Saturday, May 2, 2026

20 - TAHA

TAHA 20/1 Taha

( Taha  )

20/2 Ma enzelna aleykel kur'ane li teşka

( Kur'an’ı sana, seni meşakkatli bedbaht etmek için indirmedik. )

20/3 İlla tezkiraten li men yahşa

( Ancak o korkan kimseler için hatırlatma olarak. )

20/4 Tenzilen min men halekal erda ves semavatil ula

( O yeri ve yüksek gökleri yaratandan indirme olarak. )

20/5 Er rahmanu alel arşisteva

( O Rahman arşın, tahtın üzerine seviyelendi. )

20/6 Lehu ma fis semavati ve ma fil erdi ve ma beynehuma ve ma tahtes sera

( Göklerde, yerde, onların aralarında ve toprağın altında ne varsa O’nadır. )

20/7 Ve in techer bil kavli fe innehu ya'lemus sirra ve ahfa

( Ve eğer sözde açık olup sesi yükseltirsen, kesinlikle O sırrı ve en gizliyi bilir. )

20/8 Allahu la ilahe illa hu lehul esmaul husna

( Allah, O’nun haricinde ilah yoktur. En güzel isimler O’nadır. )

20/9 Ve hel etake hadisu musa

( Musa’nın haber sözü sana geldi mi? )

20/10 İz raa naran fe kale li ehlihimkusu inni anestu naran lealli atikum minha bi kabesin ev ecidu alen nari huda

( Zamanında ateş gördü de ailesine "Durun, kesinlikle ben ateş gördüm. Umulur ki ben size ondan ateş parçası kor getiririm veya ateşte yönlendirme bulurum" dedi.  )

20/11 Fe lemma etaha nudiye ya musa

( Böylece oraya vardığında seslenildi "Ey Musa." )

20/12 İnni ene rabbuke fahla’na'leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva

( Kesinlikle ben, ben senin Rab’binim. O halde ayakkabını çıkar. Kesinlikle sen kutsal vadi Tuva’dasın. )

20/13 Ve enahtertuke festemi’li ma yuha

( Ve seni seçtim. O halde o vahyedilecekleri dinle. )

20/14 İnneni enallahu la ilahe illa ene fa'budni ve ekimis salate li zikri

( Kesinlikle ben, ben Allah'ım. Benim haricimde ilah yoktur. O halde bana kulluk et ve beni hatırlama için duaya kalk. )

20/15 İnnes saate atiyetun ekadu uhfiha li tucza kulli nefsin bima tes'a

( Kesinlikle saat gelecektir. Her nefsin, o çabalamasından dolayı karşılıklandırılması için onu gizli kılıyorum. )

20/16 Fe la yesuddenneke anha men la yu'minu biha vettebea hevahu fe terda

( O halde, ona inanmayan ve hevesine tabi olan kimseler seni ondan engellemesin döndürmesin. Yoksa kovulup uzaklaştırılırsın, mahvolursun. )

20/17 Ve ma tilke bi yeminike ya musa

( Ve bu sağ elindeki nedir ey Musa? )

20/18 Kale hiye asay etevekkelu aleyha ve ehuşşu biha ala ğanemi ve liye fiha mearibu uhra

( "O asamdır. Ona dayanırım ve onunla koyunlarıma yaprak silkerim. Onda bana başka ihtiyaçlar da vardır." dedi. )

20/19 Kale elkiha ya musa

( "At onu ey Musa." dedi. )

20/20 Fe elkaha fe iza hiye hayyetun tes'a

( Böylece onu bıraktı da o zaman o koşan yılan oldu. )

20/21 Kale huzha ve la tehaf se nuiyduha siratehel ula

( "Onu yakala ve korkma. Onu ilk önceki haline döndüreceğiz." dedi. )

20/22 Vadmun yedeke ila cenahike tahruc beydae min ğayri suin ayeten uhra

( Ve elini koynuna koy. Diğer ayet olarak, kusursuz beyaz çıksın. )

