üzerlerine günah yoktur. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. O halde
hudutları aşmayın. Kim Allah’ın hudutlarını aşarsa, artık onlar zalimlerdir. )
2/230
Fe in tallekaha fe la tehillu lehu min ba'du hatta tenkiha zevcen ğayrah fe in
tallekaha fe la cunaha aleyhima en yeteracea in zanna en yukima hududellah ve
tilke hududullahi yubeyyinuha li kavmin ya'lemun
( Eğer onu boşarsa, ondan sonra başka eş ile
nikahlanana kadar ona helal olmaz. Eğer onu boşar da Allah’ın hududunda
duracaklarını zannederlerse, birbirlerine geri dönmelerinde onlara günah
yoktur. Bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Onları bilen kavim için açıklar. )
2/231
Ve iza tallaktumun nisae fe belağne ecelehunne fe emsikuhunne bi ma'rufin ev
serrihuhunne bi ma'rufin ve la tumsikuhunne diraran li ta'tedu ve men yef'al
zalike fe kad zaleme nefseh ve la tettehizu ayatillahi huzuven vezkuru
ni'metellahi aleykum ve ma enzele aleykum minel kitabi vel hikmeti yeizukum bih
vettekullahe va'lemu ennellahe bi kulli şey'in alim
( Ve kadınları boşadığınızda, vadelerine
eriştiklerinde onları iyilikle, bilinen şekilde tutun veya iyilikle, bilinen
şekilde salın. Azıp da hududu aşmak için onları zarar vererek tutmayın. Kim
böyle yaparsa, nefsine zulmeder. Allah’ın ayetlerini alay edinmeyin. Allah’ın
üzerinize olan nimetini, kitaptan o size indirdiğini, size öğüt verdiği sırrı
hatırlayın. Allah’tan sakının ve bilin ki kesinlikle Allah her şeyi bilendir. )
2/232
Ve iza tallaktumun nisae fe belağne ecelehunne fe la ta'duluhunne en yenkihne
ezvacehunne iza teradav beynehum bil ma'ruf zalike yuazu bihi men kane minkum
yu'minu billahi vel yevmil ahir zalikum ezka lekum ve ather vallahu ya'lemu ve
entum la ta'lemun
( Ve kadınları boşadığınızda, vadelerine
eriştiklerinde, aralarında iyilikle rızalaştıklarında eşleri ile nikahlanırlar
diye onlara zarar vermeyin. Bu, o sizlerden Allah’a ve sonraki güne inananlara
öğüttür. Bu size en zekice ve en temiz olandır. Allah bilir de sizler
bilmezsiniz. )
2/233
Vel validatu yurdi'ne evladehunne havleyni kamileyni li men erade en yutimmer
radaah ve alel mevludi lehu rizkuhunne ve kisvetuhunne bil ma'ruf la tukellefu
nefsun illa vus'aha la tudarra validetun bi velediha ve la mevludun lehu bi
veledihi ve alel varisi mislu zalik fe in erada fisalen an teradin minhuma ve
teşavurin fe la cunaha aleyhima ve in eradtum en testerdiu evladekum fe la
cunaha aleykum iza sellemtum ma ateytum bil ma'ruf vettekullahe va'lemu
ennellahe bima ta'melune basir
( Ve anneler, emzirilmesinin tamamlanmasını
isteyenler için, çocuklarını tam olarak iki sene emzirirler. O kadının rızkı ve
giyeceği, iyilikle, bilinen şekilde çocuğu olan kimseyedir. Nefsi genişliği
haricinde kefil yapmayın. Anne ve çocuğu olan kişi çocuğundan dolayı darlıkta
kalıp zarar görmesin. Bunun aynısı da varisin üzerinedir. Eğer birbirlerine
danışıp, rızalaşarak emzirmeden ayırmak isterlerse onlara günah yoktur. Eğer
çocuklarınızın emzirilmesini isterseniz, o verdiklerinizi iyilikle, bilinen
şekilde teslim ettiğinizde size günah yoktur. Allah’tan sakının ve bilin ki
kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )
2/234
Vellezine yuteveffevne minkum ve yezerune ezvacen yeterabbasne bi enfusihinne
erbeate eşhurin ve aşra fe iza belağne ecelehunne fe la cunaha aleykum fima
fealne fi enfusihinne bil ma'ruf vallahu bima ta'melune habir
( Ve o sizlerden vefat edip de eşler
bırakanların kadınları, nefislerine dört ay on gün beklerler. Vadelerine
ulaştıklarında, nefisleri hakkında o iyilikle yaptıklarından üzerinize günah
yoktur. Allah ne yaptığınızdan haberdardır.
