Saturday, May 2, 2026

43 - ZUHRUF

ZUHRUF 43/1 Ha mim

( Ha mim  )

43/2 Vel kitabil mubin

( Ve apaçık kitap )

43/3 İnna cealnahu kur'anen arabiyyen leallekum ta'kilun

( Kesinlikle biz onu Arapça Kur'an kıldık. Umulur ki akıl edersiniz. )

43/4 Ve innehu fi ummil kitabi ledeyna le aliyyun hakim

( Ve kesinlikle o, yanımızdaki yüce hakim ana kitabın içindedir. )

43/5 E fe nadribu ankumuz zikra safhan en kuntum kavmen musrifin

( Müsrifler kavmi oldunuz diye yüz çevirip sizden hatırlatmayı uzaklaştıralım mı? )

43/6 Ve kem erselna min nebiyyin fil evvelin

( Ve evvelkilerin içinde olan nice habercilerden gönderdik. )

43/7 Ve ma ye’tihim min nebiyyin illa kanu bihi yestehziun

( Ve onlara, alay etmiş olduklarının haricinde haberciden gelmedi. )

43/8 Fe ehlekna eşedde minhum batşen ve meda meselul evvelin

( Böylece, kuvvetçe, tutuşça onlardan daha şiddetlilerini helak ettik. Evvelkilerin misali de geçmiştir. )

43/9 Ve lein seeltehum men halekas semavati vel erda le yekulunne halekahunnel azizul alim

( Ve onlara "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sual etsen, "Onları yüce bilen yarattı." derler. )

43/10 Ellezi ceale lekumul erda mehden ve ceale lekum fiha subulen leallekum tehtedun

( O yeri size beşik kıldı. Orada size yollar oluşturdu. Umulur ki yönlenirsiniz. )

43/11 Vellezi nezzele mines semai maen bi kader fe enşarna bihi beldeten meyta kezalike tuhracun

( Ve o gökten ölçü ile su indirdi de onunla ölü beldeyi dirilttik. İşte böyle çıkarılırsınız. )

43/12 Vellezi halekal ezvace kulleha ve ceale lekum minel fulki vel en'ami ma terkebun

( Ve eşlerin hepsini o yarattı. Size, o bindiğiniz gemilerden ve hayvanlardan oluşturdu. )

43/13 Li testevu ala zuhurihi summe tezkuru ni'mete rabbikum iz esteveytum aleyhi ve tekulu subhanellezi sehhara lena haza ve ma kunna lehu mukrinin

( Onların arkalarına binmeniz, sonra onların üzerlerine bindiğinizde Rab’binizin nimetini hatırlamanız ve "O yücedir ki bunu bizim buyruğumuza verdi. Biz O’na eşlik edenler olamayız." demeniz için. )

43/14 Ve inna ila rabbina le munkalibun

( “Ve kesinlikle biz Rab’bimize döneceğiz." )

43/15 Ve cealu lehu min ibadihi cuz'a innel insane le kefurun mubin

( Ve O'na kullarından parçalar oluşturdular. Kesinlikle insan apaçık inkar edendir. )

43/16 Em ittehaze min ma yahluku benatin ve asfakum bil benin

( O yarattıklarından kızlar edindi de, size oğulları mı seçti? )

43/17 Ve iza buşşira ehaduhum bima darabe lir rahmani meselen zalle vechuhu musvedden ve huve kezim

( Ve onlardan biri, o Rahman’a misal olarak beyan ettiği ile müjdelendiğinde, yüzü gölgelenip kararır. O öfkesini açığa vurmaz.  )

43/18 E ve men yuneşşeu fil hilyeti ve huve fil hisami ğayru mubin

( O süs, zinet içinde yetişen ve hasımlıkta açık olamayan kimseyi mi? )

43/19 Ve cealul melaiketellezine hum ibadur rahmani inasa e şehidu halkahum setuktebu şehadetuhum ve yus'elun

( Ve o melekleri, onları "Rahman’ın kadın kulları." kıldılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların şahitlikleri yazılacak ve sual edilecekler.  )

43/20 Ve kalu lev şaer rahmanu ma abednahum ma lehum bi zalike min ilmin in hum illa yahrusun