20/23 Li nuriyeke min ayatinel kubra

( Sana ayetlerimizin en büyüklerinden göstermek için. )

20/24 İzheb ila fir'avne innehu tağa

( Firavun’a git. Kesinlikle o azdı. )

20/25 Kale rabbişrah li sadri

( "Rab’bim bana göğsümü genişlet." dedi. )

20/26 Ve yessir li emri

( Ve bana işimi kolaylaştır. )

20/27 Vahlul ukdeten min lisani

( Ve dilimden düğümü çöz. )

20/28 Yefkahu kavli

( Sözümü anlasınlar. )

20/29 Vec'al li veziran min ehli

( Ve ailemden bana yardımcı kıl. )

20/30 Harune ehiy

( Kardeşim Harun’u. )

20/31 Uşdud bihi ezri

( Onunla arkamı şiddetlendir. )

20/32 Ve eşrikhu fi emri

( Ve onu işime ortak et. )

20/33 Key nusebbihake kesira

( “Ki seni çokça övelim." )

20/34 Ve nezkurake kesira

( Ve seni çokça hatırlayalım. )

20/35 İnneke kunte bina besira

( Kesinlikle sen bizi görensin. )

20/36 Kale kad utite su'leke ya musa

( “Sual ettiğin sana verildi ey Musa.” dedi. )

20/37 Ve lekad menenna aleyke merraten uhra

( Ve senin üzerine başka sefer de nimet vermiştik. )

20/38 İz evhayna ila ummike ma yuha

( Zamanında annene o vahyedileni vahyettik. )

20/39 En ikzifihi fit tabuti fakzifihi fil yemmi fel yulkihil yemmu bis sahili ye'huzhu aduvvun li ve aduvvun leh ve elkaytu aleyke mehabbeten minni ve li tusnea ala ayni

( O'nu tabutun içine koyup denize bıraksın da deniz onu sahile atsın diye. Onu bana düşman ve ona düşman olan alsın. Gözetimim de terbiye edilip yetiştirilmen için, senin üzerine benden sevgi attım diye. )

20/40 İz temşi uhtuke fe tekulu hel edullukum ala men yekfuluh fe raca'nake ila ummike key tekarra aynuha ve la tahzen ve katelte nefsen fe necceynake minel ğammi ve fetennake futunen fe lebiste sinine fi ehli medyene summe ci'te ala kaderin ya musa

( Zamanında kızkardeşin yürürdü de "Sizi ona bakacak kişiye yönelteyim mi?" derdi. Böylece seni annene gözü aydın olsun ve hüzünlenmesin diye geri döndürdük. Bir nefsi öldürdün de seni gamdan kurtardık. Seni sınavlarla sınadık da Medyen’in sahipleri içinde senelerce kaldın. Sonra kadere, ölçüye göre geldin ey Musa." )

20/41 Vastana'tuke li nefsi

( Ben seni kendim için isteyip seçtim. )

20/42 İzheb ente ve ehuke bi ayati ve la teniya fi zikri

( Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin. İkiniz de beni hatırlamada gevşemeyin. )

20/43 İzheba ila fir'avne innehu tağa

( Firavun’a gidin. Kesinlikle o azdı. )

20/44 Fe kula lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşa

( Ona yumuşak söz söyleyin. Umulur ki o hatırlar veya korkar. )

20/45 Kala rabbena innena nehafu en yefruta aleyna ev en yatğa

( "Rab’bimiz, kesinlikle biz üzerimize ileri gider diye veya azar diye korkarız." dediler. )

20/46 Kale la tehafa inneni meakuma esmeu ve era

( "Korkmayın, kesinlikle ben sizinle birlikteyim, duyarım ve görürüm." dedi. )

20/47 Fe'tiyahu fe kula inna rasula rabbike fe ersel meana   beni israile ve la tuazzibhum kad ci'nake bi ayetin min rabbik ves selamu ala men ittebeal huda