)
2/235
Ve la cunaha aleykum fima arradtum bihi min hitbetin nisai ev eknentum fi
enfusikum alimellahu ennekum se tezkurunehunne ve lakin la tuvaiduhunne sirran
illa en tekulu kavlen ma'rufa ve la ta'zimu ukdeten nikahi hatta yebluğal
kitabu eceleh va'lemu ennellahe ya'lemu ma fi enfusikum fahzeruh va'lemu
ennellahe ğafurun halim
( Ve o nikahlanma söyleminizden kadınlara sunduğunuz veya nefislerinizde gizleyip sakladığınız
hakkında üzerinize günah yoktur. Allah onları hatırlayacağınızı kesinlikle
bilir. Lakin iyi, bilinen söz söylemenin haricinde onlarla gizlice
vaadleşmeyin. Yazılmış vadesine ulaşana kadar nikah akdine azmetmeyin. Bilin ki
Allah o nefislerinizin içinde olanı kesinlikle bilir. O halde O’ndan çekinin,
korkun. Bilin ki kesinlikle Allah affedendir yumuşaktı. )
2/236
La cunaha aleykum in talaktumun nisae ma lem temessuhunne ev tefridu lehunne
feridah ve mettiuhunn alel musii kaderuhu ve alel muktiri kaderuh metaan bil
ma'ruf hakkan alel muhsinin
( Eğer onlara dokunmadan veya onlara farz ve takdir
edileni farz kılmadan, takdir etmeden kadınları boşarsanız, üzerinize günah
yoktur. Geniş olan kendi ölçüsü ile ve dar olan kendi ölçüsü ile, iyilikle
fayda olarak faydalandırsın. Bu iyilik yapanlar üzerine gerçektir. )
2/237
Ve in tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne ve kad feradtum lehunne
feridaten fe nisfu ma feradtum illa en ya'fune ev ya'fuvellezi bi yedihi
ukdetun nikah ve en ta'fu akrabu lit takva ve la tensevul fadle beynekum
innellahe bima ta'melune basir
( Ve eğer onlara dokunmadan ve farz olanı farz
kılmadan kadınları boşarsanız borç, nikah akdi elinde olanın veya kadınların
bağışlamaları haricinde o gönderdiğinizin yarısıdır. Eğer erkekler, siz
bağışlarsanız sakınmaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü unutmayın.
Kesinlikle Allah ne yaptığınızı görendir. )
2/238
Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitin
( Duaları ve orta duayı gözetip koruyun. Allah
için saygılı durup itaat ederek ayağa kalkın. )
2/239
Fe in hiftum fe ricalen ev rukbana fe iza emintum fezkurullahe ke ma allemekum
ma lem tekunu ta'lemun
( Eğer korkarsanız, ayakta veya binmiş iken,
güvende olduğunuzda, Allah’ı, o bilmiyor olduklarınızı size öğrettiği gibi
hatırlayın. )
2/240
Vellezine yuteveffevne minkum ve yezerune ezvaca vesiyyeten li ezvacihim metaan
ilel havli ğayra ihrac fe in haracne fe la cunaha aleykum fi ma fealne fi
enfusihinne min ma'ruf vallahu azizun hakim
( Ve o sizden vefat edip de eşler bırakanlar,
eşlerine evden çıkmadan bir sene yetecek kadar fayda vasiyet ederler. Eğer
çıkarlarsa nefislerine o iyisinden, bilineninden yaptıkları hakkında üzerinize
günah yoktur. Allah yücedir hakimdir. )
2/241
Ve lil mutallekati metaun bil ma'ruf hakkan alel muttekin
( Ve boşanmış kadınlar için iyilikle, bilinen
şekilde faydalandırma sakınanların üzerine gerçektir. )
2/242
Kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihi leallekum ta'kilun
( Allah ayetlerini sizlere işte böyle açıklar.