( Ve "Şayet Rahman dileseydi, onlara kulluk etmezdik." dediler. Onlara bunun hakkında ilimden yoktur. Kesinlikle onlar ancak saçmalarlar.  )

43/21 Em ateynahum kitaben min kablihi fe hum bihi mustemsikun

( Onlara önceden kitap verdik de onlar ona tutunanlar mıdır? )

43/22 Bel kalu inna vecedna abaena ala ummetin ve inna ala asarihim muhtedun

( Bilakis, "Kesinlikle biz babalarımızı topluluk üzerinde bulduk. Kesinlikle biz, yönlendirilenler olarak, onların izlerinin üzerindeyiz." dediler. )

43/23 Ve kezalike ma erselna min kablike fi karyetin min nezirin illa kale mutrafuha inna vecedna abaena ala ummetin ve inna ala asarihim muktedun

( Ve işte böyle, senden önce, oradaki refah şımarıklarının "Kesinlikle biz babalarımızı topluluk üzerinde bulduk. Kesinlikle biz onların izlerinin üzerinde uyumluyuz." dedikleri haricindeki şehire uyarıcı göndermedik. )

43/24 Kale e ve lev ci'tukum bi ehda min ma vecedtum aleyhi abaekum kalu inna bima ursiltum bihi kafirun

( "Şayet size, o babalarınızı üzerinde bulduklarınızdan daha doğru yönlendirmeyle geldiysem." dedi. "Kesinlikle biz o birlikte gönderildiğinizi inkar ederiz." dediler. )

43/25 Fentekamna minhum fenzur keyfe kane akibetul mukezzibin

( Böylece onlardan intikam aldık da yalanlayanların sonu nasıl oldu bak. )

43/26 Ve iz kale ibrahimu li ebihi ve kavmihi inneni beraun min ma ta'budun

( Ve zamanında İbrahim babasına ve kavmine "Kesinlikle ben o kulluk ettiklerinizden beriyim." dedi. )

43/27 İllellezi fetarani fe innehu seyehdin

( O beni yaratan hariç. Artık kesinlikle O beni yönlendirecektir. )

43/28 Ve cealeha kelimeten bakiyeten fi akibihi leallehum yarciun

( Ve onu, kendinden sonraki bakiye kelime kıldı. Umulur ki dönerler. )

43/29 Vel metta'tu haulai ve abaehum hatta caehumul hakku ve rasulun mubin

( Ve işte onları ve babalarını, gerçek ve apaçık resul gelene kadar faydalandırdım. )

43/30 Ve lemma caehumul hakku kalu haza sihrun ve inna bihi kafirun

( Ve onlara gerçek geldiğinde "Bu sihirdir. Biz onu kesinlikle inkar ederiz." dediler. )

43/31 Ve kalu lev la nuzzile hazel kur'anu ala raculin minel karyeteyni azim

( Ve "Bu Kur'an iki büyük şehirden bir adamın üzerine indirilmeli değil miydi?" dediler. )

43/32 E hum yaksimune rahmete rabbik nahnu kasemna beynehum meiyşetehum fil hayatid dunya ve rafa'na ba'dahum fevka ba'din deracatin li yettehize ba'duhum ba'dan suhriyya ve rahmetu rabbike hayrun min ma yecmeun

( Rab’binin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında, onların aralarında geçimliklerini biz bölüştürdük. Bazılarının bazılarını buyruk vermek üzere edinmeleri için bazılarını bazılarının üstüne derecelerle yükselttik. Rab’binin rahmeti, o toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. )

43/33 Ve lev la en yekunen nasu ummeten vahideten le cealna li men yekfuru bir rahmani li buyutihim sukufen min fiddatin ve mearice aleyha yazherun

( Ve şayet insanların tek topluluk olma durumu olmasaydı, Rahman’ı inkar eden kimselerin evleri için gümüş çatılar, tavanlar ve onun üzerine çıkmaya merdivenler oluştururduk. )

43/34 Ve li buyutihim ebvaben ve sururan aleyha yettekiun

( Ve onların evleri için kapılar ve üzerinde yaslanıp oturacakları koltuklar. )

43/35 Ve zuhrufa ve in kulli zalike lemma metaul hayatid dunya vel ahiratu inde rabbike lil muttekin