( O halde, ona yetin de "Kesinlikle biz Rab’binin resulleriyiz. O halde İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder ve onlara azap etme. Sana Rab’binden ayet getirdik. Selam, o yönlendirmeye tabi olan kimselerin üzerinedir." deyin. )

20/48 İnna kad uhiye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella

( Kesinlikle bize, bize azabın kesinlikle o yalanlayanların ve yüz çevirenlerin üzerine olduğu vahyedildi. )

20/49 Kale fe men rabbukuma ya musa

( "O halde kimdir Rab’biniz ey Musa?" dedi. )

20/50 Kale rabbunellezi a'ta kulle şey'in halkahu summe heda

( "Rab’bimiz her şeye yaratılış şeklini veren ve sonra yönlendirendir." dedi. )

20/51 Kale fe ma balul kurunil ula

( "O halde, önceki nesillerin durumu nedir?" dedi. )

20/52 Kale ilmuha inde rabbi fi kitab la yedillu rabbi ve la yensa

( "Onun ilmi Rab’bimin indindeki kitabın içindedir. Rab’bim sapmaz ve unutmaz." dedi. )

20/53 Ellezi ceale lekumul erda mehden ve selek lekum fiha subulen ve enzele mines semai maa fe ahracna bihi ezvacen min nebatin şetta

( Size yeri beşik kılan ve onun içinde size yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Böylece biz de onunla farklı farklı, çeşitli bitkilerden eşler çıkardık. )

20/54 Kulu ver'av en'amekum inne fi zalike le ayatin li ulin nuha

( Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Kesinlikle bunda akıl sahipleri için ayetler vardır. )

20/55 Minha halaknakum ve fiha nuiydukum ve minha nuhricukum taraten uhra

( Sizi ondan yarattık ve sizi ona döndüreceğiz. Sizi başka sefer de ondan çıkaracağız. )

20/56 Ve lekad eraynahu ayatina kulleha fe kezzebe ve eba

( Ve ona ayetlerimizin hepsini gösterdik de yalanladı ve diretti. )

20/57 Kale ec'tena li tuhricena min erdina bi sihrike ya musa

( “Sihirin ile bizi yerimizden çıkarmak için mi bize geldin ey Musa?” dedi. )

20/58 Fe le ne'tiyenneke bi sihrin mislihi fec'al beynena ve beyneke mev'iden la nuhlifuhu nahnu ve la ente mekanen suva

( O halde kesinlikle sana onun aynısından sihir ile geleceğiz. O halde, bizimle senin aranda vade ve yer kıl ki, uygun mekan olarak ona ne bizler ve ne de sen ihtilaf etmeyelim. )

20/59 Kale mev'idukum yevmuz zinet ve en yuhşeran nasu duha

( "Vadeniz insanların kuşluk vakti toplandığı süs günüdür." dedi. )

20/60 Fe tevella fir'avnu fe cemea keydehu summe eta

( Firavun yüz çevirdi de hilelerini tuzaklarını topladı. Sonra geldi. )

20/61 Kale lehum musa vey lekum la tefteru alellahi keziben fe yushitekum bi azab ve kad habe men iftera

( Musa onlara "Vay size, Allah’a  yalan uydurmayın. Yoksa sizi azap ile hışıma uğratır. Uyduran kimse zarara uğramıştır." dedi. )

20/62 Fe tenazeu emrahum beynehum ve eserrun necva

( Onlar işlerini aralarında tartıştılar ve gizli fısıldaşarak gizlediler. )

20/63 Kalu in hazani le sahirani yuridani en yuhricakum min erdikum bi sihrihima ve yezheba bi tarikatikumul musla

( "Kesinlikle bu ikisi, iki sihir yapandır. İkisi, sihirleriyle sizi yerinizden çıkarmayı ve örnek olan yolunuzu gidermeyi isterler." dediler. )