Umulur ki akıl edersiniz. )
2/243
E lem tera ilellezine haracu min diyarihim ve hum ulufun hazeral mevti fe kale
lehumullahu mutu summe ahyahum innellahe le zu fadlin alen nasi ve lakinne
ekseran nasi la yeşkurun
( O yurtlarından çıkanları görmez misiniz? Onlar
binlerceydiler. Ölümden korkarlardı. Allah onlara “Ölün.” dedi. Sonra onları
diriltti. Kesinlikle Allah insanlar üzerine üstünlük, lütuf sahibidir. Lakin
insanların çoğunluğu şükretmezler. )
2/244
Ve katilu fi sebilillah va'lemu ennellahe semiun alim
( Ve Allah yolunda savaşın. Bilin ki kesinlikle
Allah duyandır, bilendir. )
2/245
Menzellezi yukridullahe kardan hasenen fe yudaifehu lehu ad'afen kesirah
vallahu yakbidu ve yebsut ve ileyhi turceun
( Kim Allah’a
güzel borcu borç verirse, ona kat kat çokça artırır. Allah daraltıp
meşakkat verir ve genişlik verir ve O'na döndürülürsünüz. )
2/246
E lem tera ilel melei min beni israile min ba'di musa iz kalu li nebiyyin
lehumub'as lena meliken nukatil fi sebilillah kale hel aseytum in kutibe
aleykumul kitalu en la tukatilu kalu ve ma lena en la nukatile fi sebilillahi
ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina fe lemma kutibe aleyhimul kitalu
tevellev illa kalilen minhum vallahu alimun biz zalimin
( Musa’dan sonra İsrailoğullarından ileri
gelenleri görmedin mi? "Onlara karşı bize hükümdar gönder de Allah yolunda
savaşalım." dediler. "Asilik mi edersiniz? Eğer üzerinize savaş yazıldıysa
savaşmaz mısınız?" dedi. "Ne oluyor bize ki, yurtlarımızdan ve
çocuklarımızdan çıkarılmışken Allah yolunda savaşmayalım?" dediler.
Üzerlerine savaş yazıldığında ise onlardan azı haricinde yüz çevirdiler. Allah
zalimleri bilendir. )
2/247
Ve kale lehum nebiyyuhum innellahe kad bease lekum talute melika kalu enna
yekunu lehul mulku aleyna ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu'te seaten
minel mal kale innellahestafahu aleykum ve zadehu bestaten fil ilmi vel cism
vallahu yu'ti mulkehu men yeşa vallahu vasiun alim
( Ve habercileri onlara, "Kesinlikle Allah
size Talut’u hükümdar olarak gönderdi." dedi. "O'na bizim üzerimize mülkiyet, hükümdarlık nasıl
olur? Bizler mülk olarak O'ndan daha
gerçeğiz ve maldan genişlik de verilmemiştir." dediler. "O'nu üzerinize kesinlikle Allah seçti ve O'nu ilimde ve cisimde ziyade kıldı." dedi.
Allah mülkünü dilediğine verir. Allah geniştir bilendir. )
2/248
Ve kale lehum nebiyyuhum inne ayete mulkihi en ye'tiyekumut tabutu fihi
sekinetun min rabbikum ve bekiyyetun min ma terake alu musa ve alu harune
tahmiluhul melaikeh inne fi zalike le ayeten lekum in kuntum mu'minin
( Ve habercileri onlara, "O'nun mülkünün,
hükümdarlığının ayeti, size içinde Rab’binizden sükunet olan, Musa’nın ve
Harun’un ailesinin terkettiklerinden bakiye olan tabutla gelmesidir. Onu
melekler taşıyacaktır. Eğer inananlarsanız, bunun içinde kesinlikle size ayet
vardır." dedi. )
2/249
Fe lemma fesale talutu bil cunudi kale innellahe mubtelikum bi neher fe men
şeribe minhu fe leyse minni ve men lem yat'amhu fe innehu minni illa men
iğterafe gurfeten bi yedih fe şeribu minhu illa kalilen minhum fe lemma
cavezehu huve vellezine amenu mea hu kalu la takate lenel yevme bi calute ve
cunudih kalellezine yezunnune ennehum mulakullahi kem min fietin kaliletin ğalebet
fieten kesiraten bi iznillah vallahu meas sabirin
( Talut ordusu, askerleri ile ayrıldığında,
"Kesinlikle Allah sizi nehirle sınar. Ondan kim içerse benden değildir.
Onu yemeyen kimse, o eliyle avuç ölçeği su alanın haricindeki kesinlikle
bendendir." dedi. Ondan onlardan ancak azı içtiler. O ve O'nunla birlikte inananlar onu geçtiklerinde,
"Bugün Calut’a ve ordusuna asla takatimiz yoktur." dediler.