( Ve altın, süs zinet. Kesinlikle bunların hepsi dünya hayatının faydasıdır. Rab’binin indindeki ahiret sakınanlar içindir. )

43/36 Ve men ya'şu an zikrir rahmani nukayyid lehu şeytanen fe huve lehu karin

( Ve kim Rahman’ı hatırlamadan yüz çevirirse, ona şeytanı saplarız da o ona arkadaş olur. )

43/37 Ve innehum le yesuddunehum anis sebili ve yahsebune ennehum anis sebili ve yahsebune ennehum muhtedun

( Ve kesinlikle onlar yoldan döndürürler. Kesinlikle kendilerinin yol üzerinde olduklarını sanarlar. Kesinlikle onlar yönlendirilenler olduklarını sanarlar. )

43/38 Hatta iza caena kale ya leyte beyni ve beyneke bu'del meşrikayni fe bi'sel karin

( Nihayet bize geldiğinde "Ey keşke seninle aramda iki doğu kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arakadaş." der.  )

43/39 Ve len yenfeakumul yevme iz zalemtum ennekum fil azabe muşterikun

( Ve bugün size fayda sağlamaz. Zamanında zulmettiniz. Kesinlikle siz azap içinde ortaklık edenlersiniz. )

43/40 E fe ente tusmius summe ev tehdil umye ve men kane fi dalalin mubin

( O halde sağıra sen mi duyduracaksın veya körü ve o apaçık sapıklık içinde olan kimseleri sen mi yönlendireceksin? )

43/41 Fe imma nezhebenne bike fe inna minhum muntekimun

( Eğer seni kesinlikle ayırıp gidersek bile, kesinlikle biz onlardan intikam alanlar oluruz. )

43/42 Ev nuriyennekellezi veadnahum fe inna aleyhim muktedirun

( Veya onlara o vaad ettiğimizi sana gösteririz. Kesinlikle biz onların üzerinde kudretliyiz. )

43/43 Festemsik billezi uhiye ileyk inneke ala siratin mustekim

( O halde sana o vahyedilene tutun. Kesinlikle sen doğru yol üzerindesin. )

43/44 Ve innehu le zikrul leke ve li kavmik ve sevfe tus'elun

( Ve kesinlikle o, sana ve kavmin için hatırlatmadır. Yakında sual edileceksiniz.  )

43/45 Ves'el men erselna min kablike min rusulina e cealna min dunir rahmani aliheten yu'bedun

( Ve resullerimizden o senden önce gönderdiğimiz kimselere sual et. Rahman dışında, kulluk edilmeye ilahlar oluşturmuş muyuz? )

43/46 Ve lekad erselna musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihi fe kale inni rasulu rabbil alemin

( Ve Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve ileri gelenlerine gönderdik de "Ben alemlerin Rab’binin resulüyüm." dedi. )

43/47 Fe lemma caehum bi ayatina iza hum minha yadhakun

( Böylece onlara ayetlerimizle geldiğinde, o zaman onlar onlardan gülüştüler.  )

43/48 Ve ma nurihim min ayetin illa hiye ekberu min uhriha ve ehaznahum bil azabi leallehum yarciun

( Ve onlara, diğerinden daha büyük olan ayet haricindekini göstermedik. Onları azap ile yakaladık. Umulur ki dönerler. )

43/49 Ve kalu ya eyyuhes sahirud'u lena rabbeke bima ahide indeke innena le muhtedun

( Ve "Ey sihirbaz, indindeki ahdinden dolayı bize Rab’bini çağır. Kesinlikle bizler yönlendirilenler olacağız." dediler. )

43/50 Fe lemma keşefna anhumul azabe iza hum yenkusun

( Böylece, onlardan azabı açıp kaldırdığımızda, o zaman onlar vazgeçtiler. )

43/51 Ve nada fir'avnu fi kavmihi kale ya kavmi e leyse li mulku misra ve hazihil enharu tecri min tahti e fe la tubsirun

( Ve Firavun kavmine seslenerek "Ey kavmim, ülkenin ve altımdan akan bu nehirlerin mülkü bana değil mi? O halde görmüyor musunuz?" dedi. )

43/52 Em ene hayrun min hazellezi huve mehinun ve la yekadu yubin

( Ben bu aşağılık hakirden ve açıklama yapamayandan daha hayırlı değil miyim?  )