20/64 Fe ecmiu keydekum summe'tu saffa ve kad eflehal yevme men ista'la

( O halde, hilelerinizi tuzaklarınızı toplayın. Sonra saflar halinde gelin. Bugün üstün olabilen iflah olmuştur. )

20/65 Kalu ya musa imma en tulkiye ve imma en nekune evvele men elka

( Ey Musa, ya sen atarsın ve ya da ilk atan kimseler oluruz dediler. )

20/66 Kale bel elku fe iza hibaluhum ve isiyyuhum yuhayyelu ileyhi min sihrihim enneha tes'a

( "Bilakis, atın." dedi. O zaman onların ipleri ve asaları, sihirlerinden dolayı kesinlikle onlar ona koşuyorlarmış gibi hayal ettirildiler. )

20/67 Fe evcese fi nefsihi hiyfeten musa

( Böylece, Musa nefsinin içinde korkuyu hissetti. )

20/68 Kulna la tehaf inneke entel a'la

( "Korkma, kesinlikle sen, sen üstünsün." dedik. )

20/69 Ve elki ma fi yeminike telkaf ma saneu innema saneu keydu sahir ve la yuflihus sahiru haysu eta

( Ve o sağ elindekini at. Ne ürettilerse yutar. Kesinlikle o ürettikleri sihirbaz tuzağıdır. Her nereye yeterse yetsin sihirbaz iflah olmaz. )

20/70 Fe ulkiyes seharatu succeden kalu amenna bi rabbi harune ve musa

( Böylece sihirbazlar yere kapanarak atıldılar. "Harun’un ve Musa’nın Rab’bine inandık." dediler. )

20/71 Kale amentum lehu kable en azene lekum innehu le kebirukumullezi allemekumus sihr fe le ukattianne eydiyekum ve erculekum min hilafin ve le usallibennekum fi cuzuin nahli ve le ta'lemunne eyyuna eşeddu azaben ve ebka

( "Size izin vermemin öncesinde O'na inandınız ha. Kesinlikle O, size sihir öğretmiş olan büyüğünüzdür. O halde, kesinlikle ellerinizi ve ayaklarınızı karşıtlamasına kestireceğim ve sizi hurma kütüklerine astıracağım. Hangimizin azap olarak daha şiddetli ve baki olduğunu bileceksiniz." dedi. )

20/72 Kalu len nu'sirake ala ma caena minel beyyinati vellezi fetarana fakdi ma ente kad innema takdiy hazihil hayated dunya

( "Seni, bize o delillerden getirene ve o bizi yaratana tercih edemeyiz. O halde ne hüküm vereceksen ver. Kesinlikle o hükmettiğin bu dünya hayatıdır." dediler. )

20/73 İnna amenna bi rabbina li yağfira lena hatayana ve ma ekrahtena aleyhi mines sihr vallahu hayrun ve ebka

( Kesinlikle biz, hatalarımıza ve sihirden o bizi ona zorladığına karşı bize af eylemesi için Rab’bimize inandık. Allah daha hayırlıdır ve bakidir. )

20/74 İnnehu men ye'ti rabbehu mucrimen fe inne lehu cehennem la yemutu fiha ve la yahya

( Kesinlikle o Rab’bine suçlu olarak gelen kimse, artık cehennem kesinlikle onadır. Onun içinde ölmez ve dirilmez. )

20/75 Ve men ye'tihi mu'minen kad amiles salihati fe ulaike lehumud deracatul ula

( Ve O’na, iyilikler yapmış inanan olarak gelen kimseler, işte onlar, onlara yüksek dereceler vardır. )

20/76 Cennatu adnin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve zalike cezau men tezekka

( İçinde ebedi olacakları, altlarından nehirler akan ikamet bahçeleri. Temizlenmiş kimselerin karşılığı işte böyledir. )

20/77 Ve lekad evhayna ila musa en esri bi ibadi fadrib lehum tarikan fil bahri yebesa la tehafu deraken ve la tahşa