Kesinlikle o Allah’a kavuşacaklarını zannedenler "O az olan topluluklar,
Allah’ın izni ile nice çok olan toplulukları yendiler. Allah sabredenlerle
birliktedir." dediler. )
2/250
Ve lemma berazu li calute ve cunudihi kalu rabbena efriğ aleyna sabran ve
sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirin
( Ve Calut ve ordusu için meydana çıktıklarında,
"Rab’bimiz, üzerimize sabır dök, ayaklarımızı, adımlarımızı sabitle ve
inkarcılar kavmine karşı bize yardım et." dediler. )
2/251
Fe hezemuhum bi iznillahi ve katele davudu calute ve atahullahul mulke vel
hikmete ve allemehu min ma yeşa ve lev la def'ullahin nase ba'dahum bi ba'dil
le fesedetil erdu ve lakinnellahe zu fadlin alel alemin
( Böylece Allah’ın izni ile onları hezimete
uğrattılar. Davud Calut’la savaştı. Allah O'na mülkü, hükümdarlığı ve sırrı verdi. O'na o dilediğinden öğretti. Şayet Allah insanları
birbirleriyle savmasaydı yer bozguna bulanırdı. Lakin kesinlikle Allah
alemlerin üzerine üstünlük ve lütuf sahibidir. )
2/252
Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk ve inneke le minel murselin
( Bunlar, senin üzerine gerçek ile okuduğumuz
Allah’ın ayetleridir. Kesinlikle sen gönderilenlerdensin. )
2/253
Tilker rusulu faddalna ba'dahum ala ba'd minhum men kellemellahe ve rafea
ba'dahum deracat ve ateyna iysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhil
kudus ve lev şaellahu maktetelellezine min ba'dihim min ba'di ma caethumul
beyyinatu ve lakinihtelefu fe minhum men amene ve minhum men kefar ve lev
şaellahu maktetelu ve lakinnellahe yef'alu ma yurid
( İşte o resulleri, bazılarını bazılarına üstün
kıldık. Allah onlardan kimiyle konuştu ve bazılarını derecelerle yükseltti.
Meryem oğlu İsa’ya açık deliller verdik. O'nu kutsal ruh ile destekleyip kuvvetlendirdik.
Şayet Allah dileseydi, onlardan sonrakiler, onlara getirdiğimiz açık
delillerden sonra savaşmazlardı. Lakin ihtilafa düştüler. Böylece onlardan kimi
inandı, kimi de inkar etti. Şayet Allah dileseydi savaşmazlardı. Lakin
kesinlikle Allah ne isterse yapar. )
2/254
Ya eyyuhellezine amenu enfiku min ma rezaknakum min kabli en ye'tiye yevmun la
bey'un fihi ve la hulletun ve la şefaah vel kafirune humuz zalimun
( Ey o inananlar, içinde karşılıklı alışveriş,
dostluk ve af için vesile olmayan o gün yetmeden önce o sizi
rızıklandırdıklarımızdan harcayın. İnkarcılar onlar zalimlerdir. )
2/255
Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum la te'huzuhu sinetun ve la nevm lehu
ma fis semavati ve ma fil ard men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih ya'lemu
ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yuhiytune bi şey'in min ilmihi illa bima
şa vesia kursiyyuhus semavati vel ard ve la yeuduhu hifzuhuma ve huvel aliyyul
azim
( Haricinde ilah olmayan Allah diridir daimdir.
O'nu uyuklama ve uyku almaz. Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa O’nadır. O’nun
izni haricinde O’nun indinde af için vesile olacak kimdir? Onların önlerinde ve
arkalarında ne varsa bilir. O diledikleri dışındakiler, O’nun ilminden bir şeyi
kuşatıp kavrayamamışlardır. Kürsüsünün genişliği yeri ve gökleri kapsamıştır.
Onların korunması, gözetimi O’nu zora sokmaz. O uludur yücedir. )
2/256
La ikrahe fid dini kad tebeyyener ruşdu minel ğayy fe men yekfur bit tağuti ve
yu'min billahi fe kad istemseke bil urvetil vuska lenfisame leha vallahu semiun
alim
( Dinde zorlama yoktur. Doğru yanlıştan açığa
çıkmıştır. Kim azgını inkar ederse ve Allah’a
inanırsa artık sağlam kulba tutunmuştur. O ona asla kopmaz. Allah
duyandır, bilendir. )
2/257
Allahu veliyyullezine amenu yuhricuhum minez zulumati ilen nur vellezine keferu
evliyauhumut tağutu yuhricunehum minen nuri ilez zulumati ulaike ashabun nar
hum fiha halidun
( Allah o inananların dostudur. Onları
karanlıklardan aydınlığa çıkarır. O inkar edenler, onların dostları azgındır ki
onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateşin sahipleridirler. Onlar
onun içinde ebedidirler. )
2/258
E lem tera ilellezi hacce ibrahime fi rabbihi en atahullahul mulk iz kale
ibrahimu rabbiyellezi yuhyi ve yumitu kale ene uhyi ve umit kale ibrahimu fe
innellahe ye'ti biş şemsi minel meşriki fe'ti biha minel mağribi fe buhitellezi
kefer vallahu la yehdil kavmez zalimin
( Allah kendisine mülkü, hükümdarlığı verdi
diye, İbrahim’le Rab’binin hakkında o tartışıp mücadele edeni görmedin mi?