43/53 Fe lev la ulkiye aleyhi esviratun min zehebin ev cae meahul melaiketu mukterinin

( Onun üzerine altından bilezikler atılmalı değil miydi? Veya onunla birlikte melekler yaklaşarak gelmeli değiller miydi? )

43/54 Festehaffe kavmehu fe etauh innehum kanu kavmen fasikin

( Böylece kavmini hafife alıp küçümsedi de ona itaat ettiler. Kesinlikle onlar günahkarlar kavmi oldular. )

43/55 Fe lemma asefunentekamna minhum fe ağraknahum ecmein

(Bizi üzdüklerinde, öfkelendirdiklerinde onlardan intikam aldık da onları topluca boğduk. )

43/56 Fe cealnahum selefen ve meselen lil ahirin

( Böylece onları selef ve sonrakiler için misal kıldık. )

43/57 Ve lemma duribebnu meryeme meselen iza kavmuke minhu yesiddun

( Ve Meryem’in oğlu misal olarak beyan edildiğinde, o zaman kavmin ondan bağrıştılar. )

43/58 Ve kalu e alihetuna hayrun em hu ma darabuhu leke illa cedela bel hum kavmun hasiymun

( Ve "İlahlarımız mı yoksa o mu daha hayırlıdır?" dediler. Onu sana mücadele etme haricinde beyan etmediler. Bilakis onlar hasımlar kavmiydi. )

43/59 İn huve illa abdun en'amna aleyhi ve cealnahu meselen li beni israil

( Kesinlikle o ancak üzerine nimet verdiğimiz kuldur. Onu İsrailoğulları için misal kıldık. )

43/60 Ve lev neşau le cealna minkum melaiketen fil erdi yahlufun

( Ve şayet dileseydik, sizlerden yerde halef olacak melekler oluştururduk. )

43/61 Ve innehu le ilmun lis saati fe la temterunne biha vettebiun haza siratun mustekim

( Ve kesinlikle o saat için ilimdir. O halde ondan şüphe etmeyin ve bu doğru yola tabi olun. )

43/62 Ve la yesuddennekumuş şeytan innehu lekum aduvvun mubin

( Ve kesinlikle şeytan sizi döndürmesin. Kesinlikle o size apaçık düşmandır. )

43/63 Ve lemma cae iysa bil beyyinati kale kad ci'tukum bil hikmeti ve li ubeyyine lekum ba'dallezi tahtelifune fih fettekullahe ve eti’un

( Ve İsa deliller ile geldiğinde "O bazınızın hakkında ihtilaf ettiğini size açıklamak için size sırrı getirdim. O halde Allah’tan sakının ve bana itaat edin." dedi.  )

43/64 İnnellahe huve rabbi ve rabbukum fa'buduh haza siratun mustekim

( Kesinlikle Allah, o Rab’bim ve Rab’binizdir. O halde O’na kulluk edin. Doğru yol budur. )

43/65 Fahtelefel ahzabu min beynihim fe veylun lillezine zalemu min azabi yevmin elim

( Böylece gruplar aralarında ihtilaf ettiler. Artık elim günün azabından, o zulmedenlerin vay haline. )

43/66 Hel yenzurune illes saate en te'tiyehum bağteten ve hum la yeş'urun

( Ancak saat onlara ansızın, onlar farketmezlerken, gelsin diye mi bakıyorlar? )

43/67 El ehillau yevmeizin ba'duhum li ba'din aduvvun illel muttekin

( O gün dostlar, sakınanlar haricinde, onlar birbirlerine düşmandırlar.  )

43/68 Ya ibadi la havfun aleykumul yevme ve la entum tahzenun

( Ey kullarım, bugün üzerinize korku yoktur. Sizler hüzünlenmeyeceksiniz. )

43/69 Ellezine amenu bi ayatina ve kanu muslimin

( O ayetlerimize inananlar ve teslim olanlar. )

43/70 Udhulul cennete ve ezvacukum tuhberun

( Siz ve eşleriniz cennete girin. İyi haberler verilerek sevindirileceksiniz. )

43/71 Yutafu aleyhim bi sihafin min zehebin ve ekvab ve fiha ma teştehihil enfusu ve telezzul a'yun ve entum fiha halidun