( Ve Musa’ya, kullarımı seyirtsin de denizin içinde onlara kuru yol beyan etsin, yetişilmekten korkmasın diye vahyettik. )

20/78 Fe etbeahum fir'avnu bi cunudihi fe ğaşiyehum minel yemmi ma ğaşiyehum

( Firavun orduları, askerleri ile onları takip etti de denizden onları örten, onları örttü. )

20/79 Ve edalle fir'avnu kavmehu ve ma heda

( Ve Firavun kavmini saptırdı ve yönlendiremedi. )

20/80 Ya beni israile kad enceynakum min aduvvikum ve vaadnakum canibet turil eymene ve nezzelna aleykumul menne ves selva

( Ey İsrailoğulları, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Size dağın sağ yanında vaad ettik. Üzerinize helva ve bıldırcın indirdik. )

20/81 Kulu min tayyibati ma razaknakum ve la tatğav fihi fe yehille aleykum ğadabi ve men yahlil aleyhi ğadabi fe kad heva

( O sizi rızıklandırdıklarımızın temizlerinden yiyin. Onun hakkında azgınlık etmeyin. Yoksa üzerinize öfkem iner. Üzerine öfkemin indiği kimse ise mahvolur. )

20/82 Ve inni le ğaffarun li men tabe ve amene ve amile salihan summehteda

( Ve kesinlikle ben o tevbe eden, inanan, iyilikler yapan ve sonra yönlenen kimseler için kesinlikle affedenim. )

20/83 Ve ma a'celek an kavmike ya musa

( Ve seni kavminden acele ettiren nedir ey Musa? )

20/84 Kale hum ulai ala eseri ve aciltu ileyke rabbi li terda

( "Onlar işte o izimin üzerindedirler. Rab’bim seni hoşnut etmek için sana acele ettim." dedi. )

20/85 Kale fe inna kad fetenna kavmeke min ba'dike ve edallehumus samiriyy

( "Kesinlikle biz, senden sonra kavmini sınadık. Onları Samiri saptırdı." dedi. )

20/86 Fe racea musa ila kavmihi ğadbane esifa kale ya kavmi e lem yeidkum rabbukum va'den hasena e fe tale aleykumul ahdu em eradtum en yehille aleykum ğadabun min rabbikum fe ahleftum mev'idi

( Musa öfkeli, üzüntülü olarak kavmine döndü. "Ey kavmim, Rab’biniz size güzel vaadi vaad etmedi mi? Ahd üzerinize uzun mu geldi? Rab’binizden üzerinize öfke inmesini mi istediniz? Böylece, vaadime ihtilaf ettiniz." dedi. )

20/87 Kalu ma ahlefna mev'ideke bi melkina ve lakinna hummilna evzaran min zinetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy

( "Sana olan vaadimize kendi hükmümüzle ihtilaf etmedik. Lakin biz kavmin süslerinden ağır yükler yüklendik de onları attık. Samiri’de işte böyle atmıştı." dediler. )

20/88 Fe ahrace lehum iclen ceseden lehu huvarun fe kalu haza ilahukum ve ilahu musa fe nesiy

( Böylece, onlara bağıran dişi buzağı gövdesi çıkardı. "İşte ilahınız ve Musa’nın ilahı budur. Ama o unuttu." dediler. )

20/89 E fe la yeravne en la yarciu ileyhim kavlen ve la yemliku lehum darran ve la nef'a

( Onlara söz olarak dönmediğini, onlara ne zarara, ne de faydaya malik olamadığını görmüyorlar mıydı? )

20/90 Ve lekad kale lehum harunu min kablu ya kavmi innema futintum bih ve inne rabbekumur rahmanu fettebiuni ve eti’u emri

( Ve önceden Harun onlara "Ey kavmim, kesinlikle onunla sınandınız. Kesinlikle Rab’biniz Rahman’dır. O halde, bana tabi olun ve emrime itaat edin." dedi. )