Zamanında İbrahim "O Rab'bim ki diriltir ve öldürür." dedi. "Ben
de diriltirim ve öldürürüm." dedi. "Kesinlikle Allah Güneş’i doğudan
getirir, o halde onu batıdan getir." dedi. Böylece o inkar eden şaşırdı.
Allah zalimler kavmini yönlendirmez. )
2/259
Ev kellezi merra ala karyetin ve hiye haviyetun ala uruşiha kale enna yuhyi
hazihillahu ba'de mevtiha fe ematehullahu miete amin summe beaseh kale kem
lebist kale lebistu yevmen ev ba’da yevm kale bel lebiste miete amin fenzur ila
taamike ve şerabike lem yetesenneh venzur ila himarike ve li nec'aleke ayeten
lin nasi venzur ilel izami keyfe nunşizuha summe neksuha lahma fe lemma
tebeyyene lehu kale a'lemu ennellahe ala kulli şey'in kadir
( Veya tavanları üzerine çökmüş ıssız, boş yatan
şehire o rastlayan, uğrayan gibisini. "Allah bunu ölümünden sonra nasıl
diriltir?" dedi. Böylece Allah onu gerçekten yüz sene öldürdü. Sonra onu
diriltti. "Ne kadar kaldın?" dedi. "Bir gün veya günün bazısı,
bir bölümü kadar kaldım." dedi. "Bilakis gerçekten yüz sene kaldın.
Yemeğine ve içeceğine bak, bozulmamış. Eşeğine bak. Seni insanlar için ayet
kılmak için. Kemiklere bak. Onları nasıl üst üste inşa edip yükseltiyoruz.
Sonra ona et giydiriyoruz." Böylece ona açıklandığında, "Kesinlikle
Allah'ın her şeye gücü yeten olduğunu biliyorum." dedi. )
2/260
Ve iz kale ibrahimu rabbi erini keyfe tuhyil mevta kale e ve lem tu'min kale
bela ve lakin li yatmeinne kalbi kale fe huz erbeaten minet tayri fe surhunne
ileyke summec'al ala kulli cebelin minhunne cuz'en summed'uhunne ye'tineke
sa'ya va'lem ennellahe azizun hakim
( Ve zamanında İbrahim, "Rab’bim ölüleri
nasıl diriltirsin bana göster." dedi. "İnanmıyor musun?" dedi.
"Bilakis ve lakin kalbimi tatmin etmek için." dedi. "O halde
kuşlardan dördünü al da onları kendine döndürüp alıştır. Sonra her dağın
üzerine onlardan parçalar oluştur. Sonra onları çağır. Çabalayıp koşarak sana
gelirler. Bil ki kesinlikle Allah yücedir hakimdir." dedi. )
2/261
Meselullezine yunfikune emvalehum fi sebilillahi ke meseli habbetin enbetet
seb'a senabile fi kulli sunbuletin mietu habbeh vallahu yudaifu li men yeşa
vallahu vasiun alim
( O mallarını Allah yolunda harcayanların
misali, yedi başağın içinde bitirip yetiştirdiği tohum tanesi gibidir. Her
başağın içinde yüz tohum tanesi vardır. Allah dilediği kimseye kat kat verir.
Allah geniştir bilendir. )
2/262
Ellezine yunfikune emvalehum fi sebilillahi summe la yutbiune ma enfeku mennen
ve la ezen lehum ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
( O mallarını Allah yolunda harcayanlar, sonra o
harcadıklarını başa kakmazlar. Onlara eziyet vermezler. Onların, Rab’lerinin
indinde ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )
2/263
Kavlun ma'rufun ve mağfiratun hayrun min sadekatin yetbeuha eza vallahu ğaniyyun
halim
( İyi söz ve af, kendisini sıkıntının, eziyetin
takip ettiği sadakadan daha hayırlıdır. Allah ganidir yumuşaktır. )
2/264
Ya eyyuhellezine amenu la tubtilu sadekatikum bil menni vel eza kellezi yunfiku
malehu riaen nasi ve la yu'minu billahi vel yevmil ahir fe meseluhu ke meseli
safvanin aleyhi turabun fe esabehu vabilun fe terakehu salda la yakdirune ala
şey'in min ma kesebu vallahu la yehdil kavmel kafirin
( Ey o inananlar, sadakalarınızı, o malını
insanlara gösteriş olarak harcayan, Allah’a ve sonraki güne inanmayan gibi başa
kakarak ve eziyetle batıl kılmayın. Onun misali, üzerinde toprak olan kayanın
misali gibidir. Ona sağanak yağmur isabet eder de onu kaya olarak terkeder. O
kazandıklarından hiçbir şeye muktedir olamaz, ölçüp değer biçemezler. Allah
inkarcılar kavmini yönlendirmez. )
2/265
Ve meselullezine yunfikune emvalehumubtiğae merdatillahi ve tesbiten min
enfusihim ke meseli cennetin bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha
di'feyn fe in lem yusibha vabilun fe tall vallahu bima ta'melune basir
( Ve o mallarını Allah’ın rızasını arayarak ve
nefislerinden sabitleyerek harcayanların misali yüksek yerdeki bahçenin misali
gibidir. Ona sağanak yağmur isabet etmiştir de yemişlerini iki kat vermiştir.