( Altından tepsiler ve kadehler ile üzerlerinde etraflarında dolaşılır. O nefislerin iştahlandığı ve gözlerin hoşlandığı oradadır. Sizler orada ebedisiniz. )

43/72 Ve tilkel cennetulleti uristumuha bima kuntum ta'melun

( Ve bu, o yapmakta olduklarınızdan dolayı varis kılındığınız o cennettir. )

43/73 Lekum fiha fakihetun kesiratun minha te'kulun

( Size orada çokça meyveler vardır. Onlardan yersiniz. )

43/74 İnnel mucrimine fi azabi cehenneme halidun

( Kesinlikle suçlular ebedi olarak cehennem azabının içindedirler. )

43/75 La yufetteru anhum ve hum fihi mublisun

( Onlardan hafifletilmez. Onlar onun içinde ümitsizlerdir. )

43/76 Ve ma zalemnahum ve lakin kanu humuz zalimin

( Ve onlara zulmetmedik. Lakin onlar zalimler oldular. )

43/77 Ve nadev ya maliku li yakdi aleyna rabbuk kale innekum makisun

( Ve "Ey malik, Rab’bin üzerimize hüküm versin." diye seslenirler. "Kesinlikle siz öylece duranlarsınız." der. )

43/78 Lekad ci'nakum bil hakki ve lakinne ekserakum lil hakki karihun

( Size gerçeği getirdik. Lakin çoğunluğunuz gerçek için isteksizsinizdir.  )

43/79 Em ebramu emran fe inna mubrimun

( İş mi kararlaştırdılar? O halde biz de kararlılarız. )

43/80 Em yahsebune enna la nesmeu sirrahum ve necvahum bela ve rusuluna ledeyhum yektubun

( Kesinlikle bizim onların sırlarını ve gizli fısıltılarını duymadığımızı mı sandılar? Bilakis, yanlarındaki resullerimiz yazarlar. )

43/81 Kul in kane lir rahmani veledun fe ene evvelul abidin

( De ki: "Eğer Rahman’ın çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum." )

43/82 Subhane rabbis semavati vel erdi rabbil arşi an ma yesifun

( Göklerin ve yerin Rab’bi, arşın, tahtın Rab’bi o vasfettiklerinden yücedir. )

43/83 Fe zerhum yahudu ve yel'abu hatta yulaku yevmehumullezi yuadun

( Artık onları bırak, vaad edildikleri o günle karşılaşıncaya kadar dalıp gitsinler ve eğlensinler. )

43/84 Ve huvellezi fis semai ilahun ve fil erdi ilah ve huvel hakimul alim

( Ve O gökte ilahtır ve yerde ilahtır. O hakimdir bilendir. )

43/85 Ve tebarakellezi lehu mulkus semavati vel erdi ve ma beynehuma ve indehu ilmus saah ve ileyhi turceun

( Ve O bereketlidir. Göklerin, yerin ve o onların aralarındakilerinin mülkü O’nadır. Saatin ilmi O’nun indindedir. O'na döndürülürsünüz. )

43/86 Ve la yemlikullezine yed'une min dunihiş şefaate illa men şehide bil hakki ve hum ya'lemun

( Ve o O’ndan başka çağırdıkları, af için vesileye malik olamazlar. O gerçeğe şahit olanlar hariç. Onlar bilirler. )

43/87 Ve lein seeltehum men halekahum le yekulunnellahu fe enna yu'fekun

( Ve eğer onlara "Onları kim yarattı?" diye sual edersen, "Kesinlikle Allah." derler. O halde nasıl döndürülürler? )

43/88 Ve kiylihi ya rabbi inne haulai kavmun la yu'minun

( Ve onun dediği "Ey Rab’bim, işte kesinlikle onlar inanmayan kavimdir." )

43/89 Fasfah anhum ve kul selam fe sevfe ya'lemun

( O halde onları hoşgör. De ki: "Selam." Artık yakında bilecekler. )

No comments:

Post a Comment

SURELER VE AYET ADETLERİ

Sure No - Sure İsmi - Anlam ı - Ayet Adedi 1 - FATİHA ( فَاتِحَةِ ) - Açılış - 7 2 - BAKARA ( بَقَرَةِ ) - Sığır, Yarmak, Delmek - 286 ...