20/91 Kalu len nebreha aleyhi akifine hatta yarcia ileyna musa

( "Musa bize dönene kadar, ona inançta sebatkar olmayı bırakmayacağız." dediler. )

20/92 Kale ya harunu ma meneake iz raeytehum dallu

( "Ey Harun, onları sapmış olarak gördüğünde sana ne mani oldu?" dedi. )

20/93 En la tettebian e fe esayte emri

( Bana tabi olmadın da emrime isyan mı ettin? )

20/94 Kale yebneumme la te'huz bi lihyeti ve la bi ra'si inni haşitu en tekule ferrakte beyne beni israile ve lem terkub kavli

( Ey anamın oğlu, sakalımı tutma, başımı da. Kesinlikle ben “Sen İsrailoğullarının aralarını ayırdın ve sözümü dikkate almadın." demenden korktum." dedi. )

20/95 Kale fe ma hatbuke ya samiriyy

( "O halde, işin, söylemin neydi ey Samiri?" dedi. )

20/96 Kale besurtu bima lem yebsuru bihi fe kabadtu kabdaten min eserir rasuli fe nebeztuha ve kezalike sevvelet li nefsi

( "Ben onların görmediklerini gördüm. Resulün izinden avuçla avuçladım da onu bıraktım. İşte böyle nefsim beni sürükledi, teşvik etti." dedi. )

20/97 Kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev'iden len tuhlefeh venzur ila ilahikellezi zalte aleyhi akifa le nuharrikannehu summe le nensifennehu fil yemmi nesfa

( O halde ayrıl git. Kesinlikle hayatın içinde sana “Bana dokunuş yoktur." diye söylemen vardır. Ondan ihtilaf edip kaçamayacağın yer kesinlikle sanadır. O üzerine inançta sebatkar olduğun ilahına bak. Kesinlikle onu yakarız. Sonra kesinlikle onu  parçalanmış, dağılmış, temelinden yıkılmış olarak denizin içine savuracağız." dedi. )

20/98 İnnema ilahukumullahullezi la ilahe illa hu vesia kulle şey'in ilma

( Kesinlikle ilahınız, haricinde ilah olmayan o Allah’tır. Her şeyi ilmen genişçe kapsar. )

20/99 Kezalike nekussu aleyke min enbai ma kad sebak ve kad ateynake min ledunna zikra

( O geçmiş olan haberleri sana işte böyle anlatıyoruz. Sana indimizden hatırlatma verdik. )

20/100 Men a'rada anhu fe innehu yahmilu yevmel kiyameti vizra

( Kim ondan yüz çevirip dönerse, artık ayağa kalkış gününde kesinlikle o ağırlığı, yükü yüklenir. )

20/101 Halidine fih ve sae lehum yevmel kiyameti himla

( Onun içinde ebedidir. Ayağa kalkış gününde yük olarak onlara ne kötüdür. )

20/102 Yevme yunfehu fis suri ve nahşurul mucrimine yevmeizin zurka

( O gün borunun içine üflenir ve o gün suçluları masmavi toplarız. )

20/103 Yetehafetune beynehum in lebistum illa aşra

( Aralarında gizli konuşurlar. "Kesinlikle ancak on kaldınız." )

20/104 Nahnu a'lemu bima yekulune iz yekulu emseluhum tarikaten in lebistum illa yevma

( Biz o söylediklerini biliriz. Zamanında, onların yolca örnek olanları "Kesinlikle ancak bir gün kaldınız." diyorlardı. )

20/105 Ve yes'eluneke anil cibali fe kul yensifuha rabbi nesfa

( Ve sana dağlar hakkında sual ediyorlar. O halde de ki: "Rab’bim onları parçalar, temelinden yıkarak ufalayıp savurur." )

20/106 Fe yezeruha kaan safsafa

( Onları boş, dümdüz bırakır. )

20/107 La tera fiha ivecen ve la emta

( Orada eğrilik ve tümsek görmezsin. )

20/108 Yevmeizin yettebiuned daiye la ivece leh ve haşeatil asvatu lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa

( O gün, kendisinde eğrilik olmayan çağırıcıya tabi olurlar. Rahman için sesler kısılır da fısıltılı gizli ses haricindekini duymazsın. )

20/109 Yevmeizin la tenfeuş şefaatu illa men ezine lehur rahmanu ve radiye lehu kavla

( O gün, Rahman’ın kendilerine izin verdiği ve sözlerinden dolayı kendilerine razı, hoşnut olduğu kimseler haricindekilerin af vesilecilikleri fayda etmez.   )

20/110 Ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yuhiytune bihi ilma

( Öncelerinde olanı ve sonralarında olanı bilir. Onu ilmen kuşatıp kavrayamazlar. )

20/111 Ve anetil vucuhu lil hayyil kayyum ve kad habe men hamele zulma

( Ve yüzler daima diri olan için eğilmiştir. O zulmü yüklenen kimse zarara uğramıştır. )

20/112 Ve men ya'mel mines salihati ve huve mu'minun fe la yehafu zulmen ve la hadma

( Ve kim iyiliklerden yaparsa ve o inanansa, artık zulümden ve ezilmekten korkmaz. )

20/113 Ve kezalike enzelnahu kur'anen arabiyyen ve sarrafna fihi minel veiydi leallehum yettekune ev yuhdisu lehum zikra

( Ve Kur'an’ı işte böyle Arapça indirdik. Onun içinde vaadlerden, tehditlerden sarfettik. Umulur ki sakınırlar veya onlara hatırlamadan söz ederler. )

20/114 Fe tealellahul melikul hakk ve la ta'cel bil kur'ani min kabli en yukda ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidni ilma

( Gerçeğin maliki Allah yücedir. Sana O’nun vahyinin hükmedilmesinden önce okumada acele etme. De ki: "Rab’bim bana ilmi artır." )

20/115 Ve lekad ahidna ila ademe min kablu fe nesiye ve lem necid lehu azma

( Ve önceden Adem’e ahdettik de unuttu. O'nda azim bulamadık. )

20/116 Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis eba

( Ve zamanında meleklere "Adem için yere kapanın." dedik de, direten İblis hariç yere kapandılar. )

20/117 Fe kulna ya ademu inne haza aduvvun leke ve li zevcike fe la yuhricennekuma minel cenneti fe teşka

( Böylece, "Ey Adem, kesinlikle bu senin için ve eşin için düşmandır. O halde, kesinlikle sizi cennetten çıkarmasın. Yoksa meşakkat içinde bedbaht olursun." dedik.  )

20/118 İnne leke en la tecua fiha ve la ta'ra

( Kesinlikle sana orada acıkmaman ve çıplak olmaman vardır. )

20/119 Ve enneke la tazmeu fiha ve la tadha

( Ve kesinlikle sen orada susamazsın ve sıcakta yanmazsın. )

20/120 Fe vesvese ileyhiş şeytanu kale ya ademu hel edulluke ala şeceratil huldi ve mulkin la yebla

( Böylece şeytan ona vesvese verdi. "Ey Adem, seni ebediyet ağacına ve çökmeyen mülke yönelteyim mi?" dedi. )

20/121 Fe ekela minha fe bedet lehuma sev'atuhuma ve tafika yahsifani aleyhima min verakil cenneti ve asa ademu rabbehu fe ğava

( Ondan yediler de çirkinlikleri, ayıpları onlara ortaya açığa çıktı. Bahçenin yapraklarından üzerlerine örtüp yamamaya başladılar. Adem Rab’bine isyan etti de azdı. )

20/122 Summectebahu rabbuhu fe tabe aleyhi ve heda

( Sonra Rab’bi ona kabul etti de üzerine tevbe eyledi ve yönlendirdi. )

20/123 Kalehbita minha cemian ba'dukum li ba'din aduvv fe imma ye'tiyennekum minni huden fe men ittebea hudaye fe la yedillu ve la yeşka