Eğer yağmur isabet etmeseydi, çisinti olurdu. Allah ne yaptığınızı görendir. )
2/266
E yeveddu ehadukum en tekune lehu cennetun min nehiylin ve a'nabin tecri min
tahtihel enharu lehu fiha min kullis semerati ve esabehul kiberu ve lehu
zurriyyetun duafau fe esabeha i'sarun fihi narin fahterakat kezalike
yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun
( Sizden biri kendisine, altından nehirler akan,
hurmalardan ve üzümlerden bahçe olmasını, ona onun içinde meyvelerin, ürünlerin
hepsinden olmasını, ona yaşlılığın isabet etmesini, zayıf soyun ona olmasını,
içinde ateş olan zorluğun kasırganın ona isabet edip de yanmasını sever mi,
arzular mı? İşte Allah ayetlerini sizlere böyle açıklar. Umulur ki
fikredersiniz. )
2/267
Ya eyyuhellezine amenu enfiku min tayyibati ma kesebtum ve min ma ahracna lekum
minel ard ve la teyemmemul habise minhu tunfikune ve lestum bi ahizihi illa en
tuğmidu fih va'lemu ennellahe ğaniyyun hamid
( Ey o inananlar, o kazandıklarınızın ve size
yerden çıkardıklarımızın temizlerinden harcayın. Onlardan, hakkında övgüler
söylemenizin haricinde gözü kapalı alıcısı olmayacağınız kötüsünü harcamaya
niyetlenmeyin. Bilin ki kesinlikle Allah ganidir övülesidir. )
2/268
Eş şeytanu yeidukumul fakra ve ye'murukum bil fahşa vallahu yeidukum mağfiraten
minhu ve fadla vallahu vasiun alim
( Şeytan size fakirliği, yoksulluğu vaad eder ve
size ahlaksızlığı emreder. Allah size kendisinden ve üstünlüğünden affı vaad
eder. Allah geniştir bilendir. )
2/269
Yu'til hikmete men yeşa’ve men yu'tel hikmete fe kad utiye hayran kesira ve ma
yezzekkeru illa ulul elbab
( Sırrı dilediği kimseye verir. Sır kime
verilirse ona çokça hayır verilmiştir. Onu akılları olanların haricindekiler
hatırlamazlar. )
2/270
Ve ma enfaktum min nefekatin ev nezertum min nezrin fe innellahe ya'lemuh ve ma
liz zalimine min ensar
( Ve harcanacaklardan ne harcadınızsa ve
adaklardan ne adadınızsa, kesinlikle Allah onu bilir. Zalimlere yardımcılardan
yoktur. )
2/271
İn tubdus sadekati fe niimma hi ve in tuhfuha ve tu'tuhel fukarae fe huve
hayrun lekum ve yukeffiru ankum min seyyiatikum vallahu bima ta'melune habir
( Eğer sadakaları ortaya çıkarır verirseniz, o
nimettir. Eğer onu gizlerseniz ve onu fakirlere verirseniz o size daha
hayırlıdır ve size kötülüklerinizi örter. Allah ne yaptığınızdan haberdardır. )
2/272
Leyse aleyke hudahum ve lakinnellahe yehdi men yeşa ve ma tunfiku min hayrin fe
li enfusikum ve ma tunfikune illebtiğae vechillah ve ma tunfiku min hayrin
yuveffe ileykum ve entum la tuzlemun
( Onların yönlendirilmesi senin üzerine
değildir. Lakin kesinlikle Allah dilediği kimseyi yönlendirir. Hayırlısından ne
harcarsanız nefisleriniz içindir. Allah’ın yüzünü aramanın haricinde
harcamazsınız. Hayırlısından ne harcarsanız, size vefa edilir. Sizler
zulmedilmezsiniz. )
2/273
Lil fukaraillezine uhsiru fi sebilillahi la yesteti'une darben fil erdi
yahsebuhumul cahilun ağniyae minet teaffuf ta'rifuhum bi simahum la yes'elunen
nase ilhafa ve ma tunfiku min hayrin fe innellahe bihi alim
( O yerde gezmeye istidatları olmayan, Allah
yolunda mahsur kalmış fakirleri, iffetli namuslu olduklarından dolayı cahiller
onları zengin sanarlar. Onları simalarından tanırsın. İsrarla isteyerek
insanlara sual etmezler. Hayırlısından ne harcarsanız kesinlikle Allah onu
bilendir. )
2/274
Ellezine yunfikune emvalehum bil leyli ven nehari sirran ve alaniyeten fe lehum
ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
( O mallarını gecede ve gündüzde, gizlice ve
açıkça harcayanlar, onlara Rab’lerinin indinde ödülleri vardır. Onların
üzerlerine korku yoktur. Onlar hüzünlenmezler. )
2/275
Ellezine ye'kuluner riba la yekumune illa kema yekumullezi yetehabbetuhuş
şeytanu minel mess zalike bi ennehum kalu innemel bey'u mislur riba ve
ehallellahul bey'a ve harramer riba fe min caehu mevizatun min rabbihi fenteha
fe lehu ma selef ve emruhu ilellah ve men ade fe ulaike ashabun nar hum fiha
halidun
( O prim yiyenler, onlara şeytanın dokunuştan
çarptığı ayağa kalkanlar gibi olmasının haricinde ayağa kalkmazlar. Bu
kesinlikle onların, "Alışveriş kesinlikle primin aynısıdır."
demelerindendir. Allah alışverişi helal kıldı, primi haram kıldı. Kendisine
Rab’lerinden öğüt gelip de ondan vazgeçene, geçmişte olanlar ona ve işi Allah’a
dır. Kim adetine geri dönerse, işte onlar ateşin sahipleridirler. Onlar onun
içinde ebedidirler. )
2/276
Yemhakullahur riba ve yurbis sadekat vallahu la yuhibbu kulle keffarin esim
( Allah primi imha eder, mahveder. Sadakaları
bereketlendirir. Allah günahkar inkarcıların hiçbirini sevmez. )
2/277
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum
ecruhum inde rabbihim ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
( O inananlara, iyilikler yapanlara, duaya
kalkanlara, zekatı verenlere, Rab’lerinin indinde onlara kesinlikle ödülleri
vardır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler. )
2/278
Ya eyyuhellezine amenuttekullahe ve zeru ma bekiye miner riba in kuntum
mu'minin
( Ey o inananlar, Allah’tan sakının. Ve eğer
inananlarsanız, primden ne bakiye kaldıysa bırakın. )
2/279
Fe in lem tef'alu fe'zenu bi harbin min allahi ve rasulih ve in tubtum fe lekum
ruusu emvalikum la tazlimune ve la tuzlemun
( Eğer yapmazsanız, artık Allah’tan ve
resulünden harbi sezin. Eğer tevbe ederseniz, mallarınızın başları sizedir.
Zulmetmezsiniz ve zulmedilmezsiniz. )
2/280
Ve in kane zu usretin fe neziratun ila meyserah ve en tesaddeku hayrun lekum in
kuntum ta'lemun
( Ve eğer zorlukta, darlıkta ise, kolaylığına
kadar süre verip gözetin. Eğer bilirseniz, sadaka etmeniz size daha hayırlıdır.