( "Birbirinize düşman olarak oradan topluca inin. Eğer benden kesinlikle size yönlendirme gelirse, yönlendirmeye tabi olan kimseler artık sapmazlar ve meşakkatlı bedbaht olmazlar." dedi. )

20/124 Ve men a'rada an zikri fe inne lehu meiyşeten danken ve nahşuruhu yevmel kiyameti a'ma

( Ve kim beni hatırlamadan yüz çevirip dönerse, dar geçimlik kesinlikle onadır. Onu ayağa kalkış gününde kör olarak toplarız. )

20/125 Kale rabbi lime haşerteni a'ma ve kad kuntu besira

( "Rab’bim, neden beni kör olarak topladın. Ben görmekteydim." dedi. )

20/126 Kale kezalike etetke ayatuna fe nesiteha ve kezalikel yevme tunsa

( "İşte böyle, sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun. Bugün de böyle unutulursun." dedi. )

20/127 Ve kezalike neczi men esrafe ve lem yu'min bi ayati rabbih ve le azabul ahirati eşeddu ve ebka

( Ve o israf eden ve Rab’lerinin ayetlerine inanmayan kimseleri işte böyle karşılıklandırırız. Ahiretin azabı daha şiddetli ve baki olacaktır. )

20/128 E fe lem yehdi lehum kem ehlekna kablehum minel kuruni yemşune fi mesakinihim inne fi zalike le ayatin li ulin nuha

( Onlardan önce, meskenlerinde gezen nice nesillerden helak etmemiz onları yönlendirmedi mi? Kesinlikle bunda, akıl sahipleri için ayetler vardır. )

20/129 Ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kane lizamen ve ecelun musemma

( Ve şayet Rab’binden geçmiş kelime ve isimlendirilmiş belirli vade olmasaydı, azab olurdu. )

20/130 Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluiş şemsi ve kable ğurubiha ve min anail leyli fe sebbih ve atrafen nehari lealleke terda

( O halde, o dediklerine sabret. Güneş’in yükselip doğuşu öncesinde ve batışı öncesinde Rab’bini övgü sözleriyle öv. Gecenin geç vakitlerinde ve gündüzün kenarlarında da O’nu övgü sözleriyle öv. Umulur ki razı, hoşnut olursun. )

20/131 Ve la temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum zehratel hayatid dunya li neftinehum fih ve rizku rabbike hayrun ve ebka

( Ve onlardan eşleri, o faydalandırdıklarımıza gözünü dikme. Onlar, onları sınamamız için dünya hayatının parlaklıklarıdır, süsleridir. Rab’binin rızıkı daha hayırlıdır ve bakidir. )

20/132 Ve'mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes'eluke rizka nahnu nerzukuk vel akibetu lit takva

( Ve ailene duayı emret ve ona sabret. Sana rızık sual etmiyoruz. Seni biz rızıklandırırız. Sonuç sakınma içindir. )

20/133 Ve kalu lev la ye'tina bi ayetin min rabbih e ve lem te'tihim beyyinetu ma fis suhufil ula

( Ve "Bize Rab’binden ayetler ile gelmeli değil miydi?" dediler. Onlara, öncekilerin sahifeleri içinde olan deliller gelmedi mi? )

20/134 Ve lev enna ehleknahum bi azabin min kablihi le kalu rabbena lev la erselte ileyna rasulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza

( Ve şayet kesinlikle biz, ondan önce onları azap ile helak etseydik, "Rab’bimiz bize resul göndermeli değil miydin? Böylece alçalmamızın ve rezil olmamızın öncesinde ayetlerine tabi olsaydık." diyeceklerdi. )

20/135 Kul kullun muterabbisun fe terabbesu fe se ta'lemune men ashabus siratis seviyyi ve men ihteda

( De ki: "Hepimiz gözetip bekleyenleriz. O halde gözetip bekleyin. Düz yolun sahibi kimdir ve yönlenen kimdir böylece bileceksiniz." )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...