)
2/281
Vetteku yevmen turceune fihi ilellahi summe tuveffa kulli nefsin ma kesebet ve
hum la yuzlemun
( İçinde Allah’a
döndürüleceğiniz günden sakının. Sonra tüm nefislere ne kazandılarsa
vefa edilir. Onlara zulmedilmez. )
2/282
Ya eyyuhellezine amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelin musemmen fektubuh
vel yektub beynekum katibun bil adli ve la ye'be katibun en yektube kema
allemehullahu fel yektub vel yumlilillezi aleyhil hakku vel yettekillahe
rabbehu ve la yebhas minhu şey'a fe in kanellezi aleyhil hakku sefihen ev
daiyfen ev la yesteti'u en yumille huve fel yumlil veliyyuhu bil adl vesteşhidu
şehideyni min ricalikum fe in lem yekuna raculeyni fe raculun vemraetani min
men terdavne mineş şuhedai en tedille ihdahuma fe tuzekkira ihdahumel uhra ve
la ye'beş şuhedau iza ma duu ve la tes'emu en tektubuhu sağiran ev kebiran ila
ecelih zalikum aksetu indellahi ve akvemu liş şehadeti ve edna en la tertabu
illa en tekune ticaraten hadiraten tudiruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun
en la tektubuha ve eşhidu iza tebaya'tum ve la yudarra katibun ve la şehid ve
in tef'alu fe innehu fusukun bikum vettekullah ve yuallimukumullah vallahu bi
kulli şey'in alim
( Ey o inananlar, isimlendirimiş belirli vadeye
kadar borç alışverişi yaptığınızda, o kıymetli şeyi, onu yazın. Aranızdan
yazıcı olan adalet ile yazsın. Yazıcı Allah’ın o ona öğrettiği gibi yazmaktan
kaçınıp diretmesin de yazsın. Üzerinde gerçek olan, Rab’bi Allah’tan sakınan,
ondan bir şeyi kaçırıp, eksiltmesin de yazsın. O üzerinde gerçek olan akılsız
veya zayıf küçük çocuk veya onu yazmaya istidatı olmayan ise, o halde onun
dostu adaletle yazsın. Erkeklerinizden iki şahit yapın. Eğer iki erkek olmazsa,
bir erkek ve iki kadın. Şahitlerden, doğruluktan sapmak hoşuna giden birine,
doğruluğu onlardan bir diğeri hatırlatsın. O çağrıldıklarında, şahitler
kaçınıp, diretmesinler. Onu küçük veya büyük vadesine kadar yazmaktan
usanmayın. Bu Allah’ın indinde en adili en doğrusu, şahitlik için en sağlamı ve
şüphelenmemeniz için de en yakınıdır. İdare edeceğiniz hazırda ticaret olması
haricinde, onu aranızda döndürün. Bu
durumda onu yazmamanızda size günah yoktur. Alışveriş yaptığınızda, şahitlik
yaptırın da ne yazan ne de şahit zarar görmesin. Eğer yaparsanız kesinlikle o
size günah olur. Allah’tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi
bilendir. )
2/283
Ve in kuntum ala seferin ve lem tecidu katiben fe rihanun makbudah fe in emine
ba'dukum ba'dan fel yueddillezi tumine emanetehu vel yettekillahe rabbeh ve la
tektumuş şehadeh ve men yektumha fe innehu asimun kalbuh vallahu bima ta'melune
alim
( Eğer seferdeyseniz ve yazıcı bulamazsanız,
rehin alma onun belgesi olur. Eğer birbirinizden eminseniz, emin addedilen
emanetini ödesin ve Rab’bi Allah’tan sakınsın. Şahitliği gizlemeyin. Onu
gizleyen kimse, kesinlikle o kalbi günahkar olandır. Allah ne yaptığınızı
bilendir. )
2/284
Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve in tubdu ma fi enfusikum ev tuhfuhu
yuhasibkum bihillah fe yağfiru li men yeşau ve yuazzibu men yeşa vallahu ala
kulli şey'in kadir
( Göklerde ve yerde ne varsa Allah içindir. Eğer
nefislerinizin içindekini açıklarsanız veya gizlerseniz, Allah sizi onunla hesaba
çeker. Dilediği kimseye af eyler ve dilediği kimseye azap eder. Allah her şeye
gücü yetendir. )
2/285
Amener rasulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun kullun amene billahi
ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih la nuferriku beyne ehadin min rusulih ve
kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masir
( Resul kendisine Rab’binden o indirilene
inandı. İnananların hepsi Allah’a, meleklerine, kitabına, resullerine
inandılar. "Resullerinden hiçbirini aralarında ayırmayız. Duyduk ve itaat ettik.
Rab’bimiz senin affını dileriz ve varış yeri sanadır." dediler. )
2/286
La yukellifullahu nefsen illa vus'aha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet
rabbena la tuahizna in nesina ev ahta'na rabbena ve la tahmil aleyna isran kema
hameltehu alellezine min kablina rabbena ve la tuhammilna ma la takate lena bih
va'fu anna vağfir lena verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin
( Allah nefisleri genişliklerinin haricinde
kefil tutmaz. Ne kazandılarsa onlaradır. Kazanmış oldukları onların
üzerlerinedir. "Rab’bimiz eğer unutursak veya hata edersek Rab’bimiz bizi
sorumlu tutup sorgulama. O bizden öncekilerin üzerine yükleyip taşıttığın gibi,
üzerimize ağırlık yükleme Rab’bimiz. O takatımız olmayanı bize yükleme. Bizi
affet ve bize af ve bize rahmet eyle. Sen dostumuzsun. İnkarcılar kavmine karşı
bize yardım et